Giresun Bilgi Adresi
11 Şubat 2012, 08:22:57 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
 
Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Ambaralan Köyü Genel Bilgi
Konudaki Cevap Sayısı
1
Konuya Bakanlar 0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntüleme Sayısı
434

+ Giresun Bilgi Adresi > GİRESUN > Giresun Merkez > Merkez Köyleri > AMBARALAN KÖYÜ > Tanıtım ve Haberler > Ambaralan Köyü Genel Bilgi
Sayfa: [1]
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadı Say Bu Konuyu Gönder Yazdır

Gönderen Konu: Ambaralan Köyü Genel Bilgi  (Okunma Sayısı 434 defa)
 
11 Nisan 2009, 02:56:58
cavuismail
Kahraman Üye
*

     Üye No : 3
     Yaş : 46
     Cinsiyet : Bay
     Nerden : İSTANBUL
     Konu : 321
     Mesaj : 1,272
Karma +150/-11





Üyenin Mesajı:  
GİRİŞ
Osmanlı-Rus Savaşı'nın (1877-1878) ardından Osmanlı yönetiminin elinden çıkarak Rusya İmparatorluğu sınırları içindeki Gürcüstan'a geçen topraklardaki Müslüman bölgelerden, özellikle Batum  ve çevresinden hilafetin hüküm sürmeye devam ettiği topraklara yoğun bir göç dalgası yaşanmış, Gürcüstan'a bırakılan bu topraklardan Osmanlı ülkesi en az yarım milyon mülteci almıştır. Göçün temel sebepleri. 16. yüzyıl sonrasında İslamiyeti kabul eden Gürcüler üzerindeki politik ve ekonomik baskılardır.
Grigol Orbeliani'nin  şu cümleleri de bunu doğrular niteliktedir: "Batum vilayetinin alınmasıyla Rusya Kafkasya sınırlarındaki en önemli ve tehlikeli bölgede doğal gücünü kazandı. Fakat halk savaşçı ve itaatsizdir. Osmanlı ile din bağı bulunanlar bu sebeple kale içindeki tehlikeli unsurlar olarak addedilirler. Yerel ahali boşaltılmalıdır." Niko Nikoladze  ise; "Rus krallığının yönetimi altına aldığı halktan 6-10 manet kadar vergi vermelerini istediğini, herkesten vergiyi toplayabilmek için kaba metotlar uygulandığını" belirtiyor.
Bu araştırmada, Batum civarından gelip bugünkü Bolu ili Gölyaka ilçesi topraklarında bulunan Efteni yöresine yerleşen Gürcülerin 1960'lara kadar yoğun bir biçimde yaşattıkları kültürleri ile ilgili günümüzde hatırlananlardan kesitler verilmeye çalışılacaktır. Araştırmanın bazı bölümleri Türkçe’ye çevrilerek verilmesine rağmen, özgün biçiminin  bozulmasının uygun olmayacağı düşünülen bölümlerin dile müdahale edilmeden konuşulan Gürcüce’yle sunulması uygun görülmüştür.
Efteni Gürcülerinin  çoğu Batum ilinin Acaristzkali  deresinin ortasından geçtiğini belirttikleri Tzoniari  köyünden gelmiş olduklarını ifade etmekle birlikte, Batum çevresindeki Zegani , Keda, Zvare , Loda , Loğa , Gulebi , Baidzuri , Vani  gibi yerleşim birimlerinin adlarını da hatırlamaktadırlar. Düzce çevresinde yoğun Gürcü nüfusu barındıran Asar Aksu, Fındıklı Aksu, Gölormanı, Gürcüçiftlik, Hızardere, Mahirağa, Melenağzı, Muncurlu, Musababa, Süleymanbey, Şakuç, Şimşir, Şıpır, Yeşilçam ve Doğanlı köyleri Gürcülerin çoğunluğundan farklı olarak Acaralı  olduklarını söylerler. Sözü edilen bu köylerdeki çoğunluk ise, kendilerini Zeganili , Maraditli  gibi daha dar bölge isimleriyle adlandırırlar.

