Giresun Bilgi Adresi
10 Şubat 2012, 04:14:33 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
 
Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Kemençe
Konudaki Cevap Sayısı
2
Konuya Bakanlar 0 Üye ve 26 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntüleme Sayısı
2253

+ Giresun Bilgi Adresi > HAVADAN SUDAN > Müzik, Video, Sinema > Müzik Aletleri > Kemençe
Sayfa: [1]
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadı Say Bu Konuyu Gönder Yazdır

Gönderen Konu: Kemençe  (Okunma Sayısı 2253 defa)
 
18 Nisan 2009, 01:20:48
cavuismail
Kahraman Üye
*

     Üye No : 3
     Yaş : 46
     Cinsiyet : Bay
     Nerden : İSTANBUL
     Konu : 321
     Mesaj : 1,272
Karma +150/-11





Üyenin Mesajı:
TARİHÇE

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Farsça kökenli bir kelime olan "kemençe" aynı dildeki "keman(=yay,kavis)" kelimesi ile "-çe(=küçültme eki)" ekinin bir araya gelmesinden oluşur ve "yayla çalınan küçük saz" anlamını taşır. Öte yandan Divan-ı Lûgat-it Türk'te  "-çe" benzetme ekidir. buna göre Kemençe  "kemana benzer" "keman gibi" anlamı kazanmaktadır.

Orta Asya’da şekil olarak bugünkü kemençeye tam benzemeyen, fakat onun atası sayılabilecek birçok saz görülür. Orta ve Uzak Asya Müslüman ve Moğol saz takımlarındaki yaylı sazlar incelendiğinde farklı isimlere de rastlanmakla birlikte (örneğin Kırgızistan ve Özbekistanda Kıyak) çoğunlukla "Kemençe veya Kemançe" adının verildiğine ve   "Iklığ - Iklık" adıyla beraber kullanıldığına rastlıyoruz. Benzer şekilde Fransa'da "Pochette (poşet) " İngiltere'de ise "Kit" olarak adlandırılan ve kemençe ile benzerliklere sahip yaylı çalgı türü olduğu bilinmektedir. Kemençenin -çe ekindeki küçültme anlamı pochette kelimesinde de vardır. Çünkü Fransızca da bu kelimenin cep, kese yada cepte taşının şey gibi anlamları vardır

Kemençe kelimesi bugün Türkiye dışında İran, Ermenistan, Yunanistan, Gürcistan, Azerbaycan gibi pek çok ülkede kullanılmaktadır.   Günümüz Türkiye'sinde biri klasik türk müziğinin Armudi kemençesi, diğeri ise Doğu Karadeniz halk müziğinin Karadeniz kemençesi olmak üzere iki tür kemençe kullanılmaktadır. Ayrıca kabak kemani de bazen kemençe olarak isimlendirilmektedir. Armudi kemençe ve kemaninin benzerlerine rastlanmakla birlikte (Macarlar benzer türde çalgıya HEGEDÜ, Yunanlılar LİRA, Bulgarlar GADULGA, Araplar REBAP adını vermişlerdir) Karadeniz kemençesinin şekil ve çalınış tarzı bakımından benzeri bulunmamaktadır. 18. yy. sonlarına kadar Türk müziğinin tek yaylı sazı olan Kemençe'nin yerini, Batının önce Viola d'amore'si (sinekemanı adıyla), sonra da Violino'su (keman) aldı. Ama Karadeniz kemençesi horonlar sayesinde, armudi kemençe ise 19. yy. ortalarına doğru girdiği fasıl topluluğu içinde günümüze kadar gelebildi.

Bu sitenin konusu olan Karadeniz kemençesi Doğu Karadeniz Bölgesi dışında Yunanistan ve diğer ülkelere göç etmiş olan Karadeniz kökenli mübadil Rumlar tarafından da halen yaşatılmaktadır. Ayrıca Trabzon ve çevresinden göç eden Ermenilerinde bu sazı kullandıkları bilinmektedir.

Türk müziğinin bu en küçük yaylı sazı, boy-bosundan umulmayacak güçte bir ses yüksekliğine ve tınısına sahiptir .
 
