Giresun Bilgi Adresi
23 Mayıs 2012, 12:01:30 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
 
Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Hz.Muhammed'in Müjdelendiği Yasak İncil- Barnaba İncili
Konudaki Cevap Sayısı
8
Konuya Bakanlar 0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntüleme Sayısı
1741

+ Giresun Bilgi Adresi > HAVADAN SUDAN > Toplum ve Yaşam > Gizli ilimler > Hz.Muhammed'in Müjdelendiği Yasak İncil- Barnaba İncili
Sayfa: [1]
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadı Say Bu Konuyu Gönder Yazdır

Gönderen Konu: Hz.Muhammed'in Müjdelendiği Yasak İncil- Barnaba İncili  (Okunma Sayısı 1741 defa)
 
27 Eylül 2009, 17:20:48
safak
"ßizi satanLarı ßizßeLe$e veririz"
Editör
*

     Üye No : 2
     Cinsiyet : Bay
     Nerden : Giresun
     Konu : 1461
     Mesaj : 3,036
Bedenin olmadan yürümenin ne anlamı olabilir?
Karma +165/-7
safakk@hotmail.de WWW


Üyenin Mesajı: Barnaba İncili - Sunus

Barnabas aslen Kibrisli olup Yahudi bir aileden dogmustur. Asil adi Joseph (Yusuf)'tur. Barnaba ise teselli oglu anlaminda ona sonradan verilmis bir lâkaptir. Barnabas'in kaleme aldigi Incil, Isa'nin bir sakirdi, yani zamaninin çogunu, mesajini yaydigi üç yillik süre içinde bizzat Îsa'nin yaninda geçiren bir kisi tarafindan yazilmis ve bugüne kadar gelmis, bilinen tek Incil'dir. Kabul edilmis dört Incil'in yazarlarinin aksine, o Isa ile dogrudan temasi olmus ve ögretisini dogrudan Isa'­dan almis biriydi.

Barnaba Incili, MS. 325'e kadar Iskenderiye Kiliselerinde Kanonik (-gerçek-sahih-) bir Incil olarak kabul ediliyordu. Tevhid lehinde yazan Iraneus'un (MS.130-200) yazilarindan, bu Incil'in Isa'nin dogumundan sonraki birinci ve ikinci yüzyillarda elden ele dolastigi anlasilmaktadir. Putperest Roma dininin ve Eflâtun'un felsefesinin Isa'­nin aslî ögretileri içine girmesinden sorumlu olmakla suçladigi Pavlos'a karsi çikan Iraneus, kendi fikirlerini desteklemek için Barnaba Incili'nden genis alintilarda bulunmustur.
Iznik Konsülü 325 Yilinda Yüzlerce Yazimla Birlikte Barnaba Incili'ni de Yasakliyor

325'te ünlü Iznik Konsülü toplandi. Teslis Pavlos Kilisesi'nin resmî inanci olarak ilân edildi ve bu kararin sonuçlarindan birini de, o zaman elde bulunan üç yüz kadar Incil'den dördünün Kilise'nin resmî Incilleri olarak seçilmesi olusturdu. Bunlar, Matta, Markos, Luka, Yuhannâ'nin yazdiklari Incîllerdir. Özünde Eflâtûnun ortaya attigi trinity fikri, Isa'dan sonra 1'inci ve 2'inci yüzyillarda kaleme alinan bu Incîllerde yer aldi. Içlerinde Barnabas Incili'nin de bulundugu diger Încillerin bütünüyle yok edilmesi emredildi... Geçerliligi taninmamis Incillerden birini yaninda bulunduranin öldürülecegine dair emir çikarildi...

M.S. 366'da papa olan Damasus'un (304-384), Barnabas Incili'nin okunmamasi hakkinda buyrultu yayinlandigi kaydedilir. Bu buyrultu M.S. 395'te ölen Sezarya piskoposu Gelasus tarafindan desteklenmistir. Bu piskopos Incil'i Apoler; fal kitaplar listesine almistir. Apokrifa (-apocrypha-) basitçe 'halktan gizlenen' demektir. Böylece, daha bu asamada Incil kimsenin eline geçmez olmustur...
Pavlos Kilisesi 1700 Senedir Barnaba Incilini Imha Etmeye Çalisiyor

Barnaba Incili'yle ilgili daha bazi buyrultular da vardir. 382'de Bati Kiliseleri Buyrultusu'yla ve 465'te papa Innocentin buyrultusuyla yasaklanmistir... Tüm bu buyrultular Sansölye Seguier (1558-1672) Kütüphanesi'ndeki B. de Montfaucan (1655-1741) tarafindan hazirlanmis Yunanca elyazmalar katalogunda anilmaktadir...
Barnabas Incili'nin Dikkat Çekici Yolculugu

Imparator Zeno'nun yönetiminin dördüncü yili olan M.S. 478'de Barnabas'in mezar ve kalintilari kesfedilmis ve kendi eliyle yazilmis Incili'nin bir nüshasi gögsünün üzerinde bulunmustur. Bu olay, 1698'de Antwerp'de yayinlanan Acta Sanctorum, Boland Junii, Tome II, sayfa 422-450'de geçmektedir...

Barnaba Incili'nin, buradaki metne de kaynaklik eden, Ingilizce çevirisine esas olan el yazmasi Papa Sextus'un (1589 -1590) elindeydi. O'nun, kendinden pek çok alintilar yapmis olan Iraneus'un yazilarini okuduktan sonra Bamabas Incili'ne büyük ilgi duyan Fra Marino adinda rahip bir arkadasi vardi. Bir gün bu rahip Papa'yi görmeye gitti. Birlikte ögle yemegi yediler ve sonra Papa uykuya daldi. Peder Marino Papa'nin özel kütüphanesindeki kitaplari karistirmaya basladi ve Bamabas Incili'nin Italyanca bir el yazmasini ele geçirdi. Bunu cübbesinin yenine gizleyerek oradan ayrildi ve kitapla birlikte Vatikan'dan çikti. Sonra bu el yazma elden ele dolasip, nihayet Amsterdam'da, «hayati boyunca bu parçaya büyük bir deger verdigi sik sik isitilen büyük bir isim ve yetkiye sahip bir kisi»ye ulasti. Onun ölümünden sonra, Prusya Krali'nin danismanlarindan John Frederick Cramer'a geçti. 1709'te Cramer bu el yazmayi ünlü 'kitap kurdu' saray prensi Eugene'e sundu. 1738'de kitap, Prens'in kütüphanesiyle birlikte Viyana'da Hofbibliothek'e geçti ve hâlâ oradadir...

Erken kilise tarihçilerinden önemli bir zat olan John Toland, bu yazmayi incelemis ve ölümünden sonra 1747'de basilmis olan muhtelif çalismalarinda ona atiflarda bulunmustur. Incil hakkinda söyle der: «Bu, tipki kutsal bir kitap görünümündedir.»

Italyanca elyazma Canon ve Bayan Beggo tarafindan Ingilizce'ye çevrilerek, 1907'de Oxford Üniversitesi Basimevi tarafindan basilip yayinlandi. Bu Ingilizce çevirinin hemen tüm nüshalari birden ve esrarengiz bir sekilde piyasadan kayboldu. Su anda, biri British Museum'da, digeri Washington'da Kongre Kütüphanesi'nde olmak üzere, yalnizca iki nüshasinin var oldugu biliniyor. Kongre Kütüphanesi'ndeki nüshanin bir mikrofilm kopyasi elde edilip, Ingilizce çevirinin Pakistan'da yeni bir baskisi yapildi... Jesus, A Prophet of Islam, Londra, 1979, s : 39 - 42).
Pavlos Ögretilerine Uyan Hiristiyanlarin Barnaba Incilini Inkar Çabalari ve Tarihi Gerçekler:

Hiristiyan literatüründe Barnaba Incili'nin adi nerede geçmisse, oraya bir muhalefet serhi konmus, bu Incil'in, sahte ve uydurma oldugu, dolayisiyla reddedilmesi gerektigi ileri sürülmüstür. Hattâ bu Incil'in, bir Müslümanin hayal gücünün bir eseri oldugu iddia edilmistir. Bu, iddia tarihi hiç bir dayanagi olmadan inkar amaçli olarak ortaya atilmistir; çünkü böyle bir kitap Müslümanlar tarafindan bilinmiyordu. Eger bilinseydi pek çok eserde ondan söz edilirdi. Taberî, Mes'ûdî, Ya'kûbî, Bîrûnî, Ibn Hazm, Ibn Teymiyye gibi Hiristiyan kaynaklarina vâkif olan yazarlar, Hiristiyanlik ve onun kutsal kitaplarindan bahsederken, Barnabas Incili'ne en ufak bir isarette bile bulunmamislardir.

George Sale'nin, 1734 yilinda, Kuran'in Ingilizce çevirisinde bundan bahsetmesinden önce Müslümanlar, Barnabas Incili'nin adini bile duymamislardi. Ibnü'n-Nedîm tarafindan 995 yilinda ve Haci Halife tarafindan 1657'de hazirlanan, genis birer bibliyografya eseri olan 'el-Fihrist' ve 'Kesfü'z-Zünûn' adli kitaplarda da bu Incil'in adi geçmemektedir. Bu eserlerin yani sira 18'inci yüzyil öncesi süreçte Müslümanlarca kaleme alinan ve bugün bilinen hiçbir metinde bu Incilin isminden ya da içeriginden bahsedilmedigi gibi Islam uygarliklarinda söylenti-hikaye-efsane düzeyinde dahi adi bir kayda geçmemistir.
Hz. Muhammed'in Dogumundan 75 Sene Önce...

Barnabas Incili'nin Müslümanlar tarafindan yazilmadiginin bir delili de sudur: Hz. Peygamber'in dünyaya gelisinden 75 yil önce (M.S. 496), Papa I.Gelasius döneminde 'yanlis ve dînî düsüncelere aykiri kitaplar' adi altinda hazirlanan listede (-Decretum Gelasianum-), Barnabas Incili'nin adi geçmektedir. Ayrica 7'inci yüzyil öncesinden günümüze gelen ikinci ve farkli bir belgede yasaklanan 60 kitap içinde (-List of the Sixty Books-) Barnabas Incili de yer almaktadir. Barnabas Incili'nin tarih boyunca aslinda var olmadigi seklindeki iddialara deginen Avustralyali bilim adami(-La Trobe Universitesi Bendigo-) Dr. Rodney Blackhirst, bir bilimsel makalesinde yukaridaki iki listeye dikkat çekerek, söyle demektedir:

«Bazilari, ortaçagin sonlarinda Barnabas Incili isimli yazima rastlanilmasi öncesi süreçte, böyle bir incilin tarihsel olarak var olmadigini kesin bir güvenle iddia ediyorlar. Oysa farkli yüzyillardan, iki ayri liste bunun tersini kanitliyor. Iki listede de ayni yanlisin olmasi, aslinda olmayan bir seyin yanlislikla iki ayri listede de "Barnabas Incili" adiyla yer almasi mümkün müdür? "60 kitap listesi" sadece bu tek konuda yanlis olabilir mi? Barnabas Incili'nin hiç var olmadigi iddiasi kimilerinde, bu Incil'den bugüne hiç bir parçanin gelmedigi iddiasina yerini birakiyor. Fakat o zaman "60 kitap listesi"nde yer alan kitaplardan sadece Barnabas Incili'nin bir iz birakmadan kaybolmasi gibi bir sonuç akla yatkin olacak midir?»

Barnabas Inciline getirilen bu yasaklamalar, o çaglarda, bu Incil'i yazacak bir Müslümanin var olamayacagini açikça gösteriyor. Çünkü o zaman daha Hz. Muhammed (dogumu 571) bile dogmamisti.

Ayrica yukaridaki delillere ek olarak sunu vurgulamak yerinde olacaktir: Allah ve bir Peygamberi hakkinda yalan söylemek demek olacak böyle bir sahtekarlik; yani bir Incil uydurma eylemi; yalancilik ve sahtekarliga karsi durusu ve dogruluk ve dürüstlük ahlakini Hz. Peygamber ve Kuran'dan alan bir Müslümandan beklenemez. Böyle bir seyi iddia edebilenler, bazi degisiklikler ve tahrifler yasadigi Spinoza, Goethe ve daha nice batili entelektüeller tarafindan ifade edilen 4 Incilin disinda ve 2000 sene önceki orijinal halinde veya orijinal haline yakin bir Incil'den güçlü yansimalar bulunan bir metinle karsilasmanin sok ve saskinligi ile bunu yapiyor olmalilardir.

Alman Protestan Kilise Komisyonu'nun kontrolünden geçerek basimina izin verilen eski ve yeni Ahit çevirileri, su sunusla baslar:

«Kutsal kitap gökten inmis degildir. Eski Ahit (-Tevrat-)'in 39 kitabiyla dört Incil yüzlerce yilda yavas yavas gelismis ve son seklini almistir.» Burada Tevrat ve Incil üzerinde tarih boyunca tahrifat ve degistirmeler yapildigi gayet net bir sekilde kilise tarafindan, ifade ediliyor.
Hakkari'de 1984 Yilinda Bulunan Barnabas Nüshasi

1984'te Hakkari civarinda bir magarada, Isa Peygamberin konusma dili olan Ârâmî dilinde ve Süryânî alfabesi ile yazilmis ceylan derisinden bir kitap bulundugu ve bunun Barnaba Incili oldugu, yurt disina kaçirilmak istenirken kaçakçilarin yakalandigi ve kitabin bir yerde muhafaza edildigi ifade edilmektedir. Kitabi bulanlarin, kitabin içerigini anlamak amaciyla, Hamza Bektas'a kitabin ilk sayfasini getirdikleri, Bektas'in tercüme ettigi sayfaya göre bu kitabin Barnabas Incili oldugu ve asagida bulunan Incil metninin girisine benzer ifadelerin bu sayfada yer aldigi detaylari verilmektedir. (bk. Ilim ve Sanat, Mart-Nisan 1986, sayi: 6, s. 91-94).
Pavlos Ögretileri ve Resmî Roma Hiristiyanligi

Paulus=Pavlos=Pavlos=Bolis, Tarsuslu Saul MS 10-67 yillari arasinda yasadi. Pavlos Roma Yurttasligi’ni kazanmis Yahudi bir aileden geliyordu. Bu nedenle hem Yahudi adi Saul’u hem de Romali Adi Pavlos'u kullaniyordu. Yahudi önderi I.Gamalyel dönemi’nde Kudüs’te hahamlik ögrenimi gördü.
Ilk dönemlerinde bagnaz bir Ferisi (-Yahudi din adami-) olarak Hiristiyanligi Yahudilik karsisinda büyük bir tehdit saydigi için Kilise Üyeleri’ne yönelik kiyimlarda, yüzlerce inananin öldürülmesinde etkin roller oynadi.

Daha sonralari, «inananlarin pesine düserek Sam'a giderken yolda Isa’nin görüntüsü’yle karsilastigini, böylece tövbe ettigini» iddia etti. Iddiasini dogru kabul eden Hiristiyanlarin arasinda yasadi. Kisa bir süreç ardindan ise bir toplulugun lideri haline gelerek inananlar arasinda önemli ayrismalara neden oldu. Dini Yahudi olmayanlar arasinda yaymasi farkli yönlerinden birisidir.

Hiristiyanligin bir Yahudi Mezhebi olmaktan çikip bir Roma Dini’ne dönüsmesine belirleyici katki’da bulunan kisidir Pavlos. Yeni Ahit'in yaklasik 1/3 ünü olusturan mektuplari günümüze ulasmis en eski Hiristiyan Metinleri'dir ki bugünkü Hiristiyan Ilahiyati’nin temellerini olusturur. Yeni Ahit'teki Resullerin Isleri Kitabi’nin yaridan çogu Pavlos’un etkinlikleri’ni aktarir.

Romanin resmî dini haline gelen Hiristiyanlik Pavlos'un takipçilerinin dini anlayisini yansitir. Roma kilisesi=Pavlos kilisesi, tevhide (Allah'in birligi inanci) inanan ya da buna yakin diger Hiristiyan mezhep ve topluluklarini ortadan kaldirmak için mücadele etmis. Bu ugurda aforoz (dinden atma) ve ölüm cezalari uygulamis ve bunlarla korkutmustur.
Pavlos'un Ilk Günah - Kefaret Anlayisi

«Ilk Günah Kavrami - her doganin günahkar dogdugu iddiasi -»'ni ileri süren Pavlos mektup ve etkinlikleriyle, Tevrat'ta yer alan Allah'in emirlerinin dikkate alinmayarak uygulanmamalari sonucunu verecek biçimde kefaret inancini kurmustur. (-Kefaret; Isa Peygamberin çarmiha çekilerek kendini, insanlarin günahtan kurtulmalari için feda ettigi, böylece sadece Hz. Isa'ya inanmanin sonsuz kurtulus için yeterli olacagi inanisi. -Barnabas Inciline ve Islam kaynaklarina göre ise çarmiha gerilen kisi, Hz. Isa'ya ihanet eden ve bunun cezasi olarak mucize ile Isa'ya benzetilen Yahuda Iskariyot'tur.-)

Pavlos'un bu ögretileri ile sadece «kalp temizligi ve Isa'ya inanmayi» yeterli gören, Allah'in koydugu kurallar ve O'nun emirlerinden soyutlanan bir din yapilanmasi ortaya çikmistir. Böylesi bir din anlayisi ne diger dört kanonik incilde ne de Barnabas incilinde Hz. Isa tarafindan dile getirilmemistir.
Barnabas'ta; Hz Isa döneminde, dini kurallarin titizlikle uygulandigi ve dogru inanca sahip olmanin, Tevrat'ta yer alan (-domuz eti yasagi gibi-) yasaklamalardan kaçinmanin ve sünnet olma emrinin uygulanmasi ve ibadetin samimiyetle ve sürekli yapilmasinin Hz Isa'nin temel direktifleri arasinda oldugu görülür.

Bugünkü haliyle Yeni Ahit'te (-incilde-) yer alan su metin konumuz itibariyle oldukça dikkat çekicidir:

«Hz. Isa'ya tâbi(uyanlar) olanlar kendisinin yeryüzünde oldugu zaman diliminde ve göge yükseltilmesinin sonrasinda Tevrat’a bagli Yahudi cemaati ile, Kudüs'teki Mabede gitmeye devam etmislerdir»(-Resullerin Isleri, 3,1)
Barnaba Incil'inde Çeliskiler Olduguna Dair Iddialar Hakkinda

Yukarida siralananlara göz atildiginda Barnabas Incili'yle ilgili herhangi bir konuda Müslümanlarin sorumlu olmadigi oldukça açik bir sekilde anlasilmalidir. Müslümanlarin bu Incil'e ilgilerinin sebebi bir Peygamber olarak kabul ettikleri Hz. Isa'nin gerçek yasam kesitlerinin detaylarina ve Allah'in gönderdigi kitaplardan biri olduguna inandiklari Incilin gerçek haline duyduklari dogal meraklaridir.

Bu incilin 2000 sene önceki gerçek incilin tam olarak aynisi oldugunu da iddia edemeyiz. Çünkü, Kanonik kabul edilen diger 4 Incil gibi bu Incil de Hz. Isa'nin dili olan Aramice degildir, belki en azindan birkaç kere tercüme edilmis bir metindir; örnegin, Aramiceden önce Latinceye daha sonra Italyancaya çevrilmis olabilir. Türkçe çeviriye kaynaklik eden Ingilizce'ye ise bu yüzyilin basinda tercüme edilmistir. Bu tercümeler esnasinda mütercimlerin yetkinlik derecelerinin ya da bilgisel yetersizliklerinin; kasitsiz kelime yanlisliklari ve unutkanliklarin roller oynadigi pekala düsünülebilir.

Bu Incil vasitasiyla sezilen ve tarihsel süreciyle varilan sonuç "asil Incil'den" güçlü esintileri yansitmasidir.

Çeliski olarak iddia edilenler metinde yer alan temel konu dogrultularinda degildir, tam tersine, Barnabas Incili'ni diger Incillerden ayiracak en açiklayici kelime "bastan sona tutarlilik" olacaktir.
"Nasiraya dogru gemiyle yola çikmak"

En çok çeliski iddiasinin vurgulandigi yer, 20'inci bölümde, Galile denizi üzerinden "Nasira'ya dogru gemiyle yola çikilmasi"dir. "Nasira'ya gemiyle gidildi" seklinde bir cümle kurulmamistir. 16'inci bölümde Hz. Isa'nin sakirdlerini çagirarak bir daga çiktigi ifade edilmektedir. Bu bölümden sonra bir yolculuktan bahseden ilk bölüm 20'inci bölümdür. Dolayisiyla "Nasira'ya dogru nereden hareket edildigi" belirgin degildir, ancak bilinmeyen bir yerden baslayan yolculugun bir kisminin Galile Gölü'nün geçilerek yapilmasi pekala mümkündür.

20'inci bölümde; "Nasira kentine gemiyle yanasildigi" da yer almaz, sadece, "Nasira kentine gelince" denir. Nasira'ya dogru giderken Hz. Isa ve sakirtlerinin yolculugun bir kismini Galile gölü üzerinden yaptiklari, sonucunu çikarmamiz metne göre mümkündür.

Öte yandan gerçek-disina çikilarak, Barnabas Incili metninde güya "Nasira Limani'ndan" bahsedildigi, güya "Kudüs'ten Nasira'ya gemiyle gidildigi" ekleniyor ki, Barnabas'ta bu sekilde ya da ayni anlama gelecek ifadeler kesinlikle yer almiyor.

Yukarida yer alan objektif-net-tarihi verilere karsi, duygusalligi yansitan bir alaycilik ile gerçek-disi demogojik yaklasimlara yönelebilen bazi çevrelerin yukarida adi geçen onlarca tarihi belgeye göz gezdirmeleri, hiç degilse kolayca edinebilecekleri Dr. Rodney Blackhirst'a ait yukarida bir yargi paragrafi alintilanan makaleyi okumalari önerilebilir.

Diger çeliski iddialari Romali bir valinin (Plate=pilatus=pilotus) ismi hakkinda dile getiriliyor, iki ayri dönemde gelen iki valinin isimlerinin ayni olmasi ihtimal dahilindedir. Ya da bazi detaylarda tercüme yanlisliklari ya da çeliski iddialarinin kendilerinde yanlisliklar söz konusu olabilir.
 
Hz. Isa Peygamber, neden "Gelecek Mesih ben degilim." diyor?

Mesih nitelemesini Isa'dan sonra gelecek Peygamber hakkinda telaffuz edilmesi, Hz. Isa'nin Mesih olmadigindan degil, metinden de anlasilacagi üzere o dönem topluluklarinin Mesih denildiginde bunu en son gelecek Allah'in Elçisi olarak algilamalaridir. Isa, "Sen Mesih misin?" seklindeki sorulara yanit verirken kendinden sonra gelecek Allah'in Elçisi'nden haber vermektedir. Barnabas Incili'nin ilk basliginda, girisi ve 6'inci bölümünde de Isa Peygamber için "Mesih" denmektedir.

Isa Peygamber'in "Sen Mesih misin?" seklindeki soruya verdigi cevabi bu gerçegi gösteriyor:

«..Çünkü ben, sizin «Mesih» dediginiz, benden önce yaratilmis ve benden sonra gelecek ve inanci (dini) son bulmasin diye gerçegin sözlerini getirecek olan Allah'in Elçisi'nin ayakkabilarinin iplerini veya çoraplarinin baglarini çözecek degerde degilim.»

Tahrifler sonucu sürrealist ve ancak ruhban derecelilerin anladigi(!) anlasilmaz semboller anlatimi haline gelen ve bünyesinde tahrif ve degismelerden dogan yanlislardan yüzlerce sanciyi tasiyan 4 kanonik saf Incil'den örnekler vererek, gerçek ve pek çok "çeliski"leri gerçek anlamda göstermek mümkündür. Bu çeliskiler dogu ve batida, yerinde ve yeterince ele alinarak ilgilenenlere gösterilmistir. Alman Protestan Kilise Komisyonu'nun, yukarida yer alan, Incil'e yazdigi sunus yazisi da bu gerçegin baska türlü bir ifadesi olarak degerlendirilebilir.

Barnaba Incili, anlasilmaz hale getirilmis bir dinin özündeki gerçek halini; aydinlik ve açikligi, Peygamberlerle iletilen ilahi mesajlarin tazeligini okuyanlara hemen hissettiriyor. Barnabas Incili'nin Matta, Yuhanna, Luka ve Markos ile kiyaslamali okunusunda, diger Incillerdeki çikarmalar ve degistirmeler nedeniyle nasil anlam bütünlügünün bozuldugu ve cümle düsüklükleri olustugu, böylece yarim ya da aralarda kalan konu ve cümlelerin aslinda nereden basladigi ve nasil gelistigi de ortaya çikiyor. Ve nasil insafsiz bir tahrif budamasina maruz kaldiklari da anlasiliyor.
 
Degisik Kaynaklardan Derleme
Logged
safak'adlı üyenin imzası
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Giresunform Mod
Site Polisi
*****
Offline

Konular: 2,334


View Profile
Re: Hz.Muhammed'in Müjdelendiği Yasak İncil- Barnaba İncili
« Posted on: 23 Mayıs 2012, 12:01:30 »

 
      uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.

giris  kayit
Logged
27 Eylül 2009, 17:21:22
safak
"ßizi satanLarı ßizßeLe$e veririz"
Editör
*

     Üye No : 2
     Cinsiyet : Bay
     Nerden : Giresun
     Konu : 1461
     Mesaj : 3,036
Bedenin olmadan yürümenin ne anlamı olabilir?
Karma +165/-7
safakk@hotmail.de WWW


Üyenin Mesajı: 2. Cebrail'in Bakire Meryem'in hamileligiyle ilgili olarak Yusuf'a yaptigi hatirlatma.

Allah'in iradesini ögrenen Meryem, yüklü oldugundan kendine saldirirlar ve zina suçlusu sayarak taslarlar diye insanlardan korkup, dindar, takva sahibi, namaz ve oruçla Allah'a ibadet eden ve bir marangoz olarak ellerinin yaptigi ile geçinen bir adam oldugundan, ayipsiz yasantili Yusuf adinda kendi soyundan bir yoldas seçti.

Bakire, bildigi böyle bir adami yoldasi olarak seçti ve îlâhî teklifi ona açti.

Dindar bir adam olan Yusuf Meryem'in hamile oldugunu anlayinca, Allah'tan korkup, ondan ayrilmayi düsündü. Bak ki, uyurken, «Ey Yusuf, neden kadinin Meryem'i birakmayi düsünüyorsun?» diye Allah'in melegi tarafindan uyarildi (ve söyle denildi.): «Bil ki, ona ne olmussa, hepsi Allah'in iradesiyle olmustur. Bakire, bir çocuk dünyaya getirecek, adini Isa koyacaksin; saraptan, kuvvetli içkiden ve her türlü temiz olmayan etten onu uzak tutacaksin, çünkü o, annesinin rahminden Allah'in kutsal bir (kuludur). O, - Juda'yi (Yehuda) kalbine döndürsün Israil kavmi Musa'nin Kanunu'nda yazili oldugu gibi, Rabb'in kanunu yolunda yürüsün diye Israil halkina gönderilen Allah'in bir peygamberidir. O, Allah'in kendine verecegi büyük güçle gelecek, büyük mucizeler gösterecek ve bu sayede pek çok insanlar kurtulacaktir.»

Uykudan uyanan Yusuf, Allah'a sükretti ve bütün içtenligiyle Allah'a ibadet ederek, ömrü boyunca Meryem'in yaninda kaldi.
3. Isa'nin harika dogusu ve Allah'i Öven meleklerin görünüsü

Bu siralar, Kayser Avgustos'un buyruguyla, Yahudiye'de Hirodes hüküm sürüyor ve Arma ve Sayfa sehirlerinde de Pilotus vali bulunuyordu. Bütün dünya kütüklere kayit yaptirmakta oldugundan, herkes kendi memleketine gidiyor ve kayit için kendi kabileleriyle kendilerini takdim ediyorlardi. Bu nedenle Yusuf Sezar'in buyruguna göre kayit yaptirmak için, Beytlehem'e (burasi, Davut soyundan gelme oldugundan kendi kentiydi) gitmek üzere kadini hamile Meryem'le birlikte Galile'nin bir kenti olan Nasira'dan ayrildi. Beytlehem'e varan Yusuf burasi çok küçük ve yabancilarla dolu bir kent oldugundan, kalacak yer bulamayip, kent disinda bir çobanin siginagi olarak yapilan bir odayi tuttu. Yusuf burada kalirken, Meryem'in de dogum günleri gelmisti. Bakire oldukça parlak bir nurla kusatildi ve hiç sancisiz çocugunu dogurdu, kucagina alip kundagina sardi ve yemlige yatirdi; çünkü odada hiç yer yoktu. Bir çok melek, Allah'i takdis edip, Allah'tan korkanlara salât ve selam getirerek  sevinç içinde  odaya geldiler.   Meryem ve Yusuf Rabb'e Isa'nin dogumundan dolayi hamd ve senada bulundular ve sonsuz bir nese ile çocugu doyurdular.
4. Meleklerin Isa'nin dogusunu çobanlara bildirmesi ve çobanlarin da çocugu gördükten sonra bunu ilân etmeleri.

Bu sirada, adetleri üzere çobanlar sürülerine bakiyorlardi. Ve dikkat et ki, içinden Allah'i takdis eden bir melegin göründügü oldukça parlak bir nur sardi onlari da. Çobanlar, bu ani nur ve melegin görülmesi nedeni ile korkuya kapildilar; bunun üzerine Rabb'in melegi söyle diyerek onlari rahatlatti: «Bakin, size büyük bir müjde veriyorum, çünkü, Davud'un kentinde Rabb'in peygamberi olan bir çocuk dogdu; Israil'in ailesine büyük kurtulus getirir. Çocugu Allah'i ta'zim eden annesi ile birlikte yemlikte bulacaksiniz.» Ve, o bunlari söyleyince, hayirli istekleri olanlara selâm ederek, Allah'i ta'zim eden pek çok melekler geldiler. Melekler gidince, çobanlar birbirlerine söyle dediler:. «Beytlehem'e kadar gidelim ve Allah'in melegin araciligiyla bize bildirdigi kelimeyi görelim.»

Beytlehem'e yeni dogan bebegi aramaya pek çok çobanlar geldi ve kent disinda, melegin sözlerine göre, yemlikte yatan yeni dogmus çocugu buldular. Ona saygi gösterip, annesine gördüklerini ve duyduklarini bildirerek ellerinde olani verdiler. Meryem bütün bunlari kalbinde tuttu ve Yusuf da (ayni sekilde) Allah'a sükretti. Çobanlar sürülerinin basina döndüler ve ne büyük bir sey görmüs olduklarini herkese söylediler. Ve, böylece tüm Yahudiye tepeleri hasyetle doldu ve herkes içinden söyle diyordu: «Bu çocuk acaba ne olacak?»
5. Isa'nin sünnet olmasi

Musa'nin kitabinda yazildigi gibi, Rabb'in kanununa göre, sekiz gün doldugu zaman, çocugu alip, sünnet etmesi için mabede götürdüler. Çocugu sünnet ettiler ve Rabb'in meleginin çocuk ana rahmine düsmeden önce söyledigi gibi, Isa adini verdiler. Meryem ve Yusuf, çocugun pek çoklarinin kurtulusuna ve pek çoklarinin da helakine neden olacagini seziyorlardi. Bundan dolayi, Allah'tan korkuyorlar ve çocugu Allah korkusuyla koruyorlardi.
6.  Yahudiye'nin dogusundaki bir yildizin yol göstermesiyle gelip, Isa'yi bularak, saygi ve hediyeler sunan üç müneccim.

Yahudiye krali Hirodes'in egemenlik günlerinde, Isa'nin dogumu sirasi dogu bölgelerinde üç müneccim gökteki yildizlan gözlüyorlardi. Nihayet kendilerine çok parlak bir yildiz göründü; bunun üzerine, aralarinda karar vererek önlerinden giden yildizin kilavuzlugunda Yahudiye'ye geldiler ve Kudüs'e varip Yahudilerin kralinin nerede oldugunu sordular. Hirodes bunu isitince korktu ve bütün kenti tedirginlik kapladi. Bunun üzerine, Hirodes kâhinleri ve yazicilar (kahinler-yazicilar:Yahudi din adamlari) toplayarak, «Mesih nerede  dogmasi gerekir?» diye sordu.

«Beytlehem'de dogmasi gerekir. Çünkü, Peygamber tarafindan söyle yazilmistir: «Ve, sen Beytlehem, Yehuda reisleri arasinda küçük degilsin, çünkü senden kavmim Israil'e önder olacak bir lider gelecektir» diye cevap verdiler.

Hirodes bunun üzerine müneccimleri toplayarak, gelislerini sordu. Doguda kendilerini bu tarafa getiren bir yildiz gördüklerini ve hediyelerle gelip, yildizin bildirdigi bu yeni Kral'a tapinmak istediklerini söylediler.

Ardindan Hirodes söyle dedi: Beytlehem'e gidin ve bütün dikkatinizle çocugu arastirin; buldugunuz zaman gelin ve bana söyleyin, çünkü, ben de seve seve gelecek ve ona secde edecegim. Ve o yalandan böyle konustu.
7. Müneccimlerin Isa'yi ziyareti ve Isa'nin rüyalarinda yaptigi uyariyla kendi memleketlerine dönüsleri.

Müneccimler Kudüs'ten ayrildilar ve bir de ne görürsün, kendilerine dogrudan görünen yildiz önleri sira gitmiyor mu? Yildizi gören müneccimleri sevinç kapladi. Ve böylece Beytlehem'e gelip, sehir disinda, yildizin Isa'nin dogmus oldugu hanin üstünde durdugunu gördüler. Bunun üzerine müneccimler o tarafa yönelip, içeri girerek çocugu annesi ile birlikte buldular ve önünde egilip saygi gösterdiler. Ve müneccimler üzerine altin ve gümüsle baharat saçarak gördükleri her seyi Bakire'ye anlattilar.

Sonra uykularinda çocuk tarafindan Hirodes'e gitmemeleri için ikaz edildiler. Bu nedenle, müneccimler bir baska yoldan kendi memleketlerine dönüp, Yahudiye'de ne gördülerse hepsini yaydilar.
8. Isa Misir'a götürülüyor Ve Hirodes suçsuz çocuklari katliamdan geçiriyor.

Müneccimlerin dönmedigini gören Hirodes kendisi ile alay edildigini sanarak dogan çocuklari öldürmeye karar verdi. Ama bak ki,   uykusunda Yusuf'a Rabb'in melegi göründü ve «Çabuk kalk ve çocugu annesi ile birlikte alip Misir'a git, çünkü Hirodes onu öldürmek istiyor» dedi. Yusuf büyük bir korkuyla uyanip, Meryem ve çocugu alarak Misir'a vardi ve müneccimlerin kendisi ile alay ettiklerini sanarak, Beytlehem'de bütün yeni dogan çocuklari öldürmek için askerlerini gönderen Hirodes ölünceye kadar orada kaldi. Askerler Beytlehem'e gelip Hirodes'in emri üzerine orada bulunan tüm çocuklari bogazladilar. Böylece, peygamberin su sözleri yerine gelmis oldu: «Roma'da figan ve büyük aglamalar var Rahel ogullan için yas tutar, fakat ona teselli verilmez, çünkü onlar yoktur.»
9. Yahuda'ya dönen Isa, on iki yasina gelmis olup, muallimlerle harikulade tartismaya giriyor.

Hirodes ölünce bak ki, Rabb'in melegi rüyada Yusuf'a göründü ve söyle dedi: «Yahudiye'ye geri dön, çünkü, çocugun ölmesini isteyenler ölmüs bulunuyor.» Yusuf, Meryem'le (yedi yasina girmis olan) çocugu alarak Yahudiye'ye geldi; bu kez, Hirodes'in oglu Arhedous'un Yahudiye'de egemen oldugunu duyup, Yahudiye'de kalmaktan korkarak Galile'ye gitti; ve Nasira'da yerlesmek üzere ayrildilar.

Çocuk, insanlar önünde ve Allah'in önünde kerem ve hikmet içinde büyüdü.

On iki yasina gelen Isa, Musa'nin kitabinda yazili bulunan  Rabb'in  kanununa göre ibadet etmek   için Meryem ve Yusuf ile Kudüs'e geldi. Ibadetleri bitince Isa'yi kaybederek ayrildilar, çünkü, yakinlariyla eve dönecegini saniyorlardi. Bu nedenle Meryem, yakinlari ve bildikleri arasinda Isa'yi aramak için Yusuf ile Kudüs'e geri geldi. Üçüncü gün, çocugu mabette muallimler arasinda, kanunla ilgili tartisma yaparken buldular. Herkes sordugu sorulara ve verdigi cevaplara sasirmisti ve söyle diyorlardi: «Bu kadar küçük oldugu ve okuma bilmedigi halde, bunda böyle bir akide nasil bulunabilir?»

Meryem onu azarlayarak söyle dedi: «Ogul, bize yaptigini görüyor musun? Bak, baban ve ben seni üç gündür yana yakila ariyoruz.» Isa söyle cevap verdi: «Allah'a hizmetin baba ve anneden önde gelmesi gerektigini bilmiyor musunuz?» Sonra Isa annesi ve Yusuf ile birlikte Nasira'ya gelip, tevazu ve saygi ile onlara tabi oldu.
10. Isa, otuz yasinda iken Zeytinlik daginda, mucize olarak melek Cebrail'den Incil'i aliyor.

Otuz yasina gelmis olan Isa, kendisinin bana söyledigine göre, annesi ile zeytin toplamak için Zeytinlik Dagi'na çikti. Sonra ögleyin dua ederken, «Rabb, rahmetle...» sözlerine geldiginde, çevresini oldukça aydinlik bir nur ve sonsuz sayida, «Allah'i tesbih ve ta'zim ederiz» diyen melekler sardi. Melek Cebrail ona, isildayan bir aynaymis gibi bir kitap sundu. Insanin kalbine inen bu kitapta, Allah'in neler yaptiginin, neler dediginin ve neler irade buyurdugunun bilgisini aldi; öyle ki, «Inan Barnabas, her peygamberlikte her peygamberi öylesine biliyorum ki, söyledigim her sey su kitaptan geliyor» seklinde bana anlattigi gibi her sey açik ve çiplak önüne kondu.

Bu vahyi alan ve Israil Ogullari'na gönderilen bir peygamber oldugunu anlayan Isa her seyi annesi Meryem'e anlatti ve Allah'in sani için büyük eziyetlere katlanmasi gerektigini ve kendisine hizmet için daha fazla yaninda kalamayacagini söyledi. Bunun üzerine Meryem söyle karsilik serdi: «Ogul, sen dogmadan önce her sey bana anlatildi, Allah'in yüce adini tesbih ve tazim ederim.» Isa hemen o gün peygamberlik görevini yapmak üzere annesinden ayrildi.
11. Isa, mucizevi bir sekilde bir cüzzamliyi iyilestiriyor ve Kudüs'e gidiyor.

Kudüs'e gitmek için dagdan inen Isa, ilâhi ilhamla kendisinin peygamber oldugunu bilen bir cüzzamliya rastladi. Gözyaslariyla kendisine, «Isa, sen Davud oglu, bana merhamet et» diye yalvaran cüzzamliya Isa (söyle) cevap verdi: «Sana ne yapivermemi istersin, kardes?»
Cüzamli cevap verdi: «Rabb(Rabb=Efendim anlaminda kullaniliyor), bana sihhat ver.»

Isa, azarlayarak söyle dedi: «Aptalsin sen; seni yaratan Allah'a dua et, o sana sihhat verecektir; çünkü ben de senin gibi bir insanim.» Cüzamli cevap verdi: «Rabb, senin bir insan oldugunu biliyorum, fakat, Rabb'in kutlu bir insani. Dolayisiyla, Allah'a sen dua et ve O bana sihhat versin.» Sonra Isa, iç çekerek (söyle) dedi: «Rabbim, Kadir olan Allah, kutsal peygamberlerinin aski için, bu hasta adama sihhat ver.» Ardindan, bunlari söyledikten sonra, hasta adama Allah adina elleriyle dokunarak (söyle) dedi: «Ey kardes, sihhat bul.» Ve, bunu deyince cüzzam kayboldu, öyle ki, cüzamlinin derisi bir çocugunki gibi oldu. lyilestigini gören cüzzamli yüksek sesle bagirdi: «Allah'in üzerinize gönderdigi peygamberi almak için, ey Israil kavmi, bu yana gelin!» Isa ona rica ederek, (söyle) dedi: «Kardes, sus bir sey söyleme.» Fakat, Isa rica ettikçe o daha çok bagiriyordu : «Peygamberi görün! Allah'in kutsal (kulu)'nu görün.» Bu sözler üzerine, Kudüs'ten çikanlarin çogu kosarak geri döndüler ve Isa ile birlikte Kudüs'e girerek, Allah'in Isa araciligiyla cüzzamliya yaptigini anlattilar.
12. Isa'nin Allah'in adi konusunda halka ilk verdigi akideyle ilgili harika vaazi.

Tüm Kudüs sehri bu sözlerle çalkalandi ve hep birden, Isa'yi görmek üzere ibadet için girdigi mabede kosustular ve sikisik bir biçimde oturdular. Bunun üzerine kâhinler Isa'ya ricada bulundular: «Bu insanlar seni görmek ve isitmek isterler; bu nedenle su en yukari çik ve Allah'in sana verdigi kelimeleri Rabb adina konus!»

Sonra Isa, yazicilarin simdiye kadar konusa geldikleri yere çikti. Ve susulmasi için bir isaret yapip, konusmaya basladi: «Rahmet ve iyiliginden, yarattiklarini kendisini yüceltsinler diye yaratmak dileyen Allah'in kutsal adini tesbih ederim. Kulu Davud'a «velilerin parlakligi içinde Zühre yildizindan önce seni yarattim» diyerek konustugu gibi, dünyanin kurtulusu için göndermek üzere her seyden önce tüm velilerin ve peygamberlerin ihtisamini yaratan Allah'in Kutsal adini tesbih ederim. Kendisine hizmet etsinler diye melekleri yaratan Allah'in kutsal adini tesbih ederim. Ve, Allah'in saygi duyulmasini irade ettigine saygi duymayan seytani ve pesinden gidenleri cezalandiran ve yoksunluga iten Allah'i tesbih ederim, insani yeryüzünün çamurundan yaratan ve islerinin basina gönderen Allah'in kutsal adini tesbih ederim. Koydugu kutsal kurali çignedigi için insani cennetten çikaran Allah'in kutsal adini tesbih ederim. Merhametiyle, insan soyunun ilk anne, babasi olan Adem ve Havva'nin göz yaslarina bakan Allah'in kutsal adini tesbih ederim. Adaleti ile kardes katili Kabil'i cezalandiran, yeryüzüne tufan gönderen, üç serli kenti yakip yikan, Misir'a azap eden Firavun'u Kizil Deniz'de bogan, kendi kullarinin düsmanlarini dagitan, kafirleri azapla cezalandiran ve tövbe edip dogru yola girmeyenlerin cezasini veren Allah'in kutsal adini tesbih ederim. Yarattiklarina rahmetiyle bakan ve bu nedenle önünde dogruluk ve takva ile yürüsünler diye kutsal peygamberlerini gönderen; kullarini her kötülükten koruyup, kurtaran ve babamiz Ibrahim ile ogluna sonsuza degin söz verdigi gibi, bu topragi kullarina veren Allah'in kutsal adini tesbih ederim. Sonra, kulu Musa araciligiyla, seytanin bizi aldatmamasi için bize kutsal kanununu verdi ve bizi bütün diger kavimlerin üstüne çikardi.

«Fakat, kardesler, bugün, günahlarimizdan ötürü ceza görmememiz için ne yapiyoruz?»

Ve ardindan Isa, Allah'in sözünü unuttuklarindan ve kendilerini bos seylere verdiklerinden dolayi halki siddetli azarladi; Allah'a hizmeti birakip, dünyalik hirslari için (çalisan) kâhinleri azarladi; Allah'in kanununu birakip, bos akideler vaaz ettiklerinden dolayi yazicilari azarladi; kendi gelenekleri ve yaptiklariyla Allah'in kanununu bir hiç duruma düsürdüklerinden dolayi muallimleri azarladi. Ve, insanlara karsi öyle hikmetli sözler söyledi ki, en küçügünden en büyügüne kadar herkes, merhamet için haykirarak ve Isa'ya kendileri adina dua etmesi için yalvararak agladi; yalniz, o gün, kâhinlere, yazicilara ve muallimlere karsi bu sekilde konustugu için Isa'ya karsi nefret duyan kâhinler ye reisler (aglamadi). Ve, onu öldürmeyi düsündüler, fakat, onu Allah'in bir peygamberi olarak kabul etmis bulunan halktan korkarak hiç bir söz söylemediler.

Isa ellerini Rabb Allah'a açarak dua etti ve halk aglayarak «amin, amin» dedi. Dua bitince Isa kürsüden indi ve o gün ardindan gelen pek çok kisi ile birlikte Kudüs'ten ayrildi.

Ve, kâhinler Isa hakkinda aralarinda kötü kötü söylestiler.

13. Isa'nin dikkat çekici korkusu, duasi ve melek Cebrail'in harika biçimde onu rahatlatmasi.

Birkaç gün sonra, ruhunda kâhinlerin arzularini sezen Isa, dua etmek için Zeytinlik Dagi'na çikti. Ve, bütün geceyi ibadetle geçirerek, sabah olunca söyle dua etti: «Ey Rabb'im, biliyorum ki, yazicilar benden nefret ediyor ve Ferisîler, beni, senin kulunu öldürmeyi düsünüyorlar; bu bakimdan Rabb'im, Kadir ve Rahim Allah, merhamet et ve bu kulun dualarini duy ve beni onlarin tuzaklarindan kurtar, çünkü benim kurtulusum Sende'dir. Ey Rabb'im, sözünü söyle, çünkü Senin sözün sonsuza degin sürecek olan gerçektir.»

Isa bu sözleri söyleyince, bak ki, onu melek Cebrail gelip dedi: «Korkma ey Isa, çünkü senin giysilerini koruyan bir milyon (melek) vardi. Gökler üstünde ve sen her sey yerini buluncaya ve dünya sonuna yaklasincaya kadar ölmeyeceksin.»

Isa yere kapanip, «Ey Rabb'im Allah, Senin bana olan merhametin ne büyüktür; senin bana bahsettigin bütün bu seyler karsisinda ben Sana ne verecegim Rabb'im?» dedi.

Melek Cebrail cevap verdi: «Kalk Isa ve Allah'a bir tanecik oglu Ismail'i Allah'in sözünü yerine getirmek için kurban etmek isteyen Ibrahim'i ve oglunu biçak kesmeyince bir koyun kurban etmesini bildiren benim sözümü hatirla. Sen de böyle yapacaksin Ey Allah'in kulu Isa.»

Isa cevap verdi: «Basim üstüne, fakat kuzuyu nerede bulacagim? Görüyorum ki, param yok ve çalmak da mesru degil.»

Bunun üzerine, Cebrail kendisine bir koyun gösterdi ve Isa her zaman sani Yüce Allah'i hamd ve tesbih ederek onu kurban etti.
14. Kirk günlük oruçtan sonra Isa On iki Havari'-yi seçiyor.

Isa dagdan inip, yalniz basina geceleyin Erden'in karsi yakasina geçti ve kirk gün, kirk gece hiç bir sey yemeden, sürekli Rabb'e Allah'in kendilerine göndermis oldugu halkinin kurtulusu için niyazda bulunarak oruç tuttu. Ve kirk günün sonunda aç bir insandi. Sonra, seytan göründü ve pek çok sözlerle onu igfal etmeye çalisti. Fakat Isa, Allah'in sözlerinin gücü ile onu def etti. seytan çekilip gittikten sonra melekler gelip, Isa'nin ihtiyaç duydugu seyleri kendisine verdiler.

Kudüs bölgesine dönen Isa'yi halk yine coskun bir sevinçle karsiladi ve ona kendileri ile kalmasi için ricada bulundular; çünkü onun sözleri yazicilarinki gibi degildi; bir güç tasiyor ve kalbe dokunuyordu.

Isa, Allah'in kanunu üzerinde yürümek için kendilerine dönen insanlarin çoklugunu görünce daga çikti ve bütün gece orada kalip dua ve ibadette bulundu; gün baslayinca dagdan inip, Havariler diye adlandirdigi, aralarinda çarmiha gerilip öldürülen Yahuda'nin da bulundugu on iki kisi seçti. Adlari budur: Balikçi iki kardes Andreas ve Simon (Petrus), vergi mültezimi Matta ve bu kitabi yazan Barnabas, Zebedi'nin ogullari Yuhanna ve Yakup, Tomas (Taddeus) ve Yahuda, Bartolomeus ve Filipus, Yakup ve hain Yahuda îskaryot. Bunlara her zaman ilâhî sirlan açiklardi; fakat, zekatlari (toplayip) dagitmakla görevlendirdigi Yahuda îskaryot her seyin onda birini çalardi.
15. Isa'nin bir evlenme töreninde suyu sarap yapan mucizesi.

Gül bayrami yaklastiginda, bilinen zengin bir adam Isa'yi ve sakirtlerini annesi ile birlikte bir evlenme törenine davet etti. Isa da davete gitti ve ziyafet sirasindalarken sarap yetmedi. Annesi Isa'ya usulcâ seslendi: «Saraplari kalmadi.» Isa cevap verdi: «Bana ne bundan, annecigim?» Annesi, hizmetçilere Isa ne buyurursa itaat etmelerini emretti. Orada, Israil kavmi adetine göre, ibadet için temizlikte kullanilmak üzere alti su küpü bulunuyordu. Isa, «Bu küpleri suyla doldurun» dedi. Hizmetçiler de dedigini yerine getirdiler, Isa onlara, «Allah'in adiyla, yemek yiyenlere içmeleri için verin» dedi. Hizmetçiler, bunun üzerine tören sahibine (küpleri) götürdüler ve azar duydular: «Ey ise yaramaz hizmetçiler, neden sarabin daha iyisini simdiye kadar bekletirsiniz?» Çünkü, onun, Isa'­nin yaptiklarindan hiç haberi yoktu.
Hizmetçiler cevap verdiler.- «Ey efendimiz, burada Allah'in kutlu bir kisisi var, o suyu sarap yapti.» Törenin sahibi, hizmetçilerin sarhos olduklarini sandi Fakat, Isa'nin yaninda oturanlar tüm olan biteni gördüklerinden, sofradan kalkarak saygilarini sundular: «Kuskusuz sen Allah'in bir mukaddesisin, Allah'tan bize gönderilen gerçek bir peygambersin.»

