Giresun Bilgi Adresi
06 Şubat 2012, 08:33:09 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
 
Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Naim TİRALİ-Bisiklet
Konudaki Cevap Sayısı
1
Konuya Bakanlar 0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntüleme Sayısı
451

+ Giresun Bilgi Adresi > GİRESUN > Giresun Kültür, Sanat,Tarihi, Ekonomi > Yöresel Hikayeler > Naim TİRALİ-Bisiklet
Sayfa: [1]
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadı Say Bu Konuyu Gönder Yazdır

Gönderen Konu: Naim TİRALİ-Bisiklet  (Okunma Sayısı 451 defa)
 
23 Ağustos 2009, 14:05:50
safak
"ßizi satanLarı ßizßeLe$e veririz"
Editör
*

     Üye No : 2
     Cinsiyet : Bay
     Nerden : Giresun
     Konu : 1459
     Mesaj : 3,033
Bedenin olmadan yürümenin ne anlamı olabilir?
Karma +165/-7
safakk@hotmail.de WWW





Üyenin Mesajı: Bisiklete binmeyi ne zaman ögrendim?Cıkaramıyorum. Her halde kendimi hic zorlamış olmalıyım.Yoksa anımsardım. Ama bana bir bisiklet alınmadan önce de biliyordum, iki tekerlekli şeytan arabasını ustaca kullanmayı.
  Debboy´un az ilerisinde, sinemanın yanında bisikletci dükkanları vardı.Bisiklet kiraya veren daha cok oradan tuttugumuz bisikletlerle, Caloglu Ceşmesi´nedek gidip gelirdik. Bisiklet boyumuza göre büyük oldukları icin de, üstelik yarım pedal yaparak.
  Gecenlerde yolum düstü de, Caloglu Cesmesi´ni aradim. Doguya, batiya dogru genisleyen Giresun arazinin elverisligine karsin, Güneydeki sırtlara da tırmanmaya baslamış, şebinkarahisar yolunun altı ve üstü düzensiz kentleşme sonucu bir yıgın beton yapıyla dolmuş. Bu yüzden de, ne bir zamanların gözde gezi yeri olan Caloglu Cesmesi´ne uzanan yol boyundakı fındık bahceleri güzelliklerini koruyabilmişler, nede Caloglu Cesmesi yerinde kalabilmiş.
 Giresun son yıllarda cok degişmiş, elbet Cıtlakkale´den Gemiler cekegi´ne kadar kilometrelerce uzanan yeni kıyı yolu hem gezmek isteyenler icin hem deniz havası almak isteyenler icin, Caloglu Cesmesi´inden daha uygundur. Ama iste cocukluklarını gencliklerini anımsarken, o güzelim günlerin gectigi yerleri, bir göz olsun yeniden görmek isteyen yaşlılar, aradıklarını yerli yerinde bulamayınca, huysuzlaşıyorlar.      
 Benimki de o bicim diyecektim ya, daha da kötü aslında. Cünkü anlatacagım olay Giresun´da geciyor. Ama cocuklugumun Giresun´unda...Yani, bindokuzyüz otuzlu yılların Giresun´unda. Caloglu Ceşmeli, Debboy´lu parkesi o sırada döşenmiş Gazi caddeli, Cumhuriyet ve Osman aga meydanlı  Giresun´da..Sokakları nda herkesin birbirini tanıdıgı, pazardan alınan eksiklerin, evlere sepetcilerle gönderildigi; kentin tek sinemasında haftada iki yada üc kez degişen filmi, cıgırtkan Deli Sükrü´nün can calıp bagırarak duyurdugu; yaz akşamları, belirli yerlerin kaldırımlarında, yüksek köylerden getirilen, şıkıştırılmış karların satıldıgı; balıkların dizin dizin taşındıgı; geceleri lüks lambalarıyla aydınlatılan karpuz sergilerinin haftalarca sürüp gittigi  Giresun´da...
 Artık Caloglu turlarıyla deneyimim artmıştı ya, benim de bir bisikletim olsun istiyordum. Az şeymiydi hem, bir bisiklete sahip olmak, o günün  Giresun´unda. Ya üc, ya da beş cocugun bisikleti vardı ancak. Bu dilegimi evde nasıl actıgımı unutmuşum, ama bisikletim NSU marka olmalıydı. Balon lastik ve orta boy...Ki tam pedal binebileyim. Elbet dinamolu lambası, aynası, zili, her bir seyi tam olacaktı. Rengi konusunda belirli bir secimim yok. Giresun´daki bisiklerllerden en kralına, en hosuma gidenine; Ticaret Odası  Başkatibi Osman efendinin oglu Mekin´in İstanbul´dan daha yeni getirilen mavi bisikleketi.