  
Logged
cavuismail'adlı üyenin imzası
FINDIĞIN BAŞKENTİ, KİRAZ'IN ANAVATANI, YEŞİLLE MAVİNİN BİRLEŞTİĞİ, KARADENİZİN TEK ADASI, ATATÜRK'ÜN MUHAFIZ ALAY KOMUTANI TOPAL OSMAN'IN MEMLEKETİ -GİRESUN -
Giresunform Mod
Site Polisi
*****
Offline

Konular: 2,328


View Profile
Re: Kemençe
« Posted on: 10 Şubat 2012, 04:14:33 »

 
      uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.

giris  kayit
Logged
18 Nisan 2009, 01:22:24
cavuismail
Kahraman Üye
*

     Üye No : 3
     Yaş : 46
     Cinsiyet : Bay
     Nerden : İSTANBUL
     Konu : 321
     Mesaj : 1,272
Karma +150/-11


Üyenin Mesajı:
KEMENÇENİN ÖZELLİKLERİ

BAŞ : Kemençenin saptan sonra gelen en üst kısmıdır. Üzerinde akort burgularını yani kulakları taşır. Tellerin takılabilmesi ve saklanması amacıyla arka taraftan içi boşaltılmış olan bu parça çalma sırasında sapı tutan ele mesnet olacak şekilde tasarlanmıştır. Kemençenin bu kısmına Rumlar tepe veya kifal demektedir.

 
 
SAP   : Elin kemençeyi kavradığı kısımdır. Aşağıdan yukarı doğru incelerek gelir. Bunda amaç sapın avuç içine tamamen oturmasıdır. Bazen ayakta çalınması zorunluluk olan bu sazın yorulmadan çalınabilmesi için sapın şekli ve ölçüleri çok önemlidir. Rumlarca goula olarakadlandırılır.

 
 
 
GÖVDE   : Adından da anlaşılacağı gibi kemençenin ana bölümüdür.  İçinin oyulmuş olması nedeniyle tekne olarak ta adlandırılır. Aşağıdan yukarıya doğru hafif daralır. Rumca adı Soma'dır.
 
KULAKLAR  : Genellikle üç adettir. Teller kulakların çubuğuna sarılarak akort yapılır. Akordun rahat yapılabilmesi için kulakların burgu kısmı hafif oval yapılır. Burgunun altındaki çubuk kısmının ucu tellerin kolayca bağlanabilmesi için yarıktır. Teller kulaklara gelmeden önce baş ile sapın birleştiği yerdeki (üs eşiğin üstü) deliklerden geçer. Karadeniz kemençesinde en üst kulağın boyu baş kısmın şekli nedeniyle diğer ikisinden biraz uzundur. Rum kemençesinde ise boyları aynıdır ve otia olarak isimlendirilir.
 
 
ALT EŞİK   : Tellerin kemençenin dip tarafında sabitlendiği kısımdır. Orta eşik gibi seyyardır. Dip tarafına geçirilen metal bir bağ ile gövdenin dip kısmındaki çıkıntıya monte edilir. Rumca'da Palikar olarak bilinir.

ORTA EŞİK   : Gergin telleri kapak üzerinde belirli mesafede tutan alt ve üst eşikler arasındaki bu seyyar mesnet halk arasında köprü (Rumca Gaidaron) olarak ta bilinir. Yerleştirilirken ses delikleri ortalanır. Tellerin üzerine oturduğu kısmı yani üst yüzeyi hafif kamburdur.

ÜSTEŞİK   :Gövdenin üst kısmında tellerin kulaklara geçtiği yerde kapağa değmelerini engelleyecek şekilde yerleştirilen sabit destektir. Hal arasında yastık olarak ta bilinir.

DİREK   : Can direği olarakta adlandırılır. İki ses deliği arasında kapağa destek olacak şekilde yerleştirilir. Üst ucu orta eşiğin bir ayağının tam altına denk getirilir. Görevi titreşimi arttırark sesi gürleştirmek ve kapağın içeri göçmesini engellemektir. Rumcası Stoular dır.

KAPAK   : Gövdenin oyulmuş olan üst yüzeyini tamamen kaplayacak şekilde hafif dışa bombeli diğer sazların göğüs olarak adlandırılan kısmıdır. Rumca'da da kapak denmektedir ancak Rum kemençesinin kapağı bombeli değil düzdür.

SES DELİKLERİ   : Kapağın üzerindeki dikine iki yarıktır. Bu yarıklar sesin dışarı çıkmasına yardımcı olurlar. Rum kemençesinde genellikle bu yarıkların alt ve üst kısmında ikişer ve gövdenin iki yanında iki olmak üzere altı delik daha bulunur ve Rothounia olarak adlandırılır .