Ardindan sakirtleri ona inandilar ve çoklari kendinden geçerek söyle dediler: «Israil kavmine rahmeti ile davranan ve Yahuda'nin ailesini sevgiyle ziyaret eden Allah'a hamd olsun, onun kutsal adini tesbih ederiz.»
16. Isa'nin havarilerine kötü yasantidan kurtulmakla ilgili olarak verdigi harika ders.

Bir gün Isa sakirtlerini çagirarak daga çikti ve orada oturunca, sakirtleri yanina geldiler ve agzini açip onlara sunlari ögretti: «Allah'in bize bahsettigi nimetleri büyüktür. Bu nedenle, gerçek bir kalple ona hizmet etmemiz gerekir. Ve madem ki yeni sarap yeni kaplara konuyor ve öyle de, eger benim agzimdan çikan yeni akideyi alacaksaniz, sizin de yeni adamlar olmaniz gerekmektedir. Hemen size söylüyorum ki, nasil bir kisi gözleri ile gögü ve yeri bir arada göremezse, Allah'i ve dünyayi sevmek de iste böyle imkansizdir.

«Ne kadar akilli olursa olsun, hiç kimse, birbirine düsman iki efendiye hizmet edemez; çünkü, biri seni severse, digeri senden nefret edecektir. Iste, ben size gerçekten söylüyorum ki, Allah'a ve dünyaya (bir anda) hizmet edemezsiniz, çünkü dünya yalancilik, aç gözlülük ve eza ile cefa doludur. Bu bakimdan, dünyada rahat edemez, ancak zulüm ve yenilgi görürsünüz. Dolayisiyla, Allah'a hizmet edin ve dünyayi hakir görün. Benden ruhlariniz için sekinet elde edeceksiniz; sözlerime kulak verin, çünkü size dogruyu söylüyorum.»

«Gerçekten, bu dünya hayatina aglayanlara ne mutlu, çünkü onlar rahata ereceklerdir.»

«Dünyanin zevklerinden gerçekten nefret eden yoksullara ne mutlu, çünkü onlar Allah'in hükümdari oldugu ülkenin zevklerini bol bol tadacaklardir.»

«Gerçekten, Allah'in sofrasindan yiyenlere ne mutlu, çünkü onlara melekler hizmet edecektir.»

«Siz hacilar gibi yolculuk ediyorsunuz. Bir haci, yolu üzerindeki saraylar, tarlalar ve baska dünyalik seylerle egler mi kendini? Emin olun ki, hayir! Ama o, yolu üzerinde kullanisli ve ise yarar olan hafif ve para eder seyleri tasir. Bu, simdi size bir örnek olmalidir; ve eger bir baska örnek daha isterseniz, anlattiklarimin hepsini yapasiniz diye onu da vereyim.»

«Dünyalik arzulan kalbinize agirlik etmeyin. (Söyle) diyerek:»

«Bizi kim giydirecek?» Veya «Bize kim yemek verecek?» Rabbimiz Allah'in, Süleyman'in tüm ihtisamindan daha büyük bir ihtisamla giydirip besledigi çiçeklere, agaçlara ve kuslara bakin ve O sizi yaratip kendi hizmetine çagiran, kadinlar ve çocuklar disinda sayilari alti yüz kirk bine varan   kullari   Israilogullari'na çölde kirk yil gökten kudret helvasi indiren ve giysilerini eskiyip yok olmaktan koruyan Allah, sizi beslemeye de kadirdir. Size söylüyorum, gök ve yer tükenecek; yine de O'nun Kendi'nden korkanlara olan rahmeti tükenmeyecektir. Fakat, dünyanin zenginleri, zenginlikleri içinde aç ve sonludurlar. Geliri artip duran bir zengin vardi ve (söyle) derdi:

«Ne yapayim ey ruhum? Çiftliklerimi yikacagim, çünkü onlar küçüktür; yeni ve daha büyüklerini yapacagim, böylece sen zafer kazanacaksin ey ruhum!» Vah zavalli adam! O gece ölüverdi. Yoksullari düsünmeliydi. Ve bu dünyanin haksiz zenginliklerinin sadakasini alanlarla  (sadakalariyla!) arkadas olmaliydi; çünkü, onlar gök sultanliginda hazineler getirirler.

«Söyleyin bana lütfen, paranizi bankaya, bir bankere, verseniz, o da size verdiginizin on katini, yirmi katini verse, böyle bir adama her seyinizi vermez misiniz? Fakat, size söylüyorum, Allah sevgisi ugruna ne verir ve ne harcarsaniz, geri yüz katini ve sonsuz bir hayati alacaksiniz. Allah'a hizmet etmekle ne kadar sevinmeniz gerektigini görün iste.»
17. Bu bölümde mü'minin gerçek inanci açikça algilaniyor.

Isa bunu deyince, Filipus cevap verdi: «Allah'a hizmet etmeye raziyiz, ama Allah'i bilmek de istiyoruz.» Çünkü Isaya peygamber «Cidden sen gizli bir Allah'sin» demis ve Allah kulu Musa'ya «Ben neysem oyum» demisti.

Isa cevap verdi: «Filipus; Allah, kendisi olmadan hiçbir hakkin olmadigi bir Hakk'tir; Allah Kendisi olmadan hiçbir seyin olmadigi Varlik'tir; Allah Kendisi olmadan yasayan hiçbir seyin olmadigi bir Hayat'tir. Öylesine büyüktür ki, her seyi doldurur ve her yerdedir. Tektir, O'nun hiç bir dengi yoktur. Ne baslangici vardir, ne de sonu olacaktir. Fakat her seye bir baslangiç vermis ve her seye bir de son verecektir. Ne babasi vardir, ne de annesi; ne oglu vardir, ne kardesi; ne de yoldasi. Ve, Allah'in hiç bir bedeni yoktur. Bu bakimdan yemez, uyumaz, ölmez, yürümez, kimildamaz, fakat, insandaki gibi olmayan sonsuz bir hayati vardir. Çünkü, cismanî degildir, bilesik degildir, maddî degildir, en sâde özdendir. O kadar iyidir ki, iyiligi sever yalnizca; öylesine âdildir ki, cezalandirdigi ve bagisladigi zaman, «Bu neden böyle?» denemez. Kisaca, sana diyorum ki Filipus, burada yeryüzünde O'nu göremez ve tam olarak bilemezsin de; fakat melekûtunda O'nu ebedî göreceksin, orada tüm mutlulugumuz ve ihtisamimiz bulunur.».

Filipus cevap verdi: «Üstad, siz ne söylüyorsunuz? Iyi biliyorum ki, Isaya'da Allah'in babamiz oldugu yazilidir; bu durumda, nasil olur da, O'nun hiç bir oglu bulunmaz?»
Isa cevap verdi: «Peygamberler için yazilmis pek çok kissalar vardir, bu nedenle, harflere degil, manâya bakmalisin. Allah'in dünyaya gönderdigi (sayilari) yüz yirmi dört bine varan tüm peygamberler kapali konusmuslardir. Fakat, benden sonra bütün peygamberlerin ve kutsal kisilerin ULUSU gelecek ve peygamberlerin söyledikleri tüm seylerin karanligi üstüne isik dökecektir, çünkü O, Allah'in Elçisi'dir.» Ve Isa bunu söyledikten sonra iç çekerek, (söyle) dedi: «Ey Rabb(im) Allah, Israil kavmine merhamet et ve sana gerçek bir kalple hizmet edebilmeleri için Ibrahim'e ve zürriyetine aciyarak bak.»

Sakirtleri cevap verdiler: «Amin, ya Rabb, (Ey) Allah'imiz!»
Isa dedi: "Size ciddî olarak söylüyorum ki, yazicilar ve muallimler, Allah'in kanununu, Allah'in gerçek peygamberlerinin aksine sahte kehanetleriyle bos (ve anlamsiz) yaptilar; bu nedenle, Allah, Israil kavmine ve bu imansiz nesle gazap etti. sakirtleri bu sözler üzerine aglayarak, söyle dediler: «Merhamet et ey Allah (imiz), mabet üzerine ve kutsal sehir üzerine merhamet et ve Senin kutsal ahdini hakir görmeyen milletleri ondan nefret ettirme.» Isa cevap verdi: «Amin,  (ey) babalarimizin Allah'i Rabb(imiz).»
18. Burada, Allah'in kullarina dünyanin zulmettigi ve Allah'in korumasinin onlari kurtardigi anlatiliyor.

Isa bundan sonra (da söyle) dedi: «Siz beni seçmediniz, fakat, benim havarilerim olasiniz diye ben sizi seçtim. Eger, dünya sizden nefret ederse, o zaman benim gerçek havarilerim olacaksiniz; çünkü, dünya her zaman Allah'in kullarinin düsmani olmustur. Dünyanin bogazladigi kutsal peygamberleri hatirlayin; Ilya zamaninda bile Cizebel tarafindan on bin peygamber katledilmis, o kadar ki, yoksul îlya güç belâ gizlenerek kurtulabilmistir. Ve, yedi bin peygamber oglu da Ahab tarafindan katledildi. Ah, Allah'i tanimayan serli dünya! Sen korkma, çünkü basindaki saçlar o kadar çok ki, bitmeyecektir. Dikkat et, tek bir tüyleri bile Allah'in iradesi olmadan düsmeyen serçelere ve diger kuslara bak. Hem sonra Allah, kuslara, ugruna her seyi yarattigi insandan daha mi çok dikkat edecektir? Hiç mümkün müdür ki, kendi oglundan daha çok ayakkabilarina bakan bir insan bulunsun? Kuskusuz ki, hayir. Simdi, kuslara (bile) bakarken, Allah'in seni terk edecegini ne kadar da az düsünmen (hiç düsünmemen) gerekiyor. Ve, ben neden kuslardan söz ediyorum? Bir agacin yapragi (bile) Allah'in iradesi olmadan düsmez.

«Bana inanin, çünkü size gerçegi söylüyorum, ki eger sözlerime kulak verirseniz, dünya sizden çok korkacaktir. Çünkü, eger o, kötülüklerinin açiga çikmasindan korkmuyorsa, (o zaman) sizden nefret etmeyecektir; fakat, açiga çikmasindan korkuyor, bu nedenle de, sizden nefret edecek ve size zulüm edecektir. Eger, sözlerinizden dünyanin hiç hoslanmadigini görürseniz, onu kalpte tutmayin, fakat, Allah'in sizden daha büyük oldugunu göz önünde tutun; kim dünyanin sevmedigi ve hakir gördügü böylesi bir akla sahipse, onun akilliligi delilik kabul edilir. Eger Allah sabirla dünyaya katlaniyorsa, o zaman sen de onu kalbine mi yerlestireceksin? Ey yeryüzünün tozu ve çamuru!.. Sen sabrinla ruhuna sahip olacaksin. Bu bakimdan, eger bir kimse, yüzünün bir tarafina bir yumruk vuracak olsa, ona vurmasi için öbür yanini teklif et. Kötülüge karsilik verme, çünkü, en kötü hayvanlar böyle yapar; fakat, kötülüge iyilikle karsilik ver ve senden nefret edenler için Allah'a yalvar. Ates atesle söndürülmez, ama suyla söndürülür: îste böyle, size diyorum ki, kötülügün üstesinden kötülükle degil, aksine iyilikle geleceksiniz. Günesi iyilerin ve kötülerin (birlikte) üzerine doguran ve yagmuru da ayni sekilde (yagdiran) Allah'a bakin. Evet, iste herkese iyilik yapmaniz gerekiyor; çünkü kanunda (öyle) yazilidir : «Kutsal ol, çünkü senin Allah'in (olan) Ben kutsalim; temiz (ve pak) ol, çünkü Ben temiz (ve pak) im; ve kâmil ol, çünkü Ben kâmilim.» Size cidden söylüyorum ki, bir hizmetçi efendisini memnun etmek için çalisir ve efendisini memnun etmeyecek herhangi bir giysi de giymez, sizin, giysileriniz iradeniz ve sevginizdir. Bakin, Allah'i, Rabbimizi razi etmeyecek bir seyi istememeye ve sevmemeye dikkat edin. Emin olun ki, Allah dünyanin debdebesinden ve sehvetlerinden nefret eder, bu bakimdan siz de dünyadan nefret edin.
19. Isa, ihanete ugrayacagini haber veriyor ve dagdan inerken on cüzzamliyi iyilestiriyor.

Isa, bunlari söyledikten sonra Petrus (Simon) cevap verdi:

«Ey muallim bak ki, biz senin arkandan gelen her seyi terk ettik, (simdi) bize ne olacak?»
Isa cevap verdi: «Kuskusuz Hüküm Günü'nde yanima oturacak (ve) on iki Israil kabilesine karsi sahitlik edeceksiniz.»

Ve, bundan sonra Isa iç çekerek (söyle) dedi: «Ey Rabb(im), nasil seydir bu? Ben on iki tane (havari) seçtim ve içlerinden biri bir seytandir.»

Bu söz üzerine havariler üzüntülerinden sapsari kesildiler: ve gizlice yazan (not alan) göz yaslariyla Isa'ya sordu: «Ey muallim, seytan beni aldatacak ve sonra ben tart mi edilecegim?»

Isa cevap verdi: «Bu kadar üzülme, Barnabas, çünkü, Allah'in dünyayi yaratmadan önce seçtikleri helak olmayacaktir. Sevin, çünkü senin adin hayat kitabinda yazilidir.»

Isa (söyle) diyerek havarilerini rahatlatti: «Korkmayin, çünkü, benim kötülügümü isteyecek olan benim sözüme üzülmez, çünkü onun içinde îlâhî duygu yoktur.

Bu sözleri üzerine, seçilenler rahatladilar. Isa dualarda bulundu ve sakirtleri de, «amin, amin, kadir ve rahim olan Rabb (miz) Allah» dediler.

Duasini bitirdikten sonra Isa, havarileriyle birlikte dagdan indi ve, uzaklardan «Isa, Davud'un oglu, bize merhamet et!» diye bagiran on tane cüzzamliya rastladi.

Isa onlari yanina çagirdi ve söyle dedi: «Benden ne diliyorsunuz, ey kardesler?»

Hep birden bagirdilar: «Bize sihhat ver!»

Isa cevap verdi: «Ah, ne kadar zavallisiniz siz, aklinizi öylesine yitirmissiniz ki, «bize sihhat ver!» diyorsunuz. Benim de sizin gibi bir insan oldugumu görmüyorsunuz. Sizi yaratan Allah'imiza seslenin: ve kadir ve rahim olan O sizi iyilestirecektir.»

Cüzzamlilar gözyaslariyla cevap verdiler: «Senin de bizim gibi insan oldugunu biliyoruz, fakat yine de, Allah'in kutsal bir (insan)i ve Rabb'in bir peygamberi; bu nedenle, Allah'a sen dua et kî, O bizi iyilestirsin.»

Bunun üzerine, havariler Isa'ya rica ettiler: «Rab, onlara merhamet et.» Sonra, Isa derin bir iç geçirdi ve Allah'a yalvardi: «Kadir ve rahim olan Rabb (im) Allah, kuluna merhamet et ve sözlerini duy: ve babamiz Ibrahim askina ve senin kutsal vadin için bu adamlarin isteklerine rahmetinle davran ve onlara sihhat bahset.» Ardindan Isa bunlari söyleyince cüzzamlilara döndü ve (söyle) dedi: Gidin ve Allah'in kanununa göre kâhinlere görünün.

Cüzzamlilar ayrildilar ve yolda giderken temizlendiler. Bunun üzerine, içlerinden biri iyi oldugunu görünce Isa'yi bulmak için geri döndü; kendisi bir îsmailî idi. Isa'yi bulunca önünde egilip saygi gösterisinde bulunarak (söyle) dedi: «Bildim ki, sen Allah'in bir mukaddesisin» ve tesekkür ederek kendini hizmetçi edinmesi için yalvardi. Isa cevap verdi: «On kisi temizlenmisti; dokuzu nerede?» Ve temizlenene dedi:

«Ben kendime hizmet edilsin diye degil, hizmet etmek için geldim. Haydi evine git ve (evdekilerin de) Ibrahim'e ve ogluna verilmis sözlerin Allah'in sultanligi ile birlikte yaklasmakta oldugunu ögrenmeleri için, Allah'in sende neler yaptigim anlat.» Temizlenen cüzzamli ayrildi ve kendi oturdugu bölgeye gelince Allah'in Isa araciligiyla kendinde neler yaptigini anlatti.
Logged
safak'adlı üyenin imzası
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
27 Eylül 2009, 17:21:32
safak
"ßizi satanLarı ßizßeLe$e veririz"
Editör
*

     Üye No : 2
     Cinsiyet : Bay
     Nerden : Giresun
     Konu : 1461
     Mesaj : 3,036
Bedenin olmadan yürümenin ne anlamı olabilir?
Karma +165/-7
safakk@hotmail.de WWW


Üyenin Mesajı: 20. İsa'nin denizde gösterdigi mucize ve İsa, bir peygamberin nerede kabul gördügünü bildiriyor.

Isa Galile denizine gitti ve bir gemiye binerek Nasira'ya dogru yola çikti. Bu sirada denizde büyük bir firtina basladi. O kadar ki, gemi nerede ise batacakti. Ve Isa geminin pruvasinda uyuyordu. Havariler yanina yaklasarak uyardilar. «Ey muallim, kurtar kendini, helak oluyoruz!» Ters taraftan esen kuvvetli rüzgâr ve denizin kükremesi nedeniyle büyük bir korkuya kapilmislardi. Isa uyandi ve gözlerini gök yüzüne dikerek dedi: «Ey Elohim Sabao (Çogul kipi, orijinal dilde saygi ifadesi olarak kullanilmaktadir, Türkçedeki 'Siz' gibi), kullarina merhamet et.» Isa bunu demisti ki, birden rüzgâr durdu ve deniz sakinlesti. Bunun üzerine denizciler korkuya kapilarak dediler: «Kimdir bu, deniz ve rüzgâr kendisine itaat ediyor?» Nasira kentine gelince denizciler, Isa ne yaptiysa hepsini yaydilar. Bunun üzerine Isa'nin kaldigi evin çevresine sehirde oturanlarin hemen hemen hepsi yigildi. Ve yazicilarla fakihler kendilerini O'na takdim ederek dediler: «Denizde ve Yahudiye'de yaptiklarini isittik; bu nedenle burada kendi memleketinde de bize bazi isaretler (ayetler) göster.» Isa cevap verdi: «Bu imansiz nesil bir isaret ister, fakat bu onlara gösterilmeyecek. Çünkü hiç bir peygamber kendi memleketinde kabul görmez. îlya zamaninda Yahudiye'de pek çok dullar vardi. Fakat emzirilmesi için hiç birine gönderilmedi. Saydali bir dula (gönderildi). Elisa zamaninda ise Yahudiye'de pek çok cüzzamli vardi. Ama, yalniz Suriyeli Naaman temizlendi.»

Bunun üzerine sehir halki kizarak O'nu yakaladilar ve asagiya atmak için bir uçurumun tepesine götürdüler, fakat Isa aralarindan geçip giderek onlardan ayrildi.
21, Isa bir deliyi (cin çarpmis) iyilestiriyor ve domuzlar denize atiliyor. Ardindan Kenânîler'in kizini iyilestiriyor.

Isa Kefernahum'a gitti ve sehre yaklastiginda, bak ki kabirlerden cinlere tutulmus birinin çikip geldigini ve ne yapilirsa yapilsin hiç bir zincirin kendisini zaptedemedigini ve adama büyük zarar verdigini gördü. Cinler agziyla bagirdilar:
«Ey Allah'in mukaddesi, vaktinden önce bizi incitmek için neden gelirsin?» ve kendilerini firlatip atmamasi için yalvardilar.

Isa, kaç tane olduklarini sordu : Cevap verdiler: «6666.» Havariler bunu duyunca korktular. Ve Isa'ya gitmesi için ricada bulundular. Sonra Isa dedi: «Sizin îmaniniz nerede? Cinlerin gitmesi gerekir, benim degil. Cinler, bunun üzerine bagiristilar : «Çikacagiz fakat bize izin ver de su domuzlarin içine girelim. Deniz kenarinda Kenanîler'e ait on bin kadar domuz otluyordu. Isa dedi: «Çikin ve domuzlarin içine girin.»

- Büyük bir gürültüyle cinler domuzlarin içine girerek, onlari bas asagi denize düsürdüler. Bunun üzerine domuzlara bakanlar sehre kaçarak, Îsa'nin yaptigi her seyi anlattilar.
Bunun üzerine, kent halki hemen ileri çikip, Isa'yi ve iyilestirilen adami buldu. Halk korkuya kapildi ve Isa'ya sinirlarinin disina çikmasini rica ettiler. Isa, buna uyarak onlardan ayrildi ve Sur ve Sayda bölgelerine gitti.

Ve, ise bakin, Isa'yi bulmak için memleketinden ayrilan Kenanî bir kadin iki ogluyla birlikte gelmiyor mu! Isa'nin havarileriyle birlikte karsidan geldigini görünce, bagirdi: «Isa, Davud'un oglu, kizima merhamet et, cinler kendisine iskence ediyor!»

Isa, bir kelimeyle olsun cevap vermedi: çünkü onlar sünnet olmayan insanlardandi. Havarilerin acima duygulari harekete geçip, dediler: «Ey muallim, onlara aci! Bak, nasil da aglayip çigrisiyorlar!»

Isa cevap verdi: «Ben ancak Israil kavmine gönderildim.» Bunun üzerine, kadin iki ogluyla birlikte Isa'nin önüne gelip, aglayarak dedi: «Ey Davud'un oglu, bize merhamet et.» Isa cevap verdi; «Ekmegi çocuklarin ellerinden alip, köpeklere vermek dogru degildir.» Ve, Isa bunu, onlarin temiz olmamasi nedeniyle söyledi. Çünkü onlar, sünnet olmayan insanlardandi.

Kadin cevap verdi: «Ey Rab, köpekler, sahiplerinin sofralarindan düsen kirintilari yerler.» Isa, kadinin sözüne hayran kalarak, dedi: «Ey kadin, senin Imanin çok hos.» Ve, ellerini gök yüzüne kaldirip, Allah'a dua etti ve ardindan dedi:

«Ey kadin, kizin kurtulmustur, var, huzurla yoluna git.» Kadin ayrildi ve eve döndügünde, kizini Allah'i tesbih ederken buldu. Bunun üzerine (söyle) dedi:'«Bildim ki, Israil kavminin Tanri'sindan baska Tanri yoktur.» Ardindan, tüm yakinlari, Musa'nin kitabinda yazilan kanuna göre (Allah)'in kanununa teslim oldular.
22. Sünnet olmayanlarin zavalli hali.

Havariler, o gün Isa'ya sunu sordular: «Ey muallim, neden o kadina, onlarin köpek oldugu seklinde cevap verdin?»
Isa cevap verdi: «Bakin, size diyorum ki, bir köpek, sünnetsiz bir adamdan daha iyidir.» Buna havariler üzülerek, dediler: «Bu sözler agir, onlari kim kabul edebilecek?»

Isa cevap verdi: «Eger siz, ey budalalar, akli olmayan bir köpegin sahibi için neler yaptigini düsünürseniz, benim dediklerimin dogru oldugunu göreceksiniz. Söyleyin bana, köpek sahibinin evini koruyup, soyguncuya karsi hayatini ortaya koymaz mi? Kesinlikle, böyle. Fakat, ne görür (karsiliginda)? Dayak, incinme, azicik ekmek ve (yine de) sahibine daima neseli bir yüz gösterir. Dogru degil mi?»
«Evet muallim, dogru» diye cevap verdi havariler.

Ardindan Isa dedi: -Simdi düsünün, Allah insana neler veriyor ve Allah'in, kulu Ibrahim'e verdigi söze itibar etmemekte, onun ne kadar haksiz oldugunu görün. Filistinli Calut karsisinda Israil krali Saul'e Davud'un dediklerini hatirlayin «Rabbim! Senin kulun Senin kulunun sürüsüne bakarken, kurt, ayi ve aslanlar gelip, kulunun koyunlarini yakaladi; bunun üzerine, kulun gidip onlari öldürerek, koyunlari kurtardi. Ve iste onlara (ayi, aslan, kurt) benzemekten baska nedir bu sünnetsiz adam? Bu bakimdan kulun, Israil'in Tanrisi Rabb adina gidecek ve Allah'in kutsal milletine küfreden bu necisi öldürecek.»

Sonra havariler dediler: «Söyle bize ey muallim, ne sebeple insanin sünnet olmasi gerekir?»

Isa cevap verdi: «Allah'in Ibrahim'e olan su emri yetsin: «Ibrahim, kendinin ve evinde, bulunanlarin ön derisini al (sünnet et); bu seninle Benim aramda ebedî bir ahittir.»
23. Sünnetin mensei, Allah'in Ibrahim'le ahitlesmesi ve sünnetsizlerin lanetlenmesi.

Ve bunu dedikten sonra, Isa seyretmekte olduklari dagin yanina oturdu. Ve, havarileri sözlerini dinlemek için yanina geldi. Sonra Isa dedi: «îlk insan Adem, seytanin kandirmasi ile Allah'in yasakladigi yemegi Cennet'te yeyince, derisi ruhuna isyan etti; bunun üzerine yemin edip dedi: «Vallahi seni kesecegim!» Ve bir kaya parçasi bulup, tasin keskin kenariyla kesmek için derisini ele aldi; bunun üzerine Cebrail tarafindan azarlandi. Ve, cevap verdi: «Onu kesecegim diye Allah'a yemin ettim: Asla bir yalanci olmayacagim!»

«Ardindan, Melek ona derisinin fazla kismini gösterdi ve o da bunu kesti. Iste, bundan böyle nasil herkes derisini Adem'in derisinden aldi ise, öyle de Adem'­in bir yeminle söz verdigi seyi yerine getirmekle yükümlüdür. Adem bunu ogullarina uyguladi ve bu sünnet zorunlulugu nesilden nesile süregeldi. Fakat Ibrahim'in zamaninda yeryüzünde yalnizca birkaç kisi vardi sünnetli. Çünkü, su putatapicilik yeryüzünde pek yaygindi. Bunun üzerine, Allah Ibrahim'e sünnetle ilgili gerçegi söyledi ve bu ahdi yapti. «Derisini sünnet ettirmeyecek kisiyi, ebediyen kullarim arasindan atacagim.»
Havariler Isa'nin bu sözleri üzerine konusmasinin ciddiyet ve atesinden dolayi korkuyla titrediler. Sonra Isa dedi: «Korkuyu, ön derisini sünnet ettirmeyene birakin, çünkü o, Cennet'ten mahrumdur.» Ve Isa bunu deyip ardindan da söyle konustu:

«Pek çoklarinin ruhu Allah'in hizmetine hazirdir, fakat beden zayiftir. Bu bakimdan Allah'tan korkan insan bedenin ne olduguna, nereden geldigine ve neyde yok olacagina bakmalidir. Yeryüzünün çamurundan Allah bedeni yaratti. Ve ona bir iç üflemeyle hayat nefesini üfledi. Ve bu nedenle, beden Allah'in hizmetinden geri kaldigi zaman, bu dünyada ruhundan nefret ettigi kadar, sonsuz hayatta onunla birlikte olacagi düsünülerek çamur gibi atmali ve çignenmelidir.

«Simdiki halde bedeni, arzulari ortaya koyuyor —bütün iyiliklerin amansiz düsmanidir o—, çünkü tek basina günahi arzulayan odur.

«Insan, bir düsmanini tatmin etmek ugruna, Allah'in, Yaraticisinin rizasini bir kenara mi atmalidir? Buna dikkat edin, bütün veliler ve peygamberler, Allah'a hizmet için bedenlerinin düsmani olmuslardir. Bu nedenle de, Allah'in kulu Musa'ya verilen kanuna karsi gelmemek ve gidip sahte ve yalanci tanrilara hizmet etmemek için, tereddüt etmeden ve severek ölüme gitmelidir.

«Daglarin çöllük yerlerine kaçip, yalnizca ot yiyen ve keçi derisi giyen Ilya'yi hatirlayin. Ah, kaç gün agzina yiyecek, içecek bir sey almadi! Ah, ne kadar da dayandi, sabretti! Ah, ne yagmurlar islatti onu ve yedi yil necis Izabel'in acimasiz zulümlerine tahammül etti!

«Arpa ekmegi yiyen ve kaba giysileri giyen Elisa'yi hatirlayin. Iste size söylüyorum ki, bedeni terk etmekten korkmayan bu zatlardan krallar ve prensler siddetle korkuyorlardi. Bedenin terk edilmesi için bu kadari yetmelidir size ey insanlar. Tas türbelere bakarsaniz, bedenin ne oldugunu bilirsiniz.»
24.   Bir Insanin ziyafet ve çok yemekten nasil kaçmasi gerektigine dair ilgi çekici örnek.

Bunu söyledikten sonra Isa agladi ve dedi: «Bedenlerinin hizmetçisi olanlara yaziklar olsun, çünkü onlar, öbür hayatta günahlarinin azabindan baska kesinlikle hiç bir iyilik görmezler. Size anlatiyorum ki, yiyip içmekten baska hiç bir sey düsünmeyen zengin bir obur vardi ve her gün görkemli, ziyafetler verirdi. Lazarus adinda yoksul bir adam dururdu kapisinda; yaralarla kapliydi (bedeni) ve oburun sofrasindan düsen ekmek kirintilarini seve seve almaya (raziydi). Fakat, bunlari (bile) vermiyordu kimse ona; tersine herkes alay ediyordu kendisiyle. Ona yalnizca köpekler aciyordu da, yaralarini yaliyorlardi. Gün geldi, yoksul adam öldü ve melekler onu babamiz Ibrahim'in kucagina tasidilar. Zengin adam da öldü, onu da cinler seytanin kucagina tasidilar. Evet simdi azabin en büyügüne maruz kalan (bu adam) gözlerini kaldirinca uzaktan Lazarus'u Ibrahim'in kucaginda gördü. Gördü de bagirdi: «Ey baba Ibrahim, bana merhamet et de Lazarus'u gönder. O bana bu alev içinde azap gören dilimi serinletmek için bir damla su getirebilir belki.»

»Ibrahim cevap verdi: «Ogul, hatirla ki sen öbür hayatin tadini aldin, Lazarus ise kötülüklerini tatti; bu bakimdan simdi sen azapta olacaksin, Lazarus nimetler içinde.

«Zengin, adam yeniden bagirdi: «Ey baba Ibrahim, evimde üç kardesim var. Lazarus'u gönder de onlara benim ne kadar iskence çektigimi anlatsin, belki tövbe ederler de buraya gelmezler.»

Ibrahim cevap verdi: «Onlarin Musa'si ve peygamberleri var, onlari dinlesinler.»

Zengin adam cevap verdi: «Hayir baba Ibrahim; ama bir ölü kalkar varirsa inanirlar.»

Ibrahim cevap verdi: «Musa'ya ve peygamberlere inanmayan, kalkip gitseler bile, ölülere de inanmazlar.»

«Görün iste,» dedi Isa, «sabreden ve gerekli tek arzusu bedenden nefret etmek olan yoksullarin kutsanip kutsanmadigini! Baskalarini, bedenleri solucanlara yem olsun diye mezara götürenler ve gerçegi ögrenmeyenler ne kötüdür! Gerçekten öylesine uzaktalar ki, büyük büyük evler yapip, büyük akarlar satin alirlar ve böbürlene böbürlene ömür sürerek, ölmeyecekler gibi yasarlar burada.»
25. Kisi bedeni nasil hakir görmeli ve dünyada nasil yasamali.
Sonra, (bunlari) yazan dedi: «Ey muallim, sözlerin dogru; bunun için biz pesinden gelmek ugruna her seyden geçtik. Ama, bedenimizden nasil nefret etmemiz gerektigini bize söyle; çünkü, kisinin kendini öldürmesi mesru degil, yasamak için de, bedene yiyecegini vermemiz gerekiyor.»
Isa cevap verdi: «Bedenini bir at gibi tut; o zaman güven içinde yasarsin. Söyle ki, bir ata yemek ölçüyle verilir ve ölçüsüz çalistirilir, istediginiz gibi yürümesi için gemlenir, herhangi birini incitmesin diye baglanir, kötü bir yerde tutulur ve itaat etmedigi zaman dövülür;, ve sen de Barnabas, iste böyle ol ve o zaman daima Allah'la yasarsin.

«Ve, benim sözlerime alinmayin, Davud peygamber de, itirafta bulunurken ayni seyi yapmis ve (söyle) demisti: «Ben sizin önünüzde bir atim ve daima sizinle beraberim.»

«Simdi söyleyin bana, az ile yetinen mi daha yoksuldur, yoksa, çok seyi arzulayan mi? Bakin, size diyorum ki, dünyanin saglam bir aklindan baska hiç bir seyi olmasa, kimse kendisi için bir sey biriktirmez, her sey ortak olurdu. Fakat, bu durumda onun deliligi biliniyor, ne kadar çok biriktirirse, o kadar çok arzu duyuyor. Ve, biriktirdikçe biriktiriyor, çünkü, baskalarinin bedeni rahati ayni sekilde biriktirmeyi gerekli kiliyor. Bu bakimdan, birakin, tek bir ip size yetsin, kesenizi firlatip atin, hiç bir cüzdan tasimayin, ayaginizda sandal olmasin; ve, «bize ne olacak» diye düsünmeyin, aksine, Allah'in iradesini yerine getirme düsüncesi içinde olun; O, hiç bir eksiginiz olmayacak sekilde ihtiyaçlarinizi karsilayacaktir.

«Bakin, size söylüyorum, bu hayatta biriktirdikçe biriktirmek, öbüründe hiç bir sey bulamamanin kesin kanitidir. Kudüs'ü vatan edinen, Samiriye'de evler yapmaz, çünkü, bu sehirler arasinda düsmanlik vardir. Anliyorsunuz degil mi?»
«Evet» diye cevap verdi havariler.

26. Kisi Allah'i nasil sevmeli. Ve bu bölümde, Ibrahim'in babasiyla harika mücadelesi yer aliyor.

Sonra Isa dedi: «Seyahat etmekte olan bir adam vardi ve giderken, bes paraya satilacak olan bir tarlada bir hazine buldu. Bunun üzerine hemen bu tarlayi satin almak için pelerinini satti. Inanir misiniz buna?

«Havariler cevap verdiler: «Buna inanmayacak olan delidir.»
Bunun üzerine Isa dedi: «Içinde sevgi hazinesinin yattigi ruhunuzu satin almak için, duyularinizi Allah'a vermezseniz deli olursunuz; çünkü sevgi, hiç bir seyle mukayese edilemez bir hazinedir. Allah'i seven içindir Allah; ve kimin Allah'i varsa her seyi vardir.»

Petrus cevap verdi: *Ey Rab(Ey Saygideger Efendim anlaminda), kisi, gerçek bir sevgiyle Allah'i nasil sevmelidir? Siz bize söyleyin,»

Isa cevap verdi: «Bakin, size söylüyorum ki, kim, Allah sevgisi ugruna babasindan ve annesinden ve kendi hayatindan ve çocuklarindan ve karisindan nefret etmezse, böyle bir kisi, Allah tarafindan sevilmeye deger bulunmaz.»

Petrus cevap verdi: «Ey Rab, Musa'nin kitabindaki Allah'in kanununda (söyle) yazilidir: «Babana çok saygi göster ki, yeryüzünde fazla yasayabilesin.» Ve söyle devam eder:

«Babasina ve annesine itaat etmeyen ogula lanet olsun.» Bu bakimdan Allah, böyle itaatsiz bir ogulun, halkin gazabiyla sehir kapisi önünde taslanmasini emretmistir. Böyleyken, simdi siz bize nasil baba ve anneden nefret etmegi emrediyorsunuz?» Isa cevap verdi:. «Benim her sözüm dogrudur, çünkü benim degil, beni îsrail kavmine gönderen Allah'in sözüdür. Bu bakimdan size diyorum ki, sahip oldugunuz ne varsa, hepsini size bahseden Allah'tir; o halde, -hediye mi daha kiymetlidir, yoksa hediyeyi veren mi? Baska seylerle birlikte, baban ve annen Allah'a hizmette önünde engel oluyorlarsa, birak o düsmanlari. Allah,   ibrahim'e  
«Babanin ve yakinlarinin   evinden uzaklas, sana ve soyuna verdigim ülkeye gel ve yerles» demedi mi? Allah bunu neden dedi; yalnizca, Ibrahim'in babasi sahte tanrilar   yapip tapinan bir put yapici oldugu için degil mi? Bu nedenle, aralarinda, babanin oglunu yakmayi isteyecek kadar   düsmanlik vardi.»
Petrus cevap verdi: «Dediklerin dogrudur; simdi sizden, ibrahim'in babasiyla nasil alay ettigini bize anlatmaniza rica ediyorum.»

Isa cevap verdi: «ibrahim, Allah'i aramaya basladiginda yedi yasindaydi. Bir gün babasina, «baba, insani kim meydana getirdi?» diye sordu.

Aptal baba cevap verdi: «insan; ben seni meydana getirdim, beni de babam meydana getirdi.» .

Ibrahim cevap verdi: «Öyle degil, baba; çünkü, ben yasli bir adamin aglanarak, «Ey Allah'im, neden bana çocuk vermedin?» dedigini duydum.»

Babasi cevapladi: «Dogrudur oglum, Allah, insana insan meydana getirmesi için yardim eder, fakat, baska türlü müdahalesi olmaz; insanin sadece Allah'a dua etmesi ve O'na kuzu ve koyun vermesi gerekir, o zaman Allah da kendisine yardim eder.»

Ibrahim cevap verdi: «Kaç tane Allah vardir, baba?»

Yasli adam cevapladi: «Sonsuz sayida, oglum.»

Sonra Ibrahim dedi: «Ey baba, eger ben bir tanrinin dediklerini yapar ve digeri de, kendisinin dediklerini yapmadigim için benim kötülügümü isterse, o zaman ben ne yapacagim? Her ne durumda olursa olsun, aralarinda anlasmazhk çikacak ve tanrilar birbirleriyle savasacaklardir. Ya, benim kötülügümü isteyen tanri, benim kendi tanrimi öldürüverirse, ben o zaman ne yapacagim? Belli ki, beni de öldürecektir o.»

Yasli adam gülerek cevap verdi: «Ey ogul, korkma, çünkü hiç bir tanri, bir diger tanri üzerine savas açmaz; mabette büyük tanri Baal'in yanisira bin tanri daha var; ve yetmis su yasima geldim, bir tanrinin digerine vurdugunu görmüs degilim. Hem, herkes ayni tannya ibadet etmez ki, biri birine, digeri digerine ibadet eder.»

Ibrahim cevap verdi: «O zaman, aralarinda baris var herhalde?»

Babasi dedi: «Evet var.»

Ardindan ibrahim dedi: «Ey baba, tanrilar neye benzerler?»
Yasli adam cevap verdi: «Budala, her gün bir tanri yapiyor ve ekmek almak için baskalarina satiyorum; sen ise, halâ tanrilarin neye benzedigini bilmiyorsun!» O sirada bir put yapmaktaydi. "Bu" dedi, «palmiye odunundan, su zeytin agacindan, su küçük olan ise fildisinden; bak, ne kadar da güzel! Canliymis gibi görünmüyor mu? Mutlaka (görünüyor), sadece nefesi eksik!»

ibrahim cevap verdi: «Yani, tanrilarin nefesi yok mu, baba? Öyle de, nasil nefes veriyorlar? Ve kendileri cansizken, nasil can veriyorlar? Belli baba, bunlar tanri degil.»

Yasli adam bu sözlere kizarak, (söyle) dedi: «Eger anlayacak yasta olsaydin, kafani bu baltayla kirardim. Ama, rahat ol, çünkü anlayacagin yok!»

Ibrahim cevap verdi: «Baba, eger tanrilar insanlara yardim ediyorsa, o zaman, nasil olur da insan tanri yapabilir? Ve, eger tanrilar odundansa, o zaman, odun yakmak büyük bir günahtir. Fakat, söyle bana baba, sen nasil bu kadar çok tanri yapmis bulunuyorsun da, dünyanin en güçlü insani olasin diye, pek çok çocuk meydana getirmen için neden tanrilar sana yardim etmedi?»

Oglunun konustuklarini dinlerken, babanin sabri tasma noktasina gelmisti. Ogul (yine) devam etti: «Baba, dünyada hiç insanin bulunmadigi zaman oldu mu?»

«Evet» diye cevap verdi yasli adam, «Neden soruyorsun?»

«Çünkü» dedi ibrahim, «îlk tanriyi kimin yaptigini ögrenmek istiyorum da.»

«Simdi evimden defol!» dedi yasli adam, «Beni birak da, su tanriyi çabucak yapayim; ve bana bir sey söyleme; çünkü, acikinca ekmek istiyorsun, lâf degil.»

îbrahim dedi: «Güzel bir tanri gerçekten, onu istedigin gibi kesiyorsun da, kendisini korumuyor!»

Sonunda yasli adam kizarak dedi: «Bütün dünya onun bir tanri oldugunu söylüyor, sen, deli herif ise, degil diyorsun. Tanrilarima yemin ederim ki, bir adam olmus olsaydin, seni öldürebilirdim!» Böyle deyip, yumruk ve tekmelerle ibrahim'e giristi ve onu evden kovaladi.»
27. Bu bölümde, insandaki gülmenin ne kadar uygunsuz oldugu açikça görülür: Ve, Ibrahim'in fetaneti:

Havariler yasli adamin deliligine güldüler ve ibrahim'in fetanetine sasip kaldilar. Fakat, Isa onlari susturarak, dedi:
«Su andaki gülme, gelecekteki aglamanin bir habercisidir» diyen ve «Gülmenin oldugu yere gitmeyecek, fakat aglanilan yerde oturacaksiniz, çünkü, bu hayat aci ve izdirap içinde geçer» seklinde devam eden peygamberi unuttunuz.» Sonra, (söyle) dedi Isa: «Musa'nin zamaninda, Allah'in Misir'da pek çok kisiyi, baskalarina gülüp eglendiklerinden dolayi, çirkin hayvanlar haline getirdigini bilmiyor musunuz? Ne olursa olsun, sakin kimseye gülmeyin, çünkü, hiç kuskusuz karsiliginda aglarsiniz.»
Havariler cevap verdi:

«Yasli adamin deliligine gülmüstük.» Bunun üzerine Isa dedi: «Bakin, size diyorum ki, herkes kendi gibi olani sever ve ondan zevk alir. Bu nedenle, eger deli degilseniz, delilige gülmezsiniz.»

Cevap verdiler: «Allah bize merhamet etsin.»

Isa dedi: «Amin.»

Ardindan Filipus dedi: «Ey Rab, nasil oldu da, Ibrahim'in babasi oglunu yakmak istedi?»

Isa cevap verdi: «Bir gün, Ibrahim oniki yasindayken, babasi kendisine dedi; «Yarin bütün tanrilarin bayramidir; bu nedenle, büyük mabede gidecek ve tanrim büyük Baal'e bir hediye götürecegiz. Ve, sen de kendin için bir tanri seçeceksin, çünkü, bir tanri edinecek yastasin artik.»

Ibrahim kurnazca cevap verdi: «Hay hay, ey benim babam.» Ve, sabahleyin erkenden, herkesten önce mabede gittiler. Fakat, ibrahim eteginin altinda gizlice bir balta tasiyordu. Gelip, mabede girdiler; kalabalik arttigindan, Ibrahim mabedin karanlik bir bölümünde bir putun arkasina gizlendi. Babasi, mabedden çiktiginda, Ibrahim'in kendinden önce eve gittigine inaniyordu. Bu nedenle onu aramak için geride kalmadi.
28.

«Herkes mabedden ayrilinca, din adamlari mabedi kapatip gittiler. Sonra, Ibrahim baltayi alarak, büyük put Baal'in disinda bütün putlarin ayaklarini kesti. Eski ve parçali olduklarindan, düsüp parçalanan heykellerin meydana getirdigi harabeligin ortasinda kalan Baal'in ayaklarina baltayi koydu. Bundan sonra mabedden çikan ibrahim'i bir takim kimseler gördüler ve mabedden bir seyler çalmaya gitmis olabilecegi kuskusuna kapildilar. Önüne engel koyup, mabede vardilar ve tanrilarinin parça parça edilmis oldugunu görünce, yas ederek bagirdilar! «Çabuk gelin ey ahali, tanrilarimizi öldüreni öldürelim!» Birden, din adamlariyla birlikte oraya onbin kisi üsüstü ve Ibrahim'e, tanrilarini niye kirip parçaladigim sordular.

Ibrahim cevap verdi: «Aptalsiniz siz! Bir insan tanri mi öldürürmüs? Onlari öldüren büyük tanridir. Ayaklarinin yanindaki baltayi görmüyor musunuz? Belli ki, hiç arkadas istemiyor.»

«Sonra, Ibrahim'in babasi geldi, oglunun tanrilarina karsi söyledigi sözleri düsünüyordu ve Ibrahim'in putlari parçaladigi baltayi taniyarak, bagirdi: «Tanrilarimizi öldürmüs olan bu hain benim oglumdur, çünkü, bu balta benimdir!» Ve, ogluyla aralarinda olup geçen her seyi oradakilere anlatti.
Hemen, bir odun toplayip yigdilar; ibrahim'in ellerini ve ayaklarini baglayip, odunlarin üzerine koydular ve altmdaki odunlari ateslediler.

«Ama, hayir; Allah, melekleri araciligiyla atese, kulu ibrahim'i yakmamasini emretti. Ates siddetle parladi ve ibrahim'i ölüme mahkûm edenlerden ikibin kisiyi yakti, ibrahim Allah'in melegi tarafindan, kendini tasiyani görmeyen babasinin evinin yakinina götürülüp, serbest oldugunu gördü; ve böylece ölümden kurtuldu.»
29.

Sonra, Filupus dedi: -Allah'in kendisini sevenler üzerine rahmeti büyüktür. Anlat bize Rab, ibrahim Allah'in bilgisine nasil vardi?»

Isa cevap verdi: «Ibrahim, babasinin evine yaklasinca, eve girmekten korktu; evden biraz uzaga gidip, bir palmiye agacinin altina oturdu ve burada kendi kendine dedi: «Hayat sahibi ve insandan daha güçlü bir tanri var olmali, çünkü, insani o meydana getiriyor ve insan, tanri olmadan insan meydana getiremez.» Sonra, çevresine yildizlara, aya ve günese bakti ve onlarin tanri olduklarini düsündü. Fakat, onlarin hareketlerinde degisken olduklarini görünce, (söyle) dedi: «Bu tanri hareket etmemeli ve bulutlar onu gizlememeli; yoksa, insanlar hiç olacak.» Bu sekilde kararsiz dururken, «Ibrahim!» diye çagirildigini isitti, çevresine bakindi ve dört bir yanda kimseyi göremeyip, (söyle) dedi: *Adim Ibrahim'le çagirildigima eminim, (ama)!.» Ardindan, ayni sekilde iki defa daha «Ibrahim» ismiyle çagirildigini duydu.

Cevap verdi: «Beni kim çagiriyor?»

Sonra, söyle dendigini duydu: «Ben, Allah'in melegi Cebrail'im.»

Bunun üzerine, Ibrahim korkuya kapildi; fakat melek onu rahatlatarak, dedi: «Korkma, Ibrahim, çünkü, sen Allah'in dostusun; bu nedenle, insanlarin tanrilarini parçaladigin zaman, meleklerin ve peygamberlerin Tanri'sini seçmistin; öyle ki, adin hayat kitabinda yazilidir.»

Ardindan, îbrahim dedi: *Ben meleklerin ve kutsal peygamberlerin Tanri'sina hizmet etmek için ne yapmaliyim?»

Melek cevap verdi: «Su çesmeye git ve yikan, çünkü Allah seninle konusmayi irade ediyor.»

Ibrahim cevap verdi: «Simdi, nasil yikanmam gerekiyor?»
Bunun üzerine melek, güzel bir genç suretinde geldi, ona ve çesmede yikanip, dedi: «Sen de, sirayla böyle yap, ey Ibrahim.» Ibrahim yikaninca, melek dedi : «Su daga çik, çünkü, Allah seninle orada konusmayi irade eder.»

«Melek böyle deyince, Ibrahim daga çikti ve dizleri üstüne oturup, kendi kendine dedi: «Meleklerin Tanrisi benimle ne zaman konusacak?»

Yumusak bir sesle çaginîdigini duydu: «îbrahim!» îbrahim cevap verdi: «Beni kim çagiriyor?» Ses cevap verdi: «Ben senin Tanrinim ey Ibrahim.» îbrahim korkuya kapilarak, yüzünü topraga sürdü ve dedi: «Toz ve kül olan senin kulun, seni nasil duyabilir?»

Sonra, Allah dedi: «Korkma, kalk, ben seni kullarim için seçtim ve seni kutsamak, seni büyük bir ümmet haline getirmek istiyorum. Bu nedenle, babanin ve yakinlarinin evinden ayril ve sana ve soyuna verecegim ülkeye gelip, yerles.»

ibrahim cevap verdi: .«Her istedigini yaparim, Rabb(im); fakat, baska bir tanrinin beni incitmemesi için beni koru.»

Sonra, Allah söyle konustu: «Ben tek olan Tann'yim ve benden baska tann yoktur. Yikan da benim, yapan da; ben öldürürüm ve ben hayat veririm; Cehennem'e atarim, oradan çikaririm da ve kimse benim elimden kurtulamaz.» Ardindan, Allah ona sünnet ahdini verdi; ve, iste böyle babamiz Ibrahim Allah'i tanidi.»

Isa bunlan söyleyip, ellerini kaldirdi ve dedi: «Yücelik, san ve seref sanadir, ey Allah. Sana olsun!»
30.

îsa, kavmimizin bir bayrami olan Gül Bayrami'na yakin Kudüs'e gitti. Yazicilar Ferisî'ler bunu duyunca, onu konusmasinda yakalamak için müsavere ettiler. Bunun üzerine, ona bir fakih gelerek, dedi: «Muallim, sonsuz hayati elde etmek için ne yapmaliyim?» Isa cevap verdi: «Kanunda ne sekilde yazilidir?» Kiskirtici söyle cevap verdi:  «Allah'in Rabb'i ve komsunu sev. Allah'i her seyin üstünde, bütün kalbinle ve düsüncenle, komsunu da kendin gibi seveceksin.» îsa cevap verdi:  «Güzel cevapladin. Bu nedenle git ve böyle yap, derim, ve (o zaman)  sonsuz hayati elde edersin.»