TARİH
Efteni olarak adlandırılan yörede Hamamüstü ve Hacıyakup köyleri çevresinde yaşayan Gürcülerin hangi tarihte ata topraklarını terk ettikleri kesin olarak bilinmemekle birlikte, Rus Çarı Nikolay'ın Gürcüstan'daki Müslümanları yok etmek istediği ve bu göçün bu yüzden başladığı söylenir. Buradan hareketle göçün, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında, 1894-1917 tarihleri arasında hüküm süren Çar II. Nikolay döneminde yapıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Berlin Kongresi sonucu Osmanlı ve Rusya arasında 27 Ocak 1879'da İstanbul'da yapılan anlaşmayla 3 Şubat 1879'da başlayan resmi göç süresine rağmen Tzoniarililer köylerinden muhtemelen 1894 sonrasında ayrılmış olmalıdırlar.
Anlatılanlara göre Batum limanından önce İstanbul'a, sonra Akçakoca, Sinop, Samsun, Ordu, Giresun limanlarına göçmenler bırakılmıştır. Bu bir bölgede yığılmayı önlemekten çok, Batum limanında bekleyen binlerce insanın daha fazla mağdur edilmemesi için yakın limanları tercih etme yaklaşımı olarak değerlendirilebilir. Nitekim o dönemdeki Gürcü basınının, özellikle Kavkaz , Droeba , İveria ve Golosto  gazetelerinin de belirttiği gibi, "İnsanlar ellerinde ne varsa, tüm mallarını, topraklarını çok ucuza satıp limana inmişler, nakliye güçlüğünden ötürü aylarca gemi beklemişler, bu bekleyişte bazılarının parası bitmiş ve çaresiz duruma düşmüşlerdir." Ancak Osmanlının bu iyi niyetli yaklaşımı topraklarını terk etmedikleri için bir kısmı Gürcüstan'da kalan ailelerin bir kez daha bölünmesine yol açmıştır. Tzoniarili Gürcüler arasında da bu duruma düşmüş insanlar vardır.
Tzoniari köylülerinin bir kısmı, Yavuz adlı gemiyle Giresun limanına indirilerek o dönemlerde Keşap ilçesine bağlı bölgelerde yerleşmek için yer arayışına girmişlerdir. Bunlar, Tzoniari köyü sülalelerinden Çelebiler - Çelebioğulları , Yavuzlar - Sakallar , Çakarlar - Yıldızlar - , Güller - Abaklar - Urallar , Kılıçlar , Mezarcıoğulları  ve daha pek çok sülaledir. Çelebiler - Çelebioğulları ve Yaslıların  saptadıkları yer uygun görülmüş ve bu yerde Anbarala  yahut Anbaralay  olarak adlandırılan köy (Bugün Dereli ilçesine bağlı Anbaralan) kurulmuştur.
Burada kısa süre içinde tarım arazisinin yetersizliğiyle karşılaşılmış ve yeni sıkıntılar baş göstermiştir. Anbarala kurulduktan sonra muhtemelen 1910'lara girilmeden köyün ileri gelenlerinden Memed Ali Çelebi Efendi yaptığı hac yolculuğu dönüşünde, Batum limanındayken tabiatının uygunluğunu duyduğu ve bir kısım Gürcünün bu limana bırakıldığını bildiği Akçakoca'da gemiden inerek yaşam için Anbarala'dan daha uygun yerler aramıştır. İç kesimlere doğru ilerleyerek Düzce'nin güneybatısında bulunan Efteni yöresine ulaşmıştır. Hemen hemen boş olan, gölüyle, akarsularıyla, yaylalarıyla, ovasıyla, tarım alanlarıyla ve ormanlarıyla mükemmel olan bu topraklara daha sonra eşini ve küçük oğlu İmam Osman Çelebi'yi de getirmiştir. Ancak kendilerinden önce Kafkasya'dan gelen Çerkeslerin tepkisiyle karşılaşmış, yerleştikleri yerin Çerkeslerin baltalık ormanları olduğu gerekçesiyle şikâyet edilmiştir. Eşinin ve çocuğunun kendisini izleyeceği düşünülerek karakoldan karakola teslim yoluyla ve yaya olarak kolluk kuvvetlerince Anbarala'ya geri götürülmüştür.
Memed Ali Çelebi Efendi, yeniden Efteni'ye dönmüş, yine şikâyet edilmiş ve aynı yöntemle geri gönderilirken nakledildiği karakollardan birinin komutanı tarafından yetmiş yaşında olmasından dolayı serbest bırakılmıştır. Efteni'ye döndüğünde karşılaştığı üçüncü şikâyet üzerine gelen karakol komutanı Hacı Memed Ali Çelebi Efendi tarafından geri çevrilmiştir. Yerleşimi kesinleşince Anbarala'daki diğer çocuklarını, akraba ve komşularını da boş topraklara davet etmiş, birçoğu davete uyarak Efteni'ye gelmiş ve Hacı Memed Ali Çelebi Efendi tarafından kurulan bu köye aşağıdaki Ceneviz Hamamı'na izafeten Hamamüstü adı verilmiştir. Burada tarım, hayvancılık, arıcılık, avcılık ve balıkçılığı uğraş edinen Gürcüler kendilerine 10-15 km'den yakın olmayan yerleşim birimlerinde Çerkesler, Abazalar ve yerli Türklerle karşılaşmışlardır. Burada yaşayan birkaç Ermeni aile bir süre sonra bölgeyi terk etmiş, diğerleri dil ve kültür farklılıklarına rağmen, zaman içinde Ordu, Trabzon ve Giresun göçmenleri de alarak, başlangıçtaki sürtüşmeleri aşıp uyumlu yaşamaya başlamışlardır.