YAY   : Rumların Doksar dediği ve kemençenin boyundan biraz kısa bir çubuğa at kıllarının bağlamnası ile elde edilen bu parça reçinelenmiş at kılı demetinin tellere sürtülmesi ile ses çıkarır. Kıllar Keman yayınki kadar gergin değil hafif sarkıktır.

KLAVYE   : Sap üzerinden başlayan ve aşağıya doğru genişleyen uç tarafı bazen yuvarlak ama genellikle sivri olan ve parmakların notaları bulmak için üzerinde gezindiği parçadır. Şekli nedeniyle kravat olarak ta adlandırılan bu parçanın Rumca ismi spaler'dir.

 
Logged
cavuismail'adlı üyenin imzası
FINDIĞIN BAŞKENTİ, KİRAZ'IN ANAVATANI, YEŞİLLE MAVİNİN BİRLEŞTİĞİ, KARADENİZİN TEK ADASI, ATATÜRK'ÜN MUHAFIZ ALAY KOMUTANI TOPAL OSMAN'IN MEMLEKETİ -GİRESUN -
18 Nisan 2009, 01:27:22
cavuismail
Kahraman Üye
*

     Üye No : 3
     Yaş : 46
     Cinsiyet : Bay
     Nerden : İSTANBUL
     Konu : 321
     Mesaj : 1,272
Karma +150/-11


Üyenin Mesajı:
KEMENÇE USTALARI

·       Halil Kodalak: 1878 yılında, Görele’nin Karadere köyünde doğmuştur.

Lakabı Karaman olup kemençeyi Kandahor köyünden Kuyucuoğlu ile Tuzcuoğlundan öğrenmiş, Piçoğlu ve Durkaya’nın ustasıdır.

·       Rize’li Sadık (Aynacı): 1888 yılında, Rize’nin Yeniköy mahallesinde doğmuştur.  1946 yılında İstanbul’da vefat etmiş olup, plak kayıtları mevcuttur.

·       Fehmi Alan: 1900 yılında Maçka’nın İpsela (Ocaklı) köyünde doğmış, 1958 yılın-da vefat etmiştir.

·       Piçoğlu Osman (Gökçe): 1901 yılında Görele’nin Daylı köyünde doğmuş, 1946 yılında İstanbul’a yaptığı bir gemi yolculuğunda vefat etmiştir. Lakabı, ustası Halil Kodalak’ın bir kızgınlık anında sarfettiği “Ula piçoğlu piç” sözünden kalmıştır.

Görele tarzı kemençe stilinin ardıllarını etkilemesinin yanısıra tüm zamanların en sevilen kemençecilerinden biri olmuştur.

·       Salanoy’lu Mehmet (Yavuz): 1908 yılında, Maçka’nın Salanoy mezeresinde doğmuş, 1974’de İstanbul Zeytinburnu’nda vefat etmiştir.

·       Hüseyin Dilaver: 1910 yılında Sürmenenin Aso köyünde doğdu. Kemençe çalmayı aynı köyde bulunan yaşlı bir Rumdan öğrendi. 1937-1941 yılları arasında Trabzon’da fırıncılık ve Karbük Demirçelik iş-letmesinde memur olarak çalıştıktan sonra önce Adapazarı sonra İstanbul’a yerleşti. 1964 yılında vefat eden Hüseyin Dilaver kemençe tekniği, geniş repertuarı ve özellikle denizci türküleriyle ardılları üzerinde en çok iz bırakan sanatçıdır.

·       Durkaya Kemal (İpşir): 1911 yılında Görele’nin Ardıç köyünde doğmuş ve 1988 yılında vefat etmiştir.

 
·       Hasan Tunç: 1913 yılında Maçka’nın Mağura köyünde doğmuştur. Yedi çocuklu bir ailenin en büyük oğlu olan Tunç 9 yaşında geçirdiği bir kaza sonucu sağ gözünü kaybetmiştir. Asıl mesleği yorgancılık olma-sına karşın İstanbul radyosunda uzun süre program yapmış, 1986 yılında İstanbul’da vefat etmiştir.

·       Osman Genç: 1915 yılında Maçkanın Soldoy köyünde doğmuştur.

·       Hasan Duman: 1920 yılında Ordu merkez Uzunmusa köyünde doğmuştur.