Adam dedi: «Benim komsum kimdir?» îsa, gözlerini kaldirarak, cevap verdi: «Bir adam Kudüs'ten çikmis,   lanetle yeniden yapilan   bir sehre, Eriha'ya gidiyordu. Bu adam yolda eskiya tarafindan yakalandi, yaralandi ve soyuldu, bundan sonra, sakiler onu yari ölü bir durumda birakarak çekip gittiler. Yolu bu yere düsen bir kâhin yarali adami görüp, selâm vermeden geçip gitti. Ayni sekilde, hiç bir sey demeden bir Levili de geçip gitti. Ayni yere bir Samiriyelinin yolu düstü; yarali adami görünce merhamete geldi ve atindan inip, yarali adami yanina aldi ve yaralarini sarapla yikadi, üzerlerine merhem sürdü, yaralarini sarip, rahatlatti ve kendi atina bindirdi. Sonra, aksamleyin hana vardiklarinda, onu han sahibine emanet etti. Ertesi gün, uyandiginda (han sahibine) söyle dedi: «Bu adama bak, ne tutarsa sana ödeyecegim.» Ve hasta adama han sahibi için dört altin vererek, (söyle) dedi: «Geçmis olsun, üzülme; ben hemen dönüp, seni kendi evime götürecegim.»

«(Simdi) söyle bana» dedi îsa, «bunlardan hangisi komsuydu?»

Fakih cevap verdi: «Merhamet gösteren.»

Ardindan, Isa dedi: «Dogru cevap verdin; iste, sen de git ve böyle yap.»                           .

Fakih sasirmis bir halde çekip gitti.
31. "Kayser'in Olani Kayser'e, Allah'in Olani Allah'a Verin!"

Sonra, Isa'ya Ferisîler yaklasarak dediler: «Muallim, Kayser'e vergi vermek caiz midir?» îsa, Yahuda'ya dönerek, dedi:

«Para yar mi yaninda?» Ve, eline bir kurus alarak, Ferisîler'e döndü ve dedi; «Bu parada bir resim var; söyleyin bana, kimin resmidir o?»

Cevap verdiler: «Kayser'in.»

«Öyleyse verin» dedi Isa, Kayser'in olani Kayser'e, Allah'in olani Allah'a verin.»

Saskinlik içinde çekip gittiler.

Ve bak ki, bir yüzbasi yaklasip, dedi: «Rab, oglum hastadir; yasliligima aci!»

îsa cevap verdi: «Israil'in Allah'i Rabb sana acir!»

Adam gidiyordu; Isa (ardindan) seslendi: «Beni bekle, evine gelip, oglun için dua edecegim.»

Yüzbasi cevap verdi: «Rab, sen, Allah'in bir peygamberi evime gelecek kadar degerli biri degilim ben, oglumun iyilesmesi için söyledigin söz yeter bana; çünkü, senin Tanrin, meleginin uykumda bana söyledigi gibi, seni her hastaligin hekimi yapmistir.»

Isa hayrete düstü ve kalabaliga dönerek, dedi: *Su yabanciya bakin, onun imani, Israil kavminde gördügüm imanlarin hepsinden daha fazla.» Ve, yüzbasiya dönerek, dedi:

«Selâmetle git, çünkü Allah, sana verdigi büyük imandan dolayi ogluna sihhat bahsetmistir.»

Yüzbasi yoluna gitti ve yolda, oglunun nasil iyilestigini bildiren hizmetçileriyle karsilasti.

Adam karsilik verdi: «Hangi saatte ates kendisini terketti?»

Dediler: «Dün, altinci saatte ates kendisinden ayrildi.»

Adam, Isa'nin, «israil'in Alah'i Rabb sana acir» dedigi zaman oglunun sihhatine kavustugunu anladi. Bunun üzerine, adam bizim Allah'imiza inandi ve evine girip, «Yalnizca Israil'in Allah'i, gerçek ve yasayan Allah vardir» diyerek, bütün kendi tanrilarini parça parça etti. Bundan sonra da, dedi: «Israil'in Allah'ina ibadet etmeyen kimse benim ekmegimden yemiyecek.»
32.

Kanunda uzmanlasmis biri, Isa'yi, denemek için aksam yemegine çagirdi. Isa havarileriyle birlikte geldi; onu denemek için pek çok yazici da evde bekliyordu. Havariler, ellerini yikamadan sofraya oturdular. Yazicilar, bunun üzerine Isa'ya seslendiler: «Neden havarilerin ekmek yemeden önce ellerini yikamamakla, büyüklerinin geleneklerine dikkat etmiyorlar?»

«Siz yazicilar ve Ferisîler, baskalarinin omuzlarina tasinamaz yükleri yükler, fakat kendiniz, bu esnada tek parmaginizla olsun, onlari kimildatmak istemezsiniz. «Size söylüyorum, size, her ser dünyaya, sözde büyükler sebep gösterilerek girmistir. Söyleyin bana, büyüklerin kullanmasiyla degil de, kim sokmustur puta tapiciligi dünyaya? Bir kral vardi, Baal adindaki babasini asiri derecede seven. Ve, babasi ölünce, oglu, kendini teselli etmek için, babasina benzeyen bir heykel yaptirip, sehrin pazar yerine diktirtti. Ve, bu heykele onbes gez(bir uzunluk birimi)yaklasanin güven içinde olacagi ve her ne olursa olsun, onun incitilmeyecegine dair bir emir çikardi. Bundan böyle bütün kötüler ve suçlular, oradan gördükleri yarar nedeniyle, heykele güller ve çiçekler sunmaya basladilar ve kisa bir zaman sonra, sunulan bu seyler paraya ve yiyecege dönüstü. O kadar ki, onurlandirmak için ona tanri dediler. Adetten kanuna dönüsen su seye bakin, o kadar ki, Baal putu dünyanin her tarafina yayildi; ve Allah buna ne kadar üzüldügünü peygamber îsaya'ya bildirdi: «Gerçekten benim kullarim bana bosuna tapiniyor, çünkü onlar, kulum Musa araciligiyla kendilerine verilen benim kanunumu hükümsüz kilip, büyüklerinin geleneklerine uymaktadirlar.»
«Size diyorum, temiz olmayan ellerle ekmek yemek, bir insani kirletmez, çünkü, insanin içine giren insani kirletmez, insani insandan çikan seyler kirletir..

Bunun üzerine, yazicilardan biri dedi: «Eger ben domuz eti veya bir baska temiz olmayan et yersem, benim vicdanimi kirletmezler mi?»

îsa cevap verdi: «Itaatsizlik insanin içine girmez, insandan, kalbinden disari çikar; ve bu nedenle, yasaklanmis yemegi yerse, kirlenmis olur.»

Ardindan, fakihîerden biri dedi: «Muallim sanki îsrail kavminin putlari varmis gibi, verdin putatapicihk aleyhinde konustun, ve bize haksizlik etmis oldun.»

Isa cevap verdi: «Bugün îsrail halkmda odundan heykeller olmadigini ben de pek ala biliyorum; fakat, etten heykeller var.»

Bütün yazicilar buna kizarak cevap verdi : «O halde, biz de puta tapicilardan(mi) oluyoruz?»

Isa cevapladi: «Size diyorum ki, hükümde, «tapinacaksiniz» demiyor, «Allah'iniz Rabb(i) bütün ruhunuzla, bütün kalbinizle ve bütün düsüncenizle seveceksiniz» diyor. Dogru degil mi bu?»

«Dogru» dediler hepsi birden.
33.
Sonra, îsa dedi: «Süpheniz olmasin ki, kisinin sevecegi ve ugruna her seyden geçecegi tek sey Allah' -dir. Ve, bundandir ki, zanînin hayalinde zina, pis bogaz ve sarhosun hayalinde kendi bedenî ve dünyaperestin hayalinde altin ve gümüs ve bunun gibi, her bir diger günahkârin hayalinde kendi günah düsüncesi yatar.»

Ardindan, kendini davet etmis olan dedi: «Muallim, en büyük günah nedir?»

Isa cevap verdi: «Bir evi, en kötü sekilde harabe haline getiren nedir?»

Herkes sustu ve Isa parmagiyla temele isaret ederek, dedi: «Eger yikima temel yol açarsa, bu durumda evi yeniden yapmak gerekir; fakat, her bir bölüm yikima yol açarsa, o zaman onarmak imkansizlasir. Iste, size diyorum ki, putatapicilik en büyük günahtir. Çünkü, kisiyi tümüyle inançtan ve sonunda Allah'tan yoksun hale getirir; böylece, kiside hiç bir manevî duygu görülemez olur. Bunun disinda her günah, merhamet olunma ümidi birakabilir insanda; ve, bundan.dolayi diyorum ki, putatapicilik en büyük günahtir.»
Herkes, Isa'nin sözlerine sasakaldi, çünkü, hiç bir sekilde karsi çikamiyacaklarmi anlamislardi.

Sonra Isa devam etti: «Allah'in sözlerini ve Musa ile Yusa'nm kanunda neler yazdiklarini hatirlayin, o zaman, bu günahin ne kadar agir oldugunu göreceksiniz. Allah, Israil kavmine (söyle) demisti: «Gökte olanlardan ve gögün altinda olan seylerden kendinize putlar yapmayacaksiniz, yerin üstünde olan seylerden ve yerin altmdakilerden de yapmayacaksiniz; suyun üstünde olanlardan ve suyun altindaki seylerden de yapmayacaksiniz. Çünkü, sizin Tanriniz benim, güçlü ve gayyûrum, bu günahin öcünü babalardan ve dördüncü batma varincaya kadar çocuklarindan bile alirim.» Kavminiz buzagiyi yaptigi ve ona tapindigi zaman, Yusa ve Levi kabilesinin kilici çekip, Allah'tan merhamet dilenmeyenlerden yüzyirmidörtbin kisiyi nasil öldürdügünü hatirlayin. Ah, puta tapicilar üzerine Allah'in korkunç, ne korkunç cezasi!»

Logged
safak'adlı üyenin imzası
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
27 Eylül 2009, 17:21:41
safak
"ßizi satanLarı ßizßeLe$e veririz"
Editör
*

     Üye No : 2
     Cinsiyet : Bay
     Nerden : Giresun
     Konu : 1461
     Mesaj : 3,036
Bedenin olmadan yürümenin ne anlamı olabilir?
Karma +165/-7
safakk@hotmail.de WWW


Üyenin Mesajı: 34.Kapida, sag eli, kullanilamayacak biçimde büzülmüs biri dikildi. Bunun üzerine, Isa kalbini Allah'a vererek dua etti ve ardindan dedi: «Sözlerimin dogru oldugunu ögrenmen için diyorum ki: Allah'in adiyla, ey adam, sakat olan elini aç ve uzat!» Adam, elini, sanki hiç sakatlik görmemis gibi tümüyle açti.

Sonra, Allah korkusuyla yemeye basladilar. Ve, bir miktar yedikten sonra, Isa yine dedi: «Bakin, size söylüyorum; bir sehri yakmak, orada kötü bir adet birakmaktan daha iyidir. Çünkü, böyle bir sey olursa, Allah, kötülükleri yok edici, kilici ellerine teslim ettigi yeryüzünün hükümdarlarina ve krallarina gazap eder.»

Ardindan Isa dedi: «Bir yere çagirildiginizda, en yüksek yerde oturmamak aklinizda olsun ki, ev sahibinin daha büyük bir dostu geldiginde size, «Kalk ve asagi otur!» deyip utandirmasin. Bunun yerine, gidip, en altta, oturun ki, sizi davet eden gelip, «Kalk arkadas, gel suraya, yukari otur!» desin. Böyle, büyük onur kazanirsin; çünkü, kendini yükselten kim olursa olsun, alçaltilir ve kendini alçaltan da, yükseltilir.

«Bakin, size söylüyorum, seytan baska bir günahindan dolayi degil, gururu yüzünden lanete ugradi. Isaya Peygamber de onu su sözleriyle azarlar: «Meleklerin güzeli olup, safak gibi parlarken, nasil oldu da gökten atildin, ey îblis? Seni yere gönderen, gururundan baskasi degildir!»

«Bakin, size söylüyorum, eger insan acinacak hallerini bilse, burada, yerde daima aglar ve kendisini en düsük, her seyin gerisinde görür. Ilk insani karisiyla birlikte, Allah'tan merhamet dilenerek, yüz yil durup dinlenmeden aglatan baska bir neden yoktu. Çünkü, gururlari yüzünden nereye düstüklerini gerçekten biliyorlardi.»

Isa bunlari deyip, Allah'a sükretti; ve o gün, gösterdigi mucizelerle birlikte, Isa'nin ne yüce sözler söyledigi Kudüs'ün her tarafinda öylesine yayildi ki, halk kutsal adini tesbih ederek, Allah'a sükretti.

Fakat, O'nun büyüklerin gelenekleri aleyhinde konustugunu anlayan yazicilar ve kâhinler daha büyük bir kinle yanip tutustular. Ve, Firavun gibi kalplerini sertlestirdiler; bu nedenle, O'nu öldürmek için firsat aradilarsa da bulamadilar.
35.

Isa Kudüs'ten ayrilip, Erden'in ötesindeki çöle gitti; ve çevresinde oturan havarileri Isa'ya dedi: «Ey muallim, bize seytan'in nasil gurura kapildigini anlat, çünkü, biz onun itaatsizligi dolayisiyla düstügünü ve insani daima kötülüge ittigini anlamis bulunuyoruz.»

Isa cevap verdi: «Allah, bir yeryüzü kütlesi yaratip, baska bir sey yapmadan onu yirmi bes bin yil bekletince, meleklerin basi ve bir hoca olan seytan sahip oldugu büyük anlayisla, bu yer yüzü kütlesinin Tanrisi'nin, peygamberlikle isaretlenmis yüz kirk dört bin (insan) ve ruhunu öteki her seyden altmis bin yil önce yaratmis oldugu Allah'in Elçisi (ni yeryüzüne) getirecegini biliyordu. Bu. nedenle kizip, «Bakin, bir gün Allah bu yeryüzüne bizim saygi göstermemizi irade edecek. Bu bakimdan, bizim ruh oldugumuzu ve dolayisiyla böyle bir seyin uygun olmayacagini düsünün» diyerek melekleri kiskirtti.

«Bu sekilde, pek çogu Allah'i birakti, Bunun üzerine, bütün meleklerin toplandigi bir gün Allah dedi: «Beni Rabb kabul eden her biriniz, hemen bu yeryüzüne saygi göstersin.»

«Allah'i sevenler bas egdiler, fakat seytan, kendi düsüncesinde olanlarla birlikte dedi: «Ey Rabb; biz ruhuz, ve bu nedenle, bizim bu çamura saygi göstermemiz adilâne (hak) degildir.» seytan böyle deyince, çirkin ve korkunç görünüslü oldu, ve ardindan gidenler de çirkinlesti; isyanlarindan dolayi, Allah kendilerinden yaratirken verdigi güzelligi çekip aldi. Bunun üzerine, kutsal melekler baslarini kaldirinca, seytan'in ve takipçilerinin ne korkunç birer canavar olduklarini görüp, korkuyla yüzlerini yere attilar.

«Sonra seytan dedi: «Ey Rabb, beni haksiz olarak çirkinlestirdin, ama ben buna raziyim, çünkü, ben senin yapacagin her seyi hükümsüz kilmak istiyorum.» Ve, diger seytanlar da dediler: «O'na Rabb deme ey Iblis, çünkü Rabb sensin.»          

«Bundan sonra Allah, seytan'in pesinden gidenlere dedi:

*tövbe edin ve beni Rabb (iniz), Yaraticiniz olarak taniyin.»
Cevap verdiler: «Biz Sana saygi gösterdigimiz için tövbe ediyoruz, çünkü sen adil degilsin; ama seytan adil ve suçsuzdu ve bizim Rabb (imizdir.)

Buna karsi Allah dedi: «Ayrilan benden ey lânetliler, artik sizin üzerinize hiç rahmetim, yok.»

«Ve, ayrilirken seytan yeryüzü kütlesine tükürdü ve bu tükrügü melek Cebrail bir kisim toprakla birlikte kaldirdi ve iste bundan insanin karnindaki göbegi meydana geldi.»
36.

Havariler, meleklerin bas kaldirisina sasip kaldilar.

Sonra Isa dedi: «Bakin, size söylüyorum ki, ibadet etmeyen seytan'dan daha kötüdür ve daha büyük eziyet çekecektir. Çünkü, seytan'in önünde kovulmadan önce hiç bir korkma örnegi yoktu ve Allah onu tövbeye çagiracak hiç bir peygamber de göndermis degildi; ve insan —simdi, Allah böyle dedigi için, benden sonra gelecek ve belki de benim yolunu hazirladigim Allah'in Elçisi disinda bütün peygamberler gelmis bulunuyor.— ve insan, diyorum ki, Allah'in adaletinin sonsuz örneklerini görmüs olmasina ragmen, hiç Allah yokmus gibi korkusuz, keyfince yasar. Davud Peygamber'in su sözü (ne güzel örnek) : «Aptal olan içinden 'Allah yoktur' der. Bu nedenle o sefil ve igrençtir, hiç bir iyiligi yoktur.»

«Durmadan ibadet edin ey havarilerim ki, kazanasiniz. Çünkü, arayan bulur, kendine açana (kapi) açilir ve isteyen alir. Ve ibadetinize çok konusmaya bakmayin, çünkü Allah, Süleyman'a, «Ey kulum, bana kalbini ver» dedigi gibi, kalplere bakar. Bakin, size söylüyorum, münafiklar, halk kendilerini görsün ve veli sansin diye sehrin her yaninda ibadet üstüne ibadet ederler; fakat kalpleri kötülük doludur; bu nedenle de, içlerinde olan dillerinde degildir. Ibadetinizi, Allah'in kabul etmesini istiyorsaniz (kalpten) yapmaniz gerekir. Simdi söyleyin bana: Ilk önce, kime gidecegine ve ne yapacagina karar vermis olandan baska kim gidip, Romali valiyle veya Hirodes'le konusur? Emin olun ki, hiç kimse ve eger insan insanla konusmak için böyle davranirsa, Allah'la konusmak, kendisine verdigi her sey için sükredip, günahlari için merhamet istediginde ne yapmalidir?

«Size söylüyorum ki, pek az kisi gerçekten ibadet eder ve bu nedenle seytan digerleri üzerinde güç sahibidir. Çünkü Allah, kendisini dudaklariyla yüceltenleri istemez; mabette dudaklariyla merhamet isterken, kalplerinden adalet diye haykiranlari (istemez). Isaya peygambere dedigi gibi: «Beni gücendiren su insanlari benden uzaklastir, çünkü onlar dudaklariyla beni yüceltir, ama kalpleri benden uzaktir.» Bakin, diyorum ki, düsünmeden kayitsizca ibadet etmeye kalkan Allah'la alay eder.

Simdi, kim sirtini dönerek Hirodes'le konusmaya gider ve onun önünde, ölesiye nefret ettigi vali Pilatus'u övebilir? Kuskusuz, hiç kimse. Hiç hazirliksiz ibadet etmeye kalkanin hali de bundan hiç asagi degildir: Sirtini Allah'a döner ve yüzünü seytan'a vererek, onu över de över. Çünkü, kalbinde kötülük aski yatar ve bundan tövbe de etmez.

«Eger, sizi inciten biri, dudaklariyla «bagislayin» derken, elleriyle size bir yumruk atarsa, onu nasil bagislayabilirsiniz? Iste böyle de, dudaklariyla «Rabb, bize merhamet et» derken,   kalplerinde kötülük aski tasiyanlara ve yeni yeni günahlar islemeyi düsünenlere Allah merhamet mi edecek?»
37.

Havariler, Isa'nin sözleri üzerine aglayarak, ona yalvardilar: «Rab, bize dua etmeyi ögret.»

Isa cevap verdi: «Romali vali sizi öldürmek niyetiyle yakalarsa, ne yaparsiniz düsünün de, duaya kalktiginizda aynen böyle davranin. Ve, sözleriniz söyle olsun: «Ey Allah'imiz Rabb, kutsal ismin yücelsin; melekûtun gelsin; iraden her zaman yerine gelsin; gökte yerine geldigi gibi, yerde de gelsin; bize her gün için ekmek (rizik) ver; bize karsi suç isleyenleri bagisladigimiz gibi, sen de günahlarimizi bize bagisla ve bizi igvalara kapilip azap çektirme; bizi her serden koru, çünkü yalnizca Sen, ebede kadar izzet, azamet ve kudret sahibi, bizim Allah'imizsin.»
38.

Sonra, Yuhanna cevap verdi: «Muallim, Allah'in Musa araciligiyla emrettigi sekilde biz de yikanalim.»

Isa dedi: «Benim kanunu ve peygamberleri yok etmek için geldigimi mi saniyorsunuz? Bakin, size diyorum ki, Allah'in varligina inandiginiz gibi inanin, ben bunlari yikmak için degil, gözetmek için geldim. Çünkü, her peygamber, Allah'in kanununu ve Allah'in diger peygamberler araciligiyla söylemis oldugu her seyi gözetmistir. Ruhumun huzurunda durdugu Allah vardir ve diridir ki, en küçük bir hükmü yerine getirmeyen, kim olursa olsun, Allah'i razi etmek söyle dursun, O'nun melekûtunda en küçük bir sey olur. Çünkü, orada hiç bir payi yoktur. Hattâ, size söylüyorum ki, Allah'in kanununun tek bir hecesi, en agir günahi göze almadan çignenemez. Fakat ben, Allah'in Isaya peygamber araciligiyla bildirdigi su sözlere uymanizin gerekli oldugunu akliniza havale ediyorum:

«Yikan ve temiz ol, düsüncelerini benim gözlerimden uzaklastir.»

«Bakin, size söylüyorum ki, kalbi kötülükleri seven insani deniz(ler)in tüm suyu yikamayacaktir. Ve, yine size söylüyorum ki, yikanmayan(abdest) kimse ibadetiyle Allah'i razi etmek söyle dursun, ruhuna putatapiciliga benzer günah yükleyecektir.»

-Bana gerçekten inanin; eger insan Allah'a gerektigi gibi ibadet edecek olsa, istedigi her seyi elde eder. Ibadetiyle Misir'a gazap eden (kamçi vuran) Allah'in kulu Musa'yi hatirlayin; Kizil Deniz'i yardi da, Firavun ve ordusu orada boguldu.- Günesi durduran Yusa'yi hatirlayin, sayisiz Filistin askerini korkudan titretmisti; gökten ates yagdiran Ilya'yi, ölü bir adami (mezarindan) kaldiran Elisa'yi ve ibadet ve dua ile istedikleri her seyi elde eden daha baska pek çok kutsal peygamberleri hatirlayin. Fakat, bunlar kendi kisisel amaçlari için degil, yalniz Allah ve Allah'in sani için çalistilar.»
39. Adem'in Yaratilisi Ve Ilk Sorusu ve Duasi

Sonra Yuhanna dedi: «Güzel konustun ey muallim, fakat insan gururuyla nasil günah isledi, tam bilemiyoruz.»

Isa cevapladi: «Allah seytan'i kovup, melek Cebrail de seytan'in tükürdügü yeryüzü kütlesini temizleyince, Allah yasayan her seyi, hem uçan ve hem yürüyen ve hem de yüzen hayvanlari yaratti ve dünyayi içinde bulunan her seyle süsledi. Birgün seytan cennetin kapilarina yaklasip, otlayan atlari gördü ve onlara, eger yeryüzü kütlesi bir ruh olacak olursa, kendilerine eziyet verici bir is düsecegini bildirdi; bu nedenle de, bu yeryüzü parçasinin hiçbir seye yaramayacak sekilde çignemeleri faydalarina olacakti. Atlar ayaklandilar ve hemen zambaklarla güller arasinda uzanan o yeryüzü parçasini çignemeye giristiler. Bunun üzerine Allah, Cebrail'in kütle üzerinden almis oldugu seytan'in tükrügünün bulundugu kirli yeryüzü parçasina ruh verdi; ve havlayan köpekler ortaya çikinca korkuya kapilan atlar kaçtilar. Bundan sonra Allah, tüm kutsal melekler «Senin kutsal adini tesbih ederiz ey Rabb (muz) Allah» diye söylesirken, insana ruhunu verdi.

«Ayagi üstüne kalkan Adem, havada günes gibi parlayan bir yazi gördü: «Allah'tan baska ilâh yoktur ve Muhammed Allah'in Rasulû'dür.» Bunun üzerine Adem agzini açarak, dedi: «Sükür sana ey Allahim Rabb, bana hayat nimeti verdin; fakat (senden) bana söylemeni diliyorum: Bu, «Muhammed Allah'in elçisidir» sözlerinin mesaji ne anlama geliyor? Benden önce (yaratilmis) baska insanlar mi vardi?»
«Bundan sonra Allah dedi: «Tabii, ey kulum Adem. Sana diyorum ki: îlk yarattigim insan sensin. Ve senin görmüs oldugun, yillar sonra dünyaya gelecek, benim rasulûm olacak ve her seyi kendisi için yarattigim oglundur. Geldigi zaman dünyaya isik verecektir; ruhu, ben herhangi bir sey yaratmadan altmis bin yil önce semavî bir nur içine konmustur.»

Adem Allah'a söyle yalvardi: «Rabb(im), bu yaziyi el parmaklarimin tirnaklari üzerinde bana bahset.» Sonra Allah, ilk insana bas parmaklari üzerinde bu yaziyi verdi. Sag elin bas parmak tirnagi üzerinde, «Allah'tan baska ilâh yoktur*, sol elin bas parmak tirnagi üzerinde de, «Muhammed Allah'in Rasulû'dür.» Sonra, babaca bir sevgiyle ilk insan bu sözleri öptü ve gözlerini ovarak dedi: «Senin dünyaya gelecegin gün mübarek olsun.»

Allah insani yalniz görünce dedi: «Onun yalniz kalmasi iyi degildir.» Bu nedenle onu uyuttu ve kalbinin yakinindan bir kaburga kemigi alarak, yerini etle doldurdu. Bu kaburga kemiginden Havva'yi yaratip, onu Adem'e es olarak verdi. Bu ikisini Cennetin efendileri olarak yerlestirdi. Ve kendilerine (söyle) dedi: «Bakin, size yemek için her meyveyi veriyorum, yalniz elmalar ve misir hariç»; ve bunlarla ilgili olarak dedi: «Ne olursa olsun, bu meyvelerden yememeye dikkat edin, yerseniz kirlenirsiniz ve öyle ki, sizi burada tutarak azap etmem; buradan sürer çikarinin ve büyük eziyetler çekersiniz.»
40.

Bunlari ögrenen seytan, kizginligindan deli oldu Ve Cennet'in kapisina yaklasti. Orada, deve gibi ayaklari ve her yaninda bir ustura gibi kesilmis ayak tirnaklan olan korkunç bir yilan nöbet bekliyordu. Düsman ona dedi: ««Bir zahmet et, beni Cennet'e koyuver!»              

Yilan cevap verdi: «Allah bana seni çikarmami emretmisken, ben nasil seni içeri almak zahmetine katlanirim?»

Seytan karsilik verdi: «Allah'in seni ne kadar çok sevdigini görüyorsun, ki seni insan denilen bir okka çamurun basinda nöbet tutman için Cennet'in disina koydu. Bu bakimdan, eger beni Cennet'e alirsan, seni öyle korkunç yaparim ki, herkes senden kaçar ve arzu ettigin yerde gider kalirsin.»
Sonra yilan dedi: «Seni içeri nasil koyacagim ben?»

Seytan dedi: «Sen büyüksün; agzini,aç, ben karnina girecegim ve sen Cennet'e girince, su siralarda yer üzerinde yürümekte olan iki okka çamurun yaninda beni birakacaksin.»

Sonra, yilan böyle yapti ve seytan'i kocasi Adem uyumakta oldugundan Havva'nin yaninda birakti. seytan, güzel bir melek gibi kadinin önünde durdu ve ona dedi: «Neden su elmalardan ve misirdan yemiyorsunuz?»

Havva cevap verdi: «Rabb(imiz) bize, bunlardan yersek kirlenecegimizi ve kendisinin de bizi Cennet'-ten çikaracagini söyledi.»

seytan karsilik verdi: «O, gerçegi söylemez. Allah'in kötü ve kiskanç oldugunu, bu nedenle de hiç bir dengine katlanamayip, herkesi köle tuttugunu bilmelisiniz ve kendisine esit olmayasiniz diye size böyle demistir. Fakat, sen ve yoldasin benim tavsiyeme göre hareket ederseniz, digerlerinden oldugu gibi su meyvelerden de yiyecek ve baskalarina tabî olarak kalmayip, Allah gibi iyi ve kötüyü bilecek ve istediginizi yapacaksiniz. Çünkü, Allah'a denk olacaksiniz.» Sonra, Havva o (meyve) lerden alip yedi ve kocasi uyandiginda, seytan'in tüm dediklerini ona anlatti ve o da karisinin sundugu (meyve) leri alip yedi. Bunun üzerine, yenilenler asagi dogru inerken Allah'in sözlerini hatirladi; bu sebepten, yemegi durdurmak istegiyle elini, her insanin isareti bulunan bogazina götürdü.»
41.

Sonra, her ikisi de çiplak olduklarini anladilar; dolayisiyla utanip, incir yapraklari alarak gizli yerleri için bir elbise yaptilar. Ögle vakti geçince, bak ki, Allah kendilerine göründü ve Adem'e seslenip dedi: *Adem, neredesin?»

O cevap verdi: «Rabb(im), huzurundan kendimi gizliyorum, çünkü,, ben ve karim çiplagiz. Bu nedenle de, senin huzurunda bulunmaktan utaniyoruz.»

Sonra Allah dedi: «Yediginiz takdirde kirleneceginiz ve cennette daha fazla kalamayacaginiz meyveyi yemedikçe, sizi kim masumlugunuzdan soyup çikarmistir ki?»

Adem cevap verdi: «Ey Rabb(im), bana vermis oldugun es (zevce) yemem için yalvardi, ben de ondan yedim.»
Sonra Allah kadina dedi: «Neden dolayi böyle (bir) yemegi kocana verdin?»

Havva cevap verdi: «seytan beni aldatti ve ben de yedim.»

«Ama, bu mel'un nasil girdi buraya?» dedi Allah.

Havva cevap verdi: «Kuzey kapida duran bir yilan onu benim yanima getirdi.»

Sonra Allah Adem'e dedi: «Madem ki sen karinin sözünü dinledin ve meyveyi yedin, yeryüzü senin islerinle lanetlensin, belâ bulsun; senin için ignelikler ve dikenler bitirecektir o; ve yüzünün teriyle ekmek yiyeceksin. Ve toprak oldugunu hatirla ve yine topraga döneceksin.» Ve Havva'ya da söyle konustu: «Ve seytan'a kulak asip, kocana yemegi veren sen, seni köle tutacak olan erkegin egemenligi altinda yasayacak ve dogum  çekip, çocuklar dünyaya getireceksin.»

Ve yilani da çagiran Allah, Allah'in kilicini tutan melek Mikâil'e seslenip dedi: «Önce Cennet'ten bu kötü yilani çikar ve disarida bacaklarini kes; ki yürümek isterse, yerde vücudunu sürüsün.» Ardindan Allah, gülerek gelen seytan'a seslendi ve ona dedi: «Madem sen melun, bunlari aldattin ve kendilerini kirlettin, öyle ise ben de diliyorum ki, onlarin ve bana gerçekten tövbe edip kulluk yapacak çocuklarinin tüm kirlilikleri bedenlerinden çiktikta senin agzindan girsin ve böylece sen kirliliklerle doyasin.»

seytan sonra korkunç bir sekilde kükredi ve dedi : «Madem sen benim daha da kötü olmami dilersin, ben de o zaman, elimden geleni arkama koymayacagim.»

Sonra Allah dedi: «Defol mel'un, benim huzurumdan!» Sonra seytan gitti; bunun üzerine Allah aglamakta olan Adem'le Havva'ya dedi: «Siz de Cennet'­ten çikin ve cezanizi çekin ve ümidiniz de yok olmasin, çünkü ben, soyun seytan'in egemenligini insan cinsinin üzerinden kaldiracak sekilde oglunu gönderecegim. Çünkü o gelecek olan, kendisine her seyi verecegim benim elçimdir.»

Allah gizlendi ve Melek Mikâil onlari Cennet'ten çikardi. Bunun üzerine Adem, çevresine bakinarak kapinin üstünde yazili olan «Allah'tan baska ilâh yoktur ve Muhammed Allah'in elçisidir» sözünü gördü. Bu nedenle, aglayarak dedi: «Allah'i razi edici olsun ki ey oglum, çabucak gelesin ve bizi perisanliktan kurtarasin.»
42.
Sonra bu konusmanin ardindan havariler agladilar ve Isa da agliyordu. O sirada onu bulmaya gelen pek çok kisi gördüler; kâhinler onu konusurken yakalamak için aralarinda müsavere yapmis ve bu nedenle de, Levililerle yazicilarin bazilarini ona, «sen kimsin?» diye sormaya göndermislerdi.
Isa itirafta bulunup, gerçegi söyledi: «Ben Mesih degilim.»

Dediler: «îlya misin? Yeremya misin, yoksa eski peygamberlerden biri misin?»

Isa cevap verdi: «Hayir.»

Sonra dediler: «Kimsin sen? Bizi yollayanlara dogru sahitlikte bulunabilmemiz için bize söyle.»

Sonra Isa dedi: «Ben bütün Yahudiye'de haykiran ve Isaya'da da yazili oldugu gibi, «Rabb (in) Elçisi için yol açin» diye haykiran sesim.»

Dediler: «Eger sen Mesih veya îlya veyahut da herhangi bir peygamber degilsen, neden yeni akide vaaz eder ve kendini Mesih'ten daha çok saydirirsin?»

Isa cevap verdi: «Allah'in benim elimde meydana getirdigi mucizeler, benim Allah'in diledigi seyleri konustugumu gösteriyor, ben, hiç bir zaman, sözünü ettiginiz kisiden kendimi daha çok saydirmiyorum da Çünkü ben, sizin «Mesih» dediginiz, benden önce yaratilmis ve benden sonra gelecek ve inanci (dini) son bulmasin diye gerçegin sözlerini getirecek olan Allah'in Elçisi'nin ayakkabilarinin iplerini veya çoraplarinin baglarini çözecek degerde degilim.» Levililer saskinlik içinde ayrilip gittiler ve ileri gelen kâhinlere her seyi anlattilar da, (bunlar) dediler: «Onun sirtinda her seyi kendine anlatan cini var»

Sonra Isa havarilere dedi: «Bakin, size diyorum, reisler ve halkimizin büyükleri bana karsi firsat kolluyorlar.»

Sonra Petrus dedi: «Öyleyse, bir daha Kudüs'e gitmeyin.»

Bunun üzerine Isa ona dedi: «Sen budalasin ve ne söyledigini bilmiyorsun. Pek çok eziyetler çekmem gerek, çünkü, bütün peygamberler ve Allah'in kutsal (kullar)'i çekmislerdir. Ama korkmayin, bizimle birlikte olanlar da vardir, bize karsi olanlar da.»

Ve Isa böyle deyip ayrilarak Tabur dagina gitti ve oraya yaninda Petrus, Yakup ve kardesi Yuhanna'yla bunu yazan da çikti. Bunun üzerine üstünde büyük bir nur parladi, elbiseleri beyaz kar gibi oldu ve yüce günes gibi isildadi ve bir de ne görelim! Oraya cinsimiz ve kutsal sehir üzerine gelmesi gereken tüm seylerle ilgili olarak Isa ile konusan Musa ve llya gelmesinler mi?

Petrus söyle konustu: «Rab, burada bulunmakla iyi ettik. Bu bakimdan, eger dilerseniz, burada biri sizin için, biri Musa ve digeri de îlya için üç çardak kuralim. Ve, o konusurken, beyaz bir bulut üzerlerini örttü ve «Kendinden çok hosnut oldugum kuluma bakin; onu dinleyin» diyen bir ses duydular.

Havariler korkuya kapilarak, ölü (gibi) yüz üstü yere düstüler. Isa geldi ve havarilerini kaldirip dedi: «Korkmayin, çünkü Allah sizi seviyor ve benim sözlerime inanmaniz için böyle yapmistir.»

43. "Allah Her seyden Önce Hz. Muhammed'in Ruhunu Yaratti"
Isa, asagida kendisini bekleyen sekiz havarisinin yanlarina vardi ve dört tanesi bu sekiz taneye bütün gördüklerini anlattilar; o gün hepsinin kalbinden Îsa ile ilgili tüm kuskular silindi, yalniz hiç bir seye inanmayan Yehuda Iskaryot hariç. Îsa, dagin eteginde bir yere oturdu ve ekmekleri olmadigindan, hepsi dag meyveleri yediler.

Sonra Andreas dedi: «Bize Mesih hakkinda çok seyler söylediniz, bu nedenle, lütfen bize her seyi açikça anlatin.» Ve ayni sekilde diger havariler de kendisine rica ettiler.

Bunun üzerine Isa dedi: «Çalisan herkes, tatmin olacagi bir gaye için çaksir. Bu bakimdan size söylüyorum ki, Allah, kendinde hiç bir noksanlik olmadigi için tatmin olma ihtiyaci duymaz. Zaten O'nun kendinde kemal vardir. Ve iste, çalismak dilegiyle O, her seyden önce, yaratiklar Allah'ta riza ve doygunluk bulsunlar diye, kendisi için tüm (kâinati) yaratmaya karar verdigi Elçisi'nin ruhunu yaratti; ki, kullari olarak tayin ettigi tüm yaratiklarindan elçisi haz ve sevinç duysun. Ve bu nedenle iste her sey bilip gördügünüz gibi oldu. Ama O neden böyle olmasini diledi?

«Bakin, size diyorum ki; her peygamber geldigi zaman, yalnizca bir kavme Allah'in rahmetinin isaretini götürmüstür. Ve sözleri de gönderildikleri insanlarin ötesine uzanmamistir. Fakat, Allah'in Elçisi gelecegi zaman, Allah O'na kudret ve rahmetinin sonuymus gibi verecek, o kadar ki, akidesini alacak olan tüm dünya kavimlerine rahmet ve selâmet götürecektir. Dinsizler üzerine güçle gidecek ve puta tapiciligi ezecek, o kadar ki, seytan'i kahredecektir; çünkü, Allah Ibrahim'e böyle vaat etmistir: «Dikkat et, senin soyunla yeryüzünün tüm kabilelerini kutsayacagim. Ve sen, Ey Ibrahim, nasil putlari parça parça etmissen, senin soyun da böyle yapacaktir.»

Sonra söyle soruldu: «Ey muallim, bu vaat kime verilmistir, söyle bize; çünkü, Yahudiler «Ishak'a» diyorlar, Ismailîler ise, «Ismail'e.»

Îsa cevap verdi: «Davud kimin ogluydu ve hangi soydandi?» Cevap verildi: «Ishak'in; çünkü, Ishak Yakup'un babasiydi, Yakup da soyu Davud'a varan Yahuda'nin babasiydi.»
Sonra Îsa dedi: «Öyleyse, Allah'in elçisi gelecegi zaman, hangi soydan olacaktir?»

Havariler cevap yerdiler: «Davud'un (soyundan).» Bunun üzerine Isa dedi: «Siz kendinizi aldatiyorsunuz; çünkü Davud, söyle söyleyerek, ona ruhundan rab (efendi) der: Allah rabbine, «Ben düsmanlarina senin ayak taburen yapincaya kadar sag yanimda otur» dedi. Allah düsmanlarinin ortasinda rablik kazanacak olan asani gönderecektir. «Eger, sizin Mesih dediginiz Allah 'in Elçisi Davud'un oglu ise, Davud O'na nasil «rab» der? Bana inanin, size söylüyorum ki, vaat Ismail'e yapilmistir, Ishak'a degil.»
44. "Allah'in Elçisi Muhammed Yaratilan Hemen Her Seye Mutluluk Getirecek Bir Nurdur"
Bunun üzerine havariler dediler: «Ey muallim, Musa'nin kitabinda böyle, yani vaadin Ishak'a yapilmis oldugu yazilidir.»

Îsa, ah ederek cevap verdi: «Öyledir, ama onu Musa yazmadi, Yusa da yazmadi onu Allah'tan korkmayan hahamlariniz yazdi. Bakin, size söylüyorum ki; melek Cebrail'in sözlerine baktiginizda yazicilarinizin ve fakihlerinizin melanetini anlayacaksiniz. Çünkü, Cebrail demistir ki: «Ibrahim, tüm dünya Allah'in seni ne kadar sevdigini biliyor; fakat, senin Allah'a olan sevgini dünya nasil bilecek? Mutlaka Allah sevgisi için bir sey yapman gerekiyor.» Ibrahim cevap verdi:

«Bak, Allah'in kulu Allah'in dileyecegi her seyi yapmaya hazirdir.»

«Sonra Allah Ibrahim'e söyle seslendi: «Oglunu, ilk dogan (çocugun) Ismail'i al ve daga çikip onu kurban et.» Eger, Ishak dogdugu zaman Ismail yedi yasinda idiyse, o zaman Ishak nasil ilk dogan (çocuk) olmus olur?»Ardindan havariler dediler: «Bizim fakihlerimizin aldattigi ortada; bu bakimdan bize gerçegi anlat, çünkü, biz senin Allah tarafindan gönderildigini biliyoruz.»

Îsa cevap verdi: «Bakin, size söylüyorum ki, seytan Allah'in kanunlarini hükümsüz kilmak için çalisir durur; ve bu nedenle, yoldaslari olan sahte imanli münafiklar ve yasantilari sehvet pesinde geçen günahkârlarla birlikte, bugün hemen hemen her seyi kirletmis bulunmaktadir ki, pek az gerçege rastlanilmaktadir. Yaziklar olsun münafiklara, çünkü bu dünyanin övgüleri, cehennemde onlar için azaba ve hakarete dönüsecektir.                                

«Bu nedenle size diyorum ki, Allah'in elçisi, Allah'in yarattigi hemen her seye mutluluk getirecek olan bir nurdur; çünkü o, anlayis ve müsavere ruhuyla, hikmet ve kudret ruhuyla, korku ve sevgi ruhuyla, akil ve itidal ruhuyla donatilmistir; rahmet ve merhamet ruhuyla, adalet ve takva ruhuyla, yumusaklik ve sabir ruhuyla donatilmistir ki, bunlari o Allah'­tan, bütün diger yaratiklarina verdiginden üç kat daha fazla almistir. Ey, O'nun dünyaya gelecegi kutlu zaman! Inanin bana, O'nun ruhunu görenlere Allah peygamberlik verdiginden, her peygamber gibi ben de O'nu gördüm ve O'na saygi gösterdim. O'nu görünce, ruhum teselli ile doldu (ve) dedim: «Ey Muhammed, Allah seninle olsun ve beni ayakkabinin baglarini çözecek degerde kilsin. Buna ermekle ben de büyük bir peygamber ve Allah'in kutsal bir (kul)'u olacagim.» Ve Îsa böyle deyip, Allah'a sükretti.
45.
Sonra, melek Cebrail; Isa'ya geldi ve O'na, bizim sesini duyabilecegimiz bir sekilde seslendi: «Kalk ve Kudüs'e git!»

Isa, bu emre uyarak çikti ve Kudüs'e gitti. Yedinci gün mabede girerek, halka ögretmeye basladi. Bunun üzerine insanlar akin akin mabede geldiler. Içlerinde bulunan bas kâhin ve kâhinler Isa'ya yaklasarak, dediler : «Ey muallim, hakkimizda kötü seyler diyormussun; bu bakimdan dikkat et de, basina bir kötülük gelmesin.»

Isa cevap verdi: «Dikkat edin, size diyorum, ben münafiklar hakkinda kötü konusuyorum; eh, siz de münafiksaniz, sizin aleyhinizde de konusurum.»

Cevap verdiler: «Kim bir münafiktir? Bize açikça anlat.»
Isa dedi: «Bakin, size diyorum ki, insanlar kendini görsün diye iyi bir sey yapan kisi münafiktir. Öyle ki» yaptigi is insanlarin göremedigi kalbe islemez, orada ancak her türlü kötü düsünce ve her türlü kirli sehvet kalir. (Simdi) bildiniz mi münafigin kim oldugunu? Diliyle Allah'a kulluk ederken, kalbiyle insanlara kulluk eden kisi münafiktir. Ey zavalli adam! Ölünce, bütün kazandiklarini yitirecek. Bu konuda Davud peygamber der: «Reislere güven baglamayin. Kendileri için kurtulus olmayan insan ogullarina da (güven baglamayin). Çünkü ölürken düsündükleri yok olur. Heyhat, ölmeden önce kendilerini mükâfattan yoksun bulurlar, çünkü Allah'in peygamberi Eyyub'un dedigi gibi: «Insan gelici geçicidir, hiç bir zaman bir kalista kalmaz.» Öyle ki, bugün seni övse, yarin kötüler, bugün seni ödüllendirmek istese, yarin malini elinden almak ister. Yaziklar olsun öyleyse münafiklara, çünkü onlarin kazandigi bosunadir. Huzurunda durdugum Allah vardir ve hayattadir ki, münafik soyguncudur ve saygisizdir, (sahtekârdir), o kadar ki, iyi görünmek için kanundan yararlanir ve hamd, sena ve san ebediyyen yalnizca kendine ait olan Allah'in sanini çalar.

«Size daha da söylüyorum ki, münafigin inanci yoktur, öyle ki, eger Allah'in her seyi gördügüne ve kötülügü korkunç bir hükümle cezalandiracagina inanmis olsa, inanmadigi için kötülüklerle doldurdugu kalbini aritir. Bakin, size diyorum ki, münafik, distan beyaz (görünen), fakat içi çürük, küf ve solucanlarla dolu bir mezardir. Size gelince ey kâhinler, Allah sizi yarattigi ve sizden istedigi için Allah'a kullugunu yerine getiriyorsaniz, size lâfim yok, çünkü siz Allah'in kullarisiniz; fakat, her seyi kazanç için yapiyor ve Allah'in mabedinin soyguncular magarasina çevirdiginiz bir ticaret degil, ibadet evi olduguna bakmadan pazarda oldugu gibi mabette de alis veriste bulunuyorsaniz, her seyi insanlari memnun etmek için yapiyor ve Allah'i aklinizdan çikariyorsaniz, o zaman size haykirarak diyorum ki, siz Allah aski için babasinin evini terk eden ve kendi oglunu kesmek isteyen Ibrahim'in degil, seytan'in çocuklarisiniz. Eger böyleyseniz, yaziklar olsun size ey kâhinler ve fakihler, çünkü Allah kâhinligi sizden alacaktir!»
46.
Isa konusmasini söyle sürdürdü: «Önünüze bir mesel koyuyorum. Bir aile reisi bir bag dikmis ve hayvanlar tarafindan çignenip ezilmesin diye etrafini çevirmisti. Ve, orta yere de sarap çikarmak için mengene koymustu ve buradan çiftçilere sarap verecekti. Gel zaman, sarabin biriktirilme vakti gelince hizmetçilerini yolladi. Bunlari gören çiftçiler bazilarini tasladi, bazilarini yakti ve digerlerini de biçakla delik desik ettiler. Ve bunu defalarca yaptilar. Söyleyin bana, bagin sahibi çiftçilere ne yapsin simdi?»

Herkes cevap verdi: «En kötü biçimde hepsini yok eder ve bagini baska çiftçilere verir.»

Bunun üzerine Îsa dedi: «Bagin Israil ailesi ve çiftçilerin ise Yahudiye ve Kudüs halki oldugunu bilmez misiniz? Yaziklar olsun size, Allah sîze gazap etmektedir, Allah'in bu kadar peygamberinin karnini yardiniz; öyle ki, Ahab zamaninda Allah'in kutsal (kul)larini gömecek tek bir kisi bulun(a)miyordu.!»

Ve, Isa böyle deyince, kâhinler onu yakalamak istedilerse de, kendisini yücelten halktan korktular.

Sonra Isa, dogustan basi öne dogru egik bir kadin görüp, dedi: «Allah'in adiyla basini kaldir ey kadin, ki sunlar, benim dogruyu söyledigimi ve benim O'nun diledigi seyleri bildirdigimi anlayabilsinler.»

Sonra kadin Allah'i ta'zim ederek, basini tümüyle kaldirdi.

Bas kâhin bagirdi: -Bu adam Allah'in göndermesi degildir, bakin, Sebt'i tanimiyor, çünkü sakat bir kisiyi iyilestiriyor bugün.»

Îsa cevap verdi: «Simdi söyleyin bana, yedinci (Sebt) günde konusmak ve baskalarinin kurtulmasi için dua etmek mesru degil midir? Sebt günü esegi ve öküzü bir hendege kaçtiginda, onu Sebt günü- (kaçtigi yerden) çekip çikarmayacak kim vardir içinizde? Emînim ki, hiç kimse. Ve ben, bir Israil kizina sihhat kazandirmakla yedinci günü bozmus mu oluyorum? Evet iste, burada münafikliginiz kesinkes ortaya çikiveriyor! Ah, kendi üzerinde basini kesmek için bir pala durup dururken, baskasinin gözüne bir saman çöpü gelip de çarpacak diye korkan nice kisi vardir bugün. Ah, bir karincadan korkarken bir fili önemsemeyen nice nice insan vardir!»

Ve Isa bunlari söyleyip mabetten çikti. Fakat, ele geçirip, babalarinin Allah'in kutsal (kul)larina yaptigi gibi, ona istediklerini yapamayan kâhinler kendi aralarinda öfkeden kuduruyorlardi.
47.
Îsa, peygamberlik görevinin ikinci yilinda Kudüs'­ten çikip Nain'e gitti. Sehrin kapisina yaklastigi sirada, ahali, herkesin ölümüne agladigi dul bir annenin tek oglunu mezara götürüyordu. Bu sirada Îsa sehre gelmis bulunuyordu. Ve halk, Galileli bir peygamber olan Isa'nin geldigini anlayip, ölüyü bir peygamber oldugundan kaldirabilir diyerek, kendisine yalvarmaya koyuldular. Isa çok korktu ve Allah'a yönelerek dedi: «Beni bu dünyadan al ey Rabb (im), çünkü dünya delirmis, nerdeyse bana tanri diyecekler!» Ve Isa böyle deyip agladi.