 ilkokulu bitirme sınavlarını başarıyla verişimin hemen ardı sıra, bu bisiklet tutkumdan Dedeme cok söz etmiş, hatta Mekin´in bisikletini defalarca anlatmış olmalıyım ki, dedem bir gece Altınbaş´ını  yudumlarken:
 "Soralım bakalım yarın Osman Efendi´ye. Aynı bisikletten sana da ısmarlayalım. Bir hafta. on güne kalmaz gelir" diyor...
 Dedem az konuşur, ama öz konuşur. Cocuklarla ilişkilerinde bile oyalaması atlatması yoktur. Madem ki Osman Efendiye sorup ögrenecek, artık bisikletime on güne varmaz kavuşurum. Ama kolay mı on gün beklemek. Neden Giresun´da bisiklet satılmaz sanki? Belki kullanılmış bisikletler  alınıp satılıyordur ya, yenileri neden bulunmaz ki?
 Dedem söz de alıyor benden: Bisiklet dikkatli kullanılacak ama.. Zamanlı binilecek. Carşı pazarda, tehlikeli yollarda gezilmeyecek. Kendimi yormayacagım bisiklet üstünde.
 O gece, NSU marka bisikletime ancak on gün sonra kavuşabilecegim icin biraz sabırsız, ama bisiklet özlemini duymaya başladıgım ilk günlerin sıkıntısından kurtulmuş olarak, rahat bir uykuya dalmıştım. Ertesi gün, güneşli bir haziran gözlerimi actım. Tabii aklım, fikrim, on gün sonra istanbul´dan gelecekti, şaşırmalıydı arkadaşlarım. Sonra ta İstanbul´dan gelecekti, gecikebilirdi. Alman malıydı NSU. Acaba acentada hazır bisiklet var mıydı ki? Yoksa aylarca bekleyecek miydim?
 Yine de bisikletimin on güne kalmayıp gelecegine icten ice inandıgımdan, kiralık bisikletlerle cıktıgımız bir Caloglu turundan, daha degişik duygularla, ögleyin yemek yemeye eve dönüyordum. Avlu kapısından girdigimda, taşlıkta, cıkmanın altındaki sütunlarda dayalı mavi bir bisikleti görünce şaşırdım. Cünkü önünde pırıl pırıl duran, Osman Efendi´nin oglu Mekin´in NSU marka bisikletin ta kendisiydi . Ama ne işi vardı o bisikletin bizim evin taşlıgında?
 Durumun aydınlanması öyle uzun sürmedi. bisikleti getiren sepetci, Dedemin bir pusulasını bırakmış. Ona göre, Dedem. Osman Efendi´ye oglunun bisikletini nereden aldıgını sordugunda, bisiklet ısmarlamayagerek olmadıgı yanıtını vermiş Osman Efendi, istiyorsak eger, Mekin´inkini alabilecegimizi, cünkü satmaya kararlı oldugunu söylemiş. Bunun hoşuma gidecegini düşünen Dedem hic beklemedigi öneriyi kabul etmiş. Bir sepetci göndermişler evlerine, bisikleti alıp, hemen bize getirsin diye.Her  şey kısa sürede sonuclanmış.
 Bu benim icin, o denli beklenmedik ve yürek hoplatıcı bir olaydı ki, ne yapacagımı  şaşırmıştım. Uzaktan uzaga begendigim ve bir eşine sahip olmayı günlerdir kurdugum mavi NSU, adeta bir motosiklet görünümünde, işte önümde duruyordu. Genişce bir oda büyüklügündeki taşlıkta bir kac tur attıktan sonra, aklım bisiklette, yemek icin eve girdim. Her halde agzıme dogru dürüst bir şey sürmeden de, kendimi yeniden taşlıkta bulmuşumtum. Bisikleti bahce kapısından dışarı  cıkararak, bindigim gibi, zaten yirmi metre ötemizdeki Debboy´a cıktım.
 O zamanlar bu gün ögretmen okulu olan alanda kışla vardı. Saytaş´a cıkan sokagın köşesinde de bir su deposu, Debboy adı, su deposundan esinlenilerek verilmiş olmalıydı o yöreye,  şimdi su deposunun kendi gitmiş adı kalmış yadigar. Bir set üstündeki cicekli, bol agaclı, kücük kışla parkının da yerinde yeller esiyor. Yol düzeyinin de altına indirilmiş setin boşlugunda, şimdi balıkcı tezgahları dolmuş arabaları sırt sırta.