·       Hasan Sözeri: 1921 yılında Rize’nin Portakallık semtinde doğmuş, Ankara Rad-yosu’nda “Karadenizden Sesler” programı yapmış, 1970 yılında Ankara’da vefat etmiştir.

·       Ferhat Özyakupoğlu: 1921 yılında, Maçka’nın Meksila köyünde doğdu. Kahvecilik yapan ve bir süre Ankara Radyosu’nda çalıştıktan sonra 1974 yılında vefat etmiştir. Lazutlar salkım saçak adlı türküsüyle tanın-mıştır.

 ·       Bahattin Çamurali: 1928 yılında Sürmene’nin Cida köyünde doğmuştur. 1991 yılında İstanbul’da vefat eden Çamurali, gerek derlediği ve bestelediği türküler gerekse kemençe tekniği açısından tüm zamanların en iyi kemençecilerindendir.

·       Ali Rıza Temelli: 1930 yılında Sürmene’nin Gölansa mahallesinde doğmuştur.

·       Koryana’lı Hüseyin (Köse): 1938 yılında Akçaabat’ın Koryana köyünde doğmuş, 1996 yılında vefat etmiştir.

 ·       Fahrettin Dilaver: 1931 yılında Sürmene’nin Aso köyünde doğmuş olup, Hüseyin Dilaver’in oğludur. Hayatının bir bölümünü Almanya’da geçiren ünlü kemençeci 2003 yılında vefat etmiştir.

·       Sami Mataracı: 1931 yılında Maçka’nın Mataracı köyünde doğdu, asıl mesleği yorgancılıktır.

·       Ahmet  Yanık: Şalpazarı’nın Yanık köyünde 1935 yılında doğmuş, 1996 yılında vefat etmiştir.

·       Sinan Kaya: 1937 yılında Maçka’nın Mağura köyünde doğmuş, 1957-60 yılları arasında İstanbul Radyosu’nda kemençe programları yapmıştır.

·       Katip Şadi: 1938 yılında Görele’nin Derekuşçulu köyünde doğmuştur. Görele stilinin yaşıyan tek büyük üstadıdır.

·       Mehmet Sırrı Öztürk: 1938 yılında, Görele’nin Kemikli mahallesinde doğmuş olup, Piçoğlu’nun talebesidir.

·       Saffet Genç: 1941 yılında Maçka’nın Soldoy köyünde doğmuştur.

·       Şevket Köroğlu: 1947 yılında Akçaabat’ın Sıdıksa köyünde doğmuştur.

·       Hacı Kahvecioğlu: 1952 yılında Ak-çaabat Eriklide doğmuştur.

·       Ali Çinkaya: 1953 yılında Şalpazarı’nın Doğancı köyünde doğmuş, 1994 yı-lında vefat etmiştir.

 ·       Yusuf Cemal Keskin: 1954 yılında, Dernekpazarı Zezonaza köyünde doğmuştur. Gençliğinde Görele tarzından ardından Çamurali’nin stilinden etkilenmiş zamanla  sürat ve ritm açısından benzersiz kendi stilini bulmuştur. Çok sayıda kaset dolduran Keskin, gerek derlediği ve bestelediği türküler açısından gerekse bir dönem 4 telli kemençe kullanması gibi deneysel olandan kaçınmamış bir müzisyen olup, Trabzon tarzı kemençenin yaşayan üstadlardan birisidir.

·       Hayri Yaşar Karagülle: 1954 yılında Akçaabatta doğmuştur.

·       Sait Uçar: 1957 yılında Tonya Ağasar’da doğmuştur.

·       Dursun Dereli: 1960 yılında Of’ta doğmuştur.

·       Hüseyin Bıçak: 1965 yılında, Giresun’un Dereli kazasının Çalca köyünde doğmuştur.

Karadeniz’li  mübadil Rum kemençeciler:
 
·       Stavris Petridis  (Trabzon Maçka)

Basit ve geleneksel çalma tekniğiyle öne çıkmasa da Karadeniz’linin duygu dünyasını belki de en iyi yansıtan tüm zamanların en iyi kemeçecilerinden birisidir.

Ekagien ke to Tsambasin" ve "Afino gia” adlı bestelerin de sahibidir.

 ·       Gogos Petridis (Bk. Gogo)

Yunanistan’da Kalamria’daki evinin önüne heykeli dikilen ve  mükemmel çalma sitilinden dolayı kemençenin Patriği olarak nitelendirilen tek kemençeci olan Gogos, 10 yaşındayken eevlenmiş ve Kostaki, Sava ve Stavri adında üç çocuk sahibi olmuş, tüm yaşamı boyunca kemençe çalmış, 1983 yı-lında vefat etmiştir.