Sonra melek Cebrail gelip dedi: «Ey Isa, korkma, çünkü Allah sana her sakat (ve noksanlik) üzerine güç vermistir, o kadar ki, senin Allah adiyla bahsedecegin her sey tümüyle yerine gelecektir.» Bunun üzerine Îsa iç çekip, dedi: «Sen ne dilersen olur, Rabb Allah kadir ve rahimdir.» Böyle deyip ölünün annesine yaklasti ve ona aciyarak dedi: «Kadin, aglama.» Ve ölünün elini tutarak, dedi: «Sana diyorum genç, Allah'in adiyla iyilesip kalk!»

Sonra, çocuk yeniden canlandi ve bunun üzerine herkes korkuya kapilip, dediler: «Allah içimizden büyük bir peygamber seçip çikardi ve halkini ziyaret etti.»
48.
Bu sirada Roma ordusu Yahudiye'de olup, memleketimiz atalarimizin günahlari yüzünden onlara bagliydi. Simdi, Romalilarin adetiydi ki, halka yararli yeni bir sey yapan tanriya seslenip ibadet ederlerdi. Ve, Nain'de bulunan bu askerlerin (bazilari) da bir ötekini, bir berikini payliyor ve, «Tanrilarinizdan biri sizi ziyaret etti ve siz buna hiç önem vermediniz. Eger, bizim tanrilarimizdan biri bizi ziyaret edecek olsa, biz ona elimizde olan her seyimizi veririz. Bizim tanrilarimizdan ne kadar korktugumuzu görüyorsunuz. Onlarin heykellerine (suretlerine) sahip oldugumuz seylerin en iyisini veriyoruz.» diyorlardi. Nain halki arasinda en ufak bir fesat çikaramayan seytan, bu tür konusmalari tesvik ediyordu. Ama Îsa Nain'de hiç oyalanmayip, Kefernahum'a döndü. Nain'de anlasmazliklar öyle bir kerteye gelmisti ki bazilari, «Bizi ziyaret eden Allah'imiz» derken, bazilari «Allah görünmez, öyle ki, O'nu kimse görmemistir, kulu Musa bile; o halde o Allah degil, ama O'nun ogludur» diyordu. Bir digerleri de, «O Allah degil, Allah'in oglu da degildir, çünkü Allah'in baba olacak bedeni de yoktur ayrica; O, sadece Allah'in bir peygamberidir.» diyordu.

Ve, böyle kiskirtmalarda bulunuyordu Isa'nin peygamberliginin üçüncü yilinda seytan; öyle ki, bu (kiskirtmalar) dan halkimizin basina büyük bir yikim (gelecekti) .

Isa Kefernahum'a gitti; burada ahali, (kendisinin geldigini) ögrenince tüm hastalarini toplayip, Isa'nin havarileriyle birlikte kaldigi (evin) sundurmasinin önüne koydu. Ve Isa'yi disari çagirip, hastalara sihhat için ricada bulundular. Sonra, Îsa ellerini her birinin üzerine koyup, dedi: «Kutsal adinla Israil'in Rabbi, bu hastaya sihhat ver.» Böyle böyle hepsi iyilesti.
Sebt gün Isa havraya girdi ve tüm halk konustugunu duymak üzere buraya kosustu.
49.
Yazici o gün Davud'un mezmurunu okudu, (söyle) diyordu Davud orada: «Bir zaman buldugumda dosdogru hükmedecegim.» Ardindan, peygamberleri okuduktan sonra Isa kalkti ve elleriyle sus isareti yapip, agzini açarak söyle konustu: «Kardesler, babamiz Davud'un, bir zaman buldugunda dosdogru hükmedecegini söyleyen sözlerini duydunuz. Size gerçekten diyorum ki, pek çok hakim hükmünde, kendileri için uygun düsmeyen hüküm vermek ve kendileri için uygun düsene de zamanindan önce hükmetmekten baska bir nedenle (yanilgiya) düsmez. Bu bakimdan, babalarimizin Allah'i peygamberi Davud araciligiyla bize söyle7 bagirir: «Adaletle hükmedin ey insanogullari.» Bundan dolayi, cadde köselerinde oturup da, gelen geçen için, «Su güzeldir, su çirkindir, su iyidir, bu kötüdür» demekten baska bir sey yapmayanlar zavallilardir. Yaziklar olsun onlara, çünkü onlar, «Ben sahidim ve hakimim ve sanimi kimseye vermem» diyen Allah'in elinden hükmünün asasini kapip alirlar. Bakin, size söylüyorum ki, bunlar görmedikleri ve gerçekten duymadiklari (seylere) sahitlik ederler ve kendilerine yetki verilmeden hükümde bulunurlar. Bu nedenle, yerde olanlar Allah'in gözüne igrençtirler ve (Allah) son günde kendileri için korkunç hükmünü verecektir. Yaziklar olsun size, yaziklar olsun hayir ve serden söz edip, hayrin yazari olan Allah'a suç isnat ederek, serre hayir diyenlere ve tüm serlerin kaynagi olan seytan'i hakli çikaranlara! Ne ceza göreceginizi düsünün ve kötüyü para için hakli çikaran ve yetimlerle dullarin davasina bakmayanlar üzerine gelecek olan Allah'in hükmüne düsmek ne korkunçtur, (düsünün)! Size diyorum, size, öyle korkunç olacaktir ki bu,-tüm seytanlar bu hüküm karsisinda titreyecektir. Ey sen, hüküm makaminda oturan insan, hiç bir seye bakma, ne yakina, ne dosta, ne serefe, ne kazanca sadece, Allah korkusuyla, en büyük dikkatle arastiracagin gerçege bak, çünkü, Allah'in hükmünde seni kurtaracak olan budur. Ben seni uyariyorum ki, merhametsiz hükmedene, (yine) merhametsizce hükmedilecektir.»
50.
«Söyle bana ey baskasini yargilayan adam, bütün insanlarin menseinin ayni çamurdan oldugunu bilmez misin? Yalnizca Allah'tan baska hiç bir seyin iyi olmadigini bilmez misin? Bu bakimdan, her insan, bir yalanci ve bir günahkârdir. înan bana ey adam, eger sen bir hatadan dolayi baskalarini yargiliyorsan, kendi kalbinin de ayni nedenle yargilanmasi gerekir. Ah, ne tehlikeli bir seydir yargilamak, ah, kaç kisi helak olmustur yanlis yargilarindan dolayi! seytan, insanin kendinden daha degersiz olduguna hükmetti de, yaratani Allah'a karsi isyan etti ve kendisiyle konusurken ögrendigim gibi, bu davranisindan dolayi da tevbekâr olmadi, ilk anne babamiz seytan'in sözüne iyi hükmü verdiler ve bu nedenle Cennet'ten atilarak, tüm nesillerini de mahkûm ettiler. Bakin, size söylüyorum, huzurunda durdugum Allah sag ve diridir ki, yanlis hüküm tüm günahlarin babasidir. Öyle ki, kimse iradesi disinda günah islemez ve kimse de bilmedigi seyi dilemez. Bu nedenle, günaha degerli ve sevaba degersiz hüjanü veren ve böylece sevabi reddedip günahi seçen hüküm sahibi günahkârlara yaziklar olsun! Emin olun ki, Allah'in dünyayi yargilama zamani geldiginde katlanilmaz bir cezayi çekecektir o. Ah, kaç kisi helak olmustur yanlis hüküm nedeniyle ve kaç kisi daha helak olacaktir (ayni sebepten)! Firavun, Musa ve Israil kavmine dinsizler hükmünü verdi; Saul Davud'un ölüme lâyik olduguna hükmetti; Ahab Ilya'yi yargiladi, Buhtunnâsir ise yalanci tanrilarina tapinmayan üç çocugu (yargiladi). îki büyükler Susanna'yi yargiladilar ve bütün puta tapici reisler peygamberleri yargiladilar. Ah, Allah'in azametli hükmü! Yargilayan helak olur, yargilanan kurtulur. Ve, ey insan, aceleyle degilse, neden suçsuz aleyhinde hükmederler? iyilerin yanlis hüküm vermeleri nedeniyle nasil helake yaklastiklarini, kendini Misirlilara satan Yusuf'un kardesleri ve kardeslerini yargilayan Harun ve Musa'nin kiz kardesi Miriyam gösteriyor. Eyüb'ün üç arkadasi, suçsuz arkadaslari Eyub'u yargiladilar. Davud Mefibeset ve Uriyah'i yargiladi. Sirus Danyal'in aslanlara et olmasini hükmetti ve daha pek çoklari ayni sebepten helak olmaya yaklastilar. Bu nedenle size diyorum, yargilamayin ki, yargilanmayasiniz.» Ve sonra, Îsa bu konusmasini bitirince, pek çoklari hemen tövbeye gelip, günahlarina agladilar; ve onunla gelmek için her seylerinden seve seve vaz geçeceklerdi. Fakat Îsa dedi: «Evlerinizde kalin ve günahi birakip, korkarak Allah'a kulluk edin; böylece kurtulursunuz; çünkü ben kendime hizmet edilsin diye degil, aksine, hizmet etmek için geldim.»
Ve Isa bunu deyip, havradan ve sehirden çikarak, ibadet .etmek için çöle çekildi, çünkü o yalnizligi (ve tenhayi) çok seviyordu.
51.
Rabb'e ibadet ettiginde havarileri gelip dediler: «Ey muallim, bilmek (istedigimiz) iki sey var: Biri, tevbekâr degildir dediginiz seytan'la nasil konustugunuz; digeri de, Hüküm Günü'nde Allah hükmetmek için nasil gelecektir?»

Isa cevap verdi: «Bakin, söylüyorum size, düstügünü bildigimden seytan'a karsi merhametim vardi ve günaha ittigi insan cinsine karsi da merhametim vardi. Bu nedenle, Allah'imiz için namaz kilip oruç tuttum ve O bana melegi Cebrail araciligiyla dedi, «Ne ararsin ey Isa, istedigin nedir?» Cevap verdim: «Rabb(im) / seytan'in ne serlere neden oldugunu ve onun igvalariyla pek çoklarinin helâke sürüklendigini bilirsin; o, Sen'in yarattigin bir yaratigindir Rabb (im), bu nedenle Rabb(im) O'na merhamet et.»

Allah cevap verdi: «Îsa, bak O'nu bagislayacagim. Yalnizca O'na, «Rabb (im) Allah, ben günah isledim, bana merhamet et» dedirt, o zaman O'nu bagislayacak ve ilk durumuna iade edecegim.»

«Bu barisi çoktan gerçeklestirdigime inanarak, çok sevindim» dedi Îsa.

«Bu nedenle seytan'i çagirdim ve gelip dedi: Senin için ne yapmam gerek ey Îsa?»

Cevap verdim: «Kendin için yapacaksin, ey seytan, çünkü senin hizmetlerini sevmiyorum, ama seni iyiligin için çagirdim.»

seytan cevapladi: «Sen benim hizmetlerimi arzulamiyorsan, ben de seninkileri arzulamiyorum; çünkü ben senden daha soyluyum,» bu bakimdan, sen bana hizmet edecek degerde degilsin sen çamursun, halbuki ben ruhum.»

«Bunu birakalim» dedim, «ve söyle bana, ilk güzelligine ve ilk durumuna dönmen iyi olmaz mi? Melek Mikâil'in Hüküm Günü'nde sana Allah'in kiliciyla yüz bin defa vurmasi gerektigini, (vuracagini) ve her vurusun sana on cehennem azabi verecegini bilmelisin.»

seytan cevapladi: «O gün kimin daha çok sey yapabilecegini görecegiz; ben kesinlikle yanima pek çok melek ye Allah'i taciz edecek en güçlü puta tapicilari alacagim ve O, pis bir çamur (parçasi) ugruna beni sürgün etmekle ne büyük bir hata islemis oldugunu bilecektir.»

Sonra dedim: «Ey seytan, sen zihnen sakatsin ve ne dedigini bilmiyorsun.»

Sonra, seytan alay eder biçimde basini sallayarak dedi: «Gel simdi, benimle Allah arasinda bu barisi yapalim; sen madem zihnen saglamsin, ne yapilmasi gerekiyor söyle ey Isa.»

Cevap verdim: «Yalnizca iki sözün söylenmesi gerekli.»

seytan cevapladi: «Hangi sözlerin?»

Cevap verdim: «Sunlar: Günah isledim; bana merhamet et.»

Sonra seytan dedi: «Eger Allah bu sözleri bana söyleyecek olursa, ben simdi bu barisi seve seve yapacagim.»

«Simdi defol buradan» dedim, «Ey mel'un, sen bütün zulüm ve günahlarin habis yazarisin, fakat Allah, adil ve günahsizdir.»

seytan çiglik atarak ayrildi ve dedi: «Öyle degil ey Isa, ama sen Allah'i memnun etmek için yalan söylüyorsun.»

«Simdi zihninizde tartin (bakalim)» dedi Isa havarilerine, «o nasil merhamet görecek?»

Cevap verdiler: «Asla, Rab, çünkü o tevbekâr degildir. Simdi de bize Allah'in hükmünden söz edin.»
Logged
safak'adlı üyenin imzası
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
27 Eylül 2009, 17:21:51
safak
"ßizi satanLarı ßizßeLe$e veririz"
Editör
*

     Üye No : 2
     Cinsiyet : Bay
     Nerden : Giresun
     Konu : 1461
     Mesaj : 3,036
Bedenin olmadan yürümenin ne anlamı olabilir?
Karma +165/-7
safakk@hotmail.de WWW


Üyenin Mesajı:
52. Kiyametin Kopusu

«Allah'in Hüküm Günü öylesine korkunç olacaktir ki, bakin size söylüyorum, günahkârlar, Allah'in kendilerine kizgin kizgin konusmasini, duymaktansa, hemen on cehennemi seçeceklerdir. Onlara karsi bütün yaratiklar sahitlik edecektir. Bakin, size diyorum ki, yalnizca günahkârlar korkmakla kalmayacak, Allah'in seçilmis (kullari) ve velîler (korkacak), öyle ki, Ibrahim takvasina güvenmeyecek, Eyüp günahsizligina itimat etmeyecek. Ve, ne diyorum? Allah'in Elçisi bile korkacak, su sebepten ki, Allah, ululugunu bildirmek için, Allah'in kendisine her seyi nasil vermis oldugunu hatirlamasin diye Elçisini hafizadan yoksun birakacak. Bakin, size diyorum ki, bütün kalbimle söylüyorum, dünya(dakiler) bana tanri diyeceklerinden ve bundan dolayi açiklamada bulunmam gerekeceginden ben titriyorum. Ruhumun huzurunda durdugu Allah sag ve diridir ki, ben de diger insanlar gibi ölümlü bir insanim; Allah beni, hastalar sifa bulsun, günahkârlar dogrulsun diye Israil ailesi üzerine peygamber yapmissa da, ben Allah'in kuluyum ve siz, benim dünyadan ayrilmamdan sonra, seytan'in çalismalariyla benim kitabimdaki gerçegi iptal edecek olan su habislere karsi nasil konustuguma sahitsiniz. Fakat, ben sonlara dogru dönecegim ve benimle birlikte Enoh'la Ilya da gelecek ve sonlari mes'um olacak habisler karsisinda delil ve sahit olacagiz.» Ve, Îsa böyle deyip, göz yasi döktü, bunun üzerine havariler hüngür hüngür aglayip, seslerini yükselterek dediler: «Bagisla ey Rabb(imiz) Allah ve suçsuz kuluna merhamet et.» Îsa karsilik verdi: «Amin, Amin.»
53.

«Bu günden önce» dedi Isa, «dünyanin üzerine büyük bir belâ gelecektir; öylesine amansiz ve acimasiz bir savas olacak ki, insanlar arasindaki ayrilik ve gruplasmalar nedeniyle; baba, ogulu öldürecek; ogul, babayi öldürecektir. Bu sekilde sehirler yerle bir edilecek ve kirlar çöl olacaktir. Öylesine salgin hastaliklar bas gösterecek ki, ölüleri tasiyacak kimse bulunmayacak ve hayvanlara yem olsun diye terk edilecekler. Yeryüzünde kalanlara Allah öylesine bir kitlik gönderecek ki, ekmek altindan daha kiymetli olacak ve her türlü pis seyleri yiyecekler. Ey, hiç kimseden, «günah isledim, bana merhamet et ey Allah (im)» sözünün duyulmayacagi, fakat, korkunç seslerle, her zaman azametli ve Sübhan olan (Allah'a) küfredilecegi zavalli çag!»

«Bundan sonra, o gün yaklasirken, yeryüzünün sakinleri üzerine, on bes gün süreyle her gün korkunç bir isaret gelecek. Ilk gün, günes gökteki yörüngesinde isiksiz, fakat kumas boyasi gibi siyah olarak seyredecek; ve bir babanin ölmekte olan ogluna ah-vah ettigi gibi, ah-vah edecek. Ikinci gün, ay kana dönecek ve kan yeryüzüne çig gibi inecek. Üçüncü gün, yildizlarin düsman ordulari gibi, aralarinda savastiklari görülecek. Dördüncü gün, taslar ve kayalar, vahsî düsmanlar gibi birbirleri üzerine hücum edecekler. Besinci gün, her bitki ve ot kan aglayacak. Altinci gün, deniz (ler) yüz elli gez (kadar) yükselip, bütün gün öyle duvar gibi kalacaklar. Yedinci gün, tersine pek az görülebilecek kadar derine batacaklar. Sekizinci gün, kuslarla yeryüzünün ve sularin hayvanlari bir araya gelip, feryat ve figan edecekler. Dokuzuncu gün, öylesine korkunç bir dolu firtinasi olacak ki, ancak canlilarin onda biri kalacak sekilde her seyi öldürecek.-Onuncu gün, öylesine korkunç yildirimlar ve gök gürlemeleri meydana gelecek ki, daglarin üçte bir parçasi yarilip kavrulacak. On birinci gün, her irmak geriye dogru akacak ve su yerine kan akitacak. On ikinci gün, her canli figan edip, inleyecek. On üçüncü gün, gök kitap gibi dürülecek ve her canlinin ölmesi için ates yagdiracak. On dördüncü gün, öylesine korkunç bir deprem olacak ki, daglarin tepeleri kuslar gibi havada uçusacak ve bütün yeryüzü bir ova haline gelecek. On besinci gün, kutsal melekler ölecek ve Allah tek basina hayatta kalacak san, seref ve azamet O'nundur.»

Ve Isa böyle deyip, her iki eliyle yüzünü tokatladi ve basini yere vurdu. Ve, basini kaldirip, dedi: «Benim sözlerime, benim Allah'in oglu oldugumu katanlara lanet olsun.» Bu sözler üzerine havariler ölüler gibi yere kapandilar, bunun üzerine Îsa onlari kaldirip, dedi: «O günde korkuya kapilmak istemiyorsak, simdi Allah'tan korkalim.»
54. Hüküm Günü

«Bu isaretler geçince, dünya üzerine kirk gün karanlik olacak, yalnizca yasayan Allah'tir (o gün), san ve azamet ebediyyen O'nadir. Kirk gün geçince Allah, tekrar günes gibi, fakat bin günes kadar parlak kalkacak olan Elçisi'ne hayat verecek. O, oturacak ve konusmayacak, çünkü kendinden geçmis gibi olacak. Allah, sevdigi dört melegi yeniden diriltecek ve onlar Allah'in elçisini arayacak. Bulunca da, kendisine göz kulak olmak için (bulundugu yerin) dört yanina yerlesecekler. Ardindan, Allah tüm meleklere hayat verecek ve Allah'in Elçisinin çevresinde arilar gibi dönerek gelecekler. Bundan sonra, Allah tüm peygamberlerine hayat verecek ve Adem'in ardindan hepsi Allah'in Elçisi'nin elini öpmeye gidecek ve kendilerini O'nun himayesine birakacaklar. Sonra, Allah tüm seçkin (kullarina) hayat verecek ve (söyle) bagiracaklar: «Ey Muhammed, bizi hatirindan çikarma!» Bu bagrismalar üzerine Allah'in elçisinde acima duygusu uyanacak ve kurtuluslari için endiselenecek, ne yapmasi gerektigini düsünecek. Bunun ardindan, Allah her yaratilmisa hayat verecek ve önceki varliklarina dönecekler, fakat herkes, ayrica konusma gücüne sahip olacak. Sonra, Allah tüm günahkârlara (fâsik, fâcir, kâfir, münafik) hayat verecek, yeniden dirildiklerinde çirkinliklerine bakarak, Allah'in tüm yaratiklari bagiracaklar: «Rahmetin bizi birakmasin, ey Allah'imiz Rabb.» Bunun ardindan, Allah seytan'i diriltecek ve onu görünce, görünümünün igrençliginden korkarak, her yaratik ölü gibi olacak. «Allah razi olsun ki» dedi Isa, «bu canavari ben o gün görmem, yalnizca Allah'in Elçisi bu tür sekillerden korkuya kapilmayacak, çünkü O sadece Allah'tan korkacak.»

Sonra, surunun sesiyle herkesin dirilecegi melek, suruna yeniden üfürüp, diyecek: «Hüküme gelin ey yaratiklar, çünkü Yaratici'niz sizi yargilamak diliyor!» Ardindan, gögün ortasinda, Yehosafat vadisi üzerinde isildayan bir taht belirecek ve üzerine beyaz bir bulut gelecek, bunun üzerine melekler bagiracaklar: «Sen, bizi yaratan ve bizi seytan'in kaydirmasindan koruyan Allah'imizi tesbih ve ta'zim ederiz.» Sonra, Allah'in elçisi korkacak, su sebepten ki, kimsenin gerektigi kadar Allah'i sevmemis oldugunu algilayacak. Çünkü, karsiliginda bir parça altin alacak olanin altmis akçesi olmali; öyle de, eger bir akçeden baska bir sey yoksa, karsiliginda bir sey alamayacaktir. Ya, Allah'in Elçisi de korkacak olursa, kötülük ve pislik dolu dinsizler ne yapacak?»
55.

«Allah'in Elçisi tüm peygamberleri toplamaya çikacak, onlarla konusup, kendilerinden mü'minler için birlikte Allah'a yalvarmaya gitmelerini rica edecek. Ve, hepsi de korkuyla özür dileyecek; Allah sag ve diridir ki, bildigim seyi bilerek ben de gitmeyecegim. Sonra Allah bu durumu görüp, Elçisi'ne her seyi nasil O'nun sevgisi için yarattigini hatirlatacak ve böylece korkusu gidecek ve melekler, «Ey Allah, Allah'imiz, Senin kutsal adini tesbih ederiz» diye söylesirken, sevgi ve saygiyla tahta yaklasacak.»

«Ve, tahta yaklastiginda, Allah Elçisi'ne, uzun zamandir bir araya gelmemis bir dostun bir dosta (açtigi) gibi açacak. Ilk konusan Allah'in elçisi olacak ve diyecek ; «Ey Allah'im, seni seviyor ve sana ibadet ediyorum; bütün kalbim ve ruhumla, beni kulun olarak yaratmak lûtfunda bulundugun ve her seyde, her sey için ve her seyin üstünde seni seveyim diye her seyi benim sevgim için yarattigindan dolayi sana hamd ederim; bu bakimdan, bütün yaratiklarin Sana sena etsinler, ey Allah'im.» Sonra, Allah'in yarattigi her sey diyecek: «Sana hamd ederiz ey Rabb ve kutsal adini tesbih ederiz.» Bakin, size diyorum ki, seytan'la birlikte cinler ve tövbe etmeyenler o zaman öyle aglayacaklar ki, her birinin gözlerinden akan su, Erden irmaginin suyundan daha çok olacak. Ve Allah'i da görmeyecekler.

«Ve, Allah Elçisi'ne konusarak, diyecek: «Hos geldin, ey benim imanli kulum; simdi ne dilersen iste benden, çünkü her seyi elde edeceksin.»

Allah'in Elçisi cevap verecek; *Ey Rabb(im), hatirliyorum ki, beni yarattigin zaman, benim sevgim için, ben kulun araciligiyla Seni yüceltsinler diye dünyayi ve cenneti, melekleri ve insanlari yaratmak istedigini söylemistin. Bu bakimdan rahîm ve adil olan Rabb(im) Allah, sana, kuluna yapilan vaadi hatirlaman için yalvariyorum.»

Ve Allah, dostuyla sakalasan bir dost gibi cevap verecek ve diyecek: «Buna sahitlerin var mi dostum Muhammed?» Ve, o saygiyla diyecek: «Evet Rabb (im).» Sonra, Allah cevap verecek, «Git, çagir onlari ey Cebrail.» Melek Cebrail Allah'in Elçisi'ne gelip, diyecek : «Efendi, sahitlerin kimdir?» Allah'in Elçisi cevap verecek: «Adem, Ibrahim, Ismail, Musa, Davud ve Meryem oglu Isa.»

Sonra, melek gidecek ve adi geçen sahitleri çagiracak, korkuyla oraya gidecekler. Ve, hazir olduklarinda, Allah onlara diyecek; «Elçimin iddia ettigi seyi hatirliyor musunuz?» Cevap verecekler; «Hangi seyi ey Rabb (imiz)?» Allah diyecek: «Bütün seyler kendi araciligiyla bana sena etsinler diye, her seyi O'nun sevgisi için yarattigimi.» Sonra, onlarin hepsi cevap verecekler: «Bizimle birlikte, bizden daha iyi üç sahit daha var, Rabb (imiz).» Bunun üzerine, Allah cevaplayacak : «Kimlerdir bu üç sahit?» Sonra, Musa diyecek : «Bana verdigin kitap ilkidir»; ve Davud diyecek: «Bana verdigin kitap ikincisidir»; ve size konusan diyecek : «Rabb (im), seytan tarafindan aldatilan tüm dünya, benim senin oglun ve yoldasin oldugumu söyledi ve fakat, bana verdigin kitap, gerçekte benim senin kulun oldugumu söylüyordu; ve bu kitap, «Bana verdigin kitap da böyle der, ey Rabb (im).» Ve, Allah'in Elçisi bunu söyleyince Allah konusup, diyecek: «Simdi yapmis oldugum seylerin hepsini herkesin seni ne kadar çok sevdigimi bilmesi için yaptim.» Ve, böyle konustuktan sonra, Allah Elçisine, içinde bütün seçilmis kul(larin) adi yazilan bir kitap verecek. Bunun üzerine, her yaratik Allah'a saygi gösterisinde bulunup, diyecek: «Yalnizca Sanadir, ey Allah (imiz) san ve izzet. Çünkü bize Elçi'ni Sen gönderdin.»
56."Ey Rabb Allah, Bizi De Su Topraga Iade Et!"

Allah,   Elçisi'nin elindeki kitabi açacak ve Elçisi oradan okuyup, tüm melekleri, peygamberleri ve seçilmis (kul)lari çagiracak ve her birinin alninda Allah'in Elçisi'nin isareti yazili olacak. Ve kitapta Cennet'in ihtisami yazilacak.

Sonra, herkes Allah'in sagina geçecek; (Allah'in) yanina elçisi oturacak ve peygamberler O'nun yanina oturacaklar. Evliya peygamberlerin yanina oturacaklar. Asfiya velîlerin yanina (oturacak) ve melek sura üfürüp, seytan'i mahkemeye çagiracak.
57.

Sonra, bu zavalli (yaratik) gelecek ve en büyük küfür ve hakaretlerle her yaratik tarafindan suçlanacak Bu nedenle, Allah melek Mikâil'i çagiracak, o da Allah'in kiliciyla (seytan'a) yüz bin defa vuracak. Seytan'a vuracak ve her vurus on Cehennem agirliginda olup, (seytan) Cehennem çukuruna atilanlarin da ilki olacak. Melek, seytan'in yoldaslarini çagiracak ve onlar da ayni sekilde suçlanip, hakarete ugrayacaklar. Bunun üzerine, melek Mikâil, Allah'tan aldigi yetkiyle bir kismina yüz defa, bir kismina elli, bir kismina yirmi, bir kismina on, bir kismina da bes (defa) vuracak. Ve, sonra hepsi çukura inecekler, çünkü, Allah onlara diyecek: «Cehennem sizin mekâninizdir, ey mel'unlar.»

Bundan sonra, mahkemeye tüm kâfirler ve fâsiklar çagirilacak, bunlara karsi önce insanin altindaki yaratiklar çikacak ve Allah'in önünde, bu insanlara nasil hizmet ettiklerini ve bunlarin Allah'a ve yaratiklarina nasil rezilce davrandiklarini (anlatip), taniklik edecekler. Ve peygamberlerin hepsi kalkip, aleyhlerinde taniklik edecek. Bunun üzerine, Allah tarafindan cehennemi alevlere mahkûm edilecekler. Bakin, size diyorum ki, bu korkunç günde hiç bir bos söz veya düsünce cezasiz kalmayacak. Bakin, size söylüyorum ki, at kilindan gömlek günes gibi parlayacak ve kisinin Allah askiyla tasidigi her bit inciye dönüsecek. Gerçek yoksulluk içinde Allah'a yürekten kulluk eden fakirler iki kat, üç kat daha çok kutsanir. Çünkü onlar bu dünyada dünyevî hazlardan yoksundurlar. Ve bu nedenle pek çok günahlardan da azadedirler; o günde de, dünyanin zenginliklerini nasil harcadiklari konusunda hesap vermek zorunda kalmayacaklar, tersine, sabirlari ve yoksulluklari nedeniyle ödüllendirilecekler. Bakin, size diyorum ki, eger dünya bunu bilse, kaftandan önce at kilindan gömlegi, altindan önce bitleri (ve) ziyafetlerden önce oruçlari seçer.

Her sey incelendiginde Allah, Elçisi'ne seslenerek: «Bak, ey dostum, kötülükleri ne kadar da büyük, halbuki, yaraticilari olan Ben, tüm yaratilmis seyleri hizmetlerine verdim ve onlar her seyde sanimi kirmaya çalistilar. Bu nedenle, en adaletli sey, onlara merhamet etmememdir.»

Ve o bu sözleri söyledikten sonra, tüm melekler ve peygamberler Allah'in seçilmisleriyle birlikte —hayir, neden seçilmisler diyorum?— bakin, size söylüyorum ki, örümcekler ve sinekler, taslar ve kumlar dinsizlere karsi haykiracak ve adalet isteyecekler.

Sonra, Allah insanin altindaki tüm canli ruhlari yeniden toprak edecek ve dinsizleri de cehenneme gönderecek. Giderlerken, köpeklerin, atlarin ve diger çirkin hayvanlarin katilacaklari topragi tekrar görecekler. Bunun üzerine, diyecekler: «Ey Rabb Allah, bizi de su topraga iade et.» Fakat bu istekleri kendilerine bahsedilmeyecek.»
58. Îsa konusurken havariler aci aci agliyorlardi. Ve, Isa da pek çok gözyasi döktü.

Yuhanna aglamasini bitirip sordu: «Ey muallim» ögrenmek istedigimiz iki sey var. Biri, merhamet ve acima dolu olan Allah'in Elçisi'nin kendisi gibi ayni çamurdan olduklarini bildigi halde, o gün tövbesizlere acimamasi nasil mümkün oluyor? Digeri, Mikâil'in kilicinin on cehennem agirliginda olmasini nasil anlayacagiz; sonra, birden fazla cehennem var midir? Îsa cevap verdi: «Davud Peygamber'in, günahkârlarin helakine adaletli olanlarin nasil gülecegi ve, «ümidini gücüne ve zenginligine baglayip Allah'i unutan insani gördüm» diyerek alay edecegiyle ilgili sözlerini duymadiniz mi? Bu bakimdan, bakin size diyorum ki, Ibrahim babasiyla ve Adem tüm tövbesiz günahkârlarla alay edecek; ve bu olacak, çünkü, seçilmisler yeniden öylesine tam ve Allah'a müttefik olarak dogacaklar ki, zihinlerinde Allah'in adaletine karsi en ufak bir düsünce beslemeyecekler; bu nedenle, hepsi ve hepsinin üstünde Allah'in Elçisi adalet isteyecek. Huzurunda durdugum Allah sag ve diridir ki, ben simdi insanliga aciyarak agliyorum da, o gün, sözlerimi küçümseyenlere ve hepsinden çok kitabimi kirletenlere karsi acimadan adalet isteyecegim.»

59. Cehennemin Mahiyeti

«Cehennem birdir ey havarilerim, ve içinde melunlar ebediyyen ceza çekeceklerdir. Böyle de, biri digerinden daha derin yedi odasi veya bölümü vardir ve en derinine giden daha büyük azap çekecektir. Yine, benim Mikâil'in kiliciyla ilgili sözlerim de dogrudur. Çünkü, bir günah isleyen bir cehennemi hak eder, iki günah isleyen iki cehennemi hak eder. Bu bakimdan, bir cehennemde günahkâr mel'unlar, on, yüz veya bin cehennemde azap çekiyormus hissi duyacaklardir; ve Kadîri Mutlak Allah, gücü ve adaleti sebebiyle, Seytan'a on, yüz, bin (bir milyon) cehennemdeymis gibi ve geri kalanlarin her birine de kötülüklerine göre azap çektirecektir.»

Sonra Petrus karsilik verdi: «Ey muallim, gerçekten Allah'in adaleti büyüktür ve bugün bu konusma sizi üzdü; bu nedenle, sizden rica ediyoruz, dinlenin ve cehennemin nasil oldugunu bize yarin anlatin.»

Isa cevap verdi: «Ey Petrus, bana dinlenmemi söylersin; Ey Petrus, sen ne dedigini bilmiyorsun. Yoksa böyle konusmazdin. Bakin, sana diyorum ki, bu dünya hayatinda dinlenmek dindarligin zehri ve her iyi isi tüketen (bir) atestir. Hem, Allah'in peygamberi Süleyman'in bütün peygamberler gibi, üsengeçligi elestirdigini unuttun mu? (Ne kadar) dogru söylüyor o; «Haylaz, soguk korkusuyla topragi islemeyecek ve yaz gelince dilenecektir!» Bundan dolayi, dedi: «Elinden ne geliyorsa, hepsini dinlenmeden yap.» Ve, Allah'in en suçsuz dostu Eyüp ne diyor: «Kusun uçmak için dogdugu gibi, insan da çalismak için dogmustur.» Bakin, size diyorum ki, her seyden çok dinlenmekten nefret ederim.»                           
60.

«Cehennem birdir ve kis yazin, soguk da sicagin ziddi oldugu gibi, o da Cennet'in ziddidir. Bu bakimdan, Cehennem'in alçakligini tanimlayan, Allah'in nimetlerinin Cennet'ini görmüs olmalidir.

Ve, sonra Îsa aglatan bir inilti koyvererek, dedi: -«Cidden, hiç sekillenmemis olmak, böylesine dehsetli iskencelerden daha iyi olurdu. Çünkü, vücudunun her yaninda iskenceler çeken ve kendisine merhamet gösterecek olmasi söyle dursun, herkes tarafindan alay edilen bir insan düsünün; söyleyin bana, bu büyük bir azap olmaz mi?»

Havariler cevap verdiler: «En büyügü.»

Sonra Isa dedi: «Simdi bu cehenneme (oranla) bir sevinçtir. Size gerçekten diyorum ki, eger Allah, tüm insanlarin bu dünyada çektikleri ve Hüküm Günü'ne kadar çekecekleri azabi bir kefeye ve cehennem azabinin tek bir saatini da öbür kefeye koysa, fâsik ve fâcirler kuskusuz bu dünyanin acilarini seçerler. Çünkü, dünyanin acilari, insanlarin elinden gelirken, diger (acilar) merhamet nedir bilmeyen cinlerin (zebanilerin?) elinden gelir (çekilir). Ne zalim (bir) ates verecektir onlar zavalli günahkârlara! Ne aci, ama yine de alevleri hafifletmeyecek olan (bir) soguk! Ne gicirdayan disler, hiçkiriklar ve aglamalar! Öyle ki, Erden (Irmagi'n)in suyu, onlarin gözlerinden her saniye dökülecek yaslardan daha azdir. Ve, burada dilleri, anneleri, babalari ve ebedi Sübhan olan Yaraticilariyla birlikte yaratilmis her seye lanet okuyacaktir.»
61.

Isa böyle deyip, Musa'nin kitabinda yazili olan Allah'in kanununa göre havarileriyle birlikte yikandi; ve sonra namaz kildilar. Ve, onu böyle üzgün gören havariler kendisiyle o gün hiç konusmadilar, her biri, onun sözleri üzerine dehsetten dona kalmisti.

«Ölçülemez (derecede) olacaktir» dedi havariler.
62.

Sonra Îsa dedi: «îyi yasayacak olan, dükkânini kilitleyip, onu gece gündüz büyük bir dikkatle koruyan tüccardan örnek almalidir. Ve, aldigi seyleri satarak kâr etmek isteyecektir, çünkü bu sekilde kaybedecegini sezerse, kendi kardesine bile satmayacaktir. Öyleyse sizin de böyle yapmaniz gerekir. Çünkü, gerçekten ruhunuz bir tüccardir, beden ise dükkândir; bu bakimdan, duyular yoluyla disindan aldigini, (ruhuyla)   alir, satar. Ve para sevgidir. Bakin bakayim, sevginizi vererek kendisiyle kâr edemeyeceginiz en küçük bir düsünceyi alip satmazsiniz. Ama, düsünce, söz, is tümüyle Allah'in sevgisi için olmali,- çünkü, (ancak) bu sekilde o gün emniyette olursunuz. Bakin, size diyorum ki, pek çoklari abdest alip namaza gider, pek çoklari oruç tutup zekât verir, pek çoklari ilimle ugrasir ve baskalarina vaaz verir,  (ama) hepsinin sonu Allah katinda kötüdür; çünkü, bedeni temizlerler, kalbi degil; agizla aglarlar, kalple degil; etlerden uzak dururlar, kendilerini günahlarla doyururlar; kendilerine iyi densin diye, baskalarina kendileri için iyi olmayan seyler verirler; ise yarasin diye degil, konusmayi bilmek için ilimle ugrasirlar. Kendilerinin tersini yaptiklari seyleri baskalarina ögütlerler. Ve, böylece kendi dilleriyle kendilerini mahkûm ederler. Allah, sag ve diridir ki, bunlar Allah'i kalpleriyle tanimazlar; çünkü, tanimis olsalardi severlerdi; ve insan madem ki sahip oldugu her seyi Allah'tan almistir, Öyle de, her seyi Allah'in sevgisi ugrunda harcamalidir.»
63.

Bir kaç gün sonra, Îsa Samirîlerin bir sehrine ugradi; (fakat) kendisini sehre almadiklari gibi, havarilerine ekmek de satmak istemediler. Bunun üzerine Yakup ve Yuhanna dediler: «Muallim, razi olur musun ki, Allah'a dua edelim de, gökten bu insanlarin üzerine ates indirsin?»

Îsa cevap verdi: «Hangi ruhun sizi çektigini bilmiyorsunuz da, böyle konusuyorsunuz. Hatirlayin ki,

Allah, içinde Allah'tan korkan kimse görmediginden Ninova'yi yikmaya karar vermisti. Burasi, öylesine kötüydü ki, Allah Yunus peygamberi bu sehre göndermek üzere çagirdi. O da halktan korkusundan Tarsus'a kaçmak istedi. Bunun üzerine Allah O'nu denize atti ve bir baliga yakalanip, Ninova yakinira firlatildi. Ve, orada tebligde bulundu, insanlar tövbeye geldiler ve Allah da kendilerine acidi,»

«Öç için çagiranlara yaziklar olsun çünkü her insanin içinde Allah'in öcünü çekecek bir neden bulundugundan, (çagirdiklari) baslarina gelecektir. Simdi söyleyin bana, bu sehri bu insanlarla birlikte siz mi yarattiniz? Ey siz deliler, emin olun ki hayir. Çünkü tüm yaratiklar bir araya gelse, hiç yoktan yeni tek bir sinek yaratamazlar. Eger, bu sehri yaratmis olan Sübhan ve Azim Allah simdi onu yasatiyorsa, siz hangi nedenle onu yikmayi arzularsiniz? Neden söyle demediniz? «Razi olur musun ki muallim Allah'imiz Rabb'e dua edelim de, bu insanlar tövbeye gelsinler?» Kesinlikle, benim havarimin (yapacagi) dogru hareket budur. Kötülük yapanlar için Allah'a dua etmektir. Habil, Allah'in lanetine ugrayan kardesi Kabil kendisini öldürürken böyle yapti. Ibrahim, karisini kendisinden alan Firavun için de böyle yapti ve bunun üzerine Allah'in melegi (Firavun'u) öldürmedi de, vurup sakatladi. Dinsiz kralin iradesiyle mabette öldürülürken, Zekeriyya da böyle yapti. Allah'in tüm dostlari ve kutsal peygamberlerle birlikte, Yeremya, Isaya, Hezekiel, Danyal ve Davud böyle yaptilar. Söyleyin bana, eger bir kardes çildirmissa, kötü konustu ve yanina varanlara vurdu diye onu öldürür müsünüz? Kesinlikle, böyle yapmayacaksiniz, bilakis, sakatligina iyi gelecek ilaçlarla onu sihhatine kavusturmaya çalisacaksiniz.»
64.

«Ruhum huzurunda duran Allah sag ve diridir ki, bir günahkâr herhangi bir insana eziyet ederken, saglam bir zihne sahip degildir, çünkü, söyleyin bana, düsmaninin cübbesini yirtma ugruna basini kiracak bir kimse var midir? Simdi, düsmaninin bedenini incitmek için kendini Allah'tan, ruhunun basindan ayiran kisinin nasil salim bir zihni olabilir?

«Söyle bana ey insan, düsman kimdir? Kesinlikle bedeniniz, ve sizi öven herkes. Bu nedenle, eger sihhatli bir zihne sahipseniz, sizi kötüleyenlerin ellerini öper ve size eziyet edenlere ve vurup duranlara hediyeler verirsiniz; çünkü, ey insan, çünkü, bu hayatta günahlarinizdan dolayi ne kadar kötülenir ve eziyet çekerseniz, Hüküm Günü'nde o kadar az (kötülenip, eziyet çekeceksiniz). Fakat, söyle bana ey insan, eger veliler ve Allah'in peygamberleri, masum olmalarina ragmen eziyet çekmis ve dünya tarafindan lekelenmislerse, ey günahkâr, sana yapilacak olan nedir; ve onlar kendilerine eziyet edenler için dua edip, tüm sabirlariyla tahammül göstermislerse, senin ne yapman gerekir, ey Cehennem'e lâyik olan insan? Söyleyin bana ey havarilerim, Simei'nin Allah'in kulu Davud Peygamber'e hakaretler edip, tasladigini bilmiyor musunuz? Öyleyken, Simei'yi seve seve öldürecek olanlara Davud ne dedi?» Sana ne oluyor ki ey Yoab, Simei'yi öldürmek istiyorsun? Birak, bana hakaretler etsin o, çünkü bu, o hakaretleri nimete çevirecek olan Allah'in iradesidir.» Ve, böyle oldu; Allah Davud'un sabrini gördü ve onu kendi oglu Absalom'un zulmünden kurtardi.

Iki havari cevap verdi: «Rab, biz günaha girdik, Allah bize merhamet etsin.»

Ve Îsa cevap verdi: «Amin.»
65.

Fisih bayrami yaklasti ve Îsa havarileriyle birlikte Kudüs'e gitti. Ve, «Probatika» denilen havuza vardi. Ve, her gün Allah'in melegi havuzu bulandirdigindan ve suya ilk giren (suyun) hareketinden sonra her türlü noksanliktan kurtuldugu için banyoya böyle denirdi. Bu nedenle, bes çatili bölmesi olan havuzun yaninda çok sayida hasta kalirdi. Ve, Îsa orada otuz sekiz yil bulunan, azap verici bir sakatlikla ma'lûl güçsüz bir adam gördü. Bunun üzerine, durumu Ilâhî ilhamla bilen Îsa hasta adama acidi ve söyle dedi: iyi olmak ister misin?»

Güçsüz adam cevap verdi: «Rab, melek suyu bulatinca beni içine itecek kimsem olmuyor, fakat ben gelirken de, bir baskasi benden önce inip oraya giriyor.»

Sonra, Îsa gözlerini gök yüzüne kaldirip, dedi: «Allah'imiz Rabb, babalarimizin Allah'i, bu güçsüz adama merhamet et.»
Ve, bunu dedikten sonra Isa (yine) dedi: «Allah'in adiyla kardes, bütün ol; kalk ve yatagini al.»

Sonra, güçsüz adam kalkti, Allah'a hamd ederek yatagini omuzlarina koydu ve Allah'a hamd ederek evine gitti.
Onu görenler bagirdilar: «Bugün yedinci gündür; yatagini tasima mesru degildir.»

Sonra, kendisine sordular: «Kimdir o?»

O cevap verdi: «Adini bilmiyorum.»

Bunun üzerine, aralarinda söylestiler.- «Nâsirali Îsa olmali.» Digerleri dedi: «Hayir, çünkü o Allah'in kutsal bir (kul)udur, halbuki bunu yapan kötü bir adamdir, çünkü yedinci gün (ün) yasagini çignemistir.»

Ve, Îsa mabede girdi ve sözlerini duymak için büyük bir kalabalik yanina yaklasti, bu durum karsisinda, Ferisiler kiskançliktan yanip tutusuyorlardi.
66.

Içlerinden biri öne gelip dedi: «îyi muallim, dogru ve güzel ögretirsin; bu bakimdan söyle bana, Cennet'te Allah bize nasil bir mükafat verecektir?»

Isa cevap verdi: «Sen bana iyi dersin ve yalnizca Allah'in iyi oldugunu bilmezsin. Allah'in dostu Eyüp'ün sözüne (bakin) :

«Bir günlük çocuk, temiz degildir ve Allah'in melekleri bile Allah'in huzurunda hatasiz degildirler.» Daha da dedi:

«Beden günahi çeker ve topragin suyu emdigi gibi kötülükleri emer.»

Bunun üzerine kafasi karisan Ferisi sustu. Ve Îsa dedi:

«Bakin, size söylüyorum ki, hiç bir sey konusmaktan daha feci degildir. Süleyman'in sözüne (dikkat edin) .- «Hayat ve ölüm dilin kudreti içindedir.»

Ve, havarilerine dönüp, dedi: «Sizi kutsayanlara karsi dikkatli olun, çünkü onlar sizi aldatmaktadirlar. Dille seytan ilk anne babamizi kutsadi, ama sözlerinin sonu kötü oldu. Misir'in önde gelenleri de ayni sekilde Firavun'u kutsadilar, Câlut Filistinlileri kutsadi. Yine, dört yüz sahte peygamber Ahab'i kutsadi; ama, övgüleri yalanciktandi ki, övülen övenlerle birlikte helak olup gitti. Bu bakimdan Allah Isaya Peygamber araciligiyla bosuna, '«Insanlarim, sizi kutsayanlar sizi aldatirlar» dememistir.

Yaziklar olsun size yazicilar ve Ferisîler; yaziklar olsun size kâhinler ve Levililer çünkü siz, Kurban kesmeye gelenleri Allah'in bir insan gibi et yedigine inandirarak, Rabb'in kurbanini berbat ettiniz.»
67.

Çünkü, onlara dersiniz: «Koyun, sigir ve kuzularinizi Allah'in mabedine getirin ve (kendiniz) hiç yemeyip, bunlari size vermis olan Allah'a bir pay ayirin»; ve babamiz Ibrahim'in inanci ve itaatiyle birlikte, Allah'in kendisine yaptigi vaat ve verdigi nimetler hiç bir zaman unutulmasin diye, babamiz Ibrahim'in ogluna bahsedilen hayata bir sahitlik olan kurbanin menseini onlara anlatmazsiniz. Fakat, peygamber Hezekiel araciligiyla Allah der: «Kurbanlarinizi benden uzaklastirin, sizin kurbanliklariniz bana kerih geliyor.» Allah'in Hosea Peygamber'e söyledigi sözün olacagi vakit yaklasiyor: «Insanlarin seçmedigine seçilmisler diyecegim.» Ve, Hezekiel Peygamber'e de der; «Allah insanlariyla, babalariniza verip de gözetmedikleri ahde göre olmayan yeni bir ahit yapacak ve onlardan tas yürek (lerini) alip, yeni bir yürek verecek;- ve bütün bunlar olacaktir, çünkü siz O'nun kanununda yürümüyorsunuz. Ve, elinizde anahtar varken açmiyorsunuz; tersine üstünde yürümek isteyenler için yolu kapatiyorsunuz.»

Kâhin her seyi mabedin yaninda duran bas kâhine bildirmek için gidiyordu ki, Isa dedi; «Kal, çünkü soruna cevap verecegim.»
68.

«Allah'in bize Cennet'te ne verecegini size anlatmami istersin. Bakin, size diyorum ki, ücretleri düsünenler patronu sevmezler. Önünde bir koyun sürüsü bulunan bir çoban kurdun geldigini görünce onlari korumaya hazirlanir; (ama) tersine, ücretli kurdu görünce koyunlari ve sürüyü terk eder. Huzurunda durdugum Allah sag ve diridir ki, eger babalarimizin ALLAH'i sizin Allah'iniz olmus olsaydi, «Allah bize ne verecek» diye aklinizdan geçirmezdiniz.

Tersine, Davud Peygamber'in dedigi gibi derdiniz: «Bana verdigi bunca seye karsilik ben Allah'a ne verecegim?»

Anlayasiniz diye, sözlerimi bir temsille anlatacagim. Kralin biri, yol kenarinda hirsizlar tarafindan soyulup, ölme derecesinde yaralanan bir adam gördü. Ve, ona aciyip, bu adami sehre götürerek  (gerekli) bakimini yapmalarini kölelerine emretti ve onlar da bunu tüm dikkatleriyle yerine getirdiler. Ve, kral hasta adama karsi büyük bir sevgi duyup, kizini ona verdi ve varisi yapti. Simdi, bu kral mutlaka en merhametli (bir kraldi); fakat, adam köleleri dövdü, ilâçlari küçümsedi, karisina kötü davrandi, kral hakkinda ileri geri konustu ve sipahilerini ona karsi ayaklandirdi. Ve, kral herhangi bir hizmet istediginde, «Kral bana ödül olarak ne verecek» der dururdu. Simdi, kral bunu isitince, böylesine dinsiz bir adama ne yapsin?»

Hepsi (birden) cevap verdiler. «Yaziklar olsun ona, kral onu her seyden yoksun birakir ve siddetli , bir biçimde cezalandirir.» O zaman Îsa dedi: «Ey kâhinler, yazicilar, Farisîler ve siz, benim sözümü dinleyen bas kâhin: «Size Allah'in, peygamberi Isaya araciligiyla söyledigini bildiriyorum: «Ben köleleri besledim ve yücelttim, fakat onlar beni küçümsediler.»