DİL
Efteni Gürcüleri Gürcüceyi Acara diyalektiyle konuşurlar. Bugünkü dilde Türkçe kelimelerin Gürcü dil yapısına uydurularak kullanıldığı görülür (Türkçe "kök" kelimesinden amokokva  = kökünden sökmek). Gürcüce kelimelerin de Türkçe’ye uydurulmaya çalışıldığı gözlenir (Modisana  = gelsene). Megrelceye özgü kelimelere de çokça rastlanır (burdğa = tüy). Öte yandan, çağdaş Gürcüce’yle ağız farklılıklarına rastlanır (makaki - ; çağdaş Gürcücede bakaki - bayayi = kurbağa). Efteni Gürcülerinin dilinde, Gürcüstan Gürcüce’sinden olmayan kelimeler de bulunur (çasavleti = batı). Karşılaştığımız bazı kelimeler çağdaş Gürcüce’de farklı anlamlarda kullanılmaktadır (maperva -  = başarmak; çağdaş Gürcüce’de okşamak). Gürcüstan Gürcüce’sinde zamanla anlam değişikliğine uğramış olan kelimelerin Efteni'de asıl anlamında kullanıldığı görülür (mokda = öldü; çağdaş Gürcüce’de [mokvda] neredeyse "geberdi" anlamında). Zamanla anlam yüklenen kelimeler de vardır (dasahlda  = evlendi).