 Bir alay asker salt Debbyo ve cevresinin degil Giresun´un da havasını degiştirmekteydi. Kentin o yıllarındaki durgun ekonomisi, asker yardımıyla canlanıyordu, Askerin varlıgı, üstelik kentte eni konu bir ceki düzen de veriyordu. Gerci şehir bu günkü gibibüyümemiş, nüfusu kat kat artmamıştı. Ahşap evler yerli yerindeydi. Avlularındaki meyve agacları dao güzelim bahceli evlerden cogunun izlerini, apartmanlar silmişti daha. Sokak aralarında cift kale oynamamızı engelleyecek  ölcüde bir trafik akımıda yoktu, iki elin parmaklarıyla sayılacak kadardı otomobiller. Bir o kadar da kamyon. Öyle ki, hepsini de tanırdı cocuklar, markaları, modelleri ve sürücülerinin adları sanlarıyla.
 İşte ben, kışlanın giriş  kapısı karşısında, dört  yol agzının orta yerinde, bisikletimin üstündeydim. Tek ayagım yerde, bir masal kahramanı gibi duruyordum. Her halde, herkesin dikkatini cektigim kuruntusu icinde olmalıydım. Caloglu yönüne mi gitmeliydim, yoksa Gazi Caddesi boyunca carşıya mı inmeliydim?
 İlk kez kendi bisikletimle sokaga cıkmıştım, artık aklım saatte, yada bisikletini ödünc aldıgım arkadaşımda kalmayacaktı. İstedigin sürece bisikletimden inmeyebilirdim. Bisikleti olanlar takımlar kurup, birlikde gezilere cıkmak elimdeydi. Mac günleri Tayyare Düzü´ne gitmek icin, klüp arabalarını beklemeye gerek kalmayacaktı artık.
 Kararımı verdim, kiralık bisikletlele hic ugramadıgım carsıya dogru yöneldim. Cadde öyle sıcagında tenhaydı. Gıcır gıcır frenlerini de deneyerek, bisikletimi yokuş aşagı koyverdim. Biraz hızlansam, hemen frenlere sarılıyordum. Bisikletim de öyle rahattı ki, selesi sanki motosiklet selesi gibi, yumuşak deriden, altına ince yaylar yerleştirilmiş.
 Ziya Bey´in istikamet Eczanesi´ni gectim, hic bir arkadaşıma da rastlamıyordum. Trafik diye bir  şey yok. Bir otomobil ya da kamyon cıksa karşıma, belki şaşıracagım. Şeyh Camisi´nin önündeyim. bir de ne göreyim?  
İhsan Kaya Kitapevi´ne dogru , Mekin ile ablası (babalarının yanında olmalı) carşıdan gelmiyorlar mı ?
 Uzaktan fark ettigim kadarıyla, Mekin aglıyor, ablası onu avutmaya calışıyor.
 Kücük kentlerde yaşıt cocukların birbirini tanıması biciminde, uzaktan tanışıyoruz Mekin´le, ayrıca bir arkadaşlıgımız yok. Tam önlerinden gecerken, Mekin gözyaşlarıni bana göstermemek cabasıyla, kendine bir ceki düzen verir gibi oldu, iyice dikkat edemedim. Dayanamadım daha fazla bakmaya , belki selamdı da beni o anda sezmişdimki Osman Efendi, oglunun bisikletinini, ondan habersiz satmıştı Dedeme.Hic de sulu göz bir cocuk olmadıgım halde, bu kez benim gözlerim yaşarmıştı.
 Sonra bu sorun, günlerce konuşma konusu oldu bizim evde.Yeni bir bisiklete kavuşmamın sevinci, anlatılması güc bir üzüntüye dönüşmüştü. Böyle gitmeyecekti, Osman Efendi´ye haber yolladık. Mekin´in bisikletini geri verelim diye. Kesinlikle hayır dedi. Karşılaştıgımız yerlerde ise Mekin, kendisini aglarken görmüş olmamdan dogan utancını gidermek icin, cocuklugundan beklenmeyecek bir olgunlukle, hep yakınlık gösterdi bana.
 Ancak onbeş gün sonra, Mekin´e İstanbul´dan bir bisiklet daha gelmesi, sanımın dogrulugunu ortaya koydu. Ne varki, Mekin´in yeni bisikleti de Almanya malıydı ama NSU marka degildi. Nerede NSU´nun alımı, bir motosikleti andırır görünüşü, nerede Mekin´in yeni bisikleti?
 Düsünüyorum da Mekin´in aklı, ilk sevgilideki gibi, ilk bisikletinde kalmıştı. Öyle olmasa bile, ben onun o günkü aglayışını, ne bisikletimi kullandıgım cocukluk yıllarımda tümden unutabildim, ne de hala şimdi, aradan yıllar gecmesine karşın unutabiliyorum.