Kral, Israil kavmini bu dünyada acilarla dolu bularak, onlara kullari Yusuf, Musa ve Harun'u verip, bakimlarini yaptiran Allah'imizdir. Ve Allah'imiz onlara karsi öylesine bir sevgi duymustur ki, Israil kavmi ugruna Misir'i vurmus, Firavun'u bogmus ve Kenanîlerle Medyenliler'in yüz yirmi kralini darmadagin etmistir; Israil Kavmi'ne kanununu vermis, onlari insanlarimizin oturdugu (topraklarin) tümüne varis kilmistir.

«Fakat, Îsrail Kavmi'nin yaptigi nedir? Ne kadar peygamberi öldürmüs, ne kadar peygamberligi bozup lekelemistir; nasil da Allah'in kanununu çignemistir; bu nedenle kaç tanesi Allah'tan kopup, sizin suçlariniz yüzünden ey kâhinler, putlara kulluga kosmustur!

Ve, yasama biçiminizle Allah'in sanini nasil da hiçe sayarsiniz! Ve, (sonra da) gelip bana sorarsiniz; «Allah bize Cennet'te ne verecek» diye. Bana söyle sormaliydiniz : «Allah'in bize Cehennem'de verecegi ceza ne olacaktir?» Ve, sonra da Allah'in kendinize merhamet etmesi amaciyla gerçek tövbe için ne yapmaniz gerektigini (sormaliydiniz). Size bunu söyleyebilirim ve sizi bu hedefe yöneltiyorum.»
69.

«Huzurunda durdugum Allah sag ve diridir ki, benden göklere çikarma degil, gerçegi alacaksiniz. Bu bakimdan size diyorum ki, babalarimizin günah isledikten sonra yaptigi gibi tövbe edip, Allah'a dönün ve kalbinizi sertlestirmeyin.»

Kâhinler bu konusma üzerine kizginliktan bitip tükeniyorlardi ama, halktan korkularina tek bir ses çikaramiyorlardi.

Ve, Îsa sözlerini söyle sürdürdü: «Ey fakihler, ey yazicilar, ey Ferisîler, ey kâhinler, söyleyin bana, sövalyeler gibi atlar arzular, fakat savasa gitmegi arzu etmezsiniz; kadinlar gibi güzel giysiler arzular, fakat egirme ve çocuk beslemegi arzu etmezsiniz; tarlalarin meyvelerini arzular, fakat topragi islemegi arzu etmezsiniz; denizin baliklarini arzular, fakat baliga girmeyi arzu etmezsiniz; sehirliler gibi seref arzular, fakat cumhuriyetin yükünü arzu etmezsiniz; ve kâhinler olarak onda birleri (asari) ve ilk (toplanan) meyveleri arzular, fakat Allah'a gerçek kulluk etmegi arzu etmezsiniz. Böyleyken, burada sersiz - kötülüksüz her iyiligi arzuladiginizi gören Allah ne yapacaktir size? Bakin, size diyorum ki, Allah size, tüm iyiliklerden yoksun her türlü serri bulacaginiz bir yer verecektir.»

Ve, Îsa bunlari deyince, konusup göremeyen ve isitme gücünden yoksun bir cin çarpmisi getirdiler kendisine. Bunun üzerine, inançlarini gören Îsa gözlerini göge kaldirdi ve dedi:

«Babalarimizin Allah'i Rabb, bu hasta adama merhamet et ve ona sihhat ver ki, bu insanlar beni Sen'in gönderdigini bilsinler.»

Ve, Isa böyle söyleyip, ruha ayrilmasini emrederek, dedi:

«Rabbimiz Allah'in adinin gücüyle adamdan ayril ey serli olan!»

Ruh ayrildi ve dilsiz adam konustu, gözleriyle de gördü. Bunun üzerine herkes korkuya kapildi, fakat yazicilar dediler:

«Cinlerin reisi Beelzebu'nun gücüyle cinleri çikarip atiyor.»
O zaman Isa dedi: «Içinde ayrilik olan her ülke yok olur, ev ev üstüne yikilir; eger, seytan'in gücüyle seytan çikarilip atiliyorsa, bu ülke nasil ayakta duracak? Eger, sizin ogullariniz Süleyman Peygamber'in kendilerine verdigi kitapla seytan'i çikarip atiyorlarsa, benim seytan'i Allah'in gücüyle çikarip attigimi dogruluyorlar (demektir). Allah sag ve diridir ki, Kutsal Ruh'a karsi küfür, dünya ve Ahiret'te bagislanmayacaktir. Çünkü, kendi kendine kötülük eden insan, günahini bile kendini günaha sokacaktir.»
Ve, Isa bunlari deyip, mabetten çikti. Ve, halk, toplayabildikleri tüm hastalari getirdikleri ve Isa da dua ederek, hepsine sihhat verdigi için, ona ta'zimde bulundular. Bunun üzerine, o gün Kudüs'teki Romali askerler seytan'in dürtmesiyle, Isa'nin, halkini ziyarete gelen Israil Kavmi'nin Allah'i oldugunu söyleyerek halk arasinda fitne yaymaya basladilar.
70.

Îsa Bayramdan sonra Kudüs'ten ayrilip Filipus Kayseriyesi sinirlarindan içeri girdi. Bu sirada, melek Cebrail halk arasinda baslayan fesadi kendisine söyleyince, havarilerine sordu: «Insanlar benim için ne diyor?»

Dediler: «Bir kismi senin îlya oldugunu, bir diger kismi Yeremya, bir diger kismi da eski peygamberler­den biri oldugunu söylüyor.»

Îsa cevap verdi: «Ya siz; benim için siz ne diyorsunuz?»
Petrus cevap verdi: «Sen Allah'in oglu Mesih'sin.»

O zaman, Îsa kizdi ve kizginlikla onu azarlayip, dedi; «Defol, ayril benden, çünkü sen seytan'sin ve beni günaha sokmaya çalisiyorsun!»

Ve, on bir (havariyi) de tehdit edip, dedi: «Eger böyle inaniyorsaniz, yaziklar olsun size, çünkü ben böyle inananlara karsi Allah'tan büyük bir lanet kazandim.»

Ve, Petrus'u kovup atmak istedi; bunun üzerine on bir (havari) onun için Isa'ya yalvardilar. O da onu kovmayip, yeniden azarlayarak dedi: «Uyanik olun da, bir daha sakin böyle bir söz söylemeyin, çünkü Allah sizi reddeder.»

Petrus agladi ve dedi: «Rab, ben aptalca konustum; Allah'a yalvar da beni affetsin.»

O zaman Isa dedi: «Eger, Allah'imiz kulu Musa'­ya, çok sevdigi Ilya'ya veya herhangi bir peygambere görünmek dilemis olsa, Allah'in bu imansiz nesle görünmesi gerektigini mi düsüneceksiniz? Siz bilmez misiniz ki, Allah her seyi hiç yoktan tek bir sözle yaratmistir ve tüm insanlarin mensei bir çamur parçasidir. Bu durumda Allah'in nasil olur da, insana benzeyen bir yani bulunabilir? Yaziklar olsun, seytan'a kanarak kendi kendilerine eziyet edenlere!»

Ve, Îsa bunu deyip, Petrus için Allah'a yalvardi, on bir (havari)yle Petrus aglayarak, dediler: «Amin, amin ey Allah'imiz Azîm ve Sübhan Rabb.»

Ardindan Îsa ayrildi ve avamin kendisiyle ilgili olarak bos düsüncelerini söndürmek için Galile'ye gitti.
71.

Isa, kendi memleketine gelince tüm Galile yöresinde, Îsa Peygamberin Nasira'ya nasil geldigi yayildi. Bunun üzerine, büyük bir dikkatle hastalari arastirip, kendisine getirdiler ve onlara elleriyle dokunmasi için yalvardilar. Ve, kalabalik öylesine büyüktü ki, taninmis, felçli bir zengin kapidan geçemeyerek Isa'­nin bulundugu evin damina çikti ve damin örtüsünü alip, kendini Isa'nin önündeki yazgilarin yanina birakti, Îsa, bir an tereddüt edip durdu ve sonra dedi:

«Korkma kardes, çünkü günahlarin sana bagislanmis bulunuyor.»

Herkes bunu duyunca incindi ve dedi: «Kimdir bu günahlari bagislayan?»

O zaman Isa dedi: «Allah sag ve diridir ki, ben günahlari bagislayamam, bir baska kisi de (bagislayamaz) , ama, yalnizca Allah bagislar. Fakat, Allah'in kulu olarak ben, baskalarinin günahlari için Allah'a yalvarabilirim; ve, iste bu hasta adam için O'na yalvardim ve eminim ki, Allah duami isitmistir. Bu nedenle, gerçegi bilesiniz diye, bu hasta adama diyorum: «Babalarimizin Allah'i, Ibrahim'in ve ogullarinin Allah'inin adiyla, iyilesmis olarak kalk!» Ve, Isa bunu deyince, hasta adam iyilesmis olarak kalkti ve Allah'i ta'zim etti.

O zaman, halktan olanlar Isa'dan disarida duran hastalar için Allah'a yalvarmasini rica ettiler. Bunun üzerine, Îsa disariya onlarin yanina çikti ve ellerini kaldirip dedi: «Ey ordularin Allah'i, yasayan Allah, gerçek Allah, hiç ölmeyecek olan kutsal Allah Rabb, onlara merhamet et!» Bunun üzerine, herkes cevap verdi: «Amin.» ve, böyle dedikten sonra hasta halkin üzerine ellerini koydu ve hepsi sihhatlerine kavustular.

Bundan dolayi Allah'i ta'zim ettiler: «Allah bizi peygamberi araciligiyla ziyaret etmistir ve Allah, büyük bir peygamber göndermistir bize.»
Logged
safak'adlı üyenin imzası
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
27 Eylül 2009, 17:22:01
safak
"ßizi satanLarı ßizßeLe$e veririz"
Editör
*

     Üye No : 2
     Cinsiyet : Bay
     Nerden : Giresun
     Konu : 1461
     Mesaj : 3,036
Bedenin olmadan yürümenin ne anlamı olabilir?
Karma +165/-7
safakk@hotmail.de WWW


Üyenin Mesajı:
72. Allah'in Elçisiyle Ilgili Isaretler

Îsa geceleyin havarileriyle gizlice konusup, dedi: «Bakin, size diyorum ki, seytan sizi bugday gibi elemek arzu eder. Fakat ben sizin için Allah'a yalvardim ve benim için tuzaklar kurandan baska sizin için helak olmak yoktur.» Ve, bunu Yehuda hakkinda dedi, çünkü, melek Cebrail ona Yehuda'nin kâhinlerle nasil el birligi içinde oldugunu ve Îsa'nin konustugu her seyi onlara bildirdigini söylemisti.

Bunu yazan göz yaslariyla Isa'ya yaklasip, dedi: «Ey muallim, bana söyle, sana ihanet edecek olan kimdir?»

Isa cevap verip, dedi.- «Ey Barnabas, simdi senin için onu bilmenin zamani degildir. Fakat, yakinda kötü olan kendini ortaya koyacaktir. Çünkü, ben dünyadan ayrilacagim.»
O zaman, havariler aglayarak dediler: «Ey muallim, demek bizi birakacaksiniz? Sen bizi birakmaktansa, biz ölelim, çok daha iyi!»

Isa cevap verdi: «Kalbiniz üzüntü çekmesin, korkmayin da; çünkü sizi ben yaratmadim, fakat sizi yaratmis olan yaraticimiz Allah sizi koruyacaktir. Bana gelince, ben simdi, dünyaya selâmet getirecek olan Allah'in Elçisi'nin yolunu hazirlamak için dünyaya gelmis bulunuyorum. Fakat, sakin ola ki, aldatilmayasiniz, çünkü, benim sözlerimi alip, benim kitabimi kirletecek pek çok sahte peygamber gelecektir.»

O zaman, Aridreâs dedi: «Muallim, bize bazi isaretler söyle ki, onu bilelim.»

Isa cevap verdi: .«Sizin zamaninizda gelmeyecek, fakat, sizden birkaç yil sonra, kitabimin hükümsüz ki, kilinacagi, o kadar ki, ancak otuz kadar mü'minin kalacagi bir zamanda gelecektir. Bu zamanda Allah dünya(dakilere) aciyacak ve bu bakimdan Elçisi'ni gönderecektir; (Elçisi'nin) üzerinde bir bulut duracak, buradan onun Allah'in seçilmis bir (kul)u oldugu bilinecek ve O'nunla taninacaktir. Dinsizlere karsi büyük bir güçle gelecek ve yeryüzünde puta tapiciligi yikacaktir. Ve, ben de seviniyorum ki, onunla Allah taninip, ta'zim edilecek ve ben de gerçek olarak taninacagim; ve, benim insandan öte oldugumu söyleyenlerden öç alacaktir. Bakin, size diyorum ki, ay çocuklugunda ona uyku verecek ve büyüdügünde o (ayi) ellerine alacaktir. Birakin, dünya onu çikarip attigini fark etsin, çünkü o, puta tapicilari öldürecek; Allah'in kulu Musa ve yaktiklari sehirleri ve çocuklarini öldürdükleri sehirleri bagislamayan Yusa çok daha fazlasini öldürmüstü; çünkü eski bir yaraya kisi ates tatbik eder.

«O, bütün peygamberlerinkinden daha açik bir gerçekle gelecek ve dünyayi yanlis yere kullanani azarlayacaktir. Babamizin sehrinin kuleleri neseyle birbirlerini selamlayacaklardir; ve iste, puta tapiciligin (yüz üstü) yere kapaklandiginin görülecegi ve benim de baskalari gibi bir insan oldugumu itiraf edecegi zaman, bakin, size söylüyorum ki, Allah'in Elçisi gelmis olacaktir.»
73.

«Bakin, size diyorum ki, eger seytan sizin Allah'in dostlari olup olmamaniz (konusunda) ugrasacak olursa —çünkü, kimse kendi sehirlerine saldirmaz,— eger seytan dilegini üzerinize korsa, size kendi zevklerinize kaydirmakla iskence eder; fakat, sizin kendisine düsman oldugunuzu bildiginden, sizi helak etmek için her siddete bas vuracaktir. Ama, korkmayin, çünkü, o size karsi zincire vurulmus bir köpek gibi duracaktir. Çünkü, Allah benim duami isitmistir.»

Yuhanna cevap verdi: «Ey muallim, yalniz kendimiz için degil, fakat kitaba inanacaklar için de anlat; eski igvaci insana nasil tuzak kurar?»

Isa cevap verdi: «Bu mel'un dört yolla igva eder. Ilki, kendisi düsüncelerle igva ettigi zamandir Ikincisi, kullari araciligiyla söz ve islerle igva ettigi zamandir. Üçüncüsü, sahte akideyle igva ettigi zamandir. Dördüncüsü (de), sahte görüslerle igva ettigi zamandir. Simdi, atesi olanin suyu sevdigi gibi, günahi seven insan bedeni her seyiyle onun yanindayken, insan nasil tedbirli olmalidir? Bakin, size diyorum ki, eger bir insan Allah'tan korkarsa, (Allah) her seye karsi ona zafer verir, ki Davud peygamber (söyle) der: «Allah üzerinizde melekler görevlendirecek, (ve onlar) seytan sizi yaniltmasin diye yollarinizi tutacaklardir. Bin (tanesi) sol kolunuz üzerine düsecek, bir on bin tanesi de sag kolunuz üzerine düsecek ki, (seytanlar) yaniniza yaklasmasin.»

«Hattâ, Allah'imiz büyük sevgisinden, ayni Davud araciligiyla bizi koruyacagini vaad etmistir. «Ögretmenlik edecek anlayis veriyorum sana; ve yürüyecegin yollarinda kendi gözümü senin üzerine dikecegim.»

Ama, ne diyeyim ben? O, Isaya araciligiyla dedi: «Bir anne kendi rahminin çocugunu unutabilir mi? Fakat, size diyorum,ki, o unuttugu zaman, ben sizi unutmayacagim.»

«Öyleyse, söyleyin bana, gözetici olarak melekleri ve koruyucu olarak daim sag olan Allah'i varken Seytan'dan kim korkar? Bununla birlikte, Süleyman Peygamber'in dedigi gibi, .(su da) gereklidir: «Sen Rabb'-dan korkmak için gelen oglum, igvalara karsi ruhunu hazir et.. Bakin, size diyorum ki, insan paralari muayene eden bir banker gibi yapip, düsüncelerini muayene etmeli ki, yaraticisi Allah'a karsi günah islemesin.»
74.

«Dünyada günah için(hiç) kaygi çekmeyen insanlar var olagelmistir ve vardir; bunlar en büyük yanilgi içindedirler. Söyleyin bana, seytan nasil günah isledi? Onun insandan daha degerli oldugu düsüncesiyle günah isledigi ortada. Süleyman, bir ziyafete Allah'in tüm yaratiklarini davet etmegi düsünerek günah(zelle) isledi de, bir balik hazirladigi her seyi yiyerek onu dogrulttu. Bu bakimdan, babamiz Davud'un sözü sebepsiz degildir: «Bir kimsenin kalbinde yükselmek için kisi gözyaslari vadisinde oturur.» Ve, bu nedenle Allah, peygamberi Isaya araciligiyla bagirmaz mi: «Gözlerinden kötü düsüncelerinizi çekip, ayirin.» Ve, bu amaçla Süleyman der: «Tüm tutusunla kalbini tut.» Ruhumun huzurunda durdugu Allah sag ve diridir ki, düsünmeden günah islemek mümkün olmadigindan, her sey günaha götüren kötü düsünceler için söylenir. Simdi, deyin bana, çiftçi bag diktigi zaman, diktiklerini derine koymaz mi? Kesinlikle kor. Iste böyle de, seytan günahi dikerken gözde veya kulakta durmayip, Allah'in mekâni olan kalbe geçer. Allah'in kulu Musa araciligiyla dedigi gibi; «Benim kanunumda yürüsünler diye, ben içlerinde yerlesecegim.»

«Simdi söyleyin bana, eger kral Hirodes içinde oturmak arzu ettigi bir evi korumaniz için size verecek olsa, düsmani Pilatus'un oraya girmesine veya içine esyalarini koymasina katlanir misiniz? Emin olun ki, hayir. Öyle de, Allah'in, mekâni olan kalbinizi korumaniz için size verdigini göre göre, Seytan'in oraya girmesine veya içine düsüncelerini yerlestirmesine hiç katlanmamaniz gerekir. Bu bakimdan, nasil banker, Kayser'in resmi dogru mudur, degil midir, gümüs saglam midir, sahte midir ve gereken agirlikta midir diye paraya dikkat ediyor ve bu nedenle onu elinde evirip çeviriyorsa, siz de öylece dikkat edin. Ah, deli dünya! Kuskusuz, kendi kullarin Allah'in kullarindan daha ölçülü ve sakingan oldugu için, son günde Allah'in kullarini ihmal ve dikkatsizlikleri nedeniyle azarlayasin ve yargilayasin diye, kendi islerinde ne kadar da akillisindir. Söyleyin bana simdi, kim bir düsünceyi, bankerin gümüs bir parayi (muayene ettigi) gibi muayene ediyor? Emin olun ki, hiç kimse.»
75.

Sonra, Yakup dedi: «Ey muallim, bir düsüncenin bir para gibi muayenesi nasil olur?»

Isa cevap verdi: «Düsüncedeki saglam gümüs dindarliktir. Çünkü dine aykiri her düsünce seytan'dan gelir. Dogru resim, peslerinden gitmemiz gereken kutsal (kul)lari ve peygamberleri örnek (almak) tir; düsüncenin agirligi ise, her seyin kendisine göre yapilmasi gereken Allah sevgisidir. Böyle oldu mu, düsman, komsuna karsi araya din disi düsünceler getirecektir, bedeni bozmak için dünyaya uygun (düsünceler); Allah sevgisini bozmak için dünya sevgisiyle (ilgili düsünceler).»

Bartalemus cevap verdi: «Ey muallim, igvaya kapilmayalim diye az düsünmemiz için ne yapmamiz gerekiyor?»

Isa cevap verdi: «îki sey gereklidir sizin için. îlki, kendinizi çok egitmeniz, ikincisi de, az konusmanizdir; çünkü, tembellik her türlü kirli düsüncenin toplandigi bir bataktir. Çok fazla konusmak ise, kötülükleri biriktiren bir süngerdir. Bu bakimdan yalnizca çalismanizin vücudu mesgul etmesi degil, ayni zamanda ruhunun da ibadetle mesgul olmasi gerekmektedir. Çünkü, (ruh) ibadetten hiç bir zaman uzak durmamak ihtiyacindadir.»

Temsil olsun diye anlatiyorum: «(Çalistirdiklarinin) hakkini vermeyen bir adam vardi, bu nedenle de, onu taniyan kimse tarlalarini sürmeye gitmezdi. Bunun üzerine, lânetli bir adam gibi dedi: «Pazar yerine gidip, hiç bir sey yapmayan bos adamlari bulacagim, onlar da bos olduklarindan bagliklarimi islemeye gelecekler.» Bu adam evinden çikti ve bos bos oturup, hiç paralari olmayan pek çok yabanci buldu. Kendileriyle konusup, onlari bagligina sevketti. Fakat, onu taniyan ve eli is tutan hiç kimse o tarafa gitmedi.

«(Çalistirdiklarinin) hakkini vermeyen seytan'dir, çünkü o is verir ve insan bunun karsiliginda hizmetine sonsuz atesler alir. Bu nedenle, Cennet'ten sürülmüs ve isçiler aramaya çikmistir. O, islerine mutlaka, bos bos oturanlari, en çok da kendisini tanimayanlari kosar. Her ne durumda olursa olsun, kötülügü bilmek, ondan kurtulmak Için yeterli degildir. Fakat, onu alt etmek için iyiliklerle ugrasmak da gerekir.»

«Size bir temsil (daha) anlatiyorum. Üç bag tarlasi olan ve bunlari üç çiftçiye icara veren bir adam vardi. Birinci adam baglari nasil isleyecegini bilmediginden, baglar yalnizca yaprak verdi, ikincisi üçüncüye, baglara nasil bakilmasi gerektigini ögretti; o da onun sözlerini en iyi sekilde dinledi ve kendisine anlatildigi sekilde kendininkini isledi; o kadar ki, üçüncünün bagi çok (meyve) verdi. Fakat, ikinci zamanini yalnizca konusmakla geçirerek, bagini islemeden birakti. Icarlari ödeme zamani gelince, bag tarlalarinin sahibine birinci  (adam) dedi:. «Efendi, bag tarlalarinin nasil islenecegini bilmiyorum, bu bakimdan, bu yil hiç meyve alamadim.»
76.

Bag sahibi cevap verdi: «Ey aptal, sen dünyada tek basina mi yasarsin da, topragi islemesini çok iyi bilen ikinci bagcinin fikrini sormazsin? Belli ki, bana (hiç bir sey) ödemeyeceksin.»

«Ve, böyle deyip, onu efendisine (borcunu) ödeyinceye kadar hapiste çalismaya mahkûm etti; (fakat) sade dilliliginden acima (duygulari) harekete geçip onu saliverip, dedi: «Defol, benim bagimda daha fazla çalismani istemiyorum, senin borcunu ödemen için bu kadari yeter.»

Ikincisi geldi (ve) ona (bag) sahibi dedi: «Hos geldin benim bagcim! Bana borçlu oldugun meyveler nerede? Kuskusuz sen, baglarin nasil budanacagini en iyi bilen oldugundan, sana icara verdigim bagim çok meyve vermis olmali.»

Ikinci (adam) cevap verdi: «Ey efendi, senin bagin öyle duruyor, çünkü, ben ne kök ve dallari budadim, ne de topragi isledim; bu bakimdan, bag meyve vermedi, ben de sana (borcumu) ödeyemiyorum.»

Bunun üzerine bag sahibi, üçüncü (adami) çagirdi ve hayret içinde sordu: «Bana, kendine ikinci bagi icara verdigim su adamin, sana icara verdigim bagin nasil islenecegini sana tam olarak anlattigini söyledin. Öyle de, nasil olur da ona icara verdigim bag, hepsi ayni toprakken meyve vermemis olsun?» Üçüncü (adam) cevap verdi: «Efendi, bagliklar yalnizca konusmakla islenmez, fakat, baginin meyve vermesini isteyen günde bir gömlek terletmelidir. Ve, hiç bir sey yapmaz, ama vaktini konusmakla harcarken ey efendi, senin bagcinin bagi nasil meyve versin? Emin olun ey efendi, eger o kendi sözlerini uygulamaya koymus olsaydi, bu kadar çok konusamayan ben sana iki yillik icari öderken, o bes yillik bag kirasini verirdi.»

«Efendi kizdi ve bagciya sertçe çikisti: «Ve sen, kesilecek dallari kesmeyip, tarlayi düzlememekle büyük bir is yaptin. Bu nedenle de, sana verilecek büyük bir ödül var!» Ve, hizmetçilerini çagirip, onu acimadan dövdürdü. Ve sonra da, onu her gün döven zalim bir hizmetçinin gözetiminde hapse koydu. Ve arkadaslarinin ricalarina bakip da, hiç bir zaman serbest birakmak da Istemedi.»
77.

Bakin, size diyorum ki, Hüküm Günü'nde pek çoklari Allah'a diyecek: «Rabb, biz senin kanununu ve!z ettik ve ögrettik.» Bunlara karsi kuslar bile haykirip, diyecekler: «Siz baskalarina vaaz ederken, kendi dilinizle kendinizi mahkûm ediyordunuz, ey günah isçileri!»

«Allah sag ve diridir ki» dedi Isa, «gerçegi bilip de aksini yapan, öylesine feci bir ceza ile cezalandirilacak ki, hani neredeyse seytan bile ona acir duruma gelecek. Simdi söyleyin bana, Allah bize kanununu bilmek için mi verdi, uygulamak için mi? Bakin, size diyorum ki, tüm ilmin amaci, bildigini yapan bir akila sahip olmaktir.»

«Söyleyin bana, eger bir kisi sofrada oturup, gözleriyle nefis etlere baksa,  ama elleriyle kirli seyleri seçse ve bunlari yese bu bir deli degil midir?» «Kesinlikle öyle» dedi havariler. O zaman, Isa dedi: «Ey bütün delilerden de deli, sen ey adam, anlayisinla gögü bilir, ellerinle yeri seçersin; anlayisinla Allah'i tanir, içinden dünyayi seçersin; anlayisinla Cennet'in zevklerini bilir, yaptiklarinla Cehennemin bayagiliklarini seçersin. Kilici Birakip da, savasa kiniyla giden cesur asker! Simdi, bilmez misiniz ki,   geceleyin yürüyen yalnizca isigi görmek için degil, gerçekte, hana salimen varabilsin diye dogru yolu görmek için isigi arzular? Ey, bin defa hakir görülüp, igrenilmesi gereken dünya, çünkü, Allah'imiz kutsal peygamberleriyle hep kendi ülkesine ve dinlenme yerine giden yolu bildirmek istedi, fakat, sen serli  (yaratik), yalnizca gitmek istememekle kalmaz, daha kötüsü, isigi hakir görürsün! Su deveyle ilgili atasözü (ne) dogrudur: «Deve, kendi çirkin yüzünü görmek istemediginden içmek için duru suyu begenmezmis.» îste, kötülük yapan dinsizler de böyledir; kötü isleri bilinmesin diye isiktan nefret ederler. Fakat, âkli olup da, iyi isler yapmamakla kalmayip, daha kötüsü, (aklini) serlerde kullanan, hediyeleri, (onlari) vereni öldürmek için alet olarak kullanan gibidir.»
78.

«Bakin, size diyorum ki, Allah seytan'in düsüsüne acimadi, ama, yine de Adem'in düsüsüne (acidi). Birakin, artik bu, iyiligi bilip de kötülük yapanin mutsuz durumunu bilmeniz için yetsin.»

O zaman, Andreas dedi: «Ey muallim, böyle bir duruma düsmemek için, bilgiyi bir yana koymak iyi bir sey (o halde)!»
Isa cevap verdi: «Eger, dünya günessiz, insan gözsüz ve ruh da anlayissiz iyiyse o zaman bilmemek de iyidir. Bakin, size diyorum ki, bilginin ebedi hayat için oldugu kadar, ekmek geçici hayat için iyi degildir. Ögrenmenin Allah'in bir emri oldugunu bilmez misiniz? Söyle diyor Allah: «Büyüklerinize sorun ve onlar size ögretsinler.» Ve, kanun hakkinda Allah der: «Görün ki, hükmüm gözlerinizin önündedir; oturacaginiz zaman, yürüyeceginiz zaman ve her zaman onun üzerinde düsünün.» Öyleyse, ögrenmenin iyi olup olmadigini simdi biliyorsunuzdur herhalde. Ah, mutsuzdur bilgeligi hakir gören. Çünkü o, ebedî hayati kesinlikle yitirecektir.»

Yakup, karsilik verdi: «Ey muallim, Eyüb'ün bir hocadan ders almadigini biliyoruz, Ibrahim de (ayni); öyleyken, Allah'in kutsal (kullari) ve peygamber oldular.»

Isa cevap verdi: «Bakin, size diyorum ki, güveyin evinden olanin evlenme (törenine) çagirilmasina gerek yoktur, çünkü o, törenin yapildigi evde oturmaktadir. Fakat, evden uzakta olanlar (çagirilir). Simdi, bilmez misiniz ki, Allah'in peygamberleri Allah'in rahmet ve bereket evindedirler ve Allah'in kanunlarini açik olarak içlerinde bulurlar. Babamiz Davud bu konuda (bakin) ne der: «Allah'imin kanunu kalbimdedir; bu nedenle, O'nun yolu kazmakla yapilmayacaktir.» Bakin, size diyorum ki, Allah'imiz insani yaratirken, onu yalnizca dogru olarak yaratmakla kalmadi. ayni zamanda kalbine, Allah'a kulluk etmeye uygun olani kendine göstermesi için bir isik yerlestirdi. Bu bakimdan, bu isik günahlar nedeniyle kararsa bile, yine de sönmez, Çünkü, her kavimde, Allah'i yitirmis olup, sahte ve yalanci tanrilara kulluk etseler bile, Allah'a kulluk etme arzusu vardir.

Dolayisiyla, bir insanin Allah'in peygamberlerinden ders almasi gereklidir, çünkü onlar, Allah'a iyi kulluk ederek Cennet'e, vatanimiza giden yolu ögretmek için isigi yakarlar; tipki, gözleri hasta olanlara yardim ve kilavuzluk edilmesinin gerekli oldugu gibi.»   
79.

Yakup karsilik verdi: «Peygamberler ölüyse bize nasil ögretecekler; ve peygamberler hakkinda bilgisi olmayana da nasil ögretilecektir?»

Isa cevap verdi: «Onlarin akidesi, incelenebilsin diye yazilir, çünkü (yazilanlar) peygamberden size (kalandir). Bakin, bakin size diyorum ki, peygamberligi hakir gören, yalnizca peygamberi hakir görmekle kalmaz, peygamberi gönderen Allah'i da hakir görmüs olur., Fakat, (bazi) kavimler gibi peygamberligi bilmeyenlere gelince, size söylüyorum: Eger, böyle yörelerde bir insan kalbinin kendine gösterdigi biçimde, baskalarindan görmedigini baskalarina yapmadan ve baskalarindan aldigini komsusuna vererek yasayacak olursa, evet böyle bir insan Allah'in rahmetinden uzak kalmayacaktir. Ölürken, daha önce olmazsa Allah kendisine ögretecek ve rahmetle kanununu verecektir. Belki de, Allah'in kanun sevgisi için kanun verdigini düsünüyorsunuz. Kesinlikle böyle degil, ama, gerçekte Allah kanununu, insan Allah sevgisi için iyilik yapsin diye verir. Ve, Allah Kendi sevgisi için iyilik yapan bir insan bulsa sanki onu hakir mi görecektir? Hayir, asla, ama daha da, onu kendilerine kanun verdiklerinden çok sevecektir. Bir örnek olarak anlatiyorum :

«Büyük mal varligi olan bir adam vardi; ve bölgesinde yalnizca meyve vermeyen çöl topraklar bulunuyordu, îste, bir gün böyle bir çöl araziden geçerken, meyvesiz bitkiler arasinda güzel meyveler yeren bir bitki buldu. Bunun üzerine, bu adam dedi: «Bu bitki nasil olur da, böylesine güzel meyveleri verir? Onu kesinlikle kesmeyecek ve digerleriyle birlikte atese vermeyecegim.» Ve, hizmetçilerini çagirip, o bitkiyi söktürerek bahçesine diktirdi. îste böyle de size diyorum ki, Allah'imiz nerede olurlarsa olsunlar, salih amel isleyenleri Cehennem'in alevlerinden koruyacaktir.»
80.

«Söyleyin bana, puta tapicilar arasinda Eyub Uz'-dan baska nerede kaldi? Ve, tufan zamaninda Musa nasil yaziyor? Bana söyleyin, O der: «Nuh gerçekten, Allah'in önünde rahmet buldu.» Babamiz Ibrahim'in sahte putlar yapip tapinan inançsiz bir babasi vardi. Lût, yeryüzünün en rezil insanlari arasinda yasadi. Danyal, bir çocukken Hananya, Azarya ve Misael'le birlikte Buhtunnâsir tarafindan öyle bir sekilde tutsak alindilar ki, o zaman daha sadece iki yasinda idiler; ve puta tapici hizmetçiler kalabaligi içinde yetistirildiler. Allah sag ve diridir ki, nasil ates zeytin, servi veya palmiye demeden kuru seyleri yakar ve onlari atese çevirir, öyle de Allah'imiz, Yahudi, Sisian, Yunan veya Ismailî demeden, salih amellerde bulunan herkese merhamet eder. Fakat, kalbin orada durmasin ey Yakup. Çünkü, Allah'in peygamber gönderdigi yerde kendi hükmünü tümüyle reddedip peygamberi izlemek, «O neden böyle diyor?», «Neden böyle yasakliyor ve emrediyor?» demeden, «Allah böyle istiyor», «Allah böyle emrediyor» demek gerekir. Simdi, Israil kavmi Musa'yi hakir gördügünde, Allah Musa'ya ne demisti?   «Onlar seni hakir görmediler,   fakat onlar Beni hakir gördüler.»
81.

«Bakin size diyorum ki, insan tüm ömrünü konusup yazmayi ögrenmeye degil, salih amel islemeyi ögrenmeye de harcamalidir. Simdi söyleyin bana, tüm dikkatiyle hizmet ederek, kendini memnun etmeye çalismayan Hirodes'in su kulu kimdir? (Var midir böyle biri?) Yalnizca çamur ve gübre olan bir bedeni memnun etmeye çalisip da, tüm seyleri yaratan ve ebedi Sübhan ve Kuddüs olan Allah'a kulluk etmeye çalismayip unutan dünya(dakiler)e yaziklar olsun.»

«Söyleyin bana, eger kâhinler Allah'in ahit sandigini tasirken birakip yere düsürmüslerse, bu onlarin büyük bir günahi degil midir?»

Havariler bunu duyunca titrediler, çünkü, Allah'in sandigina yanlis dokundugu için Allah'in Uzza'yi öldürdügünü biliyorlardi. Ve dediler: «Böyle bir günah en feci olanidir.»

O zaman Isa dedi: «Allah sag ve diridir ki, Allah'in onunla her seyi yarattigi ve ona uymakla size sonsuz hayat sundugu sözünü unutmak daha büyük bir günahtir.»

Ve Isa böyle deyip dua etti. Duasindan sonra dedi : «Yarin Samiriye'ye varmamiz gerekiyor, çünkü, Allah'in kutsal melegi bana böyle dedi.»

Belli bir günün sabahinda erkenden Isa, Yakup'un yaptigi ve oglu Yusuf'a verdigi kuyuya yaklasti. Seyahat nedeniyle yorgun düsen Isa havarilerini yiyecek satin almalari için sehre gönderdi. Kendi de kuyunun yanina, bir kuyu tasinin üstüne oturdu. Ve, bir de ne görsün, Samiriyeli bir kadin su çekmek için kuyuya gelmiyor mu!

Isa kadina dedi: «Içmek için bana (su) ver!» Kadin cevapladi:

«Simdi, sen bir Ibrani olarak, ben Samiriyeli bir kadindan içecek istemeye utanmiyor musun?»

Isa cevap verdi: «Ey kadin, senden içecek isteyenin kim oldugunu bilsen, belki de sen ondan içecek isterdin.»

Kadin karsilik verdi: «Simdi, kuyu derinken ve senin de su çekecek ne kovan, ne de ipin olmadigini görüp dururken, bana nasil içmek için (su) verecekmissin?»

Isa cevap verdi: «Ey kadin, kim bu kuyunun suyundan içerse, susuzluk ona yine gelir, fakat, kim benim verdigim sudan içerse, artik bir daha susamaz; ama (bunu) susuz olanlara içmek için verirler, o kadar ki, sonsuz hayata ererler.»

O zaman, kadin dedi: «Ey Rab, bana bu suyundan ver.»

Îsa cevap verdi: «Git, kocani çagir, ikinize de içmeniz için verecegim.»

Kadin dedi: «Benim kocam yok.»

Îsa karsilik verdi: «Peki, dogruyu söyledin, çünkü senin bes kocan oldu, simdiki ise kocan degildir.»

Kadin bunu duyunca sasirdi ve dedi: «Rab, anliyorum ki, sen bir peygambersin; bu nedenle söyle bana, yalvaririm: Îbraniler, Kudüs'te Siyon dagi üzerinde, Süleyman'in yaptirdigi mabette ibadet ederler ve derler ki, bir baska yerde degil (ancak) orada (insanlar) Allah'in rahmet ve bereketini bulurlar. Ve, halkimiz (ise) bu daglar üzerinde ibadet eder ve derler ki, ibadet yalnizca Samiriye daglarinda yapilmalidir. (Bu durumda) gerçek ibadet edenler kimler olmus oluyor?»

82.

O zaman Isa iç çekti ve aglayip, dedi: «Yaziklar olsun sana Yahudiye, çünkü, sen «Rabb'in mabedi, Rabb'in mabedi» diye büyüklenir ve sanki hiç Allah yokmus gibi ömür sürer, kendini tümden dünyanin zevklerine ve kazançlarina verirsin; (iste) bu kadin Hüküm Günü'nde seni Cehennem'e mahkûm edecek; çünkü, bu kadin Allah önünde rahmet ve bereketin nasil bulunacagini ögrenmeye çalisiyor.»

Ve, kadina dönerek dedi: *Ey kadin, siz Samiriyeliler bilmediginiz seye ibadet eder, fakat biz Ibranîler bildigimiz seye ibadet ederiz. Bak, sana diyorum ki, Allah ruhtur ve gerçektir, ve öyle de, ona ruhtan ve gerçekten ibadet edilmelidir. Çünkü, Allah'in va'di Kudüs'te, Süleyman mabedinde yapilmistir, baska yerde degil. Ama, inan bana, bir gün gelecek ve Allah rahmetini bir baska sehre gönderecek ve her yerde O'na gerçekten ibadet etmek mümkün olacaktir. Ve, Allah her yerde gerçek ibadeti rahmet(iy)le kabul edecektir.

Kadin karsilik verdi: «Biz Mesih'e bakiyoruz; o geldiginde bize ögretecek.»

Isa cevap verdi: «Biliyor musun sen kadin, Mesih'in gelecegini?»

Kadin cevap verdi: «Evet ya, Rab.»

O zaman Isa sevindi ve dedi: «Gördügüm kadariyla ey kadin, sen mü'minsin; bu bakimdan bil ki, Mesih'in inanciyla Allah'in seçtigi herkes kurtulacaktir; dolayisiyla, Mesih'in gelisini bilmen gerekmektedir.»

Kadin dedi: «Ey Rab, belki de sen Mesih'sin.» Isa cevap verdi: «Ben, kuskusuz Israil ailesine bir kurtulus peygamberi olarak gönderilmis bulunuyorum; fakat, benden sonra Allah'in tüm dünyaya gönderdigi Mesih gelecek; onun için yaratmistir Allah dünyayi. Ve, o zaman tüm dünyada Allah'a ibadet edilecek ve rahmete erilecek, o kadar ki, simdi yüz yilda bir gelen sevinç yili Mesih'le her yerde her (bir) yila inecek.»

Sonra, kadin su kabini birakip, Isa'dan duydugu her seyi bildirmek üzere sehre kostu.
83.

Kadin Isa ile konusurken, havarileri gelmis ye Isa'­nin bir kadinla bu sekilde konusmasina sasip kalmislardi. Yine de kimse ona, «Samiriyeli bir kadinla böyle niye konusursun?» demedi.

Sonra, kadin ayrilip gidince dediler: «Muallim, yemege gelin.»
Isa karsilik verdi: «Ben öbür yemegi yemeliyim.» O zaman, havariler birbirlerine dediler: «Belki, bir yolcu Isa ile konusup ona yiyecek bulmak için gitmistir.» Ve, bu (satirlari) yazana sorup dediler: «Buraya muallime yemek getirebilecek kimse geldi mi ey Barnabas?»

O zaman (bu satirlari) yazan cevap verdi: Gördügünüz, su bos kovayi suyla doldurmak için getiren kadindan baska kimse gelmedi.».O zaman, havariler Isa'nin sözlerinin anlamini bekliyerek, sasirip kaldilar. Bunun üzerine îsa dedi: «Bilmez misiniz ki, gerçek yiyecek Allah'in istedigini yapmaktir,- çünkü, insani yasatan ve ona hayat veren ekmek degil, daha çok, iradesiyle (gelen) Allah'in sözüdür. Ve, iste bu nedenle kutsal melekler yemezler. Ama, yalnizca Allah'in iradesiyle beslenerek yasarlar. Ve, bu sekilde biz, Musa ve Ilya ve yine bir baskasi kirk gün kirk gece hiç yiyeceksiz (dururuz).
Ve, Isa gözlerini kaldirip dedi: «Hasat (vaktine) ne kadar var?»

Havariler cevap verdiler; «Üç ay.»

Isa dedi: «Öyleyse bakin, nasil dag misirlarla agarmissa, ben de size diyorum ki, bugün toplanmasi gereken büyük bir hasat vardir.» Ve, sonra kendisini görmeye gelen kalabaliga isaret etti. Sehre varan kadin, «Ey insanlar, gelin ve Allah'in Israil ailesine gönderdigi yeni bir peygamber görün» diyerek, tüm sehri ayaga kaldirmis ve Isa'dan duydugu seylerin hepsini anlatmisti. (îsa'nin bulundugu) yere gelip, kendileriyle kalmasi için ona yalvardilar; ve (Isa) sehre girip onlarla iki gün kaldi; hastalari iyilestirdi ve Allah'in melekûtuyla ilgili dersler verdi.

O zaman, sehirliler kadina dediler: «Senin söyledigin zamankinden daha çok onun mucizelerine ve sözlerine inaniyoruz; çünkü, o kuskusuz Allah'in kutsal bir (kulu), kendine inananlarin kurtulusu için gönderilmis bir peygamberdir.

Gece yarisi namazindan sonra havariler Isa'nin yanina vardilar ve (îsa) onlara dedi: «Bu gece Allah'in elçisi Mesih zamaninda —Simdi yüz yilda bir gelirken her yil gelen sevinç (gecesi) olacak. Bu bakimdan, istiyorum ki uyumayalim, ibadet edelim, yüz kez rükûya varip, her zaman hamde lâyik Kadir ve Rahim olan Allah'imizi ta'zim edelim ve her seferinde (söyle) diyelim: «Sen yegâne Allah'imiz, kabul ve itiraf ederiz ki, Sen'in baslangicin olmadi, sonun da olmayacak; çünkü Sen rahmetinle her seye baslangiç verdin ve adaletinle de hepsine bir son vereceksin; Sen'in insanlar arasinda hiç bir benzerin yoktur. Çünkü, sonsuz iyiligin içinde Sen ne kimildarsin, ne de herhangi bir arizaya ugrarsin.. Bize merhamet et, çünkü, bizi Sen yarattin ve biz Sen'in Ellerinin eseriyiz.»
84.

îbadet edildikten sonra îsa dedi: «Allah'a sükredelim, çünkü, bize bu gece büyük rahmet indirdi; çünkü, bu gece geçecek olan zamani geri getirdi. Ve biz Allah'in Elçisi'yîe birlikte ibadet ettik. Ve, ben onun sesini duydum.»

Havariler bunu duyunca çok sevindiler ve dediler: «Muallim, bize bu gece bazi hükümler ögret.»

O zaman Isa dedi: «Hiç balla karisik gübre gördünüz mü?»
Cevap verdiler: «Hayir Rab, çünkü, kimse bunu yapacak kadar deli degildir.»

«(Madem öyle), ben de size diyorum ki, dünyada daha deli insanlar vardir.» dedi îsa, «Çünkü, Allah'a kullukla onlar dünyaya kullugu karistirirlar. O kadar ki, lekesiz hayat yasayanlarin pek çogunu seytan aldatmis ve ibadet ederlerken, ibadetleriyle dünya islerini kanstirmislar, bu nedenle de, bu zamanda Allah'in gözünde çirkinlesmislerdir. Söyleyin bana, ibadet için yikanirken, hiç bir pis seyin kendinize dokunmamasina dikkat ediyor musunuz? Evet, mutlaka. Ya ibadet ederken ne yapiyorsunuz? Ruhunuzu Allah'in rahmetiyle günahlardan temizliyorsunuz. Öyleyse, ibadet ederken, dünyalik seylerden söz etmek ister misiniz? (Aman) böyle yapmamaya dikkat edin, çünkü, her dünyalik kelime, konusanin ruhu üzerinde seytan'in bir gübresidir.»
O zaman, havariler titrediler, çünkü, (Isa) atesli bir ruhla konusmustu, ve dediler: «Ey muallim, eger, biz ibadet ederken bir arkadas bizimle konusmaya gelirse ne yapalim?»

Isa cevap verdi: «Bekletin ve ibadeti tamamlayin.»
Bartalemus dedi: «Ama, alinir da, kendisiyle konusmadigimizi görünce çeker giderse?»

Isa cevap verdi: «Eger alinirsa, bana inanin ki, o sizin bir arkadasiniz veya bir mü'min degil, gerçekte inanmayanin biri ve seytan'in yoldasidir. Söyleyin bana, eger Hirodes'in bir seyis yamagiyla konusmaya gitseniz ve onu Hirodes'in kulagina söz anlatirken bulsaniz, sizi bekletti diye alinir misiniz?» Kesinlikle hayir; aksine, arkadasinizi kralin sevdigini görerek rahat edersiniz. Dogru degil mi?» dedi Isa.

Havariler cevap verdiler; «Dogrularin dogrusu.» O zaman Isa dedi: «Bakin, size diyorum ki, herkes ibadet ederken Allah'la konusur. Öyleyse, insanla konusacagiz diye, Allah'la konusmayi birakmaniz dogru olur mu? Bundan dolayi, Allah'a kendinden çok saygi gösterdiginiz için arkadasinizin alinmasi dogru olur mu? Inanin bana, eger beklettigimiz zaman alinirsa, seytan'in iyi bir kulu (demektir) o. Çünkü, Allah'in insan için birakilmasi seytan'in arzusudur. Allah sag ve diridir ki, her iyi iste, Allah'tan korkan kendini dünyanin islerinden ayirmali ki, iyi ameli bozulmasin.»
85.

«Bir adam kötü iste bulundugu veya kötü sözler söyledigi zaman, biri onu düzeltmeye gidip, bu tip islerden men etse, bu adamin yaptigi nedir?» dedi Isa.

Havariler cevap verdiler: «Iyi eder, çünkü, günesin daima karanligi sürüp çikarmaya çalismasi gibi, her zaman kötülüklerin men edilmesini isteyen Allah'a hizmet eder.»

Isa dedi: «Ben de size diyorum ki, aksine, bir insan iyilik yapar ve iyi (seyler) konusurken, kim onu daha iyi olmayan herhangi bir seyi bahane ederek engellemeye çalisirsa seytan'a hizmet eder. Hayir, hayir, onun yoldasi (bile) olur. Çünkü seytan, her iyi seyi engellemekten baska bir ise bakmaz.»

«Simdi ben size ne diyeyim? Allah'in dostu ve mukaddesi Süleyman Peygamber'in dedigi gibi diyeyim size: «Tanidiginiz bin kisiden biri arkadasinizdir.»

O zaman Matta dedi: «Öyleyse, kimseyi sevemiyecegiz.»

Isa cevap verdi: «Bakin, size diyorum ki, sizin için günah disinda herhangi bir seyden nefret etmek mesru degildir; o kadar ki, seytan'dan bile Allah'in yaratigi olarak nefret edemez, ancak Allah'in düsmani olarak (nefret edebilirsiniz). Bu, neden böyle biliyor musunuz? Söyleyeyim size: Çünkü, o, Allah'in bir yaratigi olup, Allah'in yarattigi her sey iyi ve tamdir. Bu bakimdan, kim yaratilandan nefret ederse Yaratan'-dan da nefret eder. Fakat, arkadas tek bir seydir, kolayca bulunmaz, ama kolayca yitirilir. Çünkü, arkadas sonsuz derecede sevdigiyle zitlasmaya katlanamaz. Dikkat edin, tedbirli olun ve arkadas olarak sevdiginizi sevmeyeni seçmeyin. Arkadasin ne demek oldugunu biliyor musunuz? Arkadas; su bu degil, yalnizca ruh doktoru demektir. Ve böyle de, nasil kisi, hastaligi bilip de, ilâcini vermekten anlayan iyi bir doktoru çok seyrek bulursa, ayni sekilde, hatalari bilip, dogruya yöneltmekten anlayan arkadaslar da (çok seyrek bulunur.) Fakat, burada bir ser vardir; söyle ki, arkadaslarinin hatalarini görmezlikten gelen arkadaslara sahiptir pek çoklari; digerleri vardir, onlari mazur görür; bir digerleri onlari dünyevî bahanelerle savunur; ve en kötüsü de, arkadasini yanlislara çagirip yardim eden ve sonunu kendi kötü sonuna benzetendir. Dikkat edin ki, böylelerini arkadas edinmeyesiniz, çünkü, gerçekten onlar düsmandirlar ve ruh katilleridirler.»
86.

«Arkadasiniz söyle olsun: Sizi dogrultmak isterken bile, kendisi dogrulsun; sizin Allah sevgisi için her seyden geçmenizi isterken bile, Allah'a hizmet için kendini bile feda etmeniz onu memnun etsin.