GELENEK VE GÖRENEK
DOĞUM. Doğan çocuk kız ise "papa" , erkekse pilav yapılır ve ziyarete gelen konuklara mutlaka ikram edilir. Çocuğun adını, hayattaki en büyük dede koyar. Çocuğu görmeye gelenler ocakta yanan ateşin önüne gelir ve silkelenir. Çocuk kırk günlük olmadan iki lohusa karşılaşırsa üzerlerinde taşıdıkları iğneleri takas ederler. Lohusanın ziyaretine yeni bir gelin gelirse, iki kadın yine üzerlerinde taşıdığı iğneleri takas edilir. Çocuğa ilk elbisesi bir büyüğünün kullanılmış elbisesinden dikilir. Kimin elbisesinin kumaşından zıbın giyerse ona daha bağlı olacağına inanılır. Çocuk kırk günlük olana kadar saçı kesilir. İleride saçlarının kime ait olduğu sorulur. Alınan cevap çocuğun kaderinin kime benzeyeceğini gösterir.
Çocuk büyüklerin yanında anne ve baba tarafından sevilmez. Özellikle baba büyükleriyle birlikteyken çocuğuna dokunamaz. Kız çocuğu evden uzaklaştırılmaz. On iki yaş sonrası dördüncü derece kuzenlere kadar olanların dışında akraba olmayandan kaçar.
Büyüklere kesin itaat söz konusudur. Ancak büyükleri yetişkinin fikrini sormadan onun adına karar vermezler.
KIZ İSTEME. Evlenme çağına gelen kıza ya da oğlana kimle evleneceği sorulmaz. Erkek tarafı kızı beğenir. Ancak beğenilen kız annenin yönlendirmesiyle isteneceğinden anne ve oğul konuyu konuşur. Dolayısıyla evlenecek kız ve erkek genellikle birbirini beğenen kişiler olur. Kız istemeye kadınlar gitmez; amca, dayı ya da dede gider. Evin kadınları görücülere gözükmezler. İlk gidişten sonra kız tarafı büyüklerine danışacağını söyler. Sonra büyüklere ve kıza sorulur. İkinci gidişte asıl cevap alınır. Cevap olumsuz olsa da küskünlük olmaz. Kız ve erkek karşı taraftan kaçar. Üçüncü gidişte söz kesilir, kıza alınacak hediyeler saptanır. Dördüncü gidişte nişan takılır; düğün tarihi belirlenir.
DÜĞÜN. Cumartesi akşamı kına gecesine erkekler ve kadınlar birlikte katılır. O akşam, kız evinin kapı komşusu olsa bile herkes gelin evinde kalır. Erkek tarafından giden insan sayısının iki katı kadar insan hizmet etmek için görevlendirilir. Önemli kişiler kız ve erkek etrafında bulunur.
Gelin alma sırasında kız evinin kapısı kilitlenir ve tüm konuklar içeride kilitli kalır. Bu, armağan istemek için yapılır. Gelin odasından babası ya da erkek kardeşi tarafından çıkarılır. Çeyiz sandığına yengelerden biri oturur. Erkek kardeş sandığı sahiplenir. Kaynata gelini sandığı üzerine üç kez oturtur ve kaldırır. Konuklara şeker ve para serpilir. Para verilerek sandık alınır. Erkek tarafın evden çıkmasından sonra, gelini erkek kardeşi dışarı çıkarır ve ata bindirir.
Çeyiz öküzlerin çektiği arabalara yerleştirilir. Düğün alayı yola çıkarken müjdeci erkek evine doğru hareket eder. Yol boyunca danslar yapılır (Efteni yöresinde "Gandagan", "Deli Horoni", "Cilvelo", "Vahahey", "Varayda" adı verilen danslar yaygındır). Erkek evine yaklaşırken bir grup ""Hey, hey, hey, vay vahahey" derken bir grup da "Vahahey" diye karşılık verir.
Kız tarafı düğün alayını durdurur ve erkek tarafına yol süpürtülür. Damat evinin önüne kilim serilir, şerbet istenir. Gelin içeriye alınırken üzerine bir örtü örtülür. Kaynana kapı önüne bir tabak koyar, gelin su dolu tası devirir. Gelinin eline yağ verilir. Bu ocağın içine sürmesi içindir. Kapı önüne gelinin koparması için bir ip gerilir. Yatak odasının bir bölümüne çivilerle tutturulan bir perde asılır; gelin buraya getirilir.
Dışarıda kız tarafı yemek yerken her istenenin karşılanması zorunludur. Yemek sonrasında damat çıkarılır. Damadın çıplak olduğu söylenir ve kız tarafının getirdiği giysiler verilir. Sonra gelinin olduğu odaya sokulur. Perde açılır ve damat gelinin başına üç kez elini koyar. Damat ve gelin birer kez birbirinin ayaklarına basarlar. Gelinin duvağı erkek kardeşi tarafından bıçakla açılır.
Düğün gecesinin sabahı gelinin babası ya da erkek kardeşi, ipek elekten geçirilen undan yapılan bir tür çörek olan "kada" ile damat evine gelir. Kahvaltı yapılır ve yeni evliler davet edilir. Damat ve arkadaşları, mızıka eşliğinde kayınpederin evine gider ve kaynanasını davet eder.
Bir hafta sonra kaynana arkadaşlarıyla yeni evlilerin evine gider. Kurulan yer sofrasını damadın tek elle kaldırması istenir, ardından kaşıklar bırakılır ve bahşiş verilir. Yeni gelin erkek kardeşi tarafından baba evine götürülür ve burada birkaç gün kalır. Daha sonra kaynata gelini almaya gider ve bundan sonra gelin-damadın birlikte gelip gidişleri başlar.
Gelin evde kaynana ve kaynatasına hizmet etmek zorundadır. Sofra kurulunca leğen ve ibrikle ellerini yıkatır, havlu verir. Yemek boyunca ayakta bekler.
ANLAŞMAZLIK ÇÖZÜMLERİ. Anlaşmazlıklar sülale ileri gelenlerinin oluşturduğu mecliste çözülür. Meclise girebilmek için yaş önemli değildir. Esas alınan, kişinin kendini topluluğa kabul ettirmiş olmasıdır. Mecliste alınan kararlara kesin olarak uyulur.
SUÇLUYA KARŞI TAVIR. Suç öğrenildikten sonra suçluya soğuk durulur ve meclisin alacağı karar beklenir. Suç onaylanmışsa suçluya karşı takınılacak tavır da belirlenmiş demektir. Kan davalarında suçlu olan kişi kendiliğinden köyü terk eder. Adam öldürmenin gerekçesi mutlaka büyük olmalıdır. Öldürmek gerekliyse karşı taraf suskun kalır. Ancak günümüzde bu tür olaylara rastlanmaz. En sık karşılaşılan suçlar kız kaçırma ve kız çekmedir  -kız kaldırma-. Günümüzde rastlanmasa da kaçan kızla genelde barışılmaz, çekilen kız ise kendini korur ve geri alınır. Başlık parası uygulaması olmamasına karşın, buna rastlandığı da olur.
AİLE. Evde kadının etkisi görülür. Nitekim kadın her yerde erkekle birlikte çalışır. Dışarıyla ilgili kararları erkek kadına danışarak alır. Mirasta kadın erkekle eşit pay alacağı gibi İslam hükümlerine uyulduğu da gözlenir. Dördüncü dereceye kadar kuzenlerle evlenilmez.