·       Michalis Kaliontzidis

Veria’da oturan genç neslin parlak yıldızı aynı zamanda keman da çalmakta ve bir müzik okulu işletmektedir.

·       Kostas Theodosiadis

Yeni nesil kemençecilerden birisi olup adını geleneksel türküleri yorumladığı “Trapezoundetka” adlı CD serisi ile duyurmuştur.

 ·       Nikos Papavramidis

Türkçe türkülerde okuyan Gümüşhane’li kemençeci mübadele öncesi Trabzon’da sevilen bir kemençecidir.

Trabzon’lu yazar Ömer Asan’ın “Niko’nun kemençesi” adlı hikayesinin esin kaynağıdır.

 ·       Giorgoulis Kougioumtzidis

Yorgulis Kuyumcidis, Gogo’nun öğrencilerinden birisi olup “Papou” lakabıyla tanın-maktadır.

·       Kostakis Petridis

Gogo’nun oğlu olup inanılmaz yay tekniğiyle tanınmaktadır.

·       Andreas Kiougioumzidis

Yorgulis’in oğlu olup genç kuşağın iyilerindendir.

·       Kostas Siamidis

Yeni kuşak kemençecilerin parlayan yıldızı 1983 yılında şarkıcı Chrisantho ile 2000 yılında Fuat Saka ile de çalışmıştır (Lazutlar II, III)

·       Giannis Vlastimiadis

Bol alkol ve sigaranın yıprattığı boğuk sesiyle bol küfürlü türküler söyleyen tüm zamanların en çok sevilen ve aynı oranda sevilmeyen kemençecilerinden birisi olup, 2001 yılında Selanik, Kalamaria’da vefat etmiştir. Lakabı Çanakali’dir.

·       Dimitris Kougioumtzidis

·       Pella yakınlarındaki Nea Zoi köyünde yaşayan kemençecinin sadece Chrisantho’ya eşlik eden kayıtları mevcuttur.

·       Panagiotis Alsanidis
Kemençeyi tulum gibi akort ederek çalmasıyla tanınan Kalamria’lı bir kemençecidir.

·       Makedonya’da bulunan Alonakia köyünde doğmuş, Atina’ya yerleşmiş geleneksel türküleri çalıp söyleyen bir kemençecidir.
·       Aristidis Mihailidis

Makedonya’da Pella’da Skidra köyünde yaşayan yeni kuşak kemençecilerden birisi olup, eşi de kemençecidir.

·       Theodoros Pavlidis

Daha çok karşılama ve çiftetelli tarzı türküler söylemekte ve çalmaktadır.

Kaynak: Özhan Öztürk. Karadeniz Ansiklopedik Sözlük.İstanbul. 2005. ISBN: 975-6121-00-9.

Logged
cavuismail'adlı üyenin imzası
FINDIĞIN BAŞKENTİ, KİRAZ'IN ANAVATANI, YEŞİLLE MAVİNİN BİRLEŞTİĞİ, KARADENİZİN TEK ADASI, ATATÜRK'ÜN MUHAFIZ ALAY KOMUTANI TOPAL OSMAN'IN MEMLEKETİ -GİRESUN -
Sayfa: [1]
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadı Say Bu Konuyu Gönder Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

+ Hızlı Cevap

KalınİtalikAltını ÇizÜstü Çizgili|Işıldayan YazıGölgeli YazıKayan Yazı|Formatlı YazıSola DayalıOrtalanmışSağa Dayalı|Yatay Çizgi|Yazı Tipi BüyüklüğüYazı Tipi
Resim EkleSite Adresi EkleE-Posta Adresi EkleFTP Adresi Ekle|Tablo EkleTabloya Satır EkleTabloya Sütun Ekle|Üst YazıAlt YazıDaktilo tarzı yazı|Kod EkleAlıntı Ekle|Liste EkleBilgi Kutusu Ekle
agla blush bunepeki bys cicek dancing dost hihi huhu kiki lütfen morgöz sicak sleep suss thankyou yasa yimaa biy


Bu site en iyi 1024x768 ebatlarında ve Mozilla Firefox Edinin tarayıcısı ile gözlemlenir!

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2011, Simple Machines XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!