«Ama söyleyin bana, eger bir kisi Allah'i nasil sevecegini bilmezse, kendini ne sekilde sevecegini nasil bilir; kendini sevmegi bilmezken, baskalarini ne sekilde sevecegini nasil bilir? Kesinlikle imkânsizdir bu. Bu bakimdan, kendinize arkadas seçeceginiz zaman (çünkü, hiç arkadasi olmayan, oldukça yoksul olandir) , önce, onun güzel soyuna, güzel ailesine, güzel evine, güzel giysisine,   güzel sekline ve güzel   sözlerine bakmayin. Çünkü; kolayca aldanirsiniz. Fakat, Allah'­tan nasil korktuguna, dünyalik seyleri nasil hakir gördügüne, salih amelleri nasil sevdigine ve hepsinin üstünde kendi bedeninden nasil nefret ettigine bakin ki, gerçek arkadasi kolayca bulasiniz; eger o her seyin üstünde Allah'tan korkuyor ve dünyanin fani seylerini hakir görüyorsa; her zaman salih amellerle mesgul oluyor ve kendi vücudundan zalim bir düsman gibi nefret ediyorsa. Yine de, böyle bir arkadasi, sevgin onda kalacak sekilde sevmeyeceksiniz. Çünkü, (bu sekilde) bir puta tapici olursunuz. Ama, onu Allah'in size verdigi bir hediye olarak sevin, çünkü, bu sekilde Allah (onu) daha büyük sevgiyle süsleyecektir. Bakin, size diyorum ki, gerçek bir arkadas bulan Cennet'in zevklerinden birini bulmustur; hayir, hayir, böylesi Cennet'in anahtaridir.

Teddeus karsilik verdi: «Ya, bir adamin sans eseri, sizin anlattiginiz gibi olmayan bir arkadasi olacak olursa, ey muallim? Ne yapsin o? Ondan vaz mi geçsin?»

Isa cevap verdi: «Gemisini kârli oldugu sürece kullanan, zararli hale geldigini gördügü zaman da birakan denizcinin yaptigi gibi yapsin. Senden daha kötü olan arkadasini böyle yaparsin, senin için bir tehlike oldugu seylerde eger Allah'in rahmetinden ayri düsmeyeceksen onu terk et.»
87.

«Vay haline tökezlerden dolayi dünyanin. Tökezlerin gelmemesi olmaz, tüm dünya kötülükler içinde yüzüyor çünkü. Ama yine de, vay o adama ki, tökezler onun vasitasiyla gelir. Eger bu adam boynunda bir el degirmeni tasiyip,   denizin derinliklerine dalsaydi, komsusuna karsi suç islemesinden daha iyi olurdu. Eger, gözünüz sizin bir günah nedeniyse, onu çikarip atin; çünkü, tek bir gözle Cennet'e gitmek, ikisiyle birlikte Cehennem'e gitmekten daha iyidir. Eger, eliniz veya ayaginiz sizi günaha itiyorsa, (yine) ayni sekilde yapin; çünkü, göklerin melekûtuna bir ayak veya bir elle girmek, iki el veya iki ayakla Cehennem'e gitmekten daha iyidir.»

Petrus seslendi: «Rab, ben bunu ne yapayim? Muhakkak, kisa zamanda parça parça olacagim.»

Isa cevap verdi: «Ey Petrus, bedeni akli birak ve dogruca gerçegi bul. Çünkü, sana ögreten senin gözündür, sana islerinde yardim eden ayagindir, sana bir~seyler alip veren de elindir. Bu bakimdan, bunlar senin için günah nedeni olursa, onlari birak; çünkü, Cennet'e bilgisiz, bir kaç amelle ve yoksul gitmek, Cehennem'e akilli, büyük amellerle ve zengin gitmekten daha iyidir. Seni Allah'a kulluktan alikoyan her seyi, bir kisinin görmesini engelleyen her seyi firlatip attigi gibi, kendinden çikar at.»

Ve, îsa böyle söyleyip, Petrus'u yanina çagirdi ve ona dedi:

«Eger, kardesin sana karsi günah islerse, git ve onu düzelt. Eger düzelirse sevin; çünkü, kardesini kazanmis olursun. Ama, düzelmezse, yeniden git ve iki tanik çagirip, onu yeniden düzelt; ve düzelmeyecek olursa git ve durumu kiliseye anlat; yine de düzelmeyecek olursa, onu kâfir yerine koy, bu bakimdan, onunla ayni çati altinda durmaz, onun oturdugu masada yemek yemez ve onunla konusmazsin; o kadar ki, yürürken ayagini koydugu yeri bilirsen, oraya kendi ayagini koymazsin.»
88.

Ama, aklinda olsun ki, kendini daha iyi görmeyesin; bunun, yerine söyle diyesin: «Petrus, petrus, eger Allah nimetiyle sana yardim etmese, ondan daha kötü olursun.»

Petrus karsilik verdi: «Onu nasil düzeltmeliyim?»

îsa cevap verdi: «Kendinin nasil düzeltilmesini istiyorsan öyle. Baskalarinin sana nasil katlanmalarini istiyorsan, sen de baskalarina öyle katlan. înan bana Petrus, çünkü sana söylüyorum ki, merhametle kardesini düzelttigin her vakit Allah'in merhametini çekersin ve sözlerin meyvesini verir; fakat, sert ve hasin olursan, Allah'in adaleti tarafindan sertçe cezalandirilirsin ve sözlerin hiç meyve vermez. Söyle bana
Petrus: Su, yoksullarin içinde yemeklerini pisirdikleri toprak kaplar var ya, bunlari onlar denk geldigince taslarla ve demir çekiçlerle mi yikiyorlar? Emin ol ki hayir; ama, bunlarin yerine sicak suyla (yikamiyorlar mi?) Kaplar, demirle parça parça olur, yemek esyasi ateste yanar; fakat, insan merhametle düzelir. Dolayisiyla, kardesini düzeltecegin zaman kendi kendine söyle diyesin: «Eger Allah bana yardim etmezse, onun bugün yaptiklarinin, ben daha kötüsünü yaparim yarin.»

Petrus karsilik verdi: «Kardesimi kaç kez bagislamaliyim, ey muallim?»

Isa cevap verdi: «Onun seni kaç kez bagislamasini istiyorsan, o kadar.»

Petrus dedi: «Günde yedi kez mi?»

îsa cevap verdi: «Yalnizca yedi kez degil, onu her gün yetmis çarpi yedi kez bagislayacaksin; çünkü.-bagisiayan bagislanacak, cezaya çarptiran ise cezaya çarptirilacaktir.»

O zaman bu (satirlar) i yazan dedi: «Yaniklar olsun reislere! Çünkü, Cehennem'e gidecektir onlar.»

îsa, onu azarliyarak dedi: «Böyle demekle aptallasiyorsun, ey Barnabas! Bak, sana diyorum ki, reisin devlet için gerekli oldugu kadar, banyo vücut için, gem at için ve dümen gemi için önemli degildir. Ve, hangi nedenle Allah Musa'ya, Yusa'ya, Samuel'e, Davud ve Süleyman'a ve gelip geçen daha pek çoklarina hüküm verdi? Bunlara Allah, kötülüklerin kökünden kazinmasi için kiliç vermistir.»

O zaman, bu (satirlari) yazan dedi: «Simdi, cezaya çarptirma ve bagislama hükümleri nasil verilmeli?»

îsa cevap verdi: «Herkes hüküm verici degildir: -Çünkü, baskalarini cezaya çarptirma hak ve yetkisi yalnizca hakimlere aittir, ey Barnabas. Ve, nasil baba, tüm beden çürümesin diye, çürümüs bir azanin oglundan kesilip atilmasini emrederse, hakim de suçlulari cezaya çarptirmalidir.»
89.

Petrus dedi: «Kardesimin tevbe etmesi için ne kadar beklemem gerek?»

Isa cevap verdi: «Seni ne kadar beklemelerini istiyorsan o kadar.»

Petrus karsilik verdi: «Herkes bunu anlamaz; bu bakimdan, bize daha açik konusun.»

îsa cevap verdi: «Allah'in seni bekledigi kadar, sen de kardesini bekle.»

«Bunu da anlamazlar» dedi Petrus. îsa cevap verdi: «Tevbe etmek için vakti oldugu sürece bekle.»

O zaman, Petrus üzüldü ve digerleri de (üzüldüler) , çünkü, söylemek istenileni anlamadilar. Bunun üzerine, îsa cevap verdi: «Eger saglam anlayis sahibiyseniz ve kendinizin günahkâr oldugunuzu biliyorsaniz, kalbinizi günahkâra karsi merhametten kesmeyi hiç bir zaman düsünmezsiniz. Ve, ben böyle açik açik söylüyorum size, ki günahkâr, dislerinin altinda nefes alip verecek bir ruhu oldukça tevbe etsin diye beklenmelidir. Çünkü, Kadir ve Rahim olan Allah'imiz onu böyle bekler. Allah demedi ki, «Su saatte günahkâr oruç tutacak, zekât verecek, namaz kilacak ve hacca gidecek ve ben de onu affedecegim.» Pek çoklari bunu yerine getirdiler de, ebediyen lanete ugradilar. Fakat, O dedi: «Su saatte günahkâr günahlarina aglasin, ben de, kendi payima onun kötülüklerini daha fazla hatirlamam.» Anliyor musunuz?» dedi îsa.

Havariler cevap verdiler: «Kismen anladik, kismen de anlamadik.»

îsa dedi: «Neresini anlamadiniz?» Cevapladilar: «Oruçla birlikte namaz da kilan pek çok kisinin lanete ugramasini.»
O zaman, îsa dedi: «Bakin, size diyorum ki, münafiklar ve goyimler Allah'in dostlarindan daha çok namaz kilar, daha çok zekât verir ve daha çok oruç tutarlar. Ama, inançlari olmadigindan, Allah sevgisi için tevbe edemezler ve böylece lanete ugrarlar.»

O zaman Yuhanna dedi: «Bize, Allah askina imani ögret.»
îsa cevap verdi: «Simdi, sabah namazini kilma vakti.» Bunun üzerine kalkip yikandilar ve her zaman Sübhan ve Azîm Allah'imiza ibadet ettiler.
90.

Namaz bitince, havarileri yeniden Isa'nin yanina geldiler, o da agzini açti ve dedi: «Yaklas Yuhanna, çünkü bu gün, sordugun her seyi sana anlatacagim. Iman, Allah'in seçtiklerini mühürledigi bir mühürdür: mühür ki, Elçisi'ne vermis ve O'nun ellerinden seçilmis olan herkes imani almistir. Çünkü, nasil Allah birdir, öyle de, iman da birdir. Bu nedenle, her seyden önce Elçisi'ni yaratmis olan Allah, O'na her seyden önce, sanki Allah'in benzeriymis (resmiymis) ve Allah'in yaptigi ve söyledigi seylerin hepsiymis gibi imani vermistir. Ve, iste, mü'min imanla her seyi birinin gözleriyle gördügünden daha iyi görür; çünkü, gözler yanilabilir; hatta, hemen hemen her zaman yanilir; ama iman asla yanilmaz, çünkü, kaynak olarak Allah ve sözüne sahiptir. Bana inan, imanla Allah'in tüm seçtikleri kurtulur. Ve, herhangi bir kimsenin iman olmadan Allah'i memnun etmesinin imkânsiz oldugu da kesindir. Bu nedenle seytan, orucu ve namazi, zekâti ve hacci hiçe indirmek için çalismaz; inanmayanlari daha bu isleri yapmaya iter, çünkü, insanin karsiligini almadan çalistigini görmekten zevk alir. Fakat, tüm gayretiyle imani hiçe indirmek için sancilanir durur. Bu bakimdan iman özenle bilhassa korunmalidir; ve en emin yol da, «Neden?» sorusunun insanlari Cennet'ten çikardigini ve seytan'i en güzel bir melekten çirkin bir cine çevirdigini görerek, «Neden'i birakmak olacaktir.»

O zaman Yuhanna dedi: «Simdi biz, ilmin kapisi oldugunu göre göre, «Neden» i nasil birakalim?»

Isa cevap verdi: «Öyle degil, «Neden» Cehennem'-in kapisidir.»

Bunun üzerine Yuhanna sustu, Isa devam etti : «Allah bir sey söyledigi zaman ey insan, sen kimsin ki, kuskun kalmasin diye, «Neden böyle dedin ey Allah; neden böyle yaptin? diyecekmissin? Toprak kap, olur ya, yapicisina diyecek mi ki,

«beni neden su tutmak için yaptin da, almak için yapmadin?» Bak, sana diyorum ki, her igvaya karsi su sözle kendini güçlendirmen gerekir: «Allah böyle dedi», -Böyle yapti Allah»; «Allah böyle diledi»; çünkü, böyle yapmakla emniyet içinde yasarsin.»
91.
Bu zamanda Yahudiye'nin her yaninda, Isa hakkinda büyük bir dedikodu vardi: Romali askerler seytan'in çalismalariyla, Isa'nin kendilerini ziyaret etmeye gelen Allah oldugunu söyleyerek, Ibranîler'i karistiriyorlardi. Bunun üzerine, öylesine büyük bir fitne dogdu ki, kirk gün demeden tüm Yahudiye silahlandi; o kadar ki, ogul babasina, kardes kardesine karsi durdu. Çünkü, bazilari Isa'nin dünyaya gelen Allah oldugunu söylerken, digerleri, «Hayir, O Allah'in ogludur» diyor; bir digerleri de, «Hayir, çünkü Allah insana benzemez, bu nedenle de, ogul edinmez; Nasirali Isa ise Allah'in bir peygamberidir» diyorlardi.»

Ve, bu (fitne) Isa'nin gösterdigi büyük mucizeler nedeniyle dogmustu.

Bunun üzerine, halki susturmak için, baskâhinin alninda Allah'in kutsal adi, Teta Gramaton (aslindan aynen alindi) oldugu halde kâhinlik cübbesini giyip at üzerinde merasimde görünmesi gerekti. Ve, benzer sekilde vali Pilatus ve Hirodes de ata bindiler.

Bu olaylar nedeniyle, Mizpeh'de, her biri kiliçli ikiyüzbin kisiden olusan üç ordu toplandi. Onlara karsi Hirodes konustu, fakat susmadilar. Sonra, vali ve baskahin konusup dediler: «Kardesler, bu savas seytan'in çalismasiyla doguyor, çünkü îsa hayattadir ve ona bas vurup, kendisi hakkinda ifade vermesini istememiz gerekir. Sonra da ne derse ona inaniriz.»

Bunun üzerine herkes sustu; silahlarini birakip, birbirlerini kucakladilar ve birbirlerine söyle dediler: -«Beni affet, kardes!»

O gün, kararlastirildigi biçimde herkes söyleyecegi seye göre Isa'ya inanmayi kalbine koydu. Ve, vali ile baskâhin tarafindan, Isa'nin bulundugu yeri bildirecek olana büyük ödüller verilecegi ilân edildi.
Logged
safak'adlı üyenin imzası
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
27 Eylül 2009, 17:22:11
safak
"ßizi satanLarı ßizßeLe$e veririz"
Editör
*

     Üye No : 2
     Cinsiyet : Bay
     Nerden : Giresun
     Konu : 1461
     Mesaj : 3,036
Bedenin olmadan yürümenin ne anlamı olabilir?
Karma +165/-7
safakk@hotmail.de WWW


Üyenin Mesajı: 92.

Bu sirada biz, kutsal melegin sözü üzerine Sina Dagi'na gitmistik. Ve, îsa orada havarileriyle birlikte kirk gün kaldi. Bu (süre) geçince, Kudüs'e gitmek üzere îsa Erden irmagina vardi. Ve, Isa'nin Allah olduguna inananlardan biri tarafindan görüldü. Bunun üzerine sevinçlerin en büyügüyle, -«Allah'imiz geliyor» diye bagirip, sehre varinca da, «Allah'imiz geliyor ey Kudüs, onu almaya hazirlan!» diyerek tüm sehri ayaklandirdi. Ve, Isa'yi Erden yakininda görmüs olduguna taniklik etti.
O zaman, küçük büyük herkes Isa'yi görmek için sehirden çikti, o kadar ki, sehir bosaldi; çünkü kadinlar, çocuklarini kucaklarina almislar, yemek için yiyecek almayi bile unutmuslardi.

Bu durumu anladiklari zaman vali ve baskâhin atla çikip, halk arasindaki fitnenin yatismasi için, ayni sekilde Isa'yi bulmak için atla çikan Hirodes'e bir elçi gönderdiler. Bunun üzerine, iki gün Erden yakinindaki görülen yerlerde Isa'yi aradilar ve üçüncü gün ögleye dogru, havarileriyle birlikte Musa'nin kitabina göre ibadet için temizlenirken buldular.

îsa, yeri insanlarla dolduran kalabaligi görünce çok sasirdi ve havarilerine dedi: «Belki de seytan Yahudiye'de fitne uyandirmistir. seytan'dan günahkârlar üzerindeki egemenligini Allah insallah alir.»

Ve, bunu dediginde kalabalik yaklasiyordu ve kendisini tanidiklari zaman, «Hos geldinler sana ey Allah'iniz!» diye bagirmaya ve Allah'a yapiyorlarmis gibi saygi gösterilerinde bulunmaya basladilar. Bunun üzerine Isa büyük bir aah çekti ve dedi: «Gidin benim önümden ey deliler, çünkü, ben yerin açilip da igrenç sözlerinizden dolayi sizinle birlikte beni yemesinden korkuyorum!» Bunun üzerine insanlar dehsete kapilarak, aglamaya basladilar.
93.

O zaman, Isa sus isareti olarak elini kaldirdi ve dedi: «Siz var ya siz, ey Israilîler, bir insan olan bana Allah'imiz demekle büyük hata islediniz. Ve, korkarim ki, Allah bundan dolayi kutsal sehir üzerine, onu yabancilara köle ederek agir bir belâ indirir Ey, sizi buna iten bin kez lanetli seytan!»

Ve bunu deyip, Isa iki elleriyle yüzünü tokatladi, bunun üzerine öylesine bir yas yükseldi ki, kimse îsa'nin ne dedigini duyamiyordu. Bu durum karsisinda, Isa bir kez daha sus isareti olarak elini kaldirdi. Ve, halk aglamayi birakinca, bir kez daha konustu: «Gögün huzurunda itiraf ediyor ve yer üzerinde oturan her seyi tanikliga çagiriyorum ki, ben sizin dediginiz, seylerin tümüne yabanciyim; görüyor (sunuz) ki, ben, ölümcül (bir) kadindan dogmus, Allah'in hükmüne tabi, diger insanlar gibi yeme ve uyuma, soguk ve sicak dertlerini çeken bir insanim. Bu bakimdan, Allah hükmünü verecegi zaman; sözlerim benim insandan öte olduguma inananlarin her birini bir kiliç gibi delip geçecektir.»

Ve, böyle dedik (ten sonra) îsa, çok büyük bir atli kalabaligi gördü ve bundan Hirodes ve baskâhinle birlikte valinin gelmekte olduklarini anladi.

O zaman Isa dedi: «Ne belli, belki onlar da delirmistir.»
Vali, Hirodes ve baskâhinle birlikte oraya varinca, herkes atindan inip, Isa'nin çevresinde bir çember olusturdular, o kadar ki, askerler Isa'nin baskâhinle konusmasini dinlemek isteyen halki tutamiyorlardi.

îsa saygiyla kâhine yaklasti, ama o Isa'nin önünde rükûya vanp, tapinmak istiyordu ki, Isa bagirdi; «Yaptigina dikkat et, ey yasayan Allah'in kâhini! Allah'imiza karsi günah isleme!»

Kâhin karsilik verdi: «Simdi, Yahudiye senin alâmetlerin ve ögretinle öylesine kayniyor ki, senin Allah oldugunu haykiriyorlar; bu nedenle, halk sikistigindan, Roma valisi ve kral Hirodes'le buraya gelmis bulunuyorum. Bu bakimdan, sana yürekten rica ediyorum ki, senin yüzünden ortaya çikan fitneyi kaldirmaya razi olasin. Çünkü, bazilari Allah oldugunu söylüyor, bazilari Allah'in oglu oldugunu, bazilari da bir peygamber oldugunu söylüyor.»

îsa cevap verdi: «Ve sen, ey Allah'in baskâhini, neden sen bu fitneyi yatistirmadin? Sen de mi yoksa aklini yitirdin? Allah'in kanunu ile birlikte peygamberlikler öylesine nisyana (unutulmaya) terkedilmis ki, ey seytan'in aldattigi lanetli Yahudiye!»
94.

Ve, îsa bunu söyleyip, yeniden dedi: «Gögün huzurunda itiraf ediyor ve yer üzerinde oturan herkesi tanikliga çagiriyorum ki, insanlarin hakkimda dedikleri, yani, benim insandan öte oldugum (seklinde söyledikleri) seylerin tümüne yabanciyim ben. Çünkü, bir kadindan dogma, Allah'in hükmüne tabi, burada diger insanlar gibi yasayan, ve herkesin çektigi dertlere maruz bir insanim ben. Ruhumun huzurunda durdugu Allah sag ve diridir ki, dedigin seyi söylemekle büyük günah isledin, ey baskâhin. Bu günah nedeniyle kutsal sehir üzerine büyük intikam gelmez insallah.»

O zaman, kâhin dedi: «Allah bizi bagislasin ve sen bizim için dua et.»

Sonra, vali ve Hirodes dediler: «Efendi, insanin senin yaptigini yapmasi imkânsizdir; bu bakimdan, ne dedigini anlamiyoruz.»

îsa cevap verdi: «Dediginiz dogru, çünkü, Allah insanda iyi seyler yapar. Nasil ki, seytan kötü seyler yapiyor. Çünkü, insan bir dükkân gibidir. Oraya rizasiyla giren çalisir ve orada saticilik yapar. Fakat, söyleyin bana ey vali ve sen ey kral, siz böyle dersiniz, çünkü bizim kanunumuza yabancisiniz. Eger, Allah'imizin ahdini ve va'dini okursaniz, Musa'nin bir asayla suyu kana, tozu pireye, çigi firtinaya ve isigi karanliga çevirdigini görürsünüz. Yerleri kaplayan kurbaga ve fareleri Misir'a getirdi, ilk doganlari öldürdü ve denizi yardi da, orada Firavun'u bogdu. Ben, bunlardan hiç birini yapmis degilim. Ve, Musa'ya gelince, herkes itiraf eder ki, o, su anda ölmüs bir adamdir. Yusa, günesi yerinde durdurdu ve Erden (irmagini) yardi, ben bunlari da henüz yapmadim. Ve, Yusa'ya gelince, herkes itiraf eder ki o su anda ölmüs bir adamdir. îlya gökten görüne görüne ates ve yagmur indirdi, ben, bunlari da yapmis degilim. Ve, îlya'ya gelince, herkes itiraf eder ki, o bir insandir. Ve, (ayni sekilde) Allah'in kudretiyle, Kadir ve Rahîm, her zaman Sübhan ve Kuddüs Allah'imizi bilmeyenlerin akillarinin kavrayamayacagi seyler yapan daha pek çok peygamberler, kutsal insanlar, Allah'in dostlari.»
95.

Ardindan, vali, baskâhin ve kral, Isa'dan halki susturmasi için, yüksek bir yere çikip halka konusmasini rica ettiler. O zaman Isa, tüm Israilîler kuru ayakkabilarla geçerlerken Yusa'nin Ürdün'ün orta yerinden on iki kabileye aldirttigi oniki tastan birinin üzerine çikti ve yüksek sesle dedi: «Kâhinimiz yüksek bir yere çiksin da, oradan benim sözlerimi tasdik etsin.»

Bunun üzerine, kâhin oraya çikti; Isa, herkes duysun diye, ona ayrica dedi: «Yasayan Allah'in va'dinde ve ahdinde, Allah'imizin baslangici olmadigi ve hiç bir zaman sonunun da olmayacagi yazilidir.»

Kâhin,karsilik verdi: «Aynen böyle yazilidir orada.»

Isa dedi: «Allah'imizin yalnizca Kendi Sözü'yle her seyi yaratmis oldugu yazilidir.»

«Aynen öyledir» dedi kâhin.

îsa dedi: «Allah'in degismeyen cisimsiz ve hiç bir seyden olusmamasi nedeniyle görünmez ve insan zihninden gizli oldugu yazilidir.»

«Öyledir, gerçekten» dedi kâhin.

îsa dedi: «Allah'imiz sinirsiz ve sonsuz oldugundan, gökler gögünün onu ihata edemiyecegi yazilidir.»

«Süleyman Peygamber de böyle söyledi ey îsa» dedi kâhin.

Isa dedi «Allah'in yemediginden, uyumadigindan ve her hangi bir eksiklikle ma'lûl olmadigindan, hiç bir seye ihtiyaç duymadigi yazilidir.

«Öyledir» dedi kâhin.

îsa dedi: «Allah'imizin her yerde oldugu ve vurup düsüren ve bütünlestiren ve razi oldugu her seyi yapan O'ndan baska hiç bir ilâh olmadigi yazilidir.»

«Öyle yazilidir» diye karsilik verdi kâhin.

O zaman îsa ellerini yukari kaldirarak dedi: «Allah'imiz Rabb, tersine inanacak herkese karsi sahit olarak, senin hükmüne getirecegim inancim budur.» Ve, halka dönerek dedi:

«Kâhinin, Allah'in ebediyete kadar ahdi olan Musa'nin kitabinda yazilidir dedigi seylere bakarak tevbe edin, ki günahinizi idrak edebilesiniz; çünkü ben görünen bir insan ve yeryüzünde yürüyen diger insanlar gibi ölümlü bir çignem çamurum. Ve, benim bir baslangicim oldu, sonum da olacak ve (ben) bir sinegi (bile) yeniden yaratamayan biri(yim).»
Bunun üzerine, halk sesli sesli aglayip dedi: «Günah isledik sana karsi Allah'imiz Rabb; bize merhamet et.» Ve, kutsal sehrin güvenligi, Allah'in kizarak onu milletlerin ayaklarinin altina teslim etmemesi için Isa'ya dua et diye hepsi de yalvardi. Bu durum karsisinda, îsa ellerini kaldirarak, kutsal sehir ve Allah'in insanlari için dua etti. Herkes bagrisiyordu: «Amin, amin!»
96.

Dua bitince kâhin yüksek bir sesle dedi: «Dur îsa, çünkü, milletimizi sakinlestirmek için senin kim oldugunu bilmemiz gerekiyor.»

Isa karsilik verdi: «Ben, Davud soyundan Meryem oglu îsa, ölümlü ve Allah'tan korkan bir insanim ve san, seref ve azametin Allah'a verilmesine çalisiyorum.»

Kâhin cevap verdi: «Musa'nin kitabinda, Allah'in ne diledigini bize ilân edecek ve dünyaya Allah'in rahmetini getirecek olan. Mesih'i Allah'in bize herhalde gönderecegi yazilidir. Bu bakimdan, senden rica ediyorum, bize gerçegi söyle, sen bekledigimiz Allah'in Mesihi misin?»

Isa cevap verdi: «Allah'in böyle va'd ettigi dogrudur. Fakat ben kuskusuz o degilim, çünkü o benden önce yaratilmistir ve benden sonra gelecektir.»

Kâhin karsilik verdi: «Sözlerinden ve alâmetlerinden, biz ne olursa olsun inaniyoruz ki, sen Allah'in bir peygamberi ve bir mukaddesisin. Bu nedenle, tüm Yahudiye ve Israil adina senden rica ediyorum ki, Allah askina bize Mesih'in ne sekilde gelecegini anlatasin.»

îsa cevap verdi: «Ruhumun huzurunda durdugu Allah sag ve diridir ki, Allah, babamiz Ibrahim'e, «Senin soyundan yeryüzünün tüm kabilelerini kutsayacagim» diye va'd etmisse de, ben yeryüzünün tüm kabilelerinin bekledigi Mesih degilim. Fakat, Allah beni dünyadan çekip alinca, seytan dinsizleri benim Allah ve Allah'in oglu olduguma inandirarak, bu lânetli fitneyi yeniden çikaracak, bu sekilde sözlerim ve akidem öylesine tahrif edilecek ki, ortada otuz mü'min ya kalacak, ya kalmayacak. Bunun üzerine Allah dünyaya aciyacak ve herseyi kendisi için yaratmis oldugu Elçisi'ni gönderecek; O güneyden kuvvetle gelecek ve putatapicilarla birlikte putlari yok edecek; seytan'-dan insanlar üzerindeki egemenligi (ni) alacak. Yaninda, kendisine inanacak olanlarin kurtulusu için Allah'in merhametini getirecektir. Onun sözlerine inanacak olanlara (ne) mutlu.»
97. "MUHAMMED O'nun kutlu adidir"

«O'nun ayakkabi baglarini çözecek degerde degilsem de, Allah'tan O'nu görme rahmet ve bereketini aldim.»
O zaman, vali ve kralla birlikte kâhin cevap verip, dedi: «Üzme kendini ey îsa, Allah'in mukaddesi, çünkü, bizim zamanimizda bu fitne bir daha olmaz, sundan ki, kutlu Roma senatosuna o sekilde yazacagiz ki, împaratorluk iradesiyle kimse sana bundan böyle Allah veya Allah'in oglu demeyecektir.»

O zaman, Isa dedi: «Sözlerinizden teselli bulmuyorum, çünkü sizin isik umdugunuz yere karanlik gelecektir; fakat benim tesellim, hakkimdaki her batil düsünceyi yok edecek ve dini tüm dünyaya yayilip, (tüm dünyayi) kontrolüne alacak olan Elçi'nin gelmesindedir, çünkü böyle va'd etmistir Allah, babamiz Ibrahim'e. Ve, bana teselli veren, onun dininin sona ermeyecek ve Allah tarafindan el degmeden korunacak olmasidir.»

Kahin karsilik verdi: «Allah'in Elçisi geldikten sonra,  (daha) baska peygamberler gelecek mi?»

Isa cevap verdi: «Ondan sonra Allah tarafindan gönderilen gerçek peygamberler gelmeyecek ama, pek çok yalanci peygamber gelecek; ki ben buna üzülüyorum. Çünkü, seytan Allah'in adaletli hükmüyle onlari yerlerinden kaldiracak da, kendilerini, benim kitabimi bahane edinip gizleyecekler.»
Hirodes karsilik verdi: «Bu tür dinsizlerin huzuruna gelecegi Allah'in adaletli hükmü nasil bir seydir?»

Isa cevap verdi: «Ne adalettir ki, kurtulusa götüren gerçege inanmayan, lanete götüren bir yalana inanir. Bu nedenle size diyorum ki, Mika ve Yeremya zamaninda da görülebilecegi üzere, dünya hep gerçek peygamberleri horlamis ve yalancilari sevmistir. Çünkü, her benzer kendi benzerini sever.»

O zaman, kâhin dedi: «Mesih'e ne ad verilecek ve hangi isaret (ler)  onun gelisini ortaya koyacaktir?»

Isa cevap verdi: «Mesih'in adi hayranlik uyandirir, çünkü Allah ruhunu yaratip da, göksel bir nur içine koydugu zaman ona (bu) adi kendisi vermistir. Allah dedi: «Bekle Muhammed; çünkü senin ugruna Cennet'i, dünyayi ve yiginlarca yaratigi yaratacagim, içlerinden seni bir elçi yapacagim, öyle ki, kim seni kutsarsa kutsanacak, kim seni lanetlerse lânetlenecektir. Seni, dünyaya gönderecegim zaman, kurtulusa elçim olarak gönderecegim ve senin sözün gerçek olacak. O kadar ki, gök ve yer düsecek. Fakat senin dinin düsmeyecek. MUHAMMED O'nun kutlu adidir.»
O zaman, kalabalik seslerini yükseltip, dediler: «Ey Allah, bize elçini gönder! Ey Muhammed, dünyanin kurtulusu için çabuk gel!»
98.

Ve, kalabalik böyle deyip, Isa ile ilgili ve akidesi ile ilgili büyük görüsmeler yapmis olarak, kâhin, vali ve Hirodes'le birlikte ayrildilar. Bundan sonra kâhin, Roma'ya, Senato'ya tüm meseleyi yazmasini validen rica etti; vali bunu yerine getirdi. Bunun üzerine, Senato Israililere aciyip, Yahudilerin peygamberi Nasirali Isa'ya 'Allah' veya 'Allah'in oglu' diyenin öldürülecegi hükmünü verdi. Bu hüküm, bakir üzerine kazinip mabede kondu.

Kalabaligin büyük bölümü ayrildigi zaman, kadin ve çocuk olmayan besbin kadar kisi kaldi; yolculuktan yorgun düsmüs, Isa'ya olan özlemleri nedeniyle yanlarina almayi unuttuklarindan iki gün ekmeksiz kalan ve bundan dolayi çig ot yiyen (kisilerdi) bunlar bu bakimdan, digerleri gibi ayrilip gidememislerdi.

O zaman Isa, bu (durum)u sezince onlara acidi ve Filipus'a dedi: «Açliktan helak olmamalari için bunlara nereden ekmek bulacagiz?»

Filipus cevap verdi: «Rab, her birinin birazcik tatmasi için bile, ikiyüz altin bu kadar ekmegi satin alma (ya yetmez)» O zaman Andreas dedi: «Burada bes somunu ve iki baligi olan bir çocuk ,var, fakat bu kadar (kisi) için nedir ki bu?»

Isa cevap verdi: «Kalabaligi oturtun.» Elliser kirkar otlar üzerine oturdular. O zaman Isa dedi: «Allah'in adiyla! (Bismillah)» ve, ekmegi alip, Allah'a dua etti. Ve sonra ekmegi bölüp havarilere verdi, havariler (de) kalabaliga verdiler; ve baliklari da böyle yaptilar. Herkes yedi ve herkes doydu. O zaman Isa dedi: «Artanlari toplayin.» Havariler parçalari toplayip on iki sepet doldurdular. Bunun üzerine herkes elini gözlerine koyup, dedi: «Uyanik miyim, yoksa düs mü görüyorum?» Ve, büyük mucize nedeniyle kendilerinden geçmis gibi bir saat öyle kalakaldilar.

Ardindan Isa, Allah'a sükredip, onlari dagitti, fakat ayrilmak istemeyen yetmis iki kisi vardi; bu durum karsisinda îsa, inançlarini anlayip, onlan sakirdi olarak seçti.
99.

Erden yakinindaki Tire'de çölün bos bir parçasina çekilen Isa, yetmis iki (kisi) yi, on ikiyle birlikte çagirdi ve kendisi bir tasin üzerine oturup, onlan da yanina oturttu. Ve, bir ah çekisle agzini açti ve dedi: «Bu gün Yahudiye'de ve Israil'de büyük bir kötülük gördük, ve öyle bir (kötülük ki), gögsümün içinde kalbim Allah korkusuyla titreyip duruyor. Bakin, size diyorum ki, Allah kendi sanini kiskanir ve Israil'i bir sevgili gibi sever. Bir genç bir hanimi sevdiginde, o kendisini sevmez de, baskasini (severse), kizar ve rakibini öldürür, biliyorsunuz. Allah da böyle yapar, diyorum size: çünkü, Israil herhangi bir seyi sevip, bu nedenle de Allah'i unutur, Allah da böyle bir seyi hiçe indirir. Simdi, hangi sey burada, yeryüzünde, Allah için din adamligi ve kutsal mabetten daha kiymetlidir?

Bununla birlikte, Yeremya peygamber zamaninda insanlar Allah'i unutmuslardi ve tüm dünyada bir benzeri yok diye yalnizca mabetle ögünüyorlardi; o zaman Allah gazaba gelip, bir orduyla Babil krali Buhtunnasir'a kutsal sehri aldirdi ve kutlu mabetle birlikte yaktirdi. O kadar ki, Allah'in peygamberlerinin dokunmak (korkusuyla) titredigi tüm kutsal seyler kötülük dolu kafirlerin ayaklari altinda ezildi
Ibrahim, oglu Ismail'i hak olandan biraz daha fazla sevdi; bunun üzerine Allah Ibrahim'in kalbindeki bu serli sevgiyi öldürmek için, ona oglunu bogazlamasini emretti; biçak kesmis olsaydi, bunu yapacakti.

Davud Abselom'u siddetle sevdi ve bu nedenle Allah, ogulun babasina isyan etmesine hükmetti ve (ogul) saçindan asilip, Yoab tarafindan öldürüldü- Ey Allah'in korkunç hükmü, Abselom saçini her seyden çok severdi de, bu (saç) kendisinin asildigi bir ipe döndü!

Suçsuz Eyüp, yedi oglu ve üç kizini (gereginden fazla) sevecekti ki, Allah kendisini seytan'in eline verdi. (seytan da) onu bir günde yalnizca ogullarindan ve zenginliginden yoksun birakmakla kalmadi, Ayni zamanda onu aci bir hastalikla çarpti. O kadar ki, yedi yil süreyle bedeninden kurtlar çikti.
Babamiz Yakup Yusuf'u öteki ogullarindan daha çok sevdi: bunun üzerine Allah onu sattirdi ve bu ayni ogullara Yakub'u aldattirdi; o kadar ki, kurtlarin oglunu yedigine inandi ve böylece aglaya aglaya on yil geçirdi.
100

«Allah sag ve diridir ki kardesler, Allah bana kizar diye korkuyorum. Bu bakimdan, Yahudiye ve Israil'e varip, on iki Israil kabilesine aldanmamalari için va'zlarda bulunmalisiniz.»

Havariler korku içinde aglayarak cevap verdiler: «Bize ne emredersen yapariz.»

O zaman îsa dedi: «Üç gün namaz kilip oruç tutalim, bundan sonra da her aksam ilk yildiz görünüp, namaz bittiginde, üç kez daha namaz kilip, üç kez O'ndan merhamet isteyelim, çünkü; Israililer'in günahi baska günahlardan üç kez daha agirdir.»

Öyle yapalim» diye karsilik verdi havariler.

Üçüncü günün bitiminde dördüncü günün sabahi, îsa tüm sakirtlerini ve havarilerini çagirip, kendilerine dedi:

«Barnabas ve Yühanna benimle kalsin yeter; siz digerleri tüm Samiriye, Yahudiye ve Israil yörelerine gidip, tevbeyi anlatin; çünkü, balta, kesip devirmek için agaca inmek üzeredir. Ve, hastalar için de dua edin, çünkü Allah bana her hastalik üzerinde yetki vermistir.»

O zaman, bu (satirlar)i yazan dedi: «Ey muallim, eger havarilerine tevbe etme sekli sorulursa, ne cevap versinler?»
Isa karsilik verdi: «Bir adam cüzdanini yitirdiginde, onu görmek için yalnizca gözünü mü, veya almak için yalnizca elini mi, ya da sormak için yalnizca dilini mi öne sürer? Kesinlikle hayir, ama, tüm bedenini öne sürüp, onu bulmak için ruhunun tüm gücünü kullanir. Dogru degil mi?»
O zaman, bu (satirlari yazan) cevap verdi: «Dogrularin dogrusu.»
101. Günahkar Nasil Tevbe Etmelidir?
Sonra Isa dedi: «Tevbe, kötü yasantinin ters yüzüdür; çünkü, her duyu günah islerken yaptiginin tam tersine dönmelidir. Sevinç yerine keder konmali, gülme yerine aglama, gülüp eglenme yerine oruç, uyuma yerine gece ibadetleri, bos vaktin yerine faaliyette bulunma, sehvetin yerine arilik, masal söyleme ibadete, hirs ve tamah da sadaka vermeye dönüssün.»

O zaman, bu (satirlar)i yazan karsilik verdi: «Ama, kendilerine nasil kederlenecegimiz, nasil aglayacagimiz, nasil oruç tutacagimiz, nasil faaliyet gösterecegimiz, nasil ari-duru kalacagimiz, nasil namaz kilacagimiz ve infakta bulunacagimiz sorulursa ne cevap verecekler? Ve, nasil tevbe edilecegini bilmiyorlarsa, dogru olarak nasil keffarette bulunacaklar?»

Isa cevap verdi: «îyi sordun ey Barnabas, Insallah her seye tam olarak cevap vermek arzusundayim. Bu bakimdan, size bu gün genel olarak tevbeden söz edecegim ve bir(iniz)e söyledigimi hep(iniz)e söylüyorum (demektir).»   

«Öyleyse bil ki, tevbe bir baska seyden daha fazla olarak salt Allah sevgisi için yapilmalidir. Aksi halde tevbe etmek bosuna olacaktir. (Durumu) size bir benzetmeyle anlatayim.

«Her bina, temeli çekip alindiginda yikilip, enkaz haline gelir; dogru mudur bu?»

«Dogrudur» diye karsilik verdi havariler.

O zaman Isa dedi: «Bizim kurtulusumuzun temeli Allah'tir. O'nsuz kurtulus olmaz. Insan günah isledigi zaman, kurtulusunun temelini yitirmis olur; bu bakimdan,  (ise) temelden baslamak gerekir.»

«Söyle bana, köleleriniz size karsi suç isleseler ve siz de, onlarin size karsi isledikleri suçtan dolayi degil de, ödüllerini yitirdiklerinden dolayi üzüldüklerini bilseniz, kendilerini bagislar misiniz? Kesinlikle, hayir. (Öyle de,) size diyorum ki, Allah, Cennet'i yitirdiklerinden dolayi pisman olanlara iste böyle yapacaktir. Bütün iyiliklerin düsmani olan seytan, Cennet'i yitirip, Cehennem'i kazandigi için büyük pismanlik gösterdi. Ama, hiç merhamet (yüzü) görmeyecek artik o, neden biliyormusun? Çünkü, onda Allah sevgisi yoktur; birakin bunu, Yaratici'sindan nefret eder o.»



Logged
safak'adlı üyenin imzası
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
29 Eylül 2009, 21:21:15
safak
"ßizi satanLarı ßizßeLe$e veririz"
Editör
*

     Üye No : 2
     Cinsiyet : Bay
     Nerden : Giresun
     Konu : 1461
     Mesaj : 3,036
Bedenin olmadan yürümenin ne anlamı olabilir?
Karma +165/-7
safakk@hotmail.de WWW


Üyenin Mesajı: 102.«Bakin, size diyorum ki, her hayvan tabiati geregi, arzu ettigi seyi yitirirse yitirilmis olan (bu) iyilik için kederlenir. Bunun gibi, gerçekten tevbe edecek olan günahkâr da, içinde Yaratici'sina karsi yaptigi seyi cezalandirma arzusu duymalidir. O sekilde ki, ibadet ettigi zaman, Allah'tan Cennet dilenmeye veya Cehennem'den kurtulmayi (istemeye) kalkismaz. Bunun yerine utanarak Allah önünde secdeye varir, der: «Ey Rabb, sana kulluk etmesi gereken zamanda, hiç yoktan sana karsi asiri giden suçluya bak. Bu nedenle burada, yaptiginin düsmanin olan seytan'in eliyle degil, Senin elinle cezalandirilmasini diliyor; sundan ki, dinsizler Senin yaratiklarin karsisinda sevinmesinler. Istedigin biçimde cezalandir, ceza ver ey Rabb, çünkü Sen bana hiç bir zaman bu hayirsizin hak ettigi kadar çok azap etmezsin.»

«Böylece, bu tevbe biçimine sarilan günahkâr, adalet istegine oranla Allah'tan daha çok merhamet görecektir.»

«Emin olun ki, igrenç bir saygisizliktir günahkârin gülmesi; o kadar ki, bu dünya, babamiz Davud'un hakli olarak söyledigi gibi, bir göz yaslari vadisidir.»

«Kölelerinden birini ogul edinen ve mülkündeki her sey üzerine efendi yapan bir kral vardi. Simdi, öyle oldu ki, serli bir adamin kandirmasryla zavalli kralin gözünden düstü; yalnizca içten içe degil, ayni zamanda hakir görülüp, gün be gün çalisarak kazandigi her seyden yoksun birakilarak büyük acilar çekti. Siz sanir misiniz ki, bu adam su veya bu vakit güle (bili) r?»

«Kesinlikle hayir» (diye) cevap verdi havariler, «çünkü, eger kral bunu bilmis olsa, gözünden düstügünü görüp onu kölelestirir. Ama, her halde o, gece gündüz (demeden) aglar.»

O zaman Isa aglayarak dedi: «Yaziklar olsun dünyaya, çünkü sonsuz azap kesindir onun için. Ey zavalli insanlik, Allah seni bir ogul(hikayecikteki mecaz anlaminda) olarak seçip, sana Cennet'i bahsetti, ama sen orada, ey zavalli, seytan'in etkisiyle Allah'in gözünden düstün ve Cennet'-ten atilip, pis dünyaya mahkûm edildin; burada tüm seyleri zahmetle elde edersin ve her iyi çalisma sürekli günah islemekle senden, alinir. Ve, dünya sadece güler, ve daha kötüsü, en büyük günahkâr olan herkesten daha çok güler. Bu bakimdan dediginiz gibi olacak, yani Allah, günahlarina gülen ve onlar için aglamayan günahkari ebedi ölüme çarptiracaktir.»
103.

«Günahkârin aglamasi, bir babanin ölmek üzere bulunan ogluna aglamasi gibi olmalidir. Ah (su) insanin deliligi (ah), kendinden ruh(u) ayrilan bedene aglar da, günah nedeniyle Allah'in merhametinden ayrilan ruha aglamaz.

«Söyleyin bana, denizci, gemisi firtinaya tutulup parçalandigi zaman yitirdigi seyleri aglamakla geri getirebilecek olsa ne yapar? Belli ki, (oturup) aci aci aglar.. Ama, size diyorum ki size, insan agladigi her seyde günaha girer de, yalnizca günahina agladigi zaman (girmez). Çünkü, insana gelen her belâ kurtulusu için Allah'tan gelir ki, (daha) buna sevinmesi gerekir. Fakat, günah, insanin helaki için seytan'dan gelir de, insan buna üzülmez. Mutlaka buradan fark ediyorsunuz ki, insan kayip pesindedir, kâr degil.»

Bartalemus dedi: «Rab, kalbi aglamaya yabanci oldugu için aglayamayan kimse ne yapsin?»

Isa cevap verdi: «Gözyasi dökenlerin hepsi aglamiyor, ey Bartalemus. Allah sag ve diridir ki, gözlerinden hiç yas düsmeyen, (ama yine de) göz yasi döken bin kisiden daha çok aglayan insanlar bulunur. Bir günahkârin aglamasi, üzüntünün agirligi nedeniyle dünyevî sevginin tüketilmesidir. O kadar ki, nasil günes isigi en üste konani bozulup çürümekten korursa, aynen öyle de, bu tükenis ruhu günahtan korur. Eger Allah, gerçekten tevbe edene denizin sulari kadar göz yasi verecek olsa, o, çok daha fazlasini arzular; ve böylece bu arzu, yanan bir ocagin bir damla suyu tükettigi gibi, seve seve dökecegi bu küçücük damlayi da tüketir. Fakat, hemen hiçkiriklarini koyuverenler, yükü azaldikça daha hizli giden at gibidirler.»
104.

«Mutlaka, hem içte sevgisi, dista göz yasi olan insanlar da vardir. Fakat, bu sekilde o, bir Yeremya gibi olacaktir. Allah, aglamada göz yasindan çok üzüntüye bakar.»

O zaman Yuhanna dedi: «Ey muallim, insan günahtan baska seyler üzerine aglamakla nasil kaybeder?»

îsa cevap verdi; «Eger, Hirodes sana tutman için bir gömlek verse ve ardindan onu senden çekip alsa, bu senin için bir aglama nedeni olur mu?»

«Hayir» dedi Yuhanna» O zaman, îsa dedi: «Simdi, insan hiçbir sey yitirmedigi zaman, aglamasina neden yoktur, yitirdigi zaman da yoktur; çünkü, hersey Allah'in elinden gelir. Öyleyse, Allah'in istedigi zaman eîindekini çikarma kudreti olmasin mi, ey aptal adam? Madem senin olan senin, günah kendinin, öyleyse sen bunun için aglayacaksin, bir baska sey için degil.»

Matta dedi: «Ey muallim, tüm Yahudiye önünde Allah'in insana hiç benzemedigini itiraf ettin, simdi de, insanin (herseyi) Allah'in elinden aldigini söylüyorsun; o halde, Allah'in eli olduguna göre, insana benzeyen bir yani var (demektir).»

îsa cevap verdi  «Yanilgi içindesin ey Matta, ve kelimelerin anlamini bilmeyen pek çoklari da bu sekilde yanilmislardir. însan, kelimelerin dis (biçim) ini degil, insan konusmasini bizimle Allah arasinda bir yorumcuymus gibi görerek, anlami göz önüne almalidir. Bilmez misiniz ki, Allah babalarimiza Sina daginda konusmak diledigi zaman, babalarimiz, «Bize sen konus ey Musa, Allah bize konusmasin, yoksa ölürüz» diye haykirmislardi? Ve, Allah Isaya peygamber araciligiyla ne dedi (bilmez misiniz) ki, gök yerden ne kadar uzaksa, Allah'in yol ve yöntemleri insanlarin yol ve yönteminden o kadar uzaktir.»
105.

«Allah Öylesine ölçümlenemezdir ki, O'nu anlatmaktan titriyorum. Ama, sizin için bir girisimde bulunmam gerekiyor. Size diyorum ki, gökler dokuz (tanedir) ve birbirlerine olan uzakligi, birinci gögün yerle olan uzakligi kadardir. Bu da yerden besyüz yillik bir yolculuk uzakligindadir. Bu bakimdan, yer en yüksek gökten dörtbinbesyüz yillik bir yolculuk uzakliginda (olmakta) dir. Size diyorum ki, yine (yer) birince göge oranla bir ignenin ucu gibidir. Birinci gök ayni sekilde Ikinciye oranla bir nokta gibidir ve bunun gibi tüm gökler bir sonrakinden daha küçüktür Fakat tüm göklerle birlikte yerin tüm büyüklügü, Cennet'e oranla bir nokta gibidir, olmadi, bir kum tanecigi gibidir. Bu büyüklük ölçülemez degil midir?»

Havariler cevap verdiler: «Evet, mutlaka.»

O zaman, îsa dedi: «Ruhumun huzurunda durdugu Alah sag ve diridir ki, Allah'in (Arsi?) önünde Kâinat bir kum tanecigi kadar küçüktür. Ve Allah('in Arsi?) Kâinat'tan, tüm gökleri, Cennet'i ve daha baska seyleri doldurmak için gidecek kum taneleri sayisinca büyüktür. Simdi, bakin bakalim; Allah, yeryüzü üzerinde küçük bir çamur parçasi olan insanla herhangi bir sekilde oranlanabilir mi? öyleyse, dikkat edin de eger ebedî hayati elde etmek istiyorsaniz, çiplak kelimelere degil, anlama bakin.»

Havariler karsilik verdiler: «Yalnizca Allah bilebilir kendini ve (durum) gerçekte Isaya peygamberin dedigi gibidir: «O, insan duyularindan gizlidir.»