GİYİM
Giyimde en çok kadın kıyafetleri dikkati çeker. Köy dışına çıkılmadığı takdirde göze çarpan iki tür kıyafet kullanılır. Bunlardan ilkinde başa kudi  adı verilen fes üzerine laçaki ) diye adlandırılan yazma örtülür. Laçaki omuzlara kadar indirilerek saçlar kapatılır. Laçaki üzerine başka bir laçaki bağlanır. Alnı tavsakideli  olarak adlandırılan beşibiryerde kaplar. Boyun kısmında sakisuri  -yaka-, boyunda kisersakideli  -kolye- göze çarpar. Çeketa'nın -kolsuz yelek- altına perangi  -gömlek- giyilir. Perangi sedepe'lerle  -düğme- iliklenirken çeketa ip geçmelidir. Süsleme yalnız çeketadadır ve çoğunlukla geometrik motiflere rastlanır. Beldeki tzelsartkeli  -kuşak- uçeteği  tuttururken sol kısmında uçları sarkıtılır. Uçeteğin altına şalvari  -şalvar- giyilir. Ayakta kalamani -çarık- vardır. Kolda klavsakideli  -bilezik-, kulakta kursakideli  -küpe- yer alır.  Giysilerde kesinlikle cep bulunmaz, bu işlevi kuşakta bulunan kese görür. Renk seçiminde pastel renkler tercih edilir. Pembe, bej ve gri daha yaygın renklerdir.
Bir başka kıyafet ise, "gömlek" olarak adlandırılan ve bir bütün olarak omuzdan ayaklara kadar uzanan elbisedir. Belden alt kısmı üçetek biçimindedir. Üzerine yelek giyilir. Başlık ve ayakkabı yukarıdaki örnekte olduğu gibidir. Kadınlar köyden dışarı çıkarken üzerlerine çerçabi  alırlar.
Erkekler ağı fazla düşük olmayan şalvar giyerler. Bu şalvar paçalara doğru daralır ve düğmelidir. Baştaki hapaği  -kalpak-, kabalaği  -kabalak- bulunabileceği gibi, fesin üzerinin atkı ile sarılıp bir ucunun sol tarafa salınmasıyla oluşan mokoçvilihimandila  yer alabilir. Gömleğin üzerine çoha -ceket- giyilir. Bele kuşak sarılır.