Piraziz Nere Berlin Nere´den; Naim TİRALİ- Ocak -1983


Kültürüne, cevresine, bakış acısı, sevecenligi, özverisi  şeckin bir öykücülügü olan Naim Tirali´ye  bu vasıflar icinde en cok onurlandıran şeckin bir Giresun lu olmasıdır..

Hissiyat, Aglatan, Unutulamayan, Özlemini yaşamış oldugu Bisiklet..

1935-Mavi
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

1950-Siyah
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Logged
safak'adlı üyenin imzası
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Giresunform Mod
Site Polisi
*****
Offline

Konular: 2,328


View Profile
Re: Naim TİRALİ-Bisiklet
« Posted on: 06 Şubat 2012, 08:33:09 »

 
      uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.

giris  kayit
Logged
24 Ağustos 2009, 16:56:19
Begum
Kıdemli Üye
*

     Üye No : 51
     Nerden : Hollanda
     Konu : 40
     Mesaj : 363
Karma +166/-0


Üyenin Mesajı: Bu guzel bir hikaye.Daha oncede Giresun dergilerinin birinde okumustum.Paylastigin icin tesekkurler...
Logged
Begum'adlı üyenin imzası
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Sayfa: [1]
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadı Say Bu Konuyu Gönder Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

+ Hızlı Cevap

KalınİtalikAltını ÇizÜstü Çizgili|Işıldayan YazıGölgeli YazıKayan Yazı|Formatlı YazıSola DayalıOrtalanmışSağa Dayalı|Yatay Çizgi|Yazı Tipi BüyüklüğüYazı Tipi
Resim EkleSite Adresi EkleE-Posta Adresi EkleFTP Adresi Ekle|Tablo EkleTabloya Satır EkleTabloya Sütun Ekle|Üst YazıAlt YazıDaktilo tarzı yazı|Kod EkleAlıntı Ekle|Liste EkleBilgi Kutusu Ekle
agla blush bunepeki bys cicek dancing dost hihi huhu kiki lütfen morgöz sicak sleep suss thankyou yasa yimaa biy


Bu site en iyi 1024x768 ebatlarında ve Mozilla Firefox Edinin tarayıcısı ile gözlemlenir!

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2011, Simple Machines XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!