Isa cevap verdi: «Evet, böylesi dogrudur; bu bakimdan, Cennet'te oldugumuzda, burada kisinin bir damla tuzlu sudan denizi tanidigi gibi, biz de Allah'i taniyacagiz.»

«Dersime dönecek olursam, size diyorum ki, insan yalnizca günahi için aglamalidir. Çünkü, günah islemekle insan Yaratici'sini bir yana iter. Ya, eglencelere ve ziyafetlere gidip duran insan nasil aglayacaktir? Bu ates çikaracakmis gibi aglayacaktir o! Eger nefisleriniz üzerinde hakimiyetiniz varsa, ziyafetleri oruca çevirmelisiniz. Çünkü böyle bir hakimiyete sahiptir Allah'imiz.»

Teddeus dedi: «Öyleyse madem, Allah'in üzerinde hakimiyeti bulunan nefsi vardir.» îsa cevap verdi: «Yine mi geriye dönüp, «Allah'in bunu vardir», «Allah böyledir» gibi (sözler) söylemek? Deyin bana, insanin nefsi var midir?»

«Evet»  (diye) cevap verdi havariler.

îsa dedi: «Bir insan bulunabilir mi ki, içinde hayat olsun da nefsi çalismasin?»

«Hayir» dedi havariler.

«Siz kendinizi aldatiyorsunuz» dedi Isa, «çünkü, kör, sagir, dilsiz ve kötürüm insan için nefis nerdedir? Ya, bir insan bayildigi zaman?»

O zaman havariler sasirdilar; îsa yine dedi: «Insani meydana getiren üç sey vardir; her biri kendi basina ayri üç sey: Ruh, nefis ve ceset. Allah'imiz ruhu ve bedeni duydugunuz gibi yaratmistir, ama nefsi nasil yarattigini henüz isitmediniz. Bu bakimdan, yarin insallah size hepsini anlatacagim.»

Ve, îsa böyle deyip Allah'a sükretti ve halkimizin kurtulusu için dua etti, hepimiz de «Amin» dedik.
106.

Sabah namazini bitirince Isa bir palmiye agacinin altina oturdu ve havarileri orada kendisine yaklastilar. O zaman îsa dedi: «Ruhumun huzurunda durdugu Allah sag ve diridir ki, hayatimiz konusunda pek çoklari aldaniyor. Ruh ve nefis birbirine öylesine bitisiktir ki, insanlarin büyük bölümü ruh ve nefsi bir ve ayni sey olarak görür ve onu özde degil de, yaptigi ise göre kisimlara ayirip, duygusal, bitkisel ve zihinsel ruh diye adlar takar. Ama bakinn, size diyorum ki, ruh birdir, düsünür ve yasar. Ey aptallar, hayat olmadan zihinsel ruhu nereden bulacaklar? Emin olun ki, hiç (bulamayacaklar) ama, duyular olmadan hayat, nefis kendisini terkettigi zaman bayilanda görüldügü gibi hemen bulunabilir.»

Teddeus karsilik verdi: «Ey muallim, nefis hayati terk ettigi zaman insanin hayati olmaz.»

Isa cevap verdi: «Bu dogru degil, çünkü insan, ruh ayrildigi zaman hayattan yoksun olur; çünkü ruh, mucize disinda bir daha bedene dönmez, fakat nefis duydugu korku nedeniyle veya ruhun duydugu üzüntü nedeniyle ayrilir. Çünkü, nefsi Allah zevk için yaratmistir; ve nasil beden yemekle yasiyor ve ruh da bilgi ve askla yasiyorsa, o da yalnizca bununla (zevkle) yasar. Bu nefis simdi, günah nedeniyle Cennet'in zevkinden yoksun birakilmasinin kizginligiyla ruha karsi isyan halindedir. Bu bakimdan, onun bedenî zevk (ler) -le yasamasini istemeyen için, onu manevî zevk (ler) le beslemeye çok büyük ihtiyaç vardir. Anliyor musunuz? Bakin, size diyorum ki, onu yaratan Allah, onu cehenneme ve acimasiz kar (lar) a ve buz (lar) a mahkûm etti; çünkü, o kendisinin Allah oldugunu söyledi; fakat, Allah onu, yiyecegini alip da besininden yoksun birakinca, Allah'in bir kölesi ve O'nun ellerinin isi oldugunu itiraf etti Ve, simdi söyleyin bana, nefis dinsizlerde nasil çalisir? Emin olun ki, onlarda Allah gibidir o, Allah'in kanununu birakarak nefsin pesinden gittiklerini görüyorsunuz. Bu bakimdan, onlar igrençlesirler ve hiçbir salih amelde bulunmazlar.»
107.

«Ve, günaha üzülmenin pesinden gelen ilk sey oruç tutmaktir. Belli bir yemegin kendisini hasta ettigini gören, ölmekten korkarak, yedigine üzüldükten sonra, hastalanmamak için bu yemegi birakir. Günahkâr da böyle yapmalidir. Zevkin kendisini, dünyanin bu iyi seylerinde nefse uyarak yaraticisi Allah'a karsi günaha sürükledigini görür, birakin böyle yaptigina üzülsün, çünkü, bu kendisini Allah'tan, hayatindan yoksun birakmakta ve sonsuz Cehennem ölümü vermektedir. Ama, insan yasarken dünyanin bu güzel seylerine ihtiyaç duydugundan, burada oruç gereklidir. Öyleyse, birakin da nefsi kirsin ve Rabb'i olan Allah'i bilsin. Ve, nefsin oruçtan nefret ettigini görünce de, birakin, sonsuz üzüntüden baska hiçbir zevkin olmadigi Cehennem'in durumunu koysun önüne; bir tek zerresi tüm dünyanin zevklerinden daha büyük olan Cennet'­in zevklerini koysun önüne. Bu sekilde kolaylikla durgunlasacaktir o; çünkü, çogu elde etmek için azla yetinmek, azin içinde tepinip, bütünden yoksun kalmaktan ve azap içinde kalmaktan daha iyidir.

«Iyi oruç tutmak için zengin agirlayiciyi hatirlamaniz gerek. Çünkü, burada yeryüzünde her günü zevk sefa içinde geçirmek isteyen, tek bir damla sudan ebediyyen yoksun kaldi; öte yandan, burada, yeryüzünde kirintilarla yetinen Lazarus Cennet'in dopdolu nimetleri içinde ebediyyen yasayacaktir. Ama, pisman olan tedbirli olsun; çünkü seytan her iyi isi, daha çok, baskalarindan da öte, kendisine karsi inançli bir köleden asî bir düsmana dönüstügü için pisman olanin (iyi islerini) yok etmenin yollarini arar. Bu bakimdan, seytan, hastalik bahanesiyle ne olursa olsun ona oruç tutturmamaya çalisacak ve bundan bir yarar saglayamadigi zaman da, hasta düsüp, ardindan zevk sefa içinde yasamasi için onu asiri derecede oruç tutmaya çagiracaktir. Ve, bunda da basarili olamazsa, hiç yemek yemeyen, fakat daima günah isleyen kendisine benzemesi için, orucunu yalnizca bedensel yemege dayandirtmanin çaresini arayacaktir.»

«Allah sag ve diridir ki, oruç tutmayanlari hakir görüp, kendini onlardan daha üstün tutarak bedeni yemekten yoksun birakmak ve ruhu gururla doldurmak igrenç bir seydir. Söyleyin bana, hasta olan adam, doktorun kendisine verdigi perhizden dolayi böbürlenip, perhizsiz olanlara deli mi diyecektir? Kesinlikle hayir. Aksine, kendisine, perhiz verilmesini gerektiren hastaliktan dolayi üzülecektir. Böyle de, size diyorum ki, pisman olan orucundan dolayi övünmemeli ve oruç tutmayanlari hakir görmemelidir; bunun yerine, oruç tutmasina neden olan günahi için üzülmelidir. Pisman olup oruç tutan, lezzetli yemekler de yememelidir, kaba yemeklerle yetinmelidir. Simdi, bir insan isiran köpege ve tepen ata lezzetli yemek verir mi? Hayir, kesinlikle, ama tam tersini yapar. Ve, oruçla ilgili olarak bu (kadar) size yetsin.»
108.

«Bakin, (simdi de) uyanik olmakla ilgili size söyleyeceklerime kulak verin. Nasil, vücudun uyumasi ve ruhun uyumasi diye iki tür uyuma varsa, böyle de, uyanik olmakta, vücut uyurken ruhun uyumamasina dikkat etmelisiniz. Çünkü, bu en agir bir hatadir. Deyin bana, benzetme olsun diye (söylüyorum) : Yürürken kendini kayaya çarpan ve ayagini kayaya vurmamak için kaçindikça basini vuran bir adam var. Nedir böylesi bir adamin durumu?»

«Zavalli» diye cevap verdi havariler, «çünkü, böyle bir adam kendinde degildir.»

O zaman, Isa dedi: «îyi cevap verdiniz, çünkü, bakin size diyorum ki, vücuduyla uyanik olup, ruhuyla uyuyan kendinde degildir. Manevî kötürümlük maddî olandan daha çok agirsa, iyilesmesi de daha zor olur. Bu bakimdan, böylesi bir zavalli, yasamanin basi olan ruhuyla uyuma bedbahtliginin farkina varmayip da, yasamanin ayagi olan vücuduyla uyumadigi için övünecek midir?   Ruhun uyumasi,   Allah'i ve korkunç hükmünü unutmaktir. Öyleyse, uyanik olan ruh, her yerde ve her seyde Allah'i duyan ve daima her an Allah'tan rahmet ve bereket gördügünü bilerek, her seyde her sey kanaliyla ve her seyin üstünde O'nun celal ve azametine sükür eden  (ruh) tur. Bu bakimdan, O'nun celal ve azametinden korkan ruhun kulaginda ~su melekî söz yankilanir durur: «Yaratiklar, hükme gelin, çünkü Yaratici'niz sizi yargilamak diliyor.» Çünkü, o hep Allah'a kulluk eder durur. Söyleyin bana, daha fazlasini, bir yildizin isigiyla veya günesin isigiyla görmek istemez misiniz?

Andreas cevap verdi:    «Günesin isigiyla;   çünkü, yildizinkiyle yakindaki daglari (bile) göremeyiz, ama günesin isigiyla en minnacik bir kum tanesini görürüz. Bu nedenle de, yildizin isiginda korkarak yürürken, günesin isiginda güvenle yürürüz.»
109.

Isa karsilik verdi.- «Aynen öyle de, size diyorum ki, ruhla Allah'imiz (olan) adalet günesiyle bakmali, vücudun gördükleriyle övünmemelisiniz. Bu bakimdan, en dogru olan, vücudun uyumasindan mümkün oldugu kadar kaçinmaktir, ama; (bundan kaçinmak da), nefis ve beden yiyecekle, zihin de isle agirlastigindan hemen hemen imkânsizdir. Bundan dolayi, birakin, çok fazla is ve çok fazla yemekten kaçinmak için birazcik uyusun.»

«Ruhumun huzurunda durdugu Allah sag ve diridir ki, her gece bir miktar uyumak mesrudur, fakat Allah'i ve korkunç hükmünü unutmak asla mesru degildir; ve ruhun uyumasi böylesi bir unutmadir.»

O zaman, bu (satirlar) i yazan karsilik verdi: «Ey muallim, Allah'i her zaman hatirda nasil tutabiliriz? Emin olun, bize bu imkânsiz görünüyor.»

îsa, iç çekerek dedi: «Insanin çekebilecegi en büyük izdiraptir bu, ey Barnabas. Çünkü insan burada yeryüzünde yaraticisi Allah'i her zaman hatirda tutamaz; ancak kutsal olanlar bunun disindadir. Çünkü onlar, Allah'i unutamasinlar diye içlerinde Allah'in bereketinin nurunu tasidiklarindan Allah'i her zaman hatirda tutarlar. Ama, söyleyin bana, tas ocaginda çalisanlari gördünüz mü? (Bir yandan) baskalariyla konusurken, (öte yandan) yapa yapa demire bakmadan tasi isleyen demir aletle devamli vurmayi, ama yine de ellerine vurmamayi nasil da ögrenmisler!    Simdi, siz de bu sekilde yapin. Unutma hastaligini tümüyle yenmek istiyorsaniz, kutsal olmayi arzulayin. Bakin ki, su uzun bir süre vura vura en sert kayalari tek bir damlayla yarar geçer.

«Bu hastaligi neden yenemediginizi biliyor musunuz? Çünkü, bunun bir günah oldugunun farkina varmadiniz. Öyleyse size diyorum ki, bir reis sana bir hediye verse ey insan, senin gözlerini kapayip ona sirtini dönmen bir hatadir. Allah'i unutanlar da iste böyle hata yaparlar. Çünkü, her vakit insan Allah'tan rahmet ve hediyeler alir.

«Simdi söyleyin bana, Allah'imiz her vakitte size nimet (in) i bahsetmiyor mu? Kesinlikle evet; çünkü hiç durmadan, sayesinde yasadiginiz nefesi veriyor size. Bakin, bakin size diyorum ki, vücudunuzun nefes aldigi her an kalbiniz, «Allah'a sükürler olsun» demelidir.»
110.

O zaman Yuhanna dedi: «Dediklerin dogrularin dogrusu ey muallim; bu bakimdan bu kutlu duruma ulasmanin yolunu ögret bize.»

Isa cevap verdi: «Bakin, size diyorum ki, kisi böyle bir duruma, Rabb'imiz Allah'in rahmeti olmadan insanî güçlerle erisemez. Insanin, Allah'in kendisine vermesi için iyiligi istemesi gerektigi dogrudur. Söyleyin bana, sofraya oturdugunuz zaman, görmek istemediginiz etleri alir misiniz? Emin olun ki, hayir. Böyle de size diyorum ki, arzu etmediginiz seyi almayacaksiniz. Eger kutsallik arzu ederseniz, Allah göz açip kapamadan daha az bir zaman içinde sizi kutsal yapmaya kadirdir, fakat, insan hediye ve (hediyeyi) vereni anlasin diye, Allah'imiz beklememizi ve istememizi diler.

«Bir hedefe atista bulunanlari gördünüz mü? Mutlaka pek çok kez bosa atarlar. Buna ragmen, hiç bir zaman bosa atmak istemezler, daima da hedefi vurma ümidindedirler. Simdi, siz (de) böyle yapin. Allah'imizi her zaman hatirda tutmak isteyen ve unuttugunuzda kederlenen sizler; çünkü Allah, söyledigim seylerin hepsini elde etmeniz için size bereket verecektir.
«Oruç tutmak ve ruhen uyanik bulunmak birbiriyle öylesine bir aradadir ki, eger kisi uyanikligi bozarsa, oruç da hemen bozulur. Çünkü, bir insan, günah islemekle ruhun orucunu bozar ve Allah'i unutur. Iste, uyanik olmak ve oruç tutmak ruh bakimindan biz ve bütün insanlar için her zaman gereklidir. Çünkü, günah islemek kimse için mesru degildir. Ama, vücudun oruç tutmasi ve uyanik kalmasi, inanin bana, her zaman ve herkes için mümkün degildir. Çünkü, hastalar ve yaslilar, çocuklu kadinlar, perhiz yapan insanlar, çocuklar ve zayif yapida daha baska kisiler vardir. Kuskusuz herkes, normal ölçülerine göre giyinmis olsalar bile, kendi oruç tutma (biçimini) tesbit etmelidir. Nasil, bir çocugun elbiseleri otuz yaslarinda bir insan için uygun degildir, aynen öyle de, bir kisinin uyanikligi ve orucu da bir digeri için uygun degildir.»

«Ama, dikkat edin ki, geceleyin uyanik kalip, ardindan Allah'in emri üzere namaz kilmaniz ve Allah'in sözünü dinlemeniz gerektigi zaman, uyuyasiniz diye seytan tüm gücünü kullanacaktir.»
111.
«Söyleyin bana, bir arkadasiniz eti yiyip de, kemikleri size verse razi olur musunuz?»

Petrus cevap verdi: «Hayir muallim, çünkü böylesine arkadas degil, sahtekâr denmesi gerekir.»

îsa iç çekerek cevap verdi: «Tam gerçegi söyledin ey Petrus, çünkü kisi vücuduyla gereginden fazla uyanik kalip, ibadet edecegi veya Allah'in sözlerini dinleyecegi zaman uyur veya uyuklayip basi asagi düserse, böylesi bir bedbaht, Yaraticisi Allah'la alay etmektedir ve böyle bir günah dolayisiyla da suçludur. Hatta, Allah'a vermesi gereken zamani çalip, istedigi zaman ve istedigi kadar harcadigi için de bir soyguncudur.»

«Bir insan, içinde en iyi sarap bulunan bir kâseyi, sarabin en iyi miktari bitinceye kadar içmeleri için düsmanlarina, sarabin tortulari kalinca da, içmesi için efendisine verdi. Efendinin her seyi ögrendigi zaman hizmetçisine ne yapacagini ve hizmetçinin onun önünde ne hale gelecegini düsünürsünüz? Mutlaka onu dövecek ve yerinde bir kizmayla dünyanin kanunlarina göre kendisini öldürecektir. Simdi, zamaninin en iyisini islerinde ve en kötüsünü de ibadet ve kanunu incelemede geçiren bir adama Allah ne yapacaktir? Yaziklar olsun dünyaya, çünkü, bununla ve daha büyük günah (lar) la kalbi agirlasmistir! Bu yüzden, size gülmek aglamaya, ziyafetler oruca ve uyku uyanikliga dönüsmeli dedigim zaman, duydugunuz seylerin tümünü üç kelimeye sikistirdim. Burada, yeryüzünde kisi her zaman aglamali ve bu aglama yürekten olmali, çünkü Yaratici'miz Allah'a karsi geliniyor; nefis üzerinde hakimiyet kurmak için oruç tutmali ve günah islememek için uyanik olmalisiniz; ve bedenen aglama, bedenen oruç tutma ve uyanik olma her bir kisinin bünyesine göre yapilmalidir.»

112.

îsa böyle söyleyip, (sonra) dedi: «Hayatimizi sürdürmemiz için tarlanin meyvelerinden aramaya çikmalisiniz, çünkü sekiz gündür hiç ekmek yemiyoruz. Bu bakimdan, Allah'imiza dua edecek ve Barnabas ile birlikte sizi bekliyecegim.

Bunun üzerine, tüm sakirtler ve havariler, Isa'nin sözüne göre dörder altisar yola koyuldular. Isa'nin yaninda bu (satirlar)i yazan kaldi; o zaman Isa aglayarak dedi: «Ey Barnabas, sana büyük sirlar açiklamam gerekiyor, bundan sonra ben dünyadan ayrilacagim ve sen de onlan anlatacaksin.»

O zaman, bu (satirlar) i yazan agliyarak dedi; «Beni aglat ey muallim, baskalarini da (aglat). Çünkü biz günahkârlariz. Ve, Allah'in bir mukaddesi ve peygamberi olan sen, senin için bu kadar aglamak uygun degildir.»

Isa karsilik verdi: «Inan bana Barnabas, ben (aglamam) gerektigi kadar aglayamiyorum. Çünkü, eger insanlar bana Allah dememis olsaydi, ben Allah'i burada, Cennet'te görülecegi biçimde görecek ve Hüküm Günü'nden korkmama emniyetine erisecektim. Ama, Allah biliyor ki, ben suçsuzum, çünkü hiç bir zaman bir köleden öte tutulma düsüncesi beslemedim. Hem, sana diyorum ki, eger Allah diye çagirilmamis olsaydim, dünyadan ayrilinca Cennet'e götürülecektim, ama simdi Hüküm (Günü'ne) kadar oraya gitmeyecegim. Simdi, benim aglamama neden olup olmadigini görüyorsun. Bil ki ey Barnabas, bu yüzden her halde büyük zulme ugrayacak ve havarilerimden biri tarafindan otuz paraya satilacagim. Bu bakimdan, eminim ki, beni satacak olan benim adima öldürülecek, çünkü Allah beni yeryüzünden çekecek ve herkes onun ben olduguma inansin diye hainin görünümünü degistirecek; yine de, o, serli bir ölümle öldügü zaman, ben uzun bir süre bu lekeyle dünyada kalacagim. Fakat, Allah'in kutlu Elçi'si Muhammed gelince, bu rezalet silinip gidecek. Ve, Allah bunu yapacak, çünkü, bana bu canli bilinme ve su rezil ölüme yabanci olma ödülünü verecek olan Mesih gerçegini itiraf etmis bulunuyorum.»

O zaman, bu (satirlar)i yazan karsilik verdi: «Ey muallim, söyle bana, kimdir bu alçak! Çünkü, seve seve bogar öldürürüm onu.»

«Sus, bir sey söyleme» diye cevap verdi îsa, «çünkü Allah böyle diliyor ve o(hain) baska türlüsünü de yapamaz. Fakat, gör ki, annem böyle bir olaya üzüldügünde, rahatlamasi için ona gerçegi anlatirsin.»

O zaman, bu (satirlar)i yazan karsilik verdi: «însallah bütün bunlari yapacagim ey muallim.»
113.

Sakirtler dönüslerinde, çam kozalaklari getirdiler ve Allah'in iradesiyle bir hayli de hurma bulmuslar.  Ögle namazindan sonra îsa ile birlikte yediler. Bu sirada (bu satirlari) yazanin üzgün yüzünü gören sakirtler ve havariler, Isa'nin hemen dünyadan ayrilmasi gerektiginden korkuya kapildilar. Bunun üzerine, îsa onlari teselli ederek dedi: «Korkmayin, çünkü sizden ayrilma saatim henüz gelmis degil. Yaninizda kisa bir süre daha kalacagim. Bu bakimdan, dedigim gibi, Allah'in îsrailîler üzerine merhamet etmesi için, tüm Israil'e varip, pisman olmayi anlatmayi size ögretmeliyim. Öyle ki, herkes tenbelligin farkina varsin ve çok daha fazla günahinin kefaretini ödesin; çünkü, iyi meyve vermeyen her agaç kesilecek ve atese atilacaktir.

«Bag tarlasi olan bir vatandas vardi ve tarlanin ortasinda, içinde güzel bir incir agaci olan bir bahçe bulunuyordu. Üç yildir mal sahibi agaca geliyor ve üzerinde hiç meyve bulamiyordu; ve tüm öbür agaçlarin meyve verdigini görünce, bagcisina dedi: «Bu kötü agaci kes, çünkü araziye yük oluyor.»

Bagci karsilik verdi: «Degil efendim; çünkü, güzel bir agaçtir o.»

«Ses etme» dedi mal sahibi, «çünkü, yararsiz güzelliklere önem vermem ben. Palmiye ve pelesenk agacinin incirden daha soylu oldugunu bilmen gerek. Ama, evimin avlusuna bir palmiye ve bir de pelesenk agaci fidani dikmis ve çevresine hayli para harcayarak duvar çevirmistim. Fakat, bunlar meyve yerine yigilip kalan yaprak verip, evimin önündeki araziyi de verimsizlestirince, ikisini de ortadan kaldirdim. Simdi, diger bütün agaçlarin meyve verdigi bag tarlama ve bahçeme yük olan evimin uzagindaki bir incir agacini nasil bagislayayim? Emin ol ki, ona daha fazla katlanmayacagim.»

O zaman bagci dedi: «Efendi, toprak oldukça zengin. Bu bakimdan, bir yil daha bekle. Ben incir fidaninin dallarini budayip,   kendinden topragin verdigi tüm fazlaliklari alayim ve tasli kuru bir araziye koyayim; böyle yapica meyve verecektir o.»

-Mal sahibi karsilik verdi: «Simdi git ve öyle yap; bekleyecegim ve incir fidani da meyve verecek.» Bu temsilî hikâyeyi anliyorsunuz degil mi?»
Havariler cevap verdiler: «Hayir Rab, bu nedenle onu bize açiklayin.»
114.

îsa karsilik verdi: «Bakin, size diyorum ki, mal sahibi Allah'tir, bagci da O'nun kanunu. Allah'in Cennette palmiye ve pelesenk agaçlari vardi; seytan palmiye agaci, ilk insan da pelesenk agacidir. Allah, bunlari çikarip atti. Çünkü, salih ameller meyvesi vermiyorlar, bunun yerine pek çok melekleri ve pek çok insanlari ayiplayan dinsizce sözler sarf ediyorlardi. Simdi, Allah insani dünyaya, tüm emir ve yasaklarina göre Allah'a kulluk eden yaratiklarinin arasina indirmistir. Allah'in melegi ve ilk insani bagislamayip, melegi ebedi, insani da bir süre için cezalandirdigini görerek diyorum ki, meyve vermeyen insani Allah kesip, Cehennem'e mahkûm eder. Bu konuda Allah'in kanunu der ki, bu hayatta insan için pek çok iyi seyler vardir ve bu nedenle salih ameller isleyebilmesi için sikintilar çekmesi Ve dünyevî iyiliklerden yoksun kalmasi gerekmektedir. Dolayisiyla, Allah'imiz insanin Pisman olmasini bekler. Bakin, size diyorum ki, Allahimiz insani çalismaya mahkûm etmistir ki, Allah'in dostu ve peygamberi Eyüp der: «Kusun uçmak için, baligin da yüzmek için dogdugu gibi, insan da çalismak için dogar.»

Allah'in bir peygamberi olan Davud da söyle der: «Elimizin emegini yiyerek kutsanacagiz ve bu bizim için iyidir.»
Bu nedenle, herkes niteligine göre çalissin. Simdi söyleyin bana, babamiz Davud ve oglu Süleyman elleriyle çalismislarsa, günahkârin ne yapmasi gerekir?

Yuhanna dedi: «Muallim, çalismak yerinde olan bir sey, ama bunu yoksullar yapmali.»

Isa karsilik verdi: «Yaa, çünkü onlar baska türlü yapamaz. Ama, bilmez misin ki, iyilik iyi olmak için gereklilikten azade olmalidir? Böyle de, günes ve diger gezegenler,   baska türlüsünü   yapamasinlar diye Allah'in hükümleriyle güçlendirilmislerdir ve bu nedenle de, herhangi bir liyakatleri yoktur. Söyleyin bana, Allah çalisma hükmünü koydugu zaman, «Yoksul insan yüzünün teriyle yasayacaktir» mi dedi? Ve, Eyüp, «Kus uçmak için dogar, yoksul insan da çalismak için dogar» mi dedi? Hayir, Allah insana, «Ekmegini yüzünün teriyle yiyeceksin» ve Eyüp de «Insan çalismak için dogmustur» demistir. Bu bakimdan, (yalnizca) insan olmayan bu hükmün disindadir. Emin olun ki, her seyin pahali olmasinin nedeni, pek çok haylaz insanin bulunmasidir.   Eger,   bunlar çalisacak olsalar,   bazisi topragi sürse, bazisi da sularda balikçilik yapsa, dünyada bolluk üstü bolluk olur. Ve, yokluklar nedeniyle, korkunç Hüküm Günü'nde hesap vermek gerekecektir.»
115.

«Birakin, insan bana bir seyler desin. Dünyaya ne getirdi ki, bu nedenle haylaz haylaz yasasin? Çiplak ve hiç bir sey yapamiyâcak biçimde dogdugu ortada. Bundan dolayi da, buldugu seylerin tümünün sahibi degil, dagiticisidir o. Ve, o korkunç günde bunlarin hesabini verecektir. Insani vahsi hayvanlar gibi yapan igrenç sehvetten çok korkmak gerekir; çünkü, düsman kisinin kendi evi içindedir. Bu bakimdan, düsmanin gelemiyecegi herhangi bir yere gitmen mümkün degildir. Ah, niceleri sehvet yüzünden helak olup gittiler! Sehvet yüzünden tufan oldu, o kadar ki, dünya Allah'in merhameti önünde silinip gitti de, yalnizca Nuh ve seksen üç insan kurtuldu.

Sehvet yüzünden Allah üç lânetli sehri yerle bir etti (ve) içlerinden yalnizca Lût ve iki oglu kurtuldu. «Sehvet yüzünden Bünyamin'in kabilesi tümüyle sönüp yok oldu. Ve, bakin size diyorum ki, sehvet yüzünden ne kadar insanin helak oldugunu size anlatacak olsam, bes günlük süre yetmez.»

Yakup karsilik verdi: «Ey üstad, sehveti simgeleyen nedir?»
Isa cevap verdi: «Sehvet, gem vurulmamis bir ask arzusudur; akil tarafindan yönlendirilmezse, insan zihin ve duygularinin sinirlarini asar,- öyle ki, insan kendini bilmeden, nefret etmesi gereken seyi sever. Inanin bana, insan, böyle bir seyi Allah kendisine verdi diye degil de, sahibi olarak bir seyi severse, bir zani olur; çünkü, Yaratici'si Allah'la birlikte olmasi geieken ruhu yaratikla birlestirmistir. Ve, iste Allah Isaya peygamber araciligiyla aglayarak der: «Sen pek çok asiklarla zina ettin; buna ragmen bana dön, seni kabul edecegim.»

«Ruhumun huzurunda durdugu Allah sag ve diridir ki, eger insanin kalbinde içten bir sehvet olmazsa, dista (kötülüklere) düsmez; çünkü, kök giderse agaç hemen ölür.»

«Bu nedenle insan, Yaratici'sinin kendisine verdigi hanimla yetinsin ve baska bir kadini unutsun.»
Andreas karsilik verdi: «însan, yasadigi sehirde o kadar çok varken, kadinlari nasil unutur?»

«Ey Andreas, sehirde yasayan insana, sehrin zarar verecegi ortada; görülüyor ki, sehir her kötülügü emen bir süngerdir.»
116. Göze Gem Vurmak

«Nasil asker, kale çevresinde düsmanlar oldugu zaman, vatandaslar adina her zaman ihanetten korkarak ve kendini her (türlü) saldiriya karsi koruyarak yasiyorsa, insana da sehirde yasamak yarasir. Aynen böyle de, diyorum ki size, insan distan gelen her türlü günah dürtüsünü itsin ve nefisten korksun, çünkü onun kirli seylere karsi asin bir arzusu vardir. Ama, her türlü sehevî günahin kaynagi olan göze gem vurmazsa, kendini nasil korusun? Ruhumun huzurunda durdugu Allah sag ve diridir ki, maddi gözleri olmayan, üçüncü dereceye kadar olan cezalari görmekten emindir; halbuki, gözleri olan yedinci dereceye kadar cezalandirilir.

«îlya peygamber zamaninda, îlya iyi yasantisi olan kör bir adami aglarken görüp, ona sordu: «Niye aglarsin, ey kardes?» Kör adam cevap verdi: «Aglarim, çünkü Allah'in mukaddesi Ilya Peygamber'i göremiyorum.»

O zaman, îlya kendisini azarlayip dedi: «Birak aglamayi ey adam, çünkü aglamakla günaha giriyorsun.»
Kör adam karsilik verdi: «Söyle bana simdi, ölüleri kaldiran ve gökten ates indiren Allah'in kutsal bir peygamberini görmek günah midir?»

îlya cevap verdi: «Gerçegi konusmuyorsun; çünkü îlya senin dediklerinin hiç birini yapamaz. Senin gibi bir insandir o. Dünyadaki tüm insanlar, tek bir sinegi meydana getiremezler.»

Kör adam dedi: «Sen böyle dersin ey adam, çünkü, îlya herhalde bazi günahlarin nedeniyle seni azarladi da, bu bakimdan ondan nefret ediyorsun.»

Îlya karsilik verdi: «Însallah gerçegi söylüyorsundur; çünkü, ey kardes, eger îlya'dan nefret edersem Allah'i severim ve îlya'dan ne kadar nefret edersem, Allah'i o kadar çok severim.»

Bunun üzerine, kör adam çok kizdi ve dedi: «Allah sag ve diridir ki, sen dinsizin birisin! însan Allah'in peygamberinden nefret ederken, Allah sevilebilir mi? Defol git, seni daha fazla dinlemek istemiyorum çünkü!»

îlya karsilik verdi: «Kardes, simdi bedenle görmenin nasil kötü oldugunu zekânla görebiliyorsundur. Çünkü, llya'yi görmek için göz istersin, ruhunla da îlya'dan nefret edersin.»

Kör adam karsilik verdi: «Hemen defol git, çünkü sen seytan'sin. Allah'in mukaddesine karsi beni günaha katacaksin.»

O zaman îlya ah çekti ve göz yaslari içinde dedi: «Gerçegi söyledin ey kardes, çünkü, görmegi arzu ettigin benim bedenim seni Allah'tan ayirir.»

Kör adam dedi: «Seni görmek istemiyorum; hem, gözlerim olsa, seni görmemek için kaparim.»

O zaman îlya dedi: «Bil ki kardes, ben îlya'yim!» Kör adam karsilik verdi.: «Dogruyu söylemiyorsun.»
117.

O zaman îlya'nin havarileri dediler: «Kardes, o Allah'in peygamberi îlya'nin ta kendisidir.»

«Söyleyin bana» dedi kör adam, «Eger o peygamberse, ben hangi soydanim ve nasil kör oldum?»

îlya cevap verdi: «Sen Levî kabilesindensin; ve Allah'in mabedine girerken, mabedin yaninda bir kadina sehvetle baktigindan Allah'imiz görme gücünü aldi.»

O zaman, kör adam aglayarak dedi: «Bagisla beni ey Allah'in kutsal peygamberi; sana dediklerimden dolayi günaha girdim; seni görmüs olsaydim, günah islemiyecektim.»

îlya karsilik verdi: «Allah'imiz bagislasin seni ey kardes, çünkü benim hakkimda bana dogruyu söyledigini biliyorum; çünkü kendimden ne kadar çok nefret edersem, o kadar çok Allah'i severim; ve eger beni görsen, Allah'in razi olmadigi arzun yatisir. Çünkü senin Yaraticin îlya degil, Allah'tir; bu bakimdan ben senin için seytan'im» dedi îlya aglayarak; «çünkü, sana Yaratici'dan yüz çevirttim. O halde agla kardes, çünkü, senin hakki batildan ayirt ettirecek isigin yok. Ama olsaydi, benim akidemi hor görmiyecektin. Bu nedenle, sana diyorum ki, pek çoklari beni görmek arzular ve uzaklardan beni görmeye gelirler, (ve) bunlar sözlerimi hor görürler. Dolayisiyla onlar için, kurtuluslari için, gözlerinin olmamasi daha iyi, çünkü kendileri gibi yaratilandan zevk alan ve Allah'tan zevk almaya çalismayan herkes kalbinde bir put yapiyor ve Allah'i birakiyor.»

Sonra îsa iç çekerek dedi: «îlya'nin dediklerinin hepsini anladiniz mi?»

Havariler cevap verdiler: «Gerçekten anladik ve burada, yeryüzünde putatapici olmayan pek az kisi bulundugunu görüp, ne diyecegimizi bilemiyoruz.»
118. Ibadet Ruhun Ilaci ve Avukatidir

O zaman îsa dedi: «Dogru söylüyorsunuz, çünkü, simdi îsrailîler beni Allah yerine koyarak, kalblerindeki putatapiciligi yerlestirmek arzusundaydilar; pek çoklari Allah oldugumu söylersem tüm Yahudiye'ye hakim olabilecegimi ve sürekli nefis bir yasanti içinde reisler arasinda kalmayip, çöllük, yerlerde yoksulluk içinde yasamak istedigimden deli oldugumu söyleyerek, ögretimi hakir görmektedirler. Ey, sineklerde ve karincalardaki isiga deger verip, yalnizca meleklerde, peygamberlerde ve Allah'in mukaddeslerinde bulunan isigi hor gören talihsiz insan!

«O halde, göz korunmayacak olursa ey Andreas diyorum ki sana, bas asagi sehvetle düsmemek mümkün degildir. Bu konuda, Yeremya peygamber aglaya aglaya gerçegi söylüyordu: «Gözüm ruhumu çalan bir hirsizdir.» Böyledir, çünkü babamiz Davud da Rabb'imiz Allah'a en büyük özlemle, yararsiz seylere bakmaktan gözlerini çevirmesi için dua ediyordu. Gerçekten sonu olan her sey bosunadir. Öyleyse, söyleyin bana, bir kimsenin ekmek aIacak iki kurusu olsa, onu duman almak için harcar mi? Kesinlikle hayir; sundan ki, duman gözleri incitir ve vücuda hiç bir gida vermez. Iste insan da aynen böyle yapsin, çünkü o gözlerinin bakisi ve kalbinin bakisiyla (basiret) Yaraticisi Allah'i ve iradesinin verdigi temiz lezzeti tanimaya çalismali ve Yaratici'yi yitirmeye neden olan yaratilani amaç edinmemelidir.»
119.

însan, bir seye baktigi ve o seyi insan için yaratan Allah'i unuttugu her vakitte günah islemis olur. Çünkü, eger bir arkadasin kendisini hatirda tutmasi için sana herhangi bir sey verse ve sen de onu satip, arkadasini unutsan, arkadasina karsi suç islemis olursun, îste, insan da böyle yapar; çünkü, yaratilana bakip, onu insanin sevgisi için yaratmis olan Yaraticiyi hatirda tutmadigi zaman, akilsizligindan yaraticisi Allah'a karsi günaha girer,

«Bu bakimdan, kadinlara bakip, kadini erkegin iyiligi için yaratan Allah'i unutan kisi. kadini sevecek ve arzulayacaktir. Ve, bu sehveti o dereceye zorlayip gelecektir ki, sevilen seye benzeyen her seyi sevecek, bu sekilde hatirlanmasi bir utanç olan bu is (in) günahi dogacaktir. O halde, eger insan gözlerine gem vuracak olursa, nefsinin üzerinde hakim olacak, o da kendisine sunulmayan seyi arzulayamayacaktir. Çünkü, böylece beden ruha tabî olacaktir. Nasil gemi rüzgârsiz hareket edemezse, beden de nefs olmadan günah isleyemez.

«Sonra, pisman olanin masal söylemeyi ibadete çevirmesi gerekir. Bu Allah'in bir hükmü olmasa bile, akil bunu gösteriyor. Çünkü, her haylaz kelimede insan günaha girer ve Allah'imiz günahi ibadetle siler. Çünkü, ibadet ruhun avukatidir; ibadet ruhun ilâcidir; ibadet kalbin savunmasidir; ibadet inancin silâhidir, ibadet nefsin gemidir; ibadet bedenin, günahla bozulmasini önleyen tuzudur. Size diyorum ki, ibadet hayatimizin elleridir; bununla, ibadet eden kisi hüküm gününde kendisini koruyacaktir çünkü, ruhunu burada, yeryüzünde günahtan uzak tutacak ve kalbini kötü arzularin degmesinden koruyacaktir; nefsini Allah'in kanunu içinde tutup, istedigi her seyi Allah'­tan alarak bedeni de takva yolunda yürüdügü için seytan'i kizdiracaktir.

«Huzurunda durdugum Allah sag ve diridir ki, ibadet etmeyen insan, derdini köre açan dilsiz bir adamdan; merhemsiz iyilestirilebilen fistülden, hareket etmeden kendini savunan veya silahsiz olarak bir baskasina saldiran, dümensiz kürek çeken veya tuz olmadan ölü bedeni koruyan bir adamdan daha çok salih amel sahibi degildir. Çünkü, bakin, eli olmayan alamaz. Eger insan gübreyi altina ve çamuru sekere çevirebilecek olsa, ne yapar?»

Sonra, Isa sustu, havariler cevap verdiler: «Kimse, altin ve seker yapmaktan baska bir ise kendini kosmaz.»
O zaman îsa dedi: «Simdi, neden insan aptalca masal anlaticiligi ibadete dönüstürmez? Zaman kendine Allah tarafindan Allah'a karsi gelsin diye mi verilmistir yoksa? Hangi reis kendi üzerine savas açsin diye bir sehri tebasina verir? Allah sag ve diridir ki, eger insan bos konusmakla ruhunun ne hallere girdigini bilmis olsa, konusmaktansa hemen dilini disleriyle koparir. Ey zavalli dünya! Bugün insanlar ibadet için toplanmazlar da, mabedin verandalarinda ve mabedin ta içinde seytan bos konusma kurbanlarini alir ve utanç duymadan sözünü edemedigim seylerden daha kötü olan da budur.
120. Bos Konusmanin Meyvesi

Bos konusmanin meyvesi budur ki, zihni gerçegi anlamayacak biçimde zayiflatir; nasil, yarim kiloluk pamuk yükünü tasimaya alismis bir at on kiloluk tasi tasiyamazsa, aynen öyle.

Fakat, bundan daha kötüsü, insanin zamanini saka matrakla geçirmesidir, Ibadet etmek istedigi zaman, seytan aklina su ayni sakalari getirir, o kadar ki,   Allah'in  merhametini çekip,   günahlarinin afvini saglamak için günahlarina aglamasi gerektigi zaman, gülmekle Allah'in kizginligini çeker; O da kendisini cezalandiracak ve firlatip atacaktir.

«Öyleyse, yaziklar olsun saka matrakla bos vakit geçirenlere! Ama, Allah'imiz saka edip bos vakit geçirenleri igrenerek alirsa, ya komsusuna iftira edip, mirildanip durani nasil alacak ve çok gerekli bir isle ugrasir gibi günahla ugrasanlarin durumu ne olacaktir? Ah murdar dünya, senin Allah'in nasil elem verici bir cezasina çarpilacagini tasavvur edemiyorum! Öyle de, pisman olan, diyorum ki o sözlerini altin fiyatina vermelidir.»

Havarileri karsilik verdiler: «Ama, bir insanin sözlerini altin fiatina kim alir? Kesinlikle hiç kimse ve nasil pisman olacaktir? Mutlaka aç gözlü olacaktir o!»

îsa cevap verdi: «Öylesine agir kalbleriniz var ki, ben on (lar) i kaldiramiyorum. Bu, bakimdan, her sözde size anlami da söylemem gerekiyor. Ama, size sirlarini ögrenme lûtfunda bulunan Allah'a sükredin. Pisman olan, konustugunu satsin demiyorum. Konustugu zaman, altin çikariyormus gibi düsünsün diyorum. Çünkü, kuskusuz böyle yapmakla, nasil altin gerekli seyler için harcanirsa, o da (yalnizca) konusmasi gerektigi zaman konusacaktir. Ve, nasil kimse altini vücudunu incitecek bir sey için harcamazsa, o da ruhunu incitebilecek bir seyin sözünü etmesin.
121.
«Vali bir mahpusu yakalayip da sorguya çekerken zabit kâtibi de (konusulanlari) kayda geçiyorsa, söyleyin bana, böyle bir adam nasil konusur?»

Havariler cevap verdiler: «Yerinde ve korkarak konusur ki, kusku uyandirmasin; ve valiyi sinirlendirebilecek herhangi bir sey söylememek, aksine serbest birakilabilecek sekilde konusmanin yollarini aramak için dikkat eder.»

O zaman, Isa karsilik verdi: «Ruhunu yitirmemek için, pisman olanin da yapmasi gereken budur. Çünkü, Allah her insana zabit kâtibi olarak, biri yaptigi iyilikleri, digeri de kötülükleri yazan iki melek vermistir. Öyleyse, eger bir insan merhamet görmek istiyorsa, altini ölçtügünden daha çok konusmasini ölçsün.»
Logged
safak'adlı üyenin imzası
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
29 Eylül 2009, 21:24:24
safak
"ßizi satanLarı ßizßeLe$e veririz"
Editör
*

     Üye No : 2
     Cinsiyet : Bay
     Nerden : Giresun
     Konu : 1461
     Mesaj : 3,036
Bedenin olmadan yürümenin ne anlamı olabilir?
Karma +165/-7
safakk@hotmail.de WWW


Üyenin Mesajı: 122. Pismanlik Nasil Olmali?

«Hirs ve tamaha gelince, bu da sadaka vermeye çevrilmelidir. Bakin, size diyorum ki, nasil çekülün(terazi) denge olarak merkezi varsa, tamahkânn da sonunda varacagi yer olarak Cehennem vardir. Neden biliyor musunuz? Anlatacagim size: Ruhumun huzurunda durdugu Allah sag ve diridir ki, tamahkâr diliyle sessiz bile olsa yaptiklariyla der: «Benden baska Allah yoktur.» Sahip oldugu ne varsa, basini, sonunu, çiplak dogup, her seyi (ardinda) birakarak ölecegini düsünmeden istedigi gibi harcar.»

«Simdi söyleyin bana, Hirodes size bakmaniz için bir bahçe verse, siz de kendinizi hemen sahip yerine koyup, Hirodes'e hiç meyve göndermeseniz ve Hirodes size adam gönderip meyve istediginde elçileri kovsaniz, söyleyin bana, kendinizi bu bahçenin krallari yapmis olmaz misiniz? Mutlaka, öyle. Simdi, diyorum ki size, aynen tamahkâr adam da böyle, Allah'in kendine vermis oldugu zenginligi üzerinde kendini ilâh yapar.

«Hirs ve tamah, zevkine göre yasamasinin günahiyla Allah'i yitiren ve kendinden gizli olup, çevresini iyilikleri yerine koydugu geçici seylerle kusatan Allah'tan memnun olmayan nefsin bir susuzlugudur; ve bu (susuzluk) arttikça, kendini o kadar çok Allah'tan uzaklasmis bulur.

«Ve, günahkârin dogru yolu bulmasi, tevbe etme lûtfunda bulunan Allah'tandir. Babamiz Davud da söyle der: «Bu degisim Allah'in sag elinden gelir.»

«Pismanligin nasil olmasi gerektigini bilmek istiyorsaniz, size insanin ne tür (bir sey) oldugunu anlatmam lâzim. Ve, bugün bize iradesini sözlerim araciligiyla bildirme lûtfunda bulunan Allah'a sükürler edelim.»

«Bundan sonra ellerini kaldirip dua ederek, dedi:

«Merhametiyle bizi yaratan, bize Dogru Elçi'nin diniyle kullarin insanlar mertebesi veren Kadir ve Rahim Rabb Allah, tüm nimetlerin için sana sükreder, günahlarimiza hayiflanarak, namaz kilip zekât vererek, oruç tutup Kelimen üzerinde çalisarak,   iradeni bilmeyenlere ögreterek, Sen'in sevgin için dünyanin sikintilarini çekerek ve Sana kulluk için ölüm üzerine hayatimizdan geçerek seve seve yalnizca Sana ibadet ederiz. Sen ey Rabb, seçtiklerini korudugun gibi, Kendi benligin askina ve bizi kendisi için yarattigin Elçin askina ve tüm kutsal (kul)lann ve peygamberlerin askina bizi seytan'dan, bedenden ve dünyadan koru!»
Havariler karsilik verdiler: «Amin, Amin Rabb, Amin ey merhametli Allah'imiz.»
123.

Cuma günü gelince, sabah erkenden namazdan sonra îsa havarilerini topladi ve onlara dedi: «Oturalim; çünkü iste bu günde Allah insani yeryüzünün çamurundan yaratti; ben de insallah, insanin nasil bir sey oldugunu size anlatacagim.»
Herkes oturunca yeniden dedi: «Allah'imiz, yaratiklarina iyiligini, merhametini ve hosgörülügü ve adaletiyle birlikte kudretini de göstermek için birbirine zit dört seyden bir terkip meydana getirdi ve bunlari, —toprak, hava, su ve ates— her biri ziddini dengelesin diye insan denilen nihai bir nesnede birlestirdi. Ve bu dört seyden, sinirler, damarlarla birlikte ve tüm iç parçalari ile birlikte et, kemik, kan, ilik ve deriden olusan insan vücudu olarak bir kap yapti; içine Allah, bu hayatin iki yönü olarak ruh ve nefsi yerlestirdi; orada yag gibi yayildigi için nefse yerlesim bölgesi olarak vücudun her parçasini verdi. Ve, ruha da yerlesim bölgesi olarak, nefsle birlesip tüm hayata egemen olmasi için kalbi verdi.

«Insani bu sekilde yaratan Allah, içine akil denilen bir isik yerlestirdi ki, deri, nefs ve ruhla tek bir hedefte —Allah'a kulluk için çalismak— birlessin.

«Bundan sonra, bu eseri Cennet'e koyunca, akil, seytan'in dürtmesiyle nefsin igvasina ugradi, beden rahatini yitirdi, nefs kendisiyle yasadigi zevki yitirdi ve ruh (da) güzelligini yitirdi.

«Böylesi kötü bir duruma düsen insan, akil tarafindan engellenmediginden çalismakta huzur bulmayip, zevk pesinde kosan nefsle, gözlerin kendine gösterdigi isigin pesinden gider; bundan dolayi da, gözler, bos seylerden baska bir sey görmediginden kendini aldatir ve böylece dünyevi seyleri seçerek günah isler.

«Iste, Allah'in rahmetiyle, insanin aklinin iyiyi kötüden seçmek ve gerçek zevki (ayirt etmek) için yeniden aydinlatilmasi gerekmektedir; bunu bilmekle günahkâr tevbeye yönelir. Bu bakimdan, bakin, size diyorum ki, eger Rabb'imiz Allah insanin kalbini aydinlatmazsa, insanin akil yürütmelerinin hiç bir önemi yoktur.»                       

Yuhanna karsilik verdi: «O halde, insanlarin konusmasi hangi, amaca hizmet etmektedir?»

Isa cevap verdi: «Insan, insan olarak insani tevbeye yöneltmek için hiç bir ise yaramaz; fakat insan, Allah'in insani dogruya çekmek için kullandigi bir araç olarak (ise yarar). Iste Allah böyle, insanin kurtulusu için gizli olarak insanda bir seyler meydana getirir. Bu nedenle kisi, Allah'in kendinde konustugu birini bulabilirim diye herkesi dinlemelidir.»

Yakup karsilik verdi: «Ey muallim, eger sahte bir peygamber ve bize ders veriyormus gibi davranan yalanci bir muallim gelecek olsa, ne yapmamiz gerekir?»
124.

Isa bir temsille cevap verdi . «Bir insan agini alip balik tutmaya gider ve gittigi yerde pek çok balik yakalar, ama kötü olanlari çikarip atar.»

«Bir insan ekin ekmeye gider,    ama yalnizca iyi topraga düsen tane tohum tasir.» «Siz de aynen böyle yapmalisiniz. Her seyi dinlemeli, (ama) sadece gerçek ebedî hayata meyve tasiyacagindan, yalnizca gerçek olani almalisiniz.»
O zaman, Andreas karsilik verdi: «Öyle. de, gerçek nasil bilinecektir?»