FOLKLOR
Yazılı gelenekten uzak kalan Gürcülerin sözlü edebiyat gelenekleri giderek kaybolmaktadır. Buna rağmen günümüze dualar, atasözleri, masallar ulaşmıştır.
KÖY DUALARI.Nazar, ağrı gibi çeşitli konularda şifa vereceğine inanılan dualar yaygındır. Aşağıda bir nazar duası ve bütün ağrılara iyi geldiğine inanılan bir ağrı duası örnek olarak verilmiştir.

 (Nazar Duası)
 (Tüm Ağrılar İçin Dua)
ATASÖZLERİ - DEYİMLER. Pek çok atasözü ve deyim günümüze ulaşmıştır.
(Kendini öven hıyar değerinde / Kendini övmeyen şehir değerindedir)
(Sincapın nese var ki kuzguna versin)
 (Kuzgun yukarıda beyaz yumurta bırakırım demiş)
 (Diş köpeği ısırmaz)
 (İdim senin çağında / Benim çağıma gelirsin)
(Köpekler olmas / Domuzlar sizi yer)
(Kendi eşeğine bindi)
Tekerlemeler. Efteni Gürcüleri üzerine yaptığımız çalışmada birkaç tekerleme vermeyi de uygun buldum.
BİLMECELER. Efteni Gürcüleri arasında yaygın olan iki de bilmece aktaracağım.
ŞARKI. Efteni Gürcülerin kısmen hatırlanan pek çok şarkı ve şiir vardır. Bunlardan bir aşk olduğu söylenen,  ancak sözleri ele alındığında olasılıkla "atavatan" için söylendiği anlaşılan (Beyaz Taş) adlı şarkı dikkat çekicidir.

BEYAZ TAŞ
Sen karşıda ben beride
Aramızda deniz dönüyor
Benim yanık gönlüm
Yine sana dönüyor

Beyaz taş derede
Uzanıp alamadım
Kalbimin parıltısı
Nereye gitsem orada

FIKRALAR. Efteni Gürcülerinde, genelikle Zeganililer ile Acaralılar üzerine fıkra anlatılır.