îsa cevap verdi: «Musa'nin kitabina uyan her seyi gerçek diye alirsiniz. Biliyorsunuz, Allah birdir, gerçek birdir; buradan giderek deriz ki, akide birdir ve akidenin anlami birdir ve dolayisiyla din birdir. Bakin, size diyorum ki, eger gerçek Musa'nin kitabindan silinip çikarilmamis olsaydi, Allah, babamiz Davud'a ikinciyi vermeyecekti. Ve, Davud'un kitabi tahrif edilmemis olsaydi, Allah Incil'i bana emanet etmeyecekti; çünkü Allah'imiz Rabb degismez ve tüm insanlara tek bir mesajla konusmustur. Bu bakimdan, Allah'in elçisi gelecegi zaman, dinsizlerin benim kitabimda yaptiklari tahrifatin tümünü temizlemek için gelecektir.»
Sonra, bu (satirlar)i yazan karsilik verdi: «Ey muallim, kanunun tahrif edildigi ve yalanci peygamberin konustugu zamanlarda insan ne yapsin?»

Isa cevap verdi: «Güzel bir soru ey Barnabas. Bu nedenle sana diyorum ki, böyle bir zamanda, insanlar sonunda Allah'a varacaklarini düsünmediklerinden pek az kisi kurtulur. Ruhumun huzurunda durdugu Allah sag ve diridir ki; insani amacindan, yani, Allah'­tan yüz çevirten her akide en kötü akidedir. Onun için, akidede göz önünde bulunduracaginiz üç sey vardir, Allah'a karsi sevgi, kisinin komsusuna acimasi ve Allah'a karsi gelen, O'na her gün karsi gelen kendinden nefret etmesi. Öyleyse, bu üç temele zit olan her akideden kaçin. Çünkü, o en serli olandir.»
125. Hirs ve Tamah

«Simdi de hirs ve tamaha dönüyorum; ve size diyorum ki, nefs bir seyi elde etmek istedigi veya onu inatla korudugu zaman, ki, «böyle bir seyin sonu olacak» demelidir. Eger onun sonu olacaksa, onu sevmenin delilik oldugu ortadadir. Bu bakimdan, kisiye yakisan, sonu gelmeyecek olani sevmesi ve korumasidir.»

«Öyleyse, (bir insanin) haksizca kazandigi seyleri hakça dagitmakla, hirs ve tamah sadakaya dönüssün.
«Ve, sag elin verdigini, sol elin bilmemesine baksin. Çünkü, münafiklar infakta bulunurken görünmek ve dünya tarafindan övülmek arzu ederler. Ama, bosunadir verdikleri, çünkü insan kim için çalisirsa, ücretini de ondan alir. O halde, eger insan Allah'tan bir sey alacaksa, onun Allah'a kulluk etmesi yarasir.

«Ve, infakta bulunurken, (verdiginiz) her seyi Allah sevgisi için Allah'a verdiginizi düsünmeye çalisin. Bu bakimdan, vermekte yavas davranmayin ve sahip oldugunuz seyin, Allah sevgisi için en iyisini verin.

«Söyleyin bana, Allah'tan kötü olan bir seyi almak ister misiniz? Ey toz toprak, kesinlikle hayir! O halde, eger Allah sevgisi için kötü olan bir seyi verirseniz, kendinize nasil inanirsiniz?

«Kötü bir sey vermekten hiç bir sey vermemek daha iyidir; çünkü, vermemekle dünyaya göre bazi mazeretleriniz olacaktir; ama degersiz bir sey vermek ve en iyiyi kendisi için alikoymakta, mazeretiniz ne olacaktir?

«Pisman olmakla ilgili size söylemem gereken seylerin tümü bu kadar.

Barnabas karsilik verdi: «Pismanlik ne kadar sürmeli?»
Isa cevapladi: «Insan günah içinde oldukça, daima tevbe etmeli ve pisman olmali. Dolayisiyle, insan hayati boyunca her zaman günah islediginden, daima da pisman olmalidir; ayakkabilarinizin patladigi her vakit onlari onariyorsunuz, ama ayakkabilariniza ruhunuzdan daha çok dikkat etmeyeceksiniz.»
126.

îsa, havarilerini çagirip, «Gidin ve duyduklarinizi anlatin» diyerek, onlari ikiser ikiser tüm Israil yöresine dagitti.
(Havariler) bas egdiler ve (îsa) elini baslarinin üzerine koyarak dedi: «Allah'in adiyla hastalara sihhat verin, cinleri çikarip atin ve benim baskahinin önünde dediklerimi kendilerine anlatarak, Israilîleri benim ne oldugum konusunda aldatmayin.

Sonra, bu (satirlar) i yazanla, Yakup ve Yuhanna disinda hepsi ayrildi; ve tüm Yahudiye içine girip, Isa'­nin kendilerine anlattigi gibi pisman olmayi anlattilar, her türlü hastaligi iyilestirdiler. O kadar ki, Israil'­de, Isa'nin «Allah birdir ve Isa Allah'in peygamberidir» seklindeki sözleri tasdik edildi ve bir kalabalik gördüklerinde hastalari iyilestirmekle ilgili olarak Isa'­nin yaptigini yaptilar.
Ama, seytan'in ogullari Isa'ya eza etmek için bir baska yol buldular. Bunlar kâhinlerle yazicilardi. Ardindan, Isa'nin Israil üzerinde kralliga göz diktigini söylemeye basladilar. Fakat, avamdan korktuklari için, Isa'ya karsi gizli gizli plânlar kurdular.

Tüm Yahudiye'yi geçtikten sonra, Havariler Isa'­ya geri döndüler, o da kendilerini bir babanin ogullarini kabul ettigi gibi kabul ederek dedi: «Söyleyin bana, Allah'imiz Rabb ne isler yapti? Emin olun ki, seytan'in ayaklarinizin altina düstügünü ve onu bagcinin üzümleri ezdigi gibi ezdiginizi gördüm!»

Havariler karsilik verdiler: «Ey muallim, sayisiz hastayi iyilestirdik ve insanlara eziyet eden pek çok cinleri çikarip attik.»

Isa dedi: «Allah sizi affetsin ey kardesler, çünkü her seyi yapan Allah oldugu halde, «biz iyilestirdik» demekle günaha girdiniz.»

O zaman dediler: «Budalaca konustuk; bu bakimdan, ne diyecegimizi bize ögretin.»

îsa cevap verdi: «Her,iyi iste, «Allah yapti» deyin, her kötü iste de «günah isledim» deyin.»

«Böyle yapacagiz» dedi Havariler ona.

Sonra îsa dedi: «îsrailîler, Allah'in, benim elimle yaptiklarini su kadar insanin elleriyle de yaptigini görünce ne diyorlar?»

Havariler cevap verdi: «Tek bir Allah'in bulundugunu ve senin Allah'in peygamberi oldugunu söylüyorlar.»

îsa nes'eli bir yüzle karsilik verdi: «Ben, kulunun arzusunu hor görmiyen Allah'in kutsal adini tesbih ve ta'zim ederim!» Ve, bunu dedikten sonra istirahata çekildiler.
127.

îsa çölden ayrilip, Kudüs'e vardi; bunun üzerine tüm insanlar O'nu görmek için mabede kosustular. Mezmurlan okuduktan sonra îsa, yazicilarin çikmak adetinde olduklari mabedin kürsüsüne çikarak, eliyle sus isareti yapip dedi:

«Bizi alevli ruhtan degil, yeryüzünün  çamurundan yaratan   Allah'in kutsal adini tesbih ve ta'zim ederim, ey kardesler. Günah islediginiz zaman, Allah'in huzurunda merhamet bulunuz ki, seytan bunu hiç bulmayacaktir, çünkü o gururu yüzünden, alevli ruh olmasi nedeniyle her zaman soylu oldugunu söylediginden bunu hiç bulmayacaktir.

«Duydunuz mu kardesler, babamiz Davud'un Allah'imiz için, toprak oldugumuzu ve ruhumuzun gidip, bir daha geri dönmeyecegini göz önüne alarak bize merhamet etmistir dedigini? Bu sözleri bilenler ne kadar kutsaldir, çünkü onlar, günahtan sonra tevbe ederek ve günahlari sürüp gitmeyerek, Rabblerine karsi sonsuza degin günah islemezler. Kendilerini yüceltenlere yaziklar olsun,    çünkü onlar Cehennemin yakici kömürleri   olarak   azaltilacaklardir.   Söyleyin bana kardesler, kendi kendini yüceltmenin nedeni nedir? Burada, yer üzerinde herhangi bir iyilik var midir acaba? Kesinlikle hayir; çünkü Allah'in peygamberi Süleyman'in dedigi gibi, «Günesin altinda bulunan her sey bostur.»   Eger dünyada   bulunan seyler   bize kendimizi   kalbimizde   yüceltme nedeni   vermiyorsa, hayatimiz çok daha az verir (bu) nedeni; çünkü, insanin altindaki tüm yaratiklar bize karsi savastiklarindan pek çok dert ve izdiraplarla yüklüdür o. Yazin yakici sicagindan niceleri can vermistir, niceleri kisin sogugundan ve donundan ölmüstür; yildirimdan ve doludan ölmüstür niceleri; niceleri de hastaliklardan ve kitliktan veya vahsî hayvanlara yem olarak, yilanlar tarafindan isirilarak,   yemekten bogularak ölmüstür! Ey, her yerde tüm yaratiklarin kendisi için tuzak kurdugu ve altinda ezilecek kadar kendini yücelten talihsiz insan! Ya, yalnizca fena seyler arzulayan beden ve nefs için, günahtan baska bir sey teklif etmeyen dünya için, seytan'a kulluk edip, Allah'in kanununa göre yasayan herkese eziyet ve zulmeden lânetliler için ne diyeyim? Açiktir ki kardesler, eger bir insan, babamiz Davud'un dedigi gibi «Sonsuzluga gözleriyle bakarsa günaha girer.»

«Kisinin kendini kalbinde yüceltmesi, bagislanmamasi için Allah'in rahmetini ve acimasini kilitlemekten baska bir sey degildir. Çünkü, babamiz Davud der ki: «Allah'imiz toprak oldugumuzu ve ruhumuzun gidip bir daha dönmeyecegini bilir. Kim kendini yüceltirse, toprak oldugunu inkâr etmis olur. Bu yüzden de ihtiyacini bilmeyerek yardim istemez ve böylece yardimcisi olan Allah'i kizdirir. Ruhumun huzurunda durdugu Allah sag ve diridir ki, seytan kendi zavalliligini bilse ve her zaman Sübhan olan Yaraticisi'ndan merhamet isteseydi, Allah seytan'i bagislardi.»
128. "Ey Duyulmamis Gurur..."

«îste böyle kardesler, ben yeryüzünde yürüyen ve size pisman olun ve günahlarinizi bilin diyen bir insanim. Topragim ve çamurum. Diyorum ki kardesler, Roma askerleri araciligiyla seytan, benim Allah oldugumu söylediginizde sîzi aldatti. Bu bakimdan, sahte ve yalan ilâhlara kulluk ederek Allah'in lanetine ugradiklarindan, aman onlara inanmayin; babamiz Davud bile onlara söyle lanet okur: «Uluslarin tanrilari gümüs ve altindir, kendi ellerinin eseridir; gözleri vardir, görmezler; kulaklari vardir, duymazlar; burunlari vardir koklamazlar, agizlan vardir yemezler; dilleri vardir, söylemezler; elleri vardir dokunmazlar; ayaklari vardir, yürümezler.» Bu nedenle babamiz Davud sag ve diri olan Allah'imiza dua ederek dedi: «Onlari yapanlar ve onlara güvenenler de onlar gibî olsunlar.» Ey duyulmamis gurur, Allah tarafindan topraktan yaratildigi halde kendi durumunu unutan ve kendi keyfine göre seve seve ilâh yaratan insanin ah bu gururu! Burada o, sanki «Allah'a kulluk etmekte hiç bir yarar yoktur» diyerek, Allah'la sessizce alay etmektedir. Çünkü yaptiklari bunu gösteriyor. seytan, size benim Allah olduguma inandirarak, sizi bu duruma düsürmek istedi ey kardesler; çünkü bir sinegi bile yaratamayan ve geçici ve ölümlü olan ben her seye kendim muhtaç oldugumdan, size yararli hiç bir sey veremem. O halde bunu yapmak Allah'a aitken ben her seyde nasil yardim edebilirim?

«Öyleyse Allah'imiz olarak, sözüyle Kâinat'i yaratan yüce Allah'i alacak ve baska dinden olanlarla ve ilâhlanyla alay mi edecegiz?»

«Buraya, mabede dua etmek için iki kisi geldi; biri ferisi ve digeri de bir vergi kesenekçisiydi. Ferisi ibadet yerine yaklasip yüzünü yukari tutarak söyle dua etti: «Sükürler olsun sana ey Allah'imiz Rabb, çünkü ben her kötülügü yapan öteki insanlar, günahkârlar ve özellikle su vergi kesenekçisi gibi degilim. Sundan ki, haftada iki kez oruç tutar ve varimin yogumun onda birini veririm.»

«Vergi mültezimi uzakta durup yere dogru egildi ve gögsüne vura vura basi egik dedi: «Rabb, ben ne göge, ne de ibadet yerine bakacak degilim, çünkü pek çok günahlar isledim; bana merhamet et!»

«Bakin, size diyorum ki, vergi mültezimi mabetten ferisîden daha iyi bir durumda indi; çünkü Allah'imiz tüm günahlarini afvedip onu temize çikardi. Ama ferisi vergi kesenekçisinden daha kötü durumda mabetten indi; çünkü Allah'imiz yaptiklarini nefretle karsilayip onu reddetti.»
129.

«Olur ya, bir insanin bahçe haline getirdigi ormani kestin diye balta kendi kendiyle ögünsün mü? Asla, çünkü her seyi yapan insandir; baltayi da kendi elleriyle yapmistir.

«Ve sen ey insan, Allah'imizin seni çamurdan yarattigini ve yapilan her iyiligi sende (O'nun) yaptigini göre göre, iyi bir sey yaptim diye kendinle ögünür müsün?

«Ve hangi nedenle komsunu hor görürsün? Bilmez misin ki, eger Allah seni seytan'dan korumamis olsaydi, sen seytan'dan daha kötü olurdun.»

«Simdi bilmez misin ki, tek bir günah en güzel melegi en igrenç seytan yapar. Ve dünyaya gelen en tam insan Adem'i tüm soyuyla birlikte bizim çektiklerimizi çeken zavalli bir varlik haline getirdi. O halde hiç korkmadan kendi keyfince yasayabilecegin faziletle ilgili hangi hükme sahipsin ki? Yaziklar olsun ey çamur, çünkü kendini seni yaratan Allah'in üstüne çikardigindan, sana tuzak kuran seytan'in ayaklarinin altina indirileceksin.»

Ve Isa böyle deyip ellerini Rabbe kaldirarak dua etti. Ve insanlar da «Amin, Amin.» dedi. Duasini bitirince mabedin kürsüsünden indi. Bunun üzerine basina pek çok hasta üsüstü ve onlari iyilestirerek mabetten ayrildi. O zaman, Isa'nin hastaligini gidermis oldugu bir cüzzamli, Simun kendisini yemege davet etti.

Isa'dan nefret eden kâhinler ve bilginler, Roma askerlerine Isa'nin tanrilarina karsi söylediklerini bildirdiler. Kuskusuz, O'nu öldürmenin yollarini aradilar, ama bulamadilar, çünkü halktan korkuyorlardi.

Isa, Simun'un evine varip, sofraya oturdu. Ve, yemegini yerken gördü ki, Meryem adinda bir sokak kadini eve girip kendini Isa'nin ayaklari altindaki yere atarak onlari gözyaslariyla yikiyor, degerli bir yag sürüyor ve basinin saçlariyla siliyor.

Simun yemeye oturan herkesle birlikte bir rezaletle karsilastigini düsündü. Ve kalplerinden dediler: «Eger bu adam bir peygamber olsa, bu kadinin kim ye ne türden oldugunu bilir ve onu kendisine dokundurmaz.»
Isa dedi: «Simun, sana söyleyecek bir seyim var.» Simun karsilik verdi: «Konus ey muallim, çünkü sözlerini arzuluyorum»
130.

Isa dedi: «Bir adama iki kisinin borcu vardi. Biri alacaklisina elli kurus, digeri besyüz kurus borçluydu. Sonra, bunlardan hiç birinin ödeyecek bir seyleri olmadigindan paranin sahibi merhamete geîip borcu her ikisine de bagisladi. Bunlardan hangisi alacaklisini en çok sever?»

Simun cevap verdi: «Kendisine daha büyük borç bagislanmis olan.»

Isa dedi: «Iyi söyledin; sana diyorum ki, öyleyse bu kadina ve kendine bak; çünkü sen Allah'a iki kez borçlusun, biri bedeninin cüzzamindan dolayi, digeri de ruhun cüzzamindan dolayi, ki bu günahtir.

«Rabbimiz Allah dualarimla merhamete gelip, senin bedenini ve ruhunu iyilestirmek istedi. Sen bu bakimdan beni az seversin. Çünkü benden hediye olarak az bir sey aldin. Ve böyle, ben evine gelince de benim ayagimi öpmedin ve basima da yag sürmedin. Ama, bu kadin, bakin bakin! Senin evine girer girmez, kendini dogruca ayaklarima atip, onlari gözyaslariyla yikadi ve degerli bir yag sürdü. Bu bakimdan, bakin size diyorum ki, ona pek çok günahlari bagislandi, çünkü beni çok sevmistir. Ve kadina dönüp, dedi: «Huzur içinde var yoluna git, çünkü, Allah'imiz Rabb günahlarini bagislamistir. Bir daha da günah islememeye bak. Imanin seni kurtarmistir.»
131."Gururdan Kurtulmak Için Ne Yapilmali?"
Havarileri gece ibadetinden sonra Isa'nin yanina varip, dediler: «Ey muallim, gururdan kurtulmak için ne yapmaliyiz?»

Isa cevap verdi: «Yemek için bir reisin evine çagirilan bir yoksul gördünüz mü (hiç)?»

Yuhanna karsilik verdi: «Ben Hirodes'in evinde yemek yedim. Söyle ki, seni tanimadan önce baliga gider ve Hirodes'in ailesine balik satardim. Böyle böyle, ziyafet verdigi bir gün, ben o tarafa güzel bir balik götürürken beni durdurdu ve orada yemek yedirdi.»

O zaman Isa dedi: «Simdi, kâfirlerle nasil yemek yedin? Allah seni bagislasin ey Yuhanna! Ama söyle bana, sofraya nasil oturdun? En yüksek yeri mi aradin? En nefis yemegi mi istedin? Sofrada, kendine soru sorulmadigi zaman konustun mu? Kendini sofrada oturan diger kimselerden daha mi degerli saydin?»

Yuhanna cevap verdi: «Allah sag ve diridir ki, kralin baronlari arasinda oturan kötü giyimli, yoksul bir balikçi oldugumu görerek, gözlerimi kaldirmaya cesaret bile edemedim. Böyle iken, kral bana küçük bir et parçasi verdigi zaman kralin bana gösterdigi teveccühün büyüklügünden dünyanin benim oldugunu sandim. Ve, iste diyorum ki, kral eger bizim kanunumuza uymus olsaydi, hayatimin bütün günlerinde seve seve ona hizmet ederdim.»

Isa haykirdi: «Ses etme Yuhanna, çünkü, Allah'in gururumuzdan dolayi Ebiram gibi bizi Cehennem'e atmasindan korkarim!»

Havariler Isa'nin sözleri üzerine korkudan titrerken, O yine dedi: «Bizi gururumuzdan dolayi Cehennem'e atmamasi için Allah'tan korkalim.»

«Ey kardesler, bir reisin evinde ne yapildigini Yuhanna'dan duydunuz mu? Dünyaya gelen insanlara yaziklar olsun, çünkü, gurur içinde yasarlarken zillet içinde ölecekler ve sasirip kalacaklar.

«Bu dünya da, Allah'in insanlara ziyafet verdigi ve Allah'in tüm kutsal (kul)Ianyla peygamberlerinin yemek yedigi bir evdir. Ve, size diyorum ki bakin, insan aldigi her seyi Allah'tan alir. Bu bakimdan, insan kendi degersizligini ve Allah'in bizi besleyen büyük nimetleriyle birlikte yüceligini de taniyarak, en derin bir alçak gönüllülük içinde olmalidir. Öyleyse, insanin «ah, bu dünyada bu neden yapilir ve bu neden söylenir» demesi degil, gerçekten, kendini dünyada Allah'in sofrasinda duracak degerde görmemesi mesrudur. Ruhumun huzurunda oldugu Allah sag ye diridir ki, burada, yeryüzünde Allah (in elinden alinan hiç bir sey küçük degildir, öyleyse insan, karsiliginda tüm ömrünü Allah sevgisi için harcamalidir.

«Allah sag ve diridir ki, Hirodes'le yemek yemekle günah islemis degilsin ey Yuhanna, çünkü senin yaptigin bize ve Allah'tan korkan herkese bunu anlatman için Allah'in bir takdiriydi. Böyle yapin» dedi. Isa havarilerine, «dünyada, Yuhanna'nin Hirodes'in evinde onunla yemek yerken yasadigi gibi yasayasiniz, çünkü bu sekilde, gerçekten tüm gururlardan kurtulacaksiniz.»

132. Temsiller

Isa Galile denizi boyunca yürürken, çevresini büyük bir kalabalik aldi; bunun üzerine, sahilden biraz ötede durmakta olan bir kayiga bindi. Ve, sesi isitilebilecek kadar yakinlikta karaya demir atti. Bunun üzerine, hepsi denizin kiyisina gelerek, oturup sözlerini beklediler. O zaman agzini açti ve dedi:

«Iste, ekici ekmeye çikti, ekerken ekinlerin bazisi yola düstü. Ve bunlar insanlarin ayaklari altinda çignenip, kuslar tarafindan yendi; bazisi taslarin üstüne düstü, nem olmadigindan siçrayip, güneste yandilar; bazisi çitlerin içine düstü, burada büyüdüklerinden, dikenler tohumlari bogdu; ve bazisi da iyi topraga düstü, burada otuz, altmis ve yüz katina kadar meyve verdiler. Isa yine dedi: «Bakin, bir aile babasi bu tarlaya iyi tohum ekti; burada iyi adamin hizmetçileri uyurlarken efendileri olan adamin düsmani gelip, iyi tohumlarin üzerine delice otlari ekti. Bunun üzerine, ekinler çikinca, aralarinda bir hayli delice otlari çiktigi da görüldü. Hizmetçiler efendilerine gelip, dediler: -Ey efendi, tarlana iyi tohum ekmedin miydi? Neden orada bir hayli delice otlari da çikti?» Efendi cevap verdi, «Iyi tohum ektim, fakat adamlar uyurken, adamin düsmani geldi ve ekinler üzerine delice otlari ekti.»

Hizmetçiler dediler: «Gidip, ekinler arasindaki delice otlarini söküp koparmamizi ister misin?»

Efendi cevap verdi, «Böyle yapmayin, çünkü onlarla birlikte ekinleri de koparirsiniz; bunun yerine hasat zamani gelinceye kadar bekleyin. O zaman gider ve ekinler arasindaki delice otlarini koparip yanmalari için atese atar, ekinleri de anbarima korsunuz.»

Isa yine dedi: «Pek çok adam incir satmaya gittiler. Ama, pazara vardiklarinda gördüler ki, insanlar iyi incirler degil de, güzel yapraklari ariyorlar. Bunun üzerine, adamlar incirlerini satamadilar. Ve, bu durumu gören kötü bir vatandas dedi: «Muhakkak zengin olabilirim.» Ardindan, iki oglunu çagirip (dedi) : «Gidin ve kötü incirleri bulunan pek çok yaprak toplayin.» Ve, bunlari agirliklarinca altin karsiligi sattilar. «Çünkü insanlar yapraklarindan pek memnun oluyorlardi. Ama yapraklari yiyenler agir bir hastaliga tutuldular.»

Isa yine dedi: «Bakin ki, bir vatandasin, tüm komsu vatandaslarin pisliklerini yikamak için su aldiklari bir çesmesi vardi; fakat, bu vatandasin kendi elbiseleri çürüyüp gidiyordu.»

Isa yine dedi: «Iki adam elma satmaya gittiler. Biri, elmanin kendine bakmadan, altin karsisindaki agirligindan dolayi, satmak için elmanin kabugunu seçti. Digeri, elmalari elden çikarip, yalnizca yolculugunda yiyecegi ekmegi alabildi. Ama, altin karsisindaki agirligi nedeniyle insanlar, onlari kendilerine istahla verene bakmadan ve onu hakir görmeden elmalarin kabugunu aldilar.»

Ve, o gün Isa kalabaliga böylece temsillerle konustu; sonra, onlari dagitip, havarileriyle birlikte Nain'e gitti; burada (bir) dul kadinin oglunu (Allah'in izniyle) diriltmisti; bu ogul annesiyle birlikte onu evine alip, hizmette bulundular.
133. Temsillerin Anlami

Havarileri Isa'nin yanina varip, ona söyle sordular : «Ey muallim, halka söyledigin temsillerin anlamini bize anlat.»
Isa karsilik verdi: «Namaz saati yaklasiyor; bu bakimdan, aksam namazi bitince size temsillerin anlamini söyleyecegim.»

Namaz bitince havariler Isa'nin yanina vardilar, o da kendilerine dedi: «Yol üstüne, taslara, dikenlerin üstüne, iyi topraga tohum eken, çok sayida insanin üstüne düsen Allah'in Kelâmi'ni ögreten kisidir.»

«Yola düser; yani, yaptiklari uzun yolculuklar ve iliski içinde bulunduklari kavimlerin farkliligi nedeniyle, seytan'in hatirlarindan Allah'in Kelâmi'ni çikardigi denizcilerin ve tüccarlarin kulagina varir. Taslarin üzerine düser; bu vakit, bir reisin vücuduna karsi göstermek zorunda olduklari büyük dikkat nedeniyle, içlerine Allah'in Kelâmi'nin islemedigi saray hizmetçilerinin kulagina varir. Sundan ki, hatirlarinda bundan az bir sey varsa da, herhangi bir zorlukla karsilasir karsilasmaz Allah'in Kelâmi hatirlarindan çikar gider; çünkü, Allah'a kulluk etmediklerinden, Allah'­tan yardim da umamazlar.

«Dikenlerin arasina düser, bu kez, kendi hayatlarini sevenlerin kulagina varir. Her ne kadar bunlarin üzerinde Allah'in Kelâmi biterse de, bedeni arzular büyüyünce iyi tohum olan Allah'in Kelâmi'ni bogarlar. Çünkü bedeni arzular (insanlara) Allah'in Kelâmi'ni biraktirir. Iyi topraga düser; bu kez, Allah'in Kelâmi Allah'tan korkanin kulagina varir, burada sonsuz hayat meyvesi verir. Bakin, size diyorum ki, kisinin Allah'tan korktugu her durumda, Allah'in Kelâmi onun içinde meyve verir.»

«Su aile babasina gelince, size diyorum ki bakin, o her seyin babasi olan Rabbimiz Allah'tir, sundan ki, her seyi O yaratmistir. Fakat, O, tabiatta görüldügü biçimde bir baba degildir. Çünkü O hareket etmez, hareket etmeyen üremez, dogmaz, dogurmaz. O halde, Allah'imiz bu dünyanin sahibi olandir; tohum ektigi tarla insan soyudur ve tohum da Allah'in Kelâmi'-dir. Iste böyle, muallimler dünyanin islerine dalarak Allah'in Kelâmi'ni anlatmayi ihmâl ettikleri zaman, seytan insanlarin kalbine dalâlet (sapmalar-sapkinliklar) eker, bundan da, serli akidenin sayisiz kollari türer.
Kutsal (kul)lar ve peygamberler haykirir: «Ey Rabb, sen o zaman insanlara iyi akîde vermemis miydin? Neden o halde bu kadar çok dalâlet oluyor?»

Allah cevap verir:  «Insanlara iyi akide verdim, ama insanlar kendilerini bos seylere kaptirip giderken, seytan, benim kanunumu hiçe indirgemek için dalâletler ekiyordu.»
Kutsal (kul)lar der: «Ey Rabb, insanlari yokederek bu dalâletleri dagitacagiz.»

Allah cevap verir: «Böyle yapmayin, çünkü mü'-minler kâfirlere akrabalikla öylesine baglidirlar ki, kâfirler içinde yok olurlar. Ama, mahkemeye kadar bekleyin, çünkü o zaman kâfirler meleklerim tarafindan toplanip, seytanla birlikte Cehennem'e atilirken, iyi mü'min olanlar benim melekûtuma gelecek.» Emin olun ki, pek çok kâfir babanin mü'min ogullari olur, bunlarin ugruna da Allah dünyanin tevbe etmesini bekler.

Iyi incir tasiyanlar iyi akide va'z eden muallimlerdir. Fakat yalanlardan zevk alan dünya ehli, muallimlerden güzel sözler ve koltuk kabartma yapraklari ister. Bunu gören seytan, beden ve nefsle birleserek, bir sürü yaprak, yani, günahlari örtecek bir sürü yaprak getirir; bunlari alan insan hastalanir ve sonsuz ölüme hazirlanir.

Suyunu pisliklerini yikayip gidermek için baskalarina veren, fakat kendi elbiselerini çürümeye birakan su sahibi vatandas, baskalarina pisman olmayi ögütleyen, kendisi ise, halâ günahta devam eden muallimdir.

«Hava üzerine, kendine uygun cezayi melekler degil, kendi diliyle yazan zavalli insan!»

«Eger bir insanin dili fil dili gibi, vücudunun geri kalan kismi ise karinca gibi küçük olsa, bu acaip bir sey olmaz mi? Evet, mutlaka. Simdi, size diyorum ki, bakin, baskalarina pisman olmayi ögütleyip, kendisi ise günahlarina tevbe etmeyen daha çok acaiptir.»

«Su elma satan iki adama gelince: Biri, Allah rizasi için ögütte bulunup, kimsenin koltugunu kabartmayan, fakat, yalnizca yoksul bir insanin geçimligini isteyip gerçekten ögüt veren kisidir. Ruhumun huzurunda durdugu Allah sag ve diridir ki, böyle bir insani dünya ehli kabul etmez, aksine hor görür. Ama, altinla olan agirligi nedeniyle kabuk satan ve elmalari saçip savuran ise, insanlari memnun etmek için ögütte bulunan kisidir; ve o dünya ehlinin koltugunu kabartmakla, koltuk kabarticiliginin sonucu olarak ruhunu mahveder. Ah, bundan dolayi niceleri helak olup gitmistir!»
O zaman (bunu) yazan karsilik verdi  «Kisi Allah'in kelâmini nasil dinlemeli; ve kisi Allah sevgisi için va'z vereni nasil bilmeli?»

Isa cevap verdi: «Va'z veren, iyi akideyi va'z ederken Allah konusuyormus gibi dinlenilmelidir; çünkü, Allah onun agziyla konusmaktadir. Fakat, kisilere saygi gösterip, belli insanlarin koltuklarini kabartarak, günahlara günah demeyenden yilandan kaçar gibi kaçmalidir, çünkü, gerçekte o insanin duydugunu zehirler.»

«Anliyor musunuz? Bakin, size diyorum ki, nasil ki yarali bir adamin yaralarini sarmak için güzel bir sargiya degil de, iyi bir merheme ihtiyaci varsa, ayni sekilde, bir günahkârin da, günah islemeyi birakmasi için güzel sözlere degil, güzel uyari ve sakindirmalara ihtiyaci vardir.»
134. Cehennem'dekilerin Durumlari

Sonra, Petrus dedi: «Ey muallim, bize, kaybedenlerin nasil azap görecegini ve Cehennem'de ne kadar kalacaklarim anlatin ki, insan günahtan kaçabilsin.»

îsa cevap verdi: «Ey Petrus, sordugun güzel bir sey, ben de insallah sana cevap verecegim. Bu bakimdan bilin ki, Cehennem birdir. Ama, birbiri altinda yedi kati vardir. Dolayisiyla nasil yedi türlü günah varsa, seytan'in neden oldugu bu (günahlar) için Cehennem'in yedi kapisi ve orada yedi tane de ceza vardir.»

«Kalben en magrur olan, üstteki tüm katlardan geçerek ve bunlardaki tüm acilari çekerek en alt kata firlatilacaktir. Burada, Allah'in emrettiginin aksine, istedigini yapmak arzusuyla Allah'tan daha yüce olmanin pesinde kosup, kendi üstünde kimseyi tanimak istemiyor idiyse, ayni sekilde orada seytan ve seytanciklarinin ayaklari altina konacak. Bunlar kendisini üzümün sarap yapilirken ezildigi gibi ezecekler ve bundan sonra hep seytanlarin eglencesi ve maskarasi olacaktir.»

«Komsusunun iyiliginden tedirgin olup, basina gelenlere sevinen haset, altinci kata gidecek ve çok sayida Cehennem yilanlarinin disleri tarafindan tedirgin edilecektir.»

«Ve, Cehennem'deki tüm seyler gördügü azaba seviniyor ve yedinci kata gitmedigine üzülüyormus gibi gelecektir kendisine. Her ne kadar lânetliler hiç bir seye sevinemezlerse de, yine de Allah'in adaleti, kötü, haset adami insan rüyasinda biri tarafindan tekmeleniyor ve bu yüzden azap duyuyormus hissi veren bir duruma sokacaktir. Kötü haset adamin önüne konan durum aynen böyle olacaktir iste. Asla hiç bir mutlulugun olmadigi bir yerde, ona, öyle gelecektir ki, sanki herkes, basina gelenlere sevinmekte ve daha kötüsünü tatmadigina üzülmektedir.»

«Tamahkâr besinci kata gidecek (ve) orada zengin ziyafetçinin çektigi gibi asiri derecede yoksulluk çekecektir. Ve, cinler daha çok azap (vermek) için, arzuladigi seyi kendisine sunacaklar ve onu eline aldiginda, diger cinler,

«Hatirla ki, Allah sevgisi için vermiyordun. Allah da simdi almani istemiyor» diyerek, elinden zorla çekip alacaklardir.»

«Ey mutsuz insan! Simdi, eski zenginligini hatirlayip, su andaki dehsetli yoksullugunu görünce kendini bu durumda bulacak (iste) 'Ve, o zaman sahip olamayacagi mallarla sonsuz zevkleri kazanabilirdi! (Ama, heyhat!.)
135.

«Dördüncü kata sehvet düskünü gidecek. Orada, kendilerine Allah tarafindan verilen yolu degistirenler, seytan'in yanan tersinde pismis ekin gibi olacaklar. Ve, orada korkunç Cehennem yilanlarinca kucaklanacaklar. Ve, fahiselerle günah isleyenler (in) bütün bu pis hareketleri, kendileri için Cehennemi ates ve öfkelere dönüstürecek; bunlar, saçi yilan, gözleri alevli kükürt, agzi zehirli, dili yalan dolan, vücudu tümüyle ahmak baliklari yakalamada kullandiklarina benzer dikenli çengellerle kapli kusak, pençeleri ejderha pençeleri gibi, tirnaklari ustura, (ve) üretim organlan da ates gibi olan kadina benzer seytanlardir. Simdi, bütün bunlarla birlikte, tüm sehvet düskünleri, yataklari olacak olan Cehennem'in közlerinden (de) yararlanacaklardir!

«Üçüncü kata, simdi çalismak istemeyen tembeller gidecektir. Burada, tek bir tas gereken yere konmadigi için, biter bitmez yikiliveren sehirler ve büyük büyük saraylar yapilir. Ve, bu koca koca taslar tembellerin omuzlarina konur. Bunlar, yürürken bedenlerini serinletmek ve yükü kolaylastirmak için ellerini kullanmazlar. Çünkü, tembellik kollarinin gücünü gidermistir ve bacaklari Cehennem'in yilanlariyla kucaklasmaktadir. Ve, daha kötüsü ardinda cinler vardir, kendisini iter ve yükün altinda defalarca yere düsürürler; yükü kaldirmasi için yardim da etmezler; kaldirilamiyacak derecede agirdir o, bir iki kati daha konur üzerine.

«Ikinci kata bogaz düskünleri gider. Simdi, burada yiyecek kitligi vardir, o derecede ki, canli akreplerle, canli yilanlardan baska yenecek hiç bir sey yoktur. Bu öyle bir azap verir ki, hiç dogmamis olmak bu tür yemekleri yemekten daha iyidir. Görünüste süphesiz, kendilerine cinler tarafindan nefis etler sunulur; fakat elleri ve ayaklari atesten zincirlerle bagli oldugundan, kendilerine et göründügü durumlarda el uzatamazlar. Ama, daha da kötüsü, yedigi akrepler karnini kemirir. Hizlica disari çikamadiklarindan oburun gizli yerlerini parçalarlar. Ve, zaten kirli olup, pis ve tiksindirici biçimde disari çiktiklari zaman tekrar tekrar yenirler.»

«Öfkeli olan, birinci kata gider. Orada, tüm cinlerden ve kendinden asagilara giden o kadar lânetli kisilerden hakaret görür. Kendisini tekmelerler, tokatlarlar, geçtikleri yola yatirirlar ve ayaklariyla bogazina basarlar. O, yine de kendisini koruyamaz. Çünkü elleri ve ayaklari baglanmistir. Ve daha kötüsü, baskalarina hakaret ederek öfkesinin çikacagi bir yol da bulamaz. Çünkü dili, balik satanin kullandigina benzer bir kancayla baglanir.»

«Bu lânetli yerde, tüm katlarda görülen, ekmek yapmak için çesitli ekin tanelerinin karistirilmasi gibi, genel bir cezalandirma olacaktir. Ates, buz, yildirimlar, simsek, kükürt, sicak, soguk, rüzgâr, çilginlik, siddet hepsi Allah'in adaletince birlestirilecek. O sekilde ki, ne soguk sicagi yumusatacak, ne de ates buzu.. Her biri sefil günahkâra azap verecektir.»
136.

«Bu lânetli bölgede kâfirler ebediyyen kalacaktir,-o kadar ki, dünya misir taneleriyle dolsa ve tek bir kus, dünyayi bosaltmak için yüz yilda bir kez, tek bir taneyi götürecek olsa —eger bu sekilde bosalip— kâfirler de Cennet'e girecek olsalar, sevinip rahat ederler. Ama, böyle bir ümit yoktur. Çünkü, günahlarina Allah sevgisiyle bir son vermedikleri için çektikleri azap da sona ermeyecektir.»

«Fakat, mü'minler rahat edecekler, çünkü çektikleri azabin sonu gelecektir.»

Havariler bunu duyunca korkup dediler: «Müminlerin de Cehennem'e girmeleri gerekiyor mu?»

Isa cevap verdi: «Kim olursa olsun, herkesin Cehennem'e girmesi gerek. Ama, buna ragmen, Allah'in kutsal (kul) lari ve peygamberlerinin, herhangi bir ceza çekmek için degil de, görmek için oraya gidecekleri dogrudur; ve korkanlar yalnizca takvali olanlardir. Ne diyebilirim ki ben? Size söylüyorum ki, buraya, Allah'in adaletini görmek üzere Allah'in Elçisi (bile) gelecektir. O zaman, O'nun varligindan Cehennem titreyecektir. Ve, O da bir insan bedenine sahip oldugundan, tüm insan bedenine sahip olup da cezaya konulanlar, Allah'in Elçisi'nin Cehennemi görmek için kaldigi sürece cezasiz kalacaklardir. Fakat, O orada (yalnizca) göz açip kapayincaya kadar geçen süre içinde kalacaktir.»

«Ve, Allah bunu, her yaratik Allah'in Elçisi'nden yarar gördügünü bilsin diye yapacaktir.»

«O, oraya gelecegi zaman, tüm seytanlar titreyecek ve birbirlerine «kaçin kaçin, çünkü düsmanimiz Muhammed buraya geliyor» diyerek, yanan közlerin altina gizlenmeye çalisacaklardir. Bunu duyan seytan, her iki elleriyle yüzüne vuracak ve haykirarak diyecektir: «Sen, bana ragmen benden daha soylusun, adaletsizce yapilmis (bir is) bu!»
137.

«Yetmis iki derecede olan mü'minlere gelince: —biri salih amellere üzülüp, digeri de kötülüklere sevinerek— salih amelleri olmadan (yalnizca) imani bulunan son iki derecedekiler Cehennem'de yetmis bin yil kalacaklar.»

«Bu yillardan sonra melek Cebrail Cehennem'e gelecek ve onlarin «Ey Muhammed, sana inananlarin Cehennem'de ebediyyen kalmayacaklarini söyleyerek, bize edilmis va'dlerin nerede?» dediklerini duyacak.»

«O zaman, melek Cebrail geri Cennet'e dönüp, saygiyla Allah'in Elçisi'ne yaklasacak, duyduklarini O'na anlatacak.»
O zaman Elçi'si Allah ile konusup, diyecek: «Allah'im Rabb, benim inancimi kabul edenlerle ilgili olarak, onlarin Cehennem'de ebediyyen kalmayacaklari (seklinde)  ben kuluna edilmis va'di hatirla.»

Allah karsilik verecek: «Ne diliyorsan iste, ey dostum, çünkü, istedigin her seyi sana verecegim.»

O zaman Allah'in Elçisi diyecek: «Ey Rabb, müminlerden yetmis bin yildir Cehennem'de kalanlar var. Merhametin nerede ey Rabb? Sana, Rabb, onlan aci cezalardan kurtarman için dua ediyorum.»

«O zaman Allah, dört gözde melegine Cehennem'e giderek, Elçisi'ne inanan herkesi çikarip, Cennet'e götürmelerini emredecek. Ve, onlar da bunu yapacaklar.»

«Ve, Allah'in Elçisi'ne inanmanin yarari böyle olacaktir iste. O'na inananlar, hiç bir salih amel islemeseler de, inançlari içinde ölürlerse, sözünü ettigim cezadan sonra Cennet'e gireceklerdir.»
138.

Sabah olunca erkenden, sehrin tüm insanlari kadin ve çocuklarla birlikte, îsa'nin havarileriyle kaldigi eve gelerek, O'na yalvanp dediler: «Rab, bize merhamet et. Çünkü,  bu yil kurtlar ekinleri yediler ve biz de bu yil topragimizdan hiç bir sey alamiyacagiz.»

îsa karsilik verdi: «Sizinki de ne korku! Bilmez misiniz ki, Allah'in kulu îlya, Allah'in azabinin sürdügü üç yil içinde, yalnizca otlarla ve yabanî meyvelerle beslenerek, ekmek (yüzü) görmedi. Allah'in peygamberi babamiz Davud, Seul'un zulmü altinda iki yil yabanî meyve ve ot yedi. O kadar ki, yalnizca iki kez ekmek yedi.»

Adamlar karsilik verdiler: «Rab, onlar manevî nimetlerle beslenen ve dolayisiyla iyi sabir gösteren Allah'in peygamberleridirler; ama bu küçükler nasil yemek bulacaklar?» Ve, O'na çocuklarin olusturdugu kalabaligi gösterdiler.

O zaman Isa, onlann perisanliklarina merhamet ederek dedi: «Hasada ne kadar var?» Cevap verdiler: «Yirmi gün.»
O zaman Isa dedi: «Bakin, bu yirmi gün süreyle kendimizi oruca ve namaza veririz; böylece Allah size, merhamet edecektir. Bakin, size diyorum ki, burada, benim Allah veya Allah'in oglu oldugumu söylediklerinde îsraililer'in günahi ve insanlarin deliligi basladigi için, Allah bu kitligi vermistir.»

On dokuz gün oruç tutup da, yirminci günün sabahi oldugu zaman, tarlalarin ve tepelerin olgun ekinlerle kapli oldugunu gördüler. Bunun üzerine, Isa'ya kosup, her seyi anlattilar. Ve, bunu isitince îsa, Allah'a sükürler etti ve dedi: «Gidin kardesler, Allah'in size verdigi yemegi toplayin.»
Adamlar o kadar çok ekin topladilar ki, nereye koyacaklarini bilemediler; ve bu sey Israil'deki bollugun sebebi oldu.
Sehirliler, Isa'yi baslarina kral yapmak için danisip görüstüler; o, bunu ögrenince kendilerinden kaçti. Bu nedenle, havariler on bes gün kendisini bulmak için ugrastilar.
139.

îsa, bu (satirlar) i yazanla, Yakup ve Yuhanna tarafindan bulundu. Ve, onlar aglayarak dediler: «Ey üstad, bizden neden kaçtin? Yana yakila seni aradik; tüm havariler de aglaya aglaya seni ariyorlar.»

Isa cevap verdi: «Kaçtim. Çünkü, biliyordum ki, seytanlarin bir yol göstericisi, kisa bir zaman sonra göreceginiz bir sey hazirliyor benim için. Ileri derecedeki kâhinlerle halkin önde gelenleri bana karsi ayaklanacak ve Romali validen beni öldürmek için yetki koparacaklar. Çünkü, benim Israil kralligini gasbetmek istedigimden korkuyorlar. Hattâ, Yusuf'un Misir'a satildigi gibi, ben de havarilerimden biri tarafindan ihanete ugrayacak ve satilacagim. Ama, peygamber Davud'un, «O, çukura, komsusuna tuzak kurani düsürecektir.» dedigi gibi, adaletli Allah, kendisini düsürecek. Allah, beni onlarin elinden kurtarip, dünyadan çekip alacak.»

Üç havari korktular; ama îsa, «Korkmayin, çünkü sizden hiç biriniz bana ihanet etmeyecektir» diyerek kendilerini rahatlatti.

Ertesi gün olunca, Isa'nin sakirtlerinden otuz altisi ikiser ikiser geldi; ve (Isa) digerlerini bekleyerek Sam'da kaldi. Ve, herkese dert yaniyorlardi. Çünkü, Isa'nin dünyadan ayrilmasi gerektigini biliyorlardi. Bunun üzerine agzini açti ve dedi: «Kesinlikle mutsuz odur ki, nereye gidecegini bilmeden yürür; ama (bundan) daha mutsuz olan ise, gücü yettigi ve iyi bir hana nasil varilacagini bildigi halde, yagmur altinda, eskiya tehlikesine karsi batak yolda kalmak diler ve arzu eder. Söyleyin bana kardesler, bu dünya bizim ana vatanimiz midir? Hiç de degil. Çünkü, ilk insan dünyaya sürgüne gönderildi; ve burada hatasinin cezasini çekiyor. Yoksulluk içinde oldugunu görürken, kendi zengin ülkesine dönme özlemini duymayan bir sürgün bulunur mu acaba? Akil bunu kesinlikle reddeder, ama tecrübe dogruluyor, çünkü, dünyayi sevenler ölümü düsünemezler; hem de, biri kendilerine ondan söz etti mi, konusmasina kulak vermezler.»
140.
«Inanin ki ey insanlar, ben dünyaya, hiç kimsenin, hattâ Allah'in Elçisi'nin bile sahip olmadigi bir ayricalikla geldim (Bu ayricalik Isa Peygamberin kiyamete yakin bir zamana kadar yükseltildigi yerde yasamasidir); çünkü, Allah'imiz insani dünyada yerlestirmek için degil, gerçekte Cennet'e koymak için yaratti.»

«Emin olun ki, kendisine yabanci bir kanuna bagli olduklarindan, Romalilar'dan herhangi bir sey almak ümidi olmayan kisi, sahip oldugu tüm seylerle birlikte kendi ülkesini terketmek ve asla dönüp de, gidip Roma'da yasamak istemez. Ve, kendisinin Kayser'e karsi geldigini gördügü zaman, çok daha az (ihtimalle) böyle bir sey yapar. îste, ben de size diyorum ki bakin, Allah'in peygamberi Süleyman da benimle birlikte agliyor, «Ey ölüm, seni hatirlamak, zenginlikleri içinde rahat rahat oturanlara ne kadar da aci gelir!» Bunu, simdi ölecegim için demiyorum; çünkü, dünyanin sonuna kadar yasayacagimdan eminim.

«Fakat, ölmeyi ögrenesiniz diye size bundan söz edecegim.»

«Allah sag ve diridir ki, bir kez bile olsa yanlis yapilan her sey gösterir ki, bir seyi iyi yapmak için, o seyde alistirma yapmak gereklidir.»

«Askerleri gördünüz mü, baris zamaninda sanki savastalarmis gibi nasil da birbirleriyle kendilerini egitirler. Ya iyi ölmesini bilmeyen insan, iyi bir ölümle nasil ölecektir?»

«Rabb'in gözünde kutsal (kul) un ölmesi çok kiymetlidir» demisti Peygamber Davud. Neden biliyor musunuz? Söyleyecegim size: Sundan ki, nasil, tüm az bulunan seyler kiymetliyse, iyi ölenlerin ölümü de, az bulunduklarindan Yaraticimiz Allah'in gözünde kiymetlidir.

«Cidden, bir insan ne zaman bir seye baslasa, ayni seyi bitirmek istemekle kalmaz, bunun yani sira, plâni iyi bir sonuca varsin diye sancilanir.»

«Ey, donuna kendinden daha çok deger veren zavalli insan; kumasi kesecegi zaman, kesmeden önce dikkatle ölçer; kesilince de özenle diker. Ya, hayatini, —ölmek için dogan, o kadar ki, yalnizca dogmayan ölmez— neden insanlar hayatlarini ölümle ölçmezler?»

«Yapi yapanlari gördünüz mü; koyduklari her tasta duvar yikilmasin diye, tam yerinde olup olmadigini ölçerek temeli nasil da göz önünde bulundururlar? Ey sefil insan, hayat yapisi en büyük yikimla yikilacak, çünkü ölüm temeline bakmiyor!»
Logged
safak'adlı üyenin imzası
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Sayfa: [1]
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadı Say Bu Konuyu Gönder Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

+ Hızlı Cevap

KalınİtalikAltını ÇizÜstü Çizgili|Işıldayan YazıGölgeli YazıKayan Yazı|Formatlı YazıSola DayalıOrtalanmışSağa Dayalı|Yatay Çizgi|Yazı Tipi BüyüklüğüYazı Tipi
Resim EkleSite Adresi EkleE-Posta Adresi EkleFTP Adresi Ekle|Tablo EkleTabloya Satır EkleTabloya Sütun Ekle|Üst YazıAlt YazıDaktilo tarzı yazı|Kod EkleAlıntı Ekle|Liste EkleBilgi Kutusu Ekle
agla blush bunepeki bys cicek dancing dost hihi huhu kiki lütfen morgöz sicak sleep suss thankyou yasa yimaa biy


Bu site en iyi 1024x768 ebatlarında ve Mozilla Firefox Edinin tarayıcısı ile gözlemlenir!

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2011, Simple Machines XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!
Bu Sayfa 1.004 Saniyede 34 Sorgu ile Oluşturuldu