KURBAĞA Bir Acaralı Zeganiliye konuk olmuş. Yemekte önüne gelen tabakta kurbağa görünce şaşkınlıktan dona kalmış. Durumu fark eden Zeganili şöyle demiş: "Kusura bakma kardeşim, bu yıl çok az yağmur yağdığı için sana ancak bir kurbağa ikram edebildim."
BANILSIN VE BİTMESİNEşeğine peynir yükleyen Zeganili Batumi'ye satmaya götürürken yolda Acaralı tarafından durdurulmuş. Acaralı silahını doğrultup yükün ne olduğunu sormuş. Batumi'ye satmaya yoğurt götürdüğünü söyleyen Zeganili'nin tulumuları açmasını istemiş. Peynir kalıplarını görünce şaşkınlık içinde bu nasıl yoğurt, bu nasıl yenir diye sormuş. Zeganili yollum azığından koca bir ekmek çıkarıp banacaksınız beyim demiş. Acaralı koca ekmeği peynir kalıplarına bana bana yiyip doymuş. Zeganili malından zayiat vermeden yoluna devam ederken Acaralı midesini şişirmiş olarak bir ağacın gölgesine oturmuş; "Ne yoğrut ama, banılsın ve bitmesin" diyormuş.

1) Bu duada Gürcüstan'da Hıristiyan azizlerinden Tzminda Giorgi'nin  adının, Tzvinda Giorgi  biçimde de olsa geçmesi ilginçtir. 
Logged
cavuismail'adlı üyenin imzası
FINDIĞIN BAŞKENTİ, KİRAZ'IN ANAVATANI, YEŞİLLE MAVİNİN BİRLEŞTİĞİ, KARADENİZİN TEK ADASI, ATATÜRK'ÜN MUHAFIZ ALAY KOMUTANI TOPAL OSMAN'IN MEMLEKETİ -GİRESUN -
Giresunform Mod
Site Polisi
*****
Offline

Konular: 2,328


View Profile
Re: Ambaralan Köyü Genel Bilgi
« Posted on: 11 Şubat 2012, 08:22:57 »

 
      uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.

giris  kayit
Logged
11 Nisan 2009, 02:58:12
cavuismail
Kahraman Üye
*

     Üye No : 3
     Yaş : 46
     Cinsiyet : Bay
     Nerden : İSTANBUL
     Konu : 321
     Mesaj : 1,272
Karma +150/-11


Üyenin Mesajı:
ANBARALAN KÖYÜ HEMMÝYE MEDRESESÝ 


GÝRESUN YÖRESÝNDE OSMANLI EÐÝTÝM KURUMLARI - 13

A-Medreseler ve Diðer Eðitim Kurumlarý
3-Giresun Kýrsalýnda/Ardalanýnda Medreseler

Keþap nahiyesinde bulunan medreselerden birkaçýnýn ismini tespit edilebildik. Bunlardan biri Paye köyünde 1908'de açýldýðý anlaþýlan on bir odalý Tahsiliye Medresesidir. Müderrisliðine Yaðmurca köyünden Mürsel Efendinin getirildiði medrese ile ilgili þer'iyye sicilinde “...müceddeden bina ve inþaa eylediðimiz 11 odayý hâvi tahsiliye namýyla olan bir bab medrese..” ifadesinden de anlaþýlacaðý gibi burasý Osmanlýnýn son yýllarýnda yapýlmýþtýr. Bu arada halkýn söz ettiði Kalecik/Hisarüstü medresesi hakkýnda henüz bir arþiv materyaline rastlama þansýmýz olmamýþtýr.
Osmanlý döneminde Keþap nahiyesine baðlý olan, þimdi  Dereli ilçesinin Anbaralan köyünde ise yine on iki odalý Hemmiye (veya Hamidiye) adlý bir medresenin faal durumda olduðu anlaþýlmaktadýr. Bu medresenin yapýlýþ tarihi, Batum Muhacirlerinden ve yörenin ileri gelen ailesi Harboðullarýndan Aliþan oðlu Murat'ýn vakfettiði nakit ile ilgili kadý sicilinden 1902 olarak tahmin edilmektedir. Bahsi geçen medresede Batum muhacirlerinden Ambaralanlý Çelebioðlu Mehmet Efendi müderrislik yapmýþtýr. Yine þer'iyye mahkemesi kayýtlarýnda Keþap nahiyesine baðlý dokuz odalý Kabaköy medresesinden ve bu medreseye mütevelli olarak da Molla Osman bin Mustafa adlý kiþinin tayininden söz edilmektedir. Espiye pazarýnda bilinen ilk medrese ise 1878 tarihlidir.  Giresun kazasýna baðlý köylerden Çandýrçalýþ köyünde on bir odalý medresenin müderrisliðine 1903'de köy halkýndan olan Halil oðlu Þükrü Efendi getirilmiþtir. Hamidiye köyünde bulunan on üç oda ve bir salonu bulunan medresenin müderrisliðine Halil Efendi; Ülper köyünde bulunan Çavuþoðlu Medresesi müderrisliðine, Hafýz Mehmet Efendi; Kaba köydeki dokuz odalý medresenin müderrisliðine ise 1883'de Hasan Efendinin getirildiði  anlaþýlmaktadýr.
Ülper köyündeki medrese hakkýnda Giresun kazasýna ait vakýf kayýtlarýný ihtiva eden Vakýflar Genel Müdürlüðü Kültür ve Tescil Daire Baþkanlýðý Vakýf Kayýtlarý Arþivinde önemli bilgiler bulunmaktadýr. Osmanlý idaresinin hakim olduðu uzun zaman diliminde Kýrýk nahiyesinde iki önemli merkezde medrese eðitiminin yoðunlaþtýðýndan söz edilebilir. Bu merkezlerden biri Kýzýltaþ köyü diðeri ise þimdi Yavuzkemal belde merkezinin kurulduðu mekandýr. Kýzýltaþ köyündeki medrese eðitiminin, Türk iskaný kadar eski olduðunu, yani 1350'li yýllara kadar indiðini, Hacý Ýyas vakfýna ait vakfiye senedinde müderris Mehmet Þeyh adýnýn geçmiþ olmasýna bakarak söylemek mümkündür. XV. asrýn ikinci yarýsýna ait vergi kayýtlarý bu noktayý biraz daha açýklamaktadýr. Nitekim 1455 tarihli vergi kaydýnda geçen “Karye-i Kaþukçualan tabi-i Kýzýltaþ, vakf-ý evlad-ý Savcý Daniþmend, mezkurlar evâilden muaflardýr 8 nefer” denilmektedir. Bu ifadenin altýnda söz konusu olan kiþilerin adlarý ile unvanlarý birlikte anýlmaktadýr:”Mahmut Fakih veled-i Sýddýk, Ýsmail Fakih birader-i mezkur Mahmut Fakih, Ali Fakih veled-i Halil Fakih...”

Logged
cavuismail'adlı üyenin imzası
FINDIĞIN BAŞKENTİ, KİRAZ'IN ANAVATANI, YEŞİLLE MAVİNİN BİRLEŞTİĞİ, KARADENİZİN TEK ADASI, ATATÜRK'ÜN MUHAFIZ ALAY KOMUTANI TOPAL OSMAN'IN MEMLEKETİ -GİRESUN -
Sayfa: [1]
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadı Say Bu Konuyu Gönder Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

+ Hızlı Cevap

KalınİtalikAltını ÇizÜstü Çizgili|Işıldayan YazıGölgeli YazıKayan Yazı|Formatlı YazıSola DayalıOrtalanmışSağa Dayalı|Yatay Çizgi|Yazı Tipi BüyüklüğüYazı Tipi
Resim EkleSite Adresi EkleE-Posta Adresi EkleFTP Adresi Ekle|Tablo EkleTabloya Satır EkleTabloya Sütun Ekle|Üst YazıAlt YazıDaktilo tarzı yazı|Kod EkleAlıntı Ekle|Liste EkleBilgi Kutusu Ekle
agla blush bunepeki bys cicek dancing dost hihi huhu kiki lütfen morgöz sicak sleep suss thankyou yasa yimaa biy


Bu site en iyi 1024x768 ebatlarında ve Mozilla Firefox Edinin tarayıcısı ile gözlemlenir!

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2011, Simple Machines